jacques villeneuve   

adana çık aradan

  1. 1997 de schumi ile girdiği düellodan schumiyi delirterek galip çıkınca gönlümüzde taht kuran, ancak daha sonra beklediğimiz başarıları gösteremeyen (ki bar gibi bir takıma gitmesinin de büyük payı vardır) f1 pilotu
    (chema, 02.03.2004 19:29)
  2. f1 in gördüğüm fiyat/performans oranı en düşük pilotu
    (jedi adept, 04.03.2004 08:13)
  3. babasını (bkz. gilles villeneuve) yarışta kaybeden, ilk katıldığı yarışta (bkz. avustralya 1996 gp) pole pozisyonunu ve en hızlı tur zamanını elde eden kanadalı büyük yetenek. 1996 sezonunu takım arkadaşı damon hill in arkasında 2. olarak tamamlamıştır. 1997 yılında ise şampiyonluğa ulaşmıştır. bir an önce traction kontrol ünde kalkmasıyla f1 e geri dönmesini beklediğim karizma kişi.
    (khan, 10.03.2004 19:45)
  4. kariyerini tavana vurdurmak yerine para peşinden koşan, bu nedenle rezil olan insanlara iyi bir örnektir
    (rasputin, 10.03.2004 19:49)
  5. damon hill'den sonra, williams renault pilotuyken f1 şampiyonu olan kanadalı pilot
    (nienna, 30.04.2004 13:12)
  6. altında düzgün bir araba olunca hala eşşek gibi hızlı olan, ancak her ne hikmetse yağmurda fena halde sıçan bir pilotumuzdur. bu durumun 97 sezonunda tifosilerin yağmur dualarına çıkmalarına sebep olduğu bilinmektedir. bir de azıcık asabidir kendisi. kızınca daha da hızlanmaktadır. öyle yani.
    (telperion, 08.09.2004 08:11 ~ 08:12)
  7. saçları dökülmeye yüz tutmuş,yuvarlak gözlüklü, asabi,babasından aldığı şey,sahte bir ün değil de saf yetenek olan f-1 pilotu.bara geçiş kararı belki cebini doldurdu ama, son yıllarda yaşanan zevksiz yarışlara,iyi bir takımdaki jacques villeneuve merhem olabilirdi.kendini kurtardı,bizi yaktı.
    (bkz. tavşan dağa küsmüş,dağın haberi olmamış)
    (lahoooov, 08.09.2004 10:02)
  8. trulli'nin renault'tan ayrılmasının ardından renault'a geçen ve ilk kez çin'de yarışarak 11. olan eski kulağı kesiklerden f1 pilotu.
    (aqua, 26.09.2004 18:56 ~ 18:59)
  9. takımdan takıma gezerken, 2005 sezonu için sauber petronas'ta karar kılan f1 pilotu.
    (aqua, 04.03.2005 21:16)
  10. eski günleri özleten f1 pilotu. son 5 yarışında (üçü renault'da ikisi sauber'de) hayranlarını hayal kırıklığına uğratmıştır. resmi sitesinde yaptığı açıklamalara göre bu yarışların çoğunda mekanik sorunlar yaşamıştır ya da hava olayları performansını etkilemiştir. (bkz: 2004 çin gp) bu durumun devam etmesi durumunda kariyerini iyice berbat etmeden f1'den çekilmesi onun için iyi olacaktır.. bizleri de daha fazla üzmemiş olur. internet sitesi için:
    (bkz: www.jv-world.com)
    (sta, 21.03.2005 03:46 ~ 04.04.2005 19:17)
  11. son yarışında uzun bir aradan sonra ilk puanını alacakken david coulthard'ın arkadan çarpması sonucu suspansiyonu hasar görmüş ve yarışın bitmesine 3 tur kala yarış dışı kalmıştır..
    olaydan sonra coulthard pist dışında yakın arkadaşı olan villeneuve'den özür dilemiştir ama olan villeneuve'ün bir puanına olmuştur.. hatta yüzsüzlüğün dibine vuran coulthard villeneuve'nin uçağıyla evine dönmüştür..

    (bkz: 2005 bahreyn gp)
    (sta, 04.04.2005 19:25)
  12. formula 1'de 1997 sezonunda şampiyon olmuş kanadalı pilot. babası gilles villeneuve'ün izinden gidip formula 1'e 1996 yılında katılmıştır. 1990'ların başında williams-renault işbirliğinin kaymağını yiyen en son pilottur diyebiliriz.

    kariyerinin ilk kısımlarında avrupa ve japonya'da f3 serilerinde yarışsa da ilk başarısını amerika kıtasına döndüğünde yaşamıştır. belki de amerika'daki motorsporları anlayışı (oval pistler, teknik yerine güç, vs.) ona daha uygun gelmiştir ve daha ilk sezonunda dikkatleri üzerine çektikten sonra 1995 sezonunda irl şampiyonu olmuştur. tabi ki kısa zamanda gelen bu başarı ve babasının ünü onun değerini bir anda arttırmıştır.

    williams takımı büyük bir cesaret göstererek villeneuve'ü 1996 sezonunda kadrosuna almıştır ve bir bakıma sadece yeteneğinden değil, ününden ve de liderliğinden faydalanmak istemiştir. o sırada michael schumacher'in zayıf ferrari'ye transfer olması nedeniyle benetton takımı büyük güç kaybedince potansiyel olarak williams renault'nun yanına yaklaşabilecek bir takım kalmamıştır, rakiplerinden mühendislik olarak birkaç yıl ileridedirler.

    1996 sezonu başında zaten bilinmektedir ki şampiyonluk mücadelesi iki williams pilotu damon hill ve jacques villeneuve arasında geçecektir. tabi ki damon hill çok daha tecrübelidir ama villeneuve'ün performansı da büyük bir merakla beklenmektedir. daha ilk yarışta pole pozisyonunu alıp, yarışta da en hızlı turu atan villeneuve böylece ilk adımında formula 1 tarihine geçmiştir. o sezon içinde 4 yarış kazanarak ilk sezonunda en başarılı olan pilot ünvanını da rahatlıkla elde etmiştir. şampiyonluk mücadelesinde de hill'i son ana kadar zorlayarak ilerisi için umut verir. burada dikkati çeken nokta hill'in otomobille daha iyi birleşerek, daha kusursuz ve daha güvenilir (daha hızlı veya daha teknik demiyorum) bir pilotaj sergilemesidir.

    hill, şampiyonluğun ardından kariyerinin son sezonlarını başka takımlarda geçirmek üzere kendi yoluna giderken 1997 sezonunda villeneuve'ün takım arkadaşlığına heinz-harald frentzen getirilir. michael schumacher ise bir yıl içinde ferrari'yi toparlamış ve williams'a bir rakip haline getirmiştir.

    bu şartlar altında villeneuve'ün kariyerinin en kaydadeğer sezonu başlar ve seyirciler son on yıl içindeki en zevkli sezona (bence) tanıklık ederler. her konuda ferrari'den daha üstün otomobile sahip villeneuve ve karşısında bir bakıma imkansızı deneyen schumi. sezon ilerledikçe gerilim oldukça yükselir, acaip heyecanlı yarışlar olur, dengeler devamlı değişir, binbir türlü pist içi ve dışı taktik uygulanır. son yarışa schumi 1 puan önde girer ve yarışın ortasına kadar da liderdir ancak villeneuve'ün kendisini geçeceğini anlayınca o ünlü hareketi yapar ve villeneuve'e bilerek çarpar, ama yarış dışı kalan kendisi olur. sadece bu hareket bile sezondaki gerilimin ne kadar yüksek olduğunu açıklamaya yeter. nihayet villeneuve şampiyon olmuştur ve özellikle schumi'yle mücadelesinden galip çıkması değerini katlamıştır.

    1997 sonunda renault formula 1'den çekilir ve williams doğal olarak gücünün büyük bir kısmını yitirir, ki zaten formula 1'de herhangi bir takımın üstün olduğu dönem fazla sürmemektedir. üçüncü sezonunda standart bir otomobil kullanmak zorunda kalan villeneuve açıkçası bir varlık gösteremez.

