4. nesil yazar, aslanparçası, cesuryürek. "hastasıyım jack daniels'ın" mottolu "insan kişisi" (bilir o, biliiiir...) hoşgelmişler, sefalar getirmişler efenim. henüz başlamadı döktürmeye ama ivme kazandı mı takip edilesidir kendisi zira pek bir sabırsızdı çaylak iken. gazan mübarek ola evladım...
in flames sever,dark tranquallity sever opeth sever,fenerbahçe sever,küçükken kaybettiğim minik kardeşim olması konusunda şüpheler içerisinde olduğum müzisyen kişilik.yürüdüğüm yollardan geçmiş dönmüş gelmiş tecrübelerini aktarmıştır şahsıma.ben gözümü açtığım yerde kapamak istemiyorum ne olacak şimdi little midıl,beni yakaladılar sen kaç.
edit:ama en çok opeth sever bi kere!!??
öncelikle
(bkz: @1602582)
(bkz: @1602581)
özellikle süreye dikkat edin.
tanışmamız döner kapıdan geçerken ellerimdeki kitaplara çarpması sonucu oldu, ya da ben ona çarptım hatırlayamıyorum zira kapı dönüyordu ve dizim sıkışmıştı, yani demem o ki zor zamanlar yaşıyorduk.
sıcak gülümsemesiyle geldi, şaka yaav, yok gülümseme falan anca ahaaa kelimelerini okudum ben.
gülümsediğine inanmak istedim, belki de dişlerini sıkıp, salak demiştir. "girileri ile peşimde, zaten haftanın motor yağı * olmuşuz beraber, bu ne yaa ajan mıdır nedir takıldı, gitmiyor diyordur."
aman desin, ben kendimi biliyorum ne ajanı yaa, kendi kendine eğlenebilen, üç gün üç gecedir buralarda kendini perişan eden bir çenebazım işte.
neyse...
her şey jack başlığı altına bir cümle girmemle başladı... "kendini yeni gelen yazarlardan gözüne kestirdiklerinin ilk nick altı girilerini yazmaya adamış hayırsever kişi." dedim ben buna. döndü sırtını, "duygusuzsun sen" dedi bana. anlayamadım önce; baktım çenesi mahsun bir çocuk edasıyla büzülmüş, gözlerini kaçırıyor benden. "yapma jack" diye karşı çıktım, "hiç bir art niyet gütmeden klavyemden döküldü bu kelimeler, haksızlık ediyorsun." cevap vermedi, omuzlarını silkti sadece. sonra düşündüm, belki de haklıydı. "değiştireyim ha?" dedim. "istemem kalsın" diye mırıldandı. onun hassas kalbini kırmıştım galiba, hiç haketmediği kurulukta bir nick altı girisi girerek. "değiştiriyorum bak." dedim, "ne be, git." gibilerinden bir cevap verdi. "senle mi uğraşıcam ulan?" dedim. "çok da .., alalala" diye yanıtladı sanki, ya da bana öyle geldi. "git gözüm görmesin" diye bağırdım ben ona. "sanki çok meraklıydım senin o meymenetsiz suratına" diye karşılık verdi. kapıyı çarptı ve çıktı. aynaya baktım, "hakkaten meymenetsizmişim bugün yav." diye geçirdim içimden. belki de haklıydı.. sanki.. ve klavyenin başına geçtim yeniden..
not: bu diyaloglar msn'de geçmekte olup karşılıklı kullanılan kelimelerin en ağırı "uyuz." olmuştur. kolpa atraksiyonlar paranoia'nın şizofrenik beyninde tamamlanmış, paketlenmiştir. budur.
uzanmakta ve laptopı ile sevişmekte olduğu koltuğundan*, kafasının üstündeki rafta duran müzik setinin sesini kısmak için doğrulmaya üşenen, uzaktan kumanda arayan bir tuhaf insan kişisi. buna karşın her sabah bebek yokuşunu tırmandığı gözlemlenmiştir.