lost adlı dizideki doktorumuz ve mükembel insanımızdır kendisi. ayrıca locke ile popülerlik konusunda yarışır. rahatlıkla matthew fox'a en iyi oturan rol diyebilirim.
lost'un esas oğlanı, gral şahsiyet. hem yakışıklı hem kaslı hem de doktor olan bu şahıs lost köyünün medarı iftiharıdır, gözbebeedir.
olumlu özellikleri: herkese yardım etmesi, karizmatik olması, halkı iyi idare edebilmesi falan falan.
olumsuz özellikleri: çok sulugöz, en küçük detayda gözler kızarıyor hoş değil, delikanlı adam ağlamaz, ağlasa da başkasına göstermez. bir de kafasının süspansiyon sisteminde bi sorun var sanırım. sürekli hareket halinde kafa, hiç sabit değil anlayamadım. kazada oluştu diyecem ama yok flashbacklerde de sallanıyor, durmuyor hiç. garip
3. sezon ilk bölümde izlediğimiz kadarıyla adaya düşmeden hayatı kayan şahsiyet.
ayrıca o kadar bölüm oldu kate'in kendisine olan ilgisine kayıtsız kaldı.ah be jack'im, liderim, canım ciğerim.gör bak yakında kaptıracan gül gibi kızı.benden söylemesi oğlum.
devamlı telaş içerisinde olan hiperaktif bir adamdır.devamlı bir nefes nefese halinde olmalar, her yardıma muhtacın yanına koşturmalar falan.çok gıcıktır kendisi.sawyer gibi delikanlı bir kardeşimiz dururken eğer kate bu gıcık iyilik timsaliyle duygusal bir ilişkiye girmeyi seçerse yazık olur diye düşünmekteyim şahsen.
kriz yöneticisi. dizinin en kahraman karakteri. çocukluğunda biraz ezik büyümüş sanırım sürekli lider olmak zorunda hissediyor kendini. olmadığında veya başkası haklı çıktığında sinirleniyor geriliyor kabullenmiyor. ama mutlaka iyi bir insan olmak için içten içe yemin etmiş kahraman. sanki en ufak yanlışında boşuna yaşamışım ben bu kadar yılı hiç bi işe yaramam ben diye intihar edicek karakter. yaptığı iyiliklerle ayakta duruyor gibi.
(bkz: alkışlarla yaşıyorum)
geçmiş yaşamını sıklıkla izlesekte, yinede bu adamda birşeyler var dediğim lost karakteri.
tamam eskiden de öyleydi böyleydi ama adam daha ilk bölümden lider oldu.dur ya doktorsun sen ne bu....
babasının bilmem hangi ilişkisinden bir de derek shepherd (bkz: grey's anatomy) diye kendisi gibi beyin cerrahı olan bir kardeşi olabileceğini düşündüğüm lost karakteri.*
sanıldığının aksine salak değil fakat çabuk kandırılan bir insandır. ilk başta herşeye delikanlı modunda celâllense de sonraları çabuk kandırılır, teslimiyetçidir. *
soyadı, aklıma incil'de nerede geçtiğini bilmediğim, ancak shadow of deth şarkısında tanık olduğumuz ayetleri getiren karakter;
the lord is my shepherd; i shall not want
he maketh me to lie down in green pastures
he leadeth me beside the still waters
he restoreth my soul: he leadeth me
in the paths of righteousness for his name's sake
yea, though i walk through the valley of the shadow of death
i will fear no evil: for thou art with me; thy rod and thy staff they comfort me
thou preparest a table before me in the presence of mine enemies
thou anointest my head with oil; my cup runneth over
surely goodness and mercy shall follow me all the days of my life
and i will dwell in the house of the lord for ever.
dizide bir de harun(claire'in bebeği) ve hz. musa göndermesi* bulunduğu düşünülürse, kıllanmamak elde değil.evet efendim, paranoyak oldum.
--- 3.sezonu izlemeyenler için spoiler olabilir ---
haline en çok üzüldüğüm lost karakteridir.
adaya düştükleri ilk andan itibaren deyim yerindeyse köpek gibi millete yardım etmek için çalışmıştır, kurtulan hemen herkes kendisine lider gözüyle bakmaktadır, kendinden önce diğerlerini düşünür, yeri geldiğinde arkadaşları için canını ortaya koyar, çok kolay kandırılabilmesi dışında da pek bir eksisi yoktur bu abimizin ama gelin görün ki adada işler sanıldığından biraz farklı yürümektedir.
ana lucia ile hafif kesişmişler eh galiba birşeyler olacak derken sawyer kendisinden bekleneni yapmıştır.
adadaki ilk göz bebeği kate ile ne zaman başgöz olacaklar diye beklerken sawyer üstadımız durumu 2-0 a getirmiştir.
3.sezonda tanıştığı juliet ile 3*18 de göründüğü gibi fena halde kendini kaptırmıştır, açık açık yazmaktadır, eğer sawyer bu seferde bir ibnelik yaparsa ya o eziklik psikolojisi içinde intihar edecek yada sıyırıp sawyeri vuracaktır.
birde juliet uğruna sayidle ters düşmeye başladı gözümüzden kaçmıyor, aklını başına al diyoruz.
git gide vurulası, öldürülesi gelen insan. zeus kardeşim kızacak ama feci şekilde uyuz olunanlar listesinde ilk sıralara tırmanmaktadır kendisi. bildiklerini söylemeyen bu insan evladı nedeniyle artık bıkmaya başlamışızdır. tamam ölüp de öbür dünyaya gidemeyenlerin hepsi bir şekilde bu adaya düşmekte, ve de ada ölülerin yaşamdan iplerini koparmalarını sağlayacak mekan olmaktadır ama bunu söylemeyip bizi işkencelere uğratan bu karaktere de yeter demek istiyorum artık.
dipnot: bu teori ilk kez sezonun başında olanları da mantıklı(!) şekilde açıklamaktadır. günahları olmayanlar öldü gitti öbür dünyaya. gidemeyenler ise kaldı.
burada kalanlar için de, melinda gordon'u çağırıyoruz. o çözüm bulur onlara. others'da, öldürdükleri ile aslında onlara iyilik yapmakta, bu boyuta takılıp durmalarına engel olmaktadır. dikkat ediniz, bütün ölenler ya da öldürülenler,bir amaç uğruna, iyi bir şeyler yaparak, ya da en azından bir şeyler yaparak ölüyorlar ya da yaptıktan sonra ölüyorlar.
yüzsekiz.com'da tesadüfen "spoiler" başlığını tanımlamak için verilen "jack bu bölümde ölüyor!" örneğini bir an gerçek sanmamla şuurumu kaybetmeme vesile olmuş güzel insan, can insan.
zaman zaman uyuz olunsada yinede sevilesi bi lost kahramınıdır...her şey her olay sonunda jack'e patlıyor nedense..herkesin yanında yürüyor ama herkesten farklı sonuçta..
ben: nihohoho, bak lan jack, gitti kupon..salak adam, dedim ben sana o maç banko chicago cubs'ın..dinlemedin ki..
jack: yaa, allah aşkına, iki rekat sus, çakacam ağzına şimdi..öfff!
çok üzülüyorum bu adama babasından çekmiş çekeceği kadar, evlenmiş karısı aldatmış, birde adada kate çıktı başına dengesiz. zaten hep mutsuz üzgün bir ifadesi var. yazık bu adama bunları haketmiyor o!