izmir suikasti   

adana çık aradan

  1. izmir'de atatürk'e karşı girişilen başarısız bir süikast girişimidir. bunu fırsat bilerek yüzlerce eski ittihatçı istiklal mahkemelerinde yargılanıp asılmıştır.
    (bkz: kurt kanunu)
    (azwepsa, 11.05.2005 17:47)
  2. hala gerçekliği tartışılan suikast teşebbüsüdür.
    henüz cumhutiyetin ilk yıllarında,
    ağırlığını hissettiren ittihatçı muhalefetin,
    mustafa kemalci kanat tarafından bertaraf edilmesine yönelik bir reçetedir.
    meclisin ve demokrasinin olmazsa olmaz unsuru mu yoksa olağanüstü hallerde yerini tek adam ve ya ordu müdahalesine bırakması mı gerektiği asıl çatışma konusudur.
    suikast teşebbüsü nedeniyle yargılananların çoğu,
    mustafa kemal'in "samimiyetine inanmadığı",
    nihayet henüz 1 yaşına basmadan kapatılan
    terakkiperver cumhuriyet fırkası azaları ve eski ittihatçılardır.
    istiklal mahkemesinde sanıklara sorulanlar,
    suikast teşebbüsünden ziyade
    siyasete meyillerinin sebebine yöneliktir.
    kısa sürede verilen idam kararları neticesinde
    kurtuluş savaşını birlikte yürütmüş kadrolardan ittihatçılığıyla maruf olanlar kellelerinden,
    ilk meclis de muhalefetinden olmuştur.

    maksat tarihten ders çıkarmaksa, demokrasimizin bir türlü giderilemeyen marazlarını anlamak babında mühim bir dönemdir.
    (kifayetsiz muhteris, 31.10.2007 23:55)
  3. izmir’de motorculuk yapan giritli şevki’nin 16 haziran 1926 günü yaptığı ihbarla ortaya çıkan suikast, daha doğrusu girişim.

    bu olay örgüsü; cumhuriyet tarihi neferlerinin, 'kurtuluş savaşı' kahramanlarının ne denli sıradışı amaçlar peşinde olduklarını görmek açısından debdebeli nüveler veriyor. bir o kadar da ittihatçıların 'viyadük mü, hemzemin mi?' olduğu sorularına ışık tutuyor. tabii en önemlisi de 'derin devlet'in rengini ta o zaman belli etmesi açısından kayda değer. dolayısıyla iyi okunmasında fayda var. bir 'taraf' olarak değil, olay yeri inceleme ekibi hissiyatıyla yazdığımı da not düşmeliyim.

    evet, şimdi 16 haziran 1926'ya, izmir'e bağlanıyoruz.

    plana göre, ertesi gün kente gelecek olan mustafa kemal’e izmir’in en işlek caddesinde çopur hilmi, gürcü yusuf ve laz ismail ateş edeceklerdir. eski lazistan (rize) mebusu ziya hurşit de olay yerinde bulunarak çevreyi inceleyecek, gerekirse ateş ederek panik yaratacak ve kargaşadan yararlanan suikastçilerin yan sokakta bekleyecek bir otomobille rıhtıma varıp giritli şevki’nin motoruna binerek sisam’a ya da sakız adasına ulaşmalarını sağlayacaktı. alengirli ve fantastik bu eylem, ilk başta eksiksiz görünse de sekteye uğrayacaktır.

    soyadı kanunu öncesi şekillenen eylemde okuyacağınız üzere tertipçilerin vesveseli ve tarrakalı nickleri vardır.

    suikast planı içinde yer alanlardan “sarı efe” edip, sakıngan davranmış, olayla ilişkisinin anlaşılmaması için istanbul’a gitmiştir (en kral tavrı sergilemiştir de diyebiliriz).

    ihbar üzerine izmir valisi kâzım bey (dirik), başbakan ismet paşa'ya telgraf çekerek durumu bildirir. güvenlik kuvvetleri de suikastçileri yakalamakla görevlendirilir. ziya hurşit, kaldığı otel odasında silah ve bombalarıyla yakalandıktan sonra başka bir otelde de çopur hilmi, laz ismail ve gürcü yusuf yakayı ele verir (bu ekip, ilerleyen süreçte eline alacaktır.) (bir diğeri erkek adamın otelde sarı bir bombayla basılmasını daha etik buluyorum.)

    izmir’deki suikast girişimi bir hükümet bildirisiyle kamuoyuna açıklanırken, ankara istiklal mahkemesi suikast sorumlularını yargılamak üzere izmir’e yola çıkar. “üç aliler mahkemesi” olarak bilinen bu kurulun başkanı kel ali (çetinkaya), üyeler kılıç ali (ali kılıç), laz ali (zırh) ve reşit galip, savcısı necip ali (küçüka) beylerdir.

    istiklal mahkemesi, olayla ilişkileri bulunduğu gerekçesiyle şu kişileri hemen tutuklar: erzurum mebusu hüseyin avni (ulaş), trabzon mebusu ve eski adliye vekillerinden hafız mehmet, ordu mebusu faik, saruhan mebusu abidin, eskişehir mebusu arif, istanbul mebusları ismail canbolat ve şükrü, mersin mebusu çolak selahattin, eski mersin mebusu cemal paşa, emekli veteriner albay rasim, ittihat ve terakki yönetiminin maliye nazırı mehmet cavit, sivas mebusu halis turgut, erzincan mebusu sabit, eski maarif vekillerinden necati, ergani mebusu ihsan, erzurum mebusu münir hüsrev, ardahan mebusu hilmi.

    'üç ali' amansız bir tevkif çarkını işletir, hız kesilmez ve bunlara ek olarak çok tartışılacak kimi isimleri de tutuklar: kazım karabekir dahil olmak üzere yine kurtuluş savaşı komutanlarından ali fuat (cebesoy), cafer tayyar (eğilmez), rüştü ve refet (bele) paşalar, emekli albay ve amasya mebusu bekir sami (kunduh) ile kimi eski ittihatçılar istanbul ve ankara’da tutuklanarak izmir’e gönderilir.

    mahkeme, adı geçenlerin yanı sıra birtakım başka tanınmış kimseleri de tutuklattı. avrupa’da bulunan eski dahiliye vekili dr. adnan (adıvar) ile eski başvekil rauf (orbay) beylerin tutuklanması kararı da alınır. adnan adıvar'ın tutuklanmasını bir nebze anlarım, zira halide edip'in mustafa kemal'i günahı kadar sevmediği bilinen bir gerçek. eş durumundan kontenjana girmiş olabilir.

    neyse, efendime söyleyeyim; kurtuluş savaşı komutanlarının suikastçilerle birlikte tutuklanması, kamuoyunda geniş yankı uyandırır, galeyanın biri bin paradır. halk tedirgin, korku dolu bir bekleyiş hakimdir. ankara’da tutuklanan kâzım karabekir, ismet paşa'nın buyruğuyla serbest bırakıldıysa da, mustafa kemal mahkemenin görevine karışılmamasını isteyince yeniden tutuklanır.

    suikastin ihbar edilmesinden on gün sonra, 26 haziranda yargılamaya geçilir. duruşmada ziya hurşit, planların çok önceden hazırlandığını açıklar. önce mustafa kemal’in meclis’te, locasında otururken vurulması planlanmış, sonradan bundan vazgeçilmiştir. bir ara da mustafa kemal’in arkadaşlarından, eskişehir mebusu (ayıcı) arif’in evinde gerçekleştirilmesi tasarlanmıştır. (brütüs sendromu).

    suikastin halk fırkası’ndan ayrılarak terakkiperver cumhuriyet fırkası’na giren izmit mebusu şükrü ile maliyeci cavit bey'in de yöneticileri arasında yer aldığı bir örgütçe planlandığını öne sürenlerin sayısı artmıştır. iddiaya göre, öteki ittihatçı sanıkların da içinde bulunduğu bu gizli örgüt, doğu anadolu halkını ayaklandırmayı ve bu yolla iktidarı ele geçirmeyi planlamıştır.

    kimi çevreler ise, muhalifleri ortadan kaldırmak için olayın gereğinden fazla büyütüldüğü görüşündeydi. bunlar, kurtuluş savaşı’nda önemli görevler üstlenmiş eski komutanların da tutuklanmasını örnek göstererek, muhaliflere gözdağı verilmek istendiğini öne sürüyorlardı.

    duruşmada ziya hurşit’in suçunu itiraf etmesine karşılık, suikastin elebaşılarından olduğu bildirilen şükrü bey suçsuz olduğunu söyleyerek avukat tutmak istediyse de bu isteği mahkemece kabul edilmedi. öteki sanıkların birçoğu da suçsuz olduklarını söylediler.

    ve üç ali'nin gölgesindeki istiklal mahkemesi, 13 temmuz 1926’da kararını açıklar:

    izmit mebusu şükrü, sivas mebusu halis turgut, istanbul mebusu ismail canbolat, erzurum mebusu rüştü (dadaş rüştü paşa), albay (ayıcı) arif, eski lazistan mebusu ziya hurşit, eski trabzon mebusu hafız mehmet, “sarı efe” edip, emekli teğmen çopur hilmi, veteriner albaylıktan emekli rasim, laz ismail, gürcü yusuf, abidin, ittihatçılardan eski ankara valisi abdülkadir ve “iaşeci” kara kemal, o dönemde yürürlükte olan ceza yasasının anayasayı değiştirmeye ya da ortadan kaldırmaya, tbmm’yi dağıtıp görevden alıkoymaya yönelenleri kapsamına alan 55. ve 57. maddelerine göre idam cezasına çarptırıldılar.

    sürmeneli vahap on yıl sürgüne mahkum edildi. başta kazım karabekir olmak üzere, ali fuat, cafer tayyar, vb. kurtuluş savaşı’na katılan paşalar aklandılar.

    mahkemenin kararında, erzincan mebusu ihsan, eski ardahan mebusu hilmi, eski maliye nazırı cavit, eski sivas mebusu selahattin, eski izmir valisi rahmi, istanbul mebusu rauf (orbay), eski istanbul mebusu ve dahiliye vekili doktor adnan beylerin ayrıca yargılanmaları da öngörülüyordu.

    on üç sanık için verilen idam kararları aynı gece izmir’de uygulandı. ittihatçılardan abdülkadir, tutuklamalar sırasında bulunamamıştı. sonradan sınırı geçerken yakalandı ve ankara’da asıldı.

    bulunamayanlardan kara kemal ise istanbul’daki evine yapılan baskın sırasında canına kıydı. olaydan sonra birçok insan, kara kemal'in suikastle herhangi bir ilişkisinin olmadığı görüşünde birleşir. yine aynı görüşe göre kara kemal'in sözkonusu 'mustafa kemal suikasti'nde isminin geçmesinin dahi 'bulunup öldürülme' nedeni olabileceği gerçeğini göz önüne alıp bu psikolojiyle intihar ettiğini söyler.
    (ipimlekusagim, 23.04.2008 11:42 ~ 12:14)
  4. halen cokca tartısılan fakat hiçbirzaman tam anlamıyla çözülemeyeceği aşikar olan suikasttir.2 görüş öne cıkmaktadır.
    i_atatürk'ü siyaset sahnesinden indirmeye calısan partililerin basarısız girişimi oldugu
    ii_atatürk'ün kendisine karsı olan muhalefeti ileride tehlikeli olacaklarını düşünerek tarih sahnesinden sildirmesi

    bu davada atatürk'ün silah arkadaslarından olan kazım karabekir,fevzi cakmak bile sanık olarak yargılanmıstır.
    bu cercevede tarih ne diyor bir göz atalım;

    izmir suikastı davası
    haziran 1926, izmir

    giritli motorcu şevki'nin 15 haziran 1926 günü izmir valiliğine yaptığı bir ihbarla ortaya çıkarılan mustafa kemal'e suikast olayının yeni kurulan cumhuriyette bir iktidar savaşı olduğu bellidir. iktidarı elinde bulunduran kadro kendisine rakip olarak gördüğü bir diğer kadroyu tasfiye etmek için bu olayı kullanmıştır. dolayısıyla bu tuhaf davanın sanıkları durumuna sokulan ünlü şahsiyetlerin, milli mücadelenin önde gelen paşalarının başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir!

    sonuçta çoğu ittihatçı olan 18 kişi idam edilirken mustafa kemal, fevzi çakmak ve ismet inönü dışında milli mücadeleyi yürüten askeri liderlerin hemen tümü şaibeli hale getirilmiştir. hukuksal olarak nasıl bir skandal veya fiyaskonun cereyan ettiği ise olayın üzerinden sekiz ay geçtikten sonra bizzat mustafa kemal tarafından itiraf edilecektir.

    şevki'nin ihbarı sonucunda 15 haziran akşamı izmir'de ve istanbul'da yapılan tutuklamalarla yakalanan ziya hurşit, çopur hilmi, gürcü yusuf, laz ismail gibi kişilerin verdiği ifadelerin yanı sıra yakalanan silahlar ve bazı diğer kanıtlardan mustafa kemal'in izmir'i ziyareti sırasında kemeraltı'nda bir suikast teşebbüsü olacağı söylenebilir.

    ama enver paşa'nın adamı olarak bilinen hacı sami ve ittihat ve terakki'nin teşkilat-ı mahsusası'nın kurucularından kuşçubaşı eşref'den yurtdışında bulunan çerkez ethem'e kadar birçok kişiyle bağlantısı olduğu ileri sürülen olayın karanlıkta kalan yanları açığa çıkarılan yanlarından daha fazladır.

    tabii bütün bu kargaşa içinde asıl önemli olan tam bir yıl önce, haziran 1925'te kapatılan terakkiperver cumhuriyet fırkası'nda yer alan paşaların olaya dahil edilmeleri ve tutuklanarak idam talebiyle istiklal mahkemesi'nde yargılanmalarıdır. çok değil, daha birkaç yıl önce gerçekleştirilen milli mücadelenin kahramanları birdenbire cumhurbaşkanına suikast düzenlemeye kalkışacak kadar iktidar hırsından gözleri bir şeyi görmeyen caniler haline gelivereceklerdir!

    kasım 1924'de kazım karabekir'in başkanlığında kurulan ve rauf orbay, ali fuat cebesoy, refet bele, cafer tayyar eğilmez, mersinli cemal paşa gibi ünlü komutanların da yer aldığı terakkiperver cumhuriyet fırkası haziran 1925'te hükümetin aldığı bir kararla kapatılmıştı. ama ittihat ve terakki'nin nasıl bir örgüt olduğunu iyi bilen mustafa kemal paşa açısından bu defter tam anlamıyla kapanmamıştı.

    iktidar savaşı şu veya bu şekilde devam edecekti. bu duruma hazırlıklı olmak ve gerektiğinde hiç tereddütsüz ve acımasız bir şekilde hareket etmek zorunluydu. işte izmir suikastı davası bu bağlamda bir anlam taşımaktadır.

    mustafa kemal'e yönelik bir suikast hazırlığından haberi olan hükümetin olayı denetimi altında tuttuğu ve suikastçıların içine de kendi adamı olan emekli jandarma yüzbaşısı sarı efe edip'i soktuğu mahkeme sırasında paşalar tarafından ileri sürüldü. ama üzerine gidilemediği için kanıtlanamadı. ancak olayın bu çerçevede geliştiğini gösteren çeşitli işaretler vardır.

    izmir'de yakalanan tetikçilerin ardından istanbul'da bristol oteli'nde yakalanan sarı efe edip istanbul polis müdürü ekrem bey'e verdiği ifadede suikastın, "terakkiperver fırkası umumi heyeti tarafından kararlaştırıldığını" söyleyince, izmir'de bulunan cumhurbaşkanı mustafa kemal ankara'daki başbakan ismet paşa'ya bütün terakkiperver paşalarının, yani kazım karabekir, ali fuat cebesoy, refet bele, cafer tayyar eğilmez, rüştü paşa, mersinli cemal paşa'nın tutuklanmasını ve yargılanmak üzere izmir istiklal mahkemesine gönderilmesini isteyecektir. (rauf orbay o sırada yurtdışında olduğu için daha sonra gıyabında ankara'da yargılanacak ve 10 yıl hapis cezasına çarptırılacaktır.)

    ancak ismet paşa durumdan çok emin değildir ve ortada ciddi bir kanıt olmadan, hepsi de mebus olan ve milli mücadelenin önderliğini yapmış bu şahsiyetlerin tutuklanmasının bir skandal olacağını düşünmektedir. nitekim kazım karabekir 18 haziranda tutuklanmış ama başbakan ismet paşa'nın müdahalesiyle hemen serbest bırakılmıştır. içişleri bakanı recep peker bu durumu bir telgrafla mustafa kemal'e ihbar edecek ve bunun üzerine izmir istiklal mahkemesinin başbakan ismet paşa için de tutuklama kararı çıkardığı söylenecektir ama bu da kanıtlanmış değildir.

    izmir ve ankara arasında karşılıklı telgraflarla durum açıklığa kavuşamayıp ismet paşa yeterince ikna olmayınca kalkar izmir'e gider. orada mustafa kemal ve mahkeme heyetiyle yüz yüze yaptığı görüşmeler sonucunda ikna edilecek ve böylece paşaların hepsi tutuklanarak izmir'e gönderileceklerdir.

    elbette bütün ülke ve dünya şaşkın bir şekilde olayı izlemektedir ve sadece bir kişinin, sanık paşaların "hükümet ajanı" olduğunu, örtülü ödenekten para aldığını söyledikleri birinin verdiği saçma bir ifade nedeniyle tutuklanmışlardır. saçma, çünkü cumhurbaşkanına suikast düzenlenmesi gibi bir eylemin kapatılmış bir partinin "umumi heyeti" tarafından kararlaştırılması aklın alacağı bir iş değildir.

    sonuçta izmir'de elhamra sineması salonunda yapılan istiklal mahkemesi duruşmalarında celladın ipini boyunlarında hisseden paşalar mümkün olduğunca durumu açıklığa kavuşturmaya çalışırlar. ip boyunlarındadır, çünkü istiklal mahkemeleri neredeyse önüne gelene idam cezası vermekle ünlüdür. bu kadar uydurma bir gerekçeyle tutuklanıp mahkemeye çıkarıldıklarına göre aynı şekilde idam cezasına çarptırılmaları ve hemen infaz edilmeleri işten bile değildir.

    mahkeme çok hızlı bir şekilde çalışarak davayı en kısa sürede sonuçlandırmak istemektedir. gerek kazım karabekir, gerekse ali fuat cebesoy, sarı efe edip'in meclis başkanı kazım paşa'nın yakını olduğunu, hatta ankara'ya geldiğinde onun evinde kaldığını, bu tertibin içine hükümet tarafından ajan olarak sokulduğunu anlatırlar ve kendilerinin olayla bir ilgilerinin olmadığını belirtirler.

    13 temmuzda kel ali başkanlığındaki mahkeme kararını açıkladığında verdiği 13 idam cezası arasında tetikçilerin yanı sıra suikastın örgütleyicileri olarak adı geçen izmit mebusu şükrü, rüştü paşa, eskişehir mebusu ve mustafa kemal'in çocukluk arkadaşı miralay arif, saruhan mebusu abidin, sivas mebusu halis turgut gibi isimler de vardır, ancak terakkiperver paşalar beraat etmişlerdir.

    mahkeme terakkiperver fırka içinde gizli bir örgütün cumhurbaşkanım öldürerek yönetime el koymak istediği kararına varmıştır, ancak paşaların bununla ilişkisi kurulamamıştır.

    sarı efe edip de beklemediği idam cezası karşısında şaşıracak ve "bu kararda benim hizmetim nazara alınmadı" diyecektir ama mahkeme başkanı kel ali tarafından "hizmetiniz elbette nazara alınacaktır" diye susturulacaktır. ali fuat paşa hatıralarında, sarı efe edip'in hükümet ajanı olmasına rağmen idam edilişini "bu hizmet esnasında yanlış bir hareketine yahut başka bir sebebe bağlıdır" diye yazacaktır.

    sonuçta paşalar boyunlarını cellatın ipinden kurtaracaklar ama siyasi hayatları da bitmiş olacaktır. hukuki olarak ortada ciddi hiçbir şey yoktur, ama beraat etmiş de olsalar mustafa kemal'e suikast davasından yargılanmış olmaları siyasette artık bir rol üstlenememeleri için yeterlidir. nitekim bazıları ancak mustafa kemal'in ölümünden sonra tekrar siyasetle ilgilenecekler ve mebus olabileceklerdir.

    bu davadan sekiz ay kadar sonra, mart 1927'de bir akşam çankaya'daki sofrasında ağırladığı çocukluk arkadaşı ali fuat cebesoy'a mustafa kemal itirafta bulunup, şöyle diyecektir: "paşaları senin hatırın için affettirdim." harbiye'den atılmaktan ali fuat'ın babası ismail paşa sayesinde kurtulan mustafa kemal bu sözlerinde herhalde samimidir ama aslında bu sözler aynı zamanda büyük bir fiyaskonun da itirafı değil midir?

    mustafa kemal milli mücadelede omuz omuza savaştığı paşaları affettirmiştir ama onlar mustafa kemal'i affetmemiş, hatta mustafa kemal'in çağrısına ve çabalarına rağmen bazıları bir daha ölünceye kadar kendisiyle görüşmemiştir...
    http://www.tarihsayfam.com/...
    (gegenteile, 23.04.2008 14:07 ~ 18:05)