nerede olursan ol, saygı görmek
doğduğun, büyüdüğün şehre saygı duymak, onu özlemek ve bilimum yerde eleştiri unsuru olmak.
kız isen avantajı olan (bkz.
izmirli kızlar) ,fakat erkeklere fazla da bir getirisi olmayan durum
mfö, levent marina konserinde pohpohlanmaktır. çünkü mazhar alanson, eğer türkiye avrupa birliğine bir gün girecekse önce sizi alırlar dedi ve ardından türkiyenin her yerinde konser verdim, ne tipler gördüm inanamazsınız. ama burda yani izmirde bir tane bile ayı görmedim. hayranım size demişti.
öyle bi yerdir işte izmirdir.
kordondan denize bakmak,
buluşma yeri olarak saat kulesi ya da ykm'nin önü demek,
kar yağınca -ki yağmurun bir parça katı halidir kendisi- şoka girmek,
göz göz ve 35 buçuk arasında tercih yapmak,
tepecik deyince gülmek şehrin insanlarının alışkın olduğu şeylerdir.
(molko, 29.03.2007 11:43)
(bkz:
gurur)
(bkz:
ayrıcalık)
istanbullu olunmadığı için allah'a şükretmeyi gerektirir.
sabah kalkınca gün içerisinde, dışarıda yapılacak
işleri ve
atraksiyonları
havanın durumuna göre
planmaktan kaçınmaktadır...
misal; hava kapalıdır, yağdı yağacaktır, yapılacak işler ertelenir... fakat değil
yağmur yere
damla düşmez, üstüne üstlükte akşama doğru
güneş açar, hava
cillop olur... sizde bu durum karşısında, ertelediğiniz işler yüzünden
bok gibi kalakalırsınız...
(bkz:
şimdi)
gevrek, darı, çiğdem, boyoz.. ne güzeldir seçtikleri kelimeler de..
sıcak havayı sevmek, ve yurtdışına taşınıldığında dahi sıcak yerleri tercih etmektir. (bkz:
california)
sanıldığı gibi üstünlük, ukalalık, kendini beğenmişlik, memleket fanatikliği ya da burnubüyüklük sebebi değildir.
sadece mutluluk sebebidir, gülümseme sebebidir, huzur sebebidir.
doğduğu büyüdüğü şehir izmir olduğu zaman ve özellikle başka şehirlerde kısa bir süre de olsa yaşadığı zaman insanın izmirli oluşuna bir nebze daha mutlu olmasını da izmirli olmayanların anlaması zaten pek beklenmez; şimdi bu son dediğim de kesin yanlış anlaşılır, olsun varsındır.
20 milyon yerine sadece 3,5 milyon nüfuslu, ılık ve sakin bir şehirde yaşamadıklarının gayet farkında olan mutlu insanların arasında gece gündüz huzurla, korkmadan dolaşabilmek hangi şehire özgüyse o şehrin insanı memleketini özler, sever, över ve ayrılsa da bir gün mutlaka geri döner.
izmirli kızların güzelliği de büyürken saçlarının arasında esip dolaşan meltemdendir, havasından suyundandır yani.
tek üzücü olan, sakin, alçakgönüllü ve ılıman izmir halkının memleketinden sevgiyle her bahsedişinin burnubüyüklük, ukalalık, kendinibeğenmişlik sanılmasıdır.
(bkz:
ben bugün bunu gördüm)
izmirde bulunup saat kulesinin önünde hiç fotoğraf çektirmemiş olmaktır.
herhangi bir ortamda izmirliyim deyince, hımm sesine ve bakışına maruz kalmaktır.
memleketli olmaktan ziyade ruh meselesidir. hani kütüğü soyu sopu izmirli olmak değil de... öyle yani.
kimsenin birbirini ilgilendirmediği, ama herkesin birbiriyle alakdar olduğu sıcak bir anlayış. özgürlüğün güzel güzel sınırlarıyla yaşandığı ama etik konusunda falsoların olmadığı, elinde içki içene karışılmayan ama yerdeki bira kutularını ölesiye günah/haram bulan bi mantık.
(galak, 09.03.2008 23:15)
izmir dışındayken izmir'den bahsettiğinizde "izmirliler de izmir konusunda aşırı milliyetçi" tepkisini alan insanlardır..
izmirli olmayanlar anlamıyorsunuz ki hiç bizi, olay
özlem,
sevgi.. izmir kadar iyi değilmiş ya da izmir gibi ruhumuza işlememiş başka şehirler ki nerde olursak olalım o
körfez kokusunu, "
gevrek-boyoz-kumru" satan gevrekçi sesini,
güzel bir yaz sabahı güzel bir bahçeden kahve kokusu eşliğinde yükselentürk sanat müziği sesini,
el-elegezen
70 yaşındaki çiftingülümsemesini,
denize kordon'dan bakan-sadece
bakıp huzur bulaninsan görüntüsünü, balkondan gelen
rakı-balık-fasıl-muhabbet sesini,
alsancak-karşıyaka vapurunun keyfini,biralarını içen genç sevgilileri, elbiseleriyle parkta bağıra çağıra şarkı söyleyip oynayan kız çocuğunu özlüyoruz.. o
sıcaklığı özlüyoruz, o
samimiyetiözlüyoruz..
izmir'in havasını, suyunu,
insanını özlüyoruz..
benim için bir parçası da dağ başında bile yaşıyor olsam mevsimin ilk karının yağdığı sabah bir heyecanla kalkıp dışarı bakıp garip hissetmektir.
izmir takımlarını desteklemektir.
türkiye'den sıkıldığım zaman izmir'e giderim ben.
simite gevrek deriz biz...
çekirdeğe çiğdem.
kordon elektrik aleti değildir.
kumru da kuş değildir bizim için...
yengen'i yeriz.
sen sigorta dersin...
biz asfalya deriz.
uzatmayız...
gidiyom geliyom deriz.
domates dediğin, domat işte.
evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. hıdrellez filan gibi mazeretler uydurur, sabaha kadar sokaklarda içeriz. bi oturuşta 60'ar 80'er midye yeriz, istifno severiz, cibez'e bayılırız; gece 3-4 gibi boyoz'a dalmazsak, kan şekerimiz düşer! boş lafa karnımız toktur bu arada, tırışkadan teyyare gibi atasözlerimiz vardır...
*
paraşüt kulesinden atlamayana kız vermezler; kızlarımızı da tavlayamazsın ha... canı çekerse, o seni tavlar! liseye giden kızının erkek arkadaşının olması kasmaz babaları; kendilerinin de kız arkadaşı vardı lisede... bak iddia ediyorum, okey şampiyonası düzenlense, izmirli kadınlar alır kupayı... erkekleriyle kahveye giderler çünkü... şaşırdın di mi? al buna da şaşır, nargile içerler... askılı giyerler, şortla gezerler, öküz gibi bakarsan, bi çakar, bi de duvardan yersin... gönül yazar'ız, sezen aksu'yuz; bir gül takıp da saçlarına, çıktı mı deprem sanırdın kantosuna, karantinalı despina'yız... sensin varoş! biz tenekeli mahallede bile el ele gezeriz.
*
erkeklerimiz de fena değildir hani... detaya girmeyeyim, ayhan ışık, metin oktay, mustafa denizli mesela, bi fikir verir sana... ertuğrul özkök'ün kırdığı cevizleri okuyoruz; eşi kafasına ütü atmış... ayıptır söylemesi, mahsun kırmızıgül'le alişan'ı ayırt edemeyiz biz.
*
gülümseriz.
*
enginarın başkentidir; izmirlidir incir. kazandibi hemşeri... 78 çeşit köftemiz olduğu için, mcdonald's'ın bunalıma girdiği tek şehirdir... zeytinyağı severiz, dünyanın en boktan durumuna bile düşsek, zeytinyağı gibi üste çıkmayı daha çok severiz... sana ne birader, keyfimizin káhyasıyız, yazlıklara gitmek için 8 şeritli otoyol yaptık; güzelbahçe, seferihisar, urla, karaburun, çeşme, öbür tarafta dikili, foça, çipurayız... pak bahadur'u özleriz... durup dururken faytona bineriz, bi yere gitmeyiz aslında, öööle turlarız... hava güzel, daralırız, okulu ekeriz. mezun olduktan sonra öğretmeniyle kadeh tokuşturmayan öğrenciyi zor bulursun izmir'de.
*
siz sembol diyorsunuz ama, saat kaç diye saat kulesi'ne bakanı bulamazsın, altında buluşanlar bile zahmet edip kafasını kaldırmaz, birbirine sorar saati! rahatızdır... çocukları kemeraltı'da kaybederiz, alışverişe devam ederiz, esnaftan biri bulup getirir, çıkışta kemeraltı karakolu'ndan alırız... ağlayıp zırlamak bi yana, çoğu dondurmayı bitirmediği için ayrılmak istemez karakoldan, iyi mi... aceleye gelemeyiz! bir sene önceden duyurmaya başla, de ki, 22 ağustos saat 20'de tiyatro başlıyor... 20.30'da geliriz... sanatçılar da izmirliyse, tiyatro zaten 21'de filan başlar... uçak 6 saat rötar yapsın, istifimizi bozmayız, bizim için ekstra bira içme vesilesidir bu... kuyruk olmaz, çünkü kuyruk varsa, izmirli sıkılır, gider. pratiktir... 201 sokağı bulduysan, yanındaki 202'dir. tek tek isim vermeye üşeniriz.
*
35'imiz var.
35 buçuğumuz da var.
34 plaka gördük mü, kapışırız... arkadan sirenleriyle isterse cumhurbaşkanı gelsin, bana mı sordu, tarladan gitsin, makam arabasına yol vermeyiz.
*
özetle, arızayız!
*
erkek çocuklarına en çok "efe" adı konulan şehirdir orası... zeybek duyduğumuzda, içimiz cız eder, kalkar oynarız. hasan tahsin orada, kubilay orada, latife hanım orada, zübeyde hanım bize emanet, bize... mustafa kemal de, ağlar kadınlarımız... sokak sokak, bulvar bulvar, milli mücadele müzesi'dir... istanbul'daki gibi birinci ahmet çeşmesi falan yoktur orada... ankara'daki gibi cinnah caddesi, arjantin caddesi de bulamazsın pek... recep tayyip erdoğan kavşağı'nı teklif etmez hiç kimse.
*
bakın, tayyip erdoğan dedim, aklıma geldi... bugün izmir'de miting yapacakmış başbakan.
*
kendisine ev sahibi olarak, ayla dikmen'in kordon'da üstü açık otomobille gezerken söylediği ve türkiye'nin anca yıllar sonra keşfettiği parçasını armağan ediyorum: "ben söylerken gülmedin mi? falımızda ayrılık var demedim mi? anlamazdın, anlamazdın..."
yılmaz özdilin 15 mart tarihli yazısı
ayrıcalıktır , şanstır
yenilenmeye ihtiyacı olmayan bir şehirde yaşamaktır.
msn de yazışırken 'camı açmazsan siliyorum' muhabbetine girdirmeyen bir özelliktir.
hayır anlamadığım şey şu ,tüm izmirliler güzel midir ya da her güzel izmirli midir diye düşünüyorlar bu mallar.
aynı yerlere gitmekten sıkılmamaktır. he defa bahçeliye ya da tunalıya gidiyoruz; veyahut her seferinde istiklale gidiyoruz sıkıldım diyerek yaşamamaktır. izmirde ölmek istemektir izmirli olmak!!