    1998 sezonu sonunda değeri henüz yüksekken bar takımına transfer olur ki, takım yeni kurulmaktadır ve tabiri caizse tribünlere oynamaktadırlar. her fırsatta şov yapmaya çalışan, ortaya gereksiz para saçan bir takım görüntüsü verirler ve en çok istedikleri şey de yıldız bir pilottur. villeneuve'ün menajeri de bu fırsatı kaçırmaz ve çok değerli bir kontrat imzalanır.

    villeneuve'ün bar takımındaki 5 sezonundan akılda kalacak fazla bir şey yoktur. ne takım arkadaşlarına büyük üstünlük kurmuştur ne de elinde iyi olmayan bir otomobil olduğunda schumi'nin yapabileceği katkıyı sağlamıştır. ancak bar takımının villeneuve'den daha önemli sorunları vardır, kendi içlerinde neden başarılı olamadıklarını sorgularlar. 2002 sezonunda honda'yla başlattıkları işbirliği sonucunda japonlardan bir nebze olsun disiplin öğrenirler ve takım içi sorunları halletmeye başlayığ mantıklı kararlar verirler.

    2003 sezonunda bar takımı jenson button'ı kadrosuna alır ve özellikle sezonun ikinci yarısında button, villeneuve'ün aslında ne kadar yetersiz olduğunu gözler önüne serer. zaten bir süredir villeneuve'den ve onun ağır kontratından kurtulmak isteyen bar yönetimi sezonun son yarışında onun yerine takuma sato'ya otomobili devrederek villeneuve'ü adeta kovar.

    bu geçen yıllar içinde villeneuve'ün değeri o kadar azalmıştır ki 2004 sezonu için ona adam gibi bir talip çıkmaz. hani tecrübesinden faydalanmak bile yeterli bir sebep olmamıştır. sezonun sonuna doğru renault takımında bir pilot ihtiyacı oluşur ve villeneuve'ün f1'e geri dönüşü için bir fırsat doğar.

    sezonun son birkaç yarışında fernando alonso'yla aynı takımda yarışıp onunla karşılaştırılacak olan villeneuve'ü zor günler bekliyordur. çünkü hem otomobili tanımak konusunda alonso'nun çok büyük bir avantajı vardır hem de alonso yeni neslin en iyilerinden biri olarak görülmektedir zaten. üzücü bir şekilde villeneuve, bu son yarışlarda alonso'dan tur başına 1-1.5 saniye fark yer ve adeta dağılır.

    2005 sezonunda sauber'e geçer ve durum burada da çok farklı değildir. sezon ilerledikçe 1-2 yarışta puan alıp, göze çarpan performanslar gösterse de takım arkadaşı genç felipe massa'yı geride bırakamaz.

    2005 sezonu içinde sauber villeneuve'den kurtulmak ister ama kontrat nedeniyle bunu başaramaz. hatta yine o kontrat nedeniyle 2006 sezonunda takımı bmw satın almasına rağmen onlar da villeneuve'den kurtulamamış ve yeni sezonda bir otomobili ona mecburiyetten vermiştir.

    özellikle bir yıl ara verdikten sonra gelen büyük başarısızlıklardan sonra villeneuve sürekli otomobillerdeki elektronik sistemlerden şikayet etmiş ve buna benzer bir sürü bahane türetmiştir. bir bakıma eski, elektroniksiz otomobiller olsa ben çok daha iyi olurdum demeye çalışmıştır.

    bir diğer dikkat çeken nokta da williams'tan kendi isteğiyle ayrılmasının ardından her katıldığı takımın kendisininden kurtulmak istemesidir.


    jacques villeneuve üç konuda formula 1'de tipik örnek olarak gösterilebilecek bir pilottur:

    1) formula 1'deki taraftar kitlesinin büyük bir çoğunluğunun schumi'yi sevenler ve ondan nefret edenler olmak üzere ikiye ayrıldığının bir göstergesidir. schumi'yle rekabet içinde olduğu o başarı yıllarında villeneuve'ü destekleyen büyük taraftar topluluğundan günümüzde yine bir kısım kalmıştır ki onları ayrı bir yere koyalım. geri kalanı önce mika hakkinen, sonra juan-pablo montoya, sonra kimi raikkonen, sonra (belki de) fernando alonso taraftarı olarak karşımıza çıkmıştır. bu pilotların tek ortak yönü schumi'yle dönem dönem rekabet içine girmeleridir ve bu gözlem sadece ülkemizde değil dünya genelinde geçerlidir.

    2) formula 1'de tesadüfen veya bilinçli olarak rakiplerinden çok daha iyi bir otomobil bulup onun sayesinde başarılı olarak ün kazanan pilotlara örnektir. gerçi bu fırsatı sadece iki sezon boyunca kullanmıştır ama hanesine bir şampiyonluk yazdırmıştır. buna benzer bir şekilde david coulthard da çok özel bir yetenek olmamasına rağmen kariyerinin büyük bir bölümünü şampiyonluğa yarışan takımlarda geçirmiştir. yine bir tesadüftür ki bu iki pilot çok yakın arkadaştır.

    3) amerika kıtasında başarılı olup formula 1'e gelen ve beklentileri karşılayamayan pilotlara bir örnektir. çünkü amerika'daki motorsporları anlayışı yeteneğe pek bakmamaktadır, orada her şey eğlence içindir. yağmurlu günlerde yarışların yapılmaması gibi bir mantığa kadar varır bu fark ki bir pilotun kendini en çok geliştirdiği, yeteneğini en çok belli ettiği ortamlar olan ıslak pistlerden mahrum kalmışlardır. amerikan serilerinde başarılı olduğu için formula 1'e girme şansı verilen diğer örneklerde de (alex zanardi, juan pablo montoya) aynı sorun görülmektedir. bunun tam tersini düşündüğümüzde formula 1'de başarısız olduğu için amerika'ya gidenlerin çoğu bir anda orada şampiyonluk adayı olmuştur.

    kısa bir özet yapacak olursak jacques villeneuve 1997 sezonunda şampiyon olarak kendisini formula 1'in saygı duyulan pilotları arasına doğal olarak sokmuştur ama bunu ne kadar hak ettiği tartışılır. motorsporları öyle karışık bir şeydir ki yeteneği, başarıyı direkt olarak göremezsiniz. futbol ve basketbol gibi sporlarda oyuncuyu sahaya koyduğunuzda her hareketiyle onun hakkında bir şeyler öğrenir, yeteneği veya başarısı hakkında çok gerçekçi yorumlar yapabilirsiniz. buna karşılık motorsporlarında en iyi analizler bile sonuç olarak göreceli yorumlar ve tahminler verir.

    formula 1'de bir pilotu değerlendirmek için en çok kullanılan ve en doğru sonuçları veren yöntem takım arkadaşıyla kıyaslamaktır. villeneuve'ün karşısına hiçbir zaman en iyilerden pilotlar takım arkadaşı olarak çıkmamıştır ve orta sınıf pilotlara karşı bile belirgin bir üstünlük kuramamıştır.

    bunun yanında formula 1'in en zevkli mücadelelerinden birinde rol oynadığı için hep hatırlanacaktır.
    (schumaster, 27.04.2006 23:00 ~ 28.04.2006 01:48)
  13. bu haftasonu gerçekleştirilecek kanada grand prixi öncesiaccepterais-tu? isimli single'ının tanıtımını yapmayı ihmal etmeyecek olan formula 1 yiğidi ve popstar adayı.
    (ben bilmem beyim bilir, 21.06.2006 20:26)
  14. okunuşu çok zor olmamasına rağmen yazılışı insanı kahreden pilottur..renault takımıyla şampiyonluk gördükten sonra değişik takımlarda muvaffakiyet aramış fakat muvaffak olamamıştır.
    (profesore, 10.04.2007 05:37)
  15. son dönemdeki pilotlar arasından, schumi bile onun kadar karizmatik olmayı başaramamıştır. gözü karalığı çok defa sevenlerinden alkış almıştır. özlüyoruz kendisini...
    (red dragon, 18.10.2007 12:03)