|
|
- önceleri büyük şehirden geldiğini zannederek, istanbulun karmaşasına uyum sağlayabileceğini düşünen izmir doğumlu kişinin sonraları içine düştüğü vahim durum.
- birazdan ağlamama neden olacak acı durum, bi çeşit sıla özlemi.
- izmir mi özlem mi karşılaştırılmasının kısaltılmış hali. o kadar fatal bir karşılaştırma olur ki bana göre, gördüğüm gibi atladım.
- istanbul’da karşılaşılan durumlar karşısında umutsuzluğa kapıldığında, insanın ister istemez kendi şehrimde, kendi evimde olsaydım hissine kapılması suretiyle başlayan eylem. özlenen herhangi bir şehir olabilir aslında. yine de izmir’i özlemek, diğer şehirleri özlemekten farklıdır.karşınızdaki insan izmirli değilse ve yaşamak istediği yerin izmir olduğu konusunda geyik çeviriyorsa; üstelik havasının, suyunun, insanlarının farklı olduğunu yıllarca izmir’de yaşayarak değil, sadece 1-2 haftalık kaçamak sırasında görüp benimsemişse, övünmenin yanında beliriveren diğer duygu özlemdir kesinlikle. izmir’de olamadığınız, sokaklarında volta atamadığınız için üzülürsünüz. kıbrıs şehitleri caddesi’ndeki herhangi bir kafede olmak, çocukluğunuzda yaptığınız gibi kemeraltı’nda, saat kulesinin çevresinde konaklayan güvercinlerin peşinde koşmak, oradan çıkıp göztepe sahilinde dolaşmak, ardından tömbeki’de nargilenizi tüttürürken güneşin batışının, bostanlı’nın canlı ama keşmekeş olmayan havasının keyfini çıkarmak istersiniz. gelecekteki yaşantınızda nerede oturursanız oturun, son yıllarınızı izmir’de yaşacağınızı ve izmir’de ölmek istediğinizi bir kez daha söylersiniz kendinize.
farklıdır izmir’i özlemek. onu başka şehirden gelen insanlarla paylaşma düşüncesine bile dayanamıyorsanız, gözünüz gibi sakınıyorsanız, istanbul’un eşsiz güzelliklerini bile onu düşünerek takdir ediyorsanız, özlediğiniz şehir kesinlikle izmir’dir.
- beş gün sonra izmir'e gitmemle son bulacak içimde hiç kapanmayan yara...
- uzak kaldığım sürece bitmesinin mümkün olmadığı durum.istanbula gelirsiniz ilk başta aman ne güzel boğaz, beyoğlu vs dersiniz ancak bir şehrin mükemmel güzelliği bile sizin izmir özleminizi gidermez.eğer izmirde doğup büyüdüyseniz başka şehirleri ne kadar severseniz sevin kendinizi oraya ait hissedemezsiniz.izmire gitmenizle, havasını solumanızla, kordonda bir iki adım atmanızla huzurunuz yerine gelir, yüzünüz güler.özellikle kış aylarında güneşi istanbulda neredeyse hiç görememek ise, izmir özlemini körükleyen, bulunduğunuz şehre zaman zaman küfretmenize neden olan bir durumdur.böyle zamanlarda, sabah kalktığınızda moraliniz bozuk olsa bile havada olan güneşi görerek mutlu olma gibi bir hadise istanbulda yaşanamaz.aynı zamanda izmirliyseniz, diğer şehirlerdeki insanların soğukluğu sizi rahatsız eder, kişilik ve alışkanlıkları size oldukça garip gelebilir..izmir özlemi çeken insanlarda, başka şehirde yaşama gibi hevesler zaman zaman görülse de, çok uzun ömürlü değildir.çoğu izmirlinin dönüp dolaşıp mutlu olacağı yer gene izmirdir.
- izmirli olmak farklıdır ya izmiri özlemek de farklıdır diğer şehirleri özlemekten... denizi görünce körfezi hatırlarsınız önce, sonra ise durum daha da vahim bir hale gelir; kalabalıkları sıkıcı bulur izmirin kalabalığını özlersiniz... yunan tanrılarının sahile kondurduğu palmiyelerin gölgesini, denizin iyot kokusunu, sahilde oturan sevgilileri ve izmirde yaşadığınız aşkları özlersiniz... hayatınız boyunca kordonda soğukta içtiğiniz çayın tadını ne başka bir çayda bulabilirsiniz ne de yediğiniz gevreklerin tadı aynıdır başka şehirlerde, zaten gevrek dediğinizde suratıniza bakan insana her seferinde küfretmek gelir içinizden. sabahları karşıyakanın sakinliğini ararsınız her sabah, sonra alsancağın kahkaha dolu sokaklarını... izmirin günaydın demesi farklıdır size ve sizin günaydın demeniz farklıdır izmirdeyken güne!hayatınız boyunca nerde olursanız olun ne kadar guzel olursa olsun hayatınız siz hep izmiri ararsınız ve bir gün döneceğiniz yer yine izmirdir güzel bir günaydın diyebilmek için hayata....
(athelas, 06.05.2004 21:51 ~ 07.05.2004 00:25)
- 3 sene önce babam "izmir'de istediğin bölüm yok mu, niye istanbul'a gidiyosun?" dediğinde keşke "yok ama izmir'de kalmama bir engel diil" demem gerektiğini hissettiren duygu..
- izmiri özlemek tamamen apayrı bir özlemdir..tabiki de insan kendi memleketini özler ama izmir başkadır..izmir güzel ülkemizin en güzel şehiridir an itibariyle..yıllarımı oraya verdim, kendimi orda tanıdım, fuarda çimenlere oturup evde yapılmış ekmek arası köfteleri ailem ile beraber yedim, eski tek bir caddenin geçtiği kordonda oturup güneşin batışında geçmişimi ve geleceğimi düşündüm..herhalde o zamanlarda istanbula gidip, orada uzun süre yaşamaktan o an bulunduğum bu şehri bu denli özleyeceğimi düşünmemiştim..ama kesinlikle insan orda uzun süre yaşadıktan sonra ayrılınca önemini anlıyor..her ne kadar istanbul gibi bir şehir bazı konularda izmiri katlasa da, geçemeyeceği bazı güzellikleri de vardır izmir'i..başta insanları apayrıdır ve bu özlemin temel kaynağıdır..o sıcakkanlı insanlar sayesinde bazı değerler oluşmuştur izmir adına..
ayrıca sabahın ilk ışıklarında fırından yeni çıkmış bir boyozun sıcaklığını, beni benden alışını ve özlemini hiç birşeye değişilmez..
- ait olmasan da oranın bir parçası olabilmek için can atmak, tam olarak tanımadığın bilmediğin bir yere aşık olmak ve bu bilinmezliğin onu daha da gizemli ve ulaşılmaz kılması, köprüde trafik sıkışınca dolan gözlerin niye izmir yazmadın diye isyan etmesi...bu kadar güzel ve anlamlı olduğunu daha önceden bilemediğim için kendime kızıyorum.izmirlileri de deli gibi kıskanıyorum.en azından oraya dönmek için bir sebepleri var.sabah olsun da yumurta boyoz yesem sonra karşıyaka sahilinde çiğdem çitlesem...izmir'i özlemek istanbuldayken 2 kat daha acı...
- özlem izmire mi yoksa kızlarına mı diye sorar insan kendi kendine...
- otelde çalışılmaktadır, saat sabahın 6 sıdır;
-abi mutfağa bi git de bikaç gevrekle peynir yürüt, bi de lobbyden çay kap be karnımız acıktı aq.
-tamam abi
-haa boyoz varsa affetme çakabo. yemeyeli kaç ay oldu
-hggg
15 dakika sonra eleman elinde uyduruk talaş börekleri, karaköy poaçası, çay ve peynirle gelir
-bu ne la
-abi bunlar vardı yoboz (boyoz demek istiyo) yokmuş. poaçalar nası gevrekmi abi.
-delicesine kaç buralardan mahmut. gözüm görmesin seni. kuruçaya gidesin de sikilesin inşallah
(bkz: a true story)
- istanbuldayken bana aşağıdaki yazıyı yazdıran duygu, sıla hasreti:
ben bir balığım. iki yıl önce körfez'inden koparılıp boğaz’a atılan bir balık. akvaryumdaki sakin suda günümü gün ederken akıntıyla savaşmak zorunda bırakıldım. buz gibi tuzlu sularda hiç tanımadığım bir sürü yaratıkla tanıştım, oysa ben sıcacık bir yerden geliyorum. minik, kendi halinde..
izmir… benim minik akvaryumum… senin verdiklerinle varım. çıkarken cebime koyduğun kumlarda uyuyorum, elime tutuşturduğun yosunlar yorganım. kendini okyanus zanneden bu çamur birikintisinde senin temizliğinle yaşıyorum. 20 yıl boyunca öğrettin bana kolay yem olmamayı. o zaman kolay gelmişti çünkü hiç geçmemiştim galata’dan.
izmir… benim minik akvaryumum… şimdi senden uzaktayım. çıkarken gösterdiğin yollardan ilerliyorum, verdiğin haritalar hep yanımda. sözde akıntılara kapılmamak için senin sözlerini kullanıyorum. 20 yıl boyunca öğrettin bana aslında beni hareket ettiren yüzgeçlerim, su değil. o zaman kolay gelmