40 yaşında intahar eden alkolle başı dertte olan yazar , ölmeden yaklaşık 3-4 yıl önce yazdığı john barleycorn romanı içkinin yasaklanmasını destekleyenler tarafından halka dağıtılmış...
call of the wild (vahşetin çağrısı) romanı müthiş bir filme adapte edilmiş, sade fakat etkileyici üslubuyla dünya edebiyatında kendine yer bulmuş, sosyalist ingiliz yazar.
kendisi ateşli bir solcuydu, çevresindekilerde genelde fırsatçı uyanıklardı. ölümüne kadar fütursuzca adamcağızı kullandılar. hayatı boyunca parasını çevresindeki iyi gün dostlarına yedirmiştir. hemen hepsi de ona ihanet etmiştir.
ayrıca piç olduğu iddia edilmiştir. genel kanının babası olduğunu düşündüğü ve annesinin adını verdiği kişi annesini jack london'u başkasından peydahladığı gerekçesiyle doğumdan önce terketmiştir. annesi de bunun üzerine intihara kalkışmıştır ve bu da dönemin gazetelerinin 3. sayfalarında yer etmiştir.
jack london daha sonraları babası kabul edilen kişiye mektuplar yazmış ve ona da sormuştur: "siz benim babam mısınız?" her defasında da hayır cevabını almıştır.
hayatı da romanları gibi hızlı ve hareket dolu olmuştur. çoğu zaman acılar çekmiştir. irving stone yıllar sonra kendisinin biyografisini yazmıştır.
bildiğim kadarıyla alkolden değil uyuşturucudan ölmüştür. martin eden kitabında kendi yaşamını anlatır. fakat kitabın sonundan anladığım kadarıyla(söylemeyeyim ayıp olur) kendisini uyuştucuya ölmek için vermiştir.
abd li yazar.doğa-insan ilişkisini ele aldığı ve toplumsal sorunları irdelediği öykü ve romanlarıyla dünya edebiyatının önde gelen yazarlarından biri olmuştur.12 ocak 1876 da san francisco da doğdu,22 kasım 1916 da california eyaleti nin oakland kentinde öldü.asıl adı john griffith london dır.evlilik dışı bir çocuktu.soyadını annesinin,o sekiz aylıkken evlendiği kocasından aldı.çocukluğu yoksulluk içinde,küçük yaştan başlayarak çeşitli işlerde çalışarak geçti.amerikan toplumunun aşağı tabakasının insanlarını tanımasına olanak veren gazete satıcılığı,tayfalık,balıkçılık,deniz polisliği gibi işlerde çalıştı.1894 te washington a doğru yürüyüşe geçen işsizler ordusuna katıldı.kısa bir süre hapis yattı.liseye yazılıp bir yıl okuduktan sonra californiaüniversitesi nin sınavlarını kazandı.ancak öğrenciliği bi yarıyıl kadar sürdü.1898 den sonra çeşitli dergilerde öyküleri çıktı.1903 te yayınladığı call of the wind(vahşetin çağırısı) kitabıyla oldukça tanınan bir yazar oldu.artık kitaplarının geliriyle geçinebiliyordu.bu dönemden sonra yanlızca yazarlık yapmaya başladı.çeşitli üniversitelerde konferanslar vermek ve 1904 te rus-japon savaşı nda gazete muhabirliği yapmak amacıyla kısa süreli ayrılmalarının dışında oakland daki çiftliğinde yaşadı.1913 te artık amerika nın ve bir ölçüde de dunyanın en çok okunan,en çok telif ücreti alan yazarı haline gelmişti.ancak gençlik günlerinden gelen iki alışkanlığı,çok çalışmak ve aşırı içki içmek,sağlığını ve sinirlerini oldukça yıpratmıştı.en çok okunan romanlarından martin eden in kahramanının yaptığı gibi,yaşamına kendi elleriyle son verdi.
alfred santell adlı yönetmenin jack london'nun hayatını anlattığı filmin adı. dün itibariyle trt sinema ve edebiyat kuşağında gösterilmiştir. jack londonu michael o’shea canlandırmıştır.
kitapları sürükleyicidir jack london'ın. hayatı, bizzat hayatı yaşayarak öğrenmiş, dünya edebiyatının önde gelen yazarlarından biridir. ancak hem sosyalist hem de ırkçı olması, anlaşılması zor bir savı olduğunu gösteriyor.
aslında serseri, ipsiz, sapsızz, cansız, tıfıl bi adammış.. bi ara kafaya bişiyler dank edince kendini geliştirimiş elaleme kapak olacak düzeyde romanlar yazmış bi bilirkişidir... "demir ökçe" en sevidiğim romanıdır...
yapıtları yabancı dillere en çok çevrilmiş olan abdli yazarlardan biri. yaptığı onca işten sonra -istiridye çalmak, sahil koruma devriyesinde çalışmak, tayfalık hatta altın arayıcılığı vb- şansını bir de yazarlıkta denemeye karar vermiş ve iyimserlikle çalışmalarına başlamış. kısa zamanda geniş bir okur kitlesine ulaşmış. ülkenin en çok kazanan yazarı olduysa da bu paralar hiçbir zaman giderlerini karşılmaya yetmediğinden sürekli yazmaya devam etmiş. 1910 da california'da glen ellen yakınlarındaki bir çiftliğe yerleşerek yaşamının geri kalanını kurt evi (wolf house) adını verdiği evinde geçirmiş ve 40 yaşında yaşamı son bulmuş.
vahşetin çağrısı ve beyaz diş romanlarında, bir köpeğin değişimini, inanılmaz güzellikte bir dille anlatır. alın teri'ndeki öyküleri de mutlaka okunmalıdır.
asıl adı john griffith london olan jack london 1876'da san francisco'da doğdu. annesi amerikalı, babası ise irlanda'lı bir serseriydi. düzensiz bir öğrenim gördü. bir yıl koleje, bir yıl da california üniversitesi'ne devam etti. denemediği iş kalmadı. en büyük tutkusu açık denizler ve uzun yollardı. vahşetin çağırışı ile üne kavuştu. 22 kasım 1916'da intihar etti. kendi yaşamından kaynaklanan olağanüstü serüvenlerle dolu yapıtlarıyla abd'nin ve dünyanın en önemli yazarlarından biri olan, ülkemizde de birçok yapıtı yayımlanan ve çok tanınan yazardır. (1876-1916)
alıntı:www.kitapyurdu.com
1876 doğumlu, amerika'lı yazar. william henry chaney isimli bir profesörün yasadışı ilişkiden doğmuş oğlu. oakland'da büyüdü. kendi kendisini yetiştirir. uğradığı halk kütüphanesinde günde bazen 12 saat geçirmiştir. orta okulu zorlukla bitirir. fakat beş haftalık çalışma ile üniversiteye girmeyi başaracak kadar da zekidir.hayatı da kitapları gibi maceralıdır. 16 yaşında ulusal sahil güvenliğe katılır ve beş korsanın arasına silahsız dalma cesaretini gösterebilecek kadar gözüpektir. 22 yaşında alaska'daki altın avcılarının peşine takılır. 1904-1905 japon rus savaşı'nda gazeteci olarak cephenin ortasına dalar ve başarılı röportajlar yapar. bir dolu roman, kitap yazar. gazetecilik, dergi yazarlığı da yapar.
mesleği ona yılda binlerce dolar kazanacağı, rahat bir ortam sağlar. ama kendisi paylaşmayı çok seven, etrafında da çok sevilen birisidir. sofrasında her gün 10-15 kişi bulunur. kazandığı parayı aile yakınları ve dostlarına sorgusuz sualsiz verip onlarla beraber harcar.1916 kasımında içtiği morfin sülfür tabletleri ile 40 yaşındayken intiharı seçer. arkasında hiçbir intihar notu bırakmadan... cesedini yaktırıp; küllerini tepelere serptirir. geride onlarca roman, hikaye gazete ve dergi yazısı bırakır.
yaşadığı düzeni,kendi kültürü eleştiren romanlar yazan harika bir yazardır.eserlerinde ülkesini ve insanları eleştirirken iyi taraf kendi olur...zaten bu tür yazarların genel özelliğidir .her zaman bir sosyalist olmak istemiştir aslında düşünceleri tamamen sosyalizme uygundur lakin hiçbir zaman tam olarak bu emelini gerçekleştirememiştir.ne diyelim o yazmış güzel güzel biz okuyoruz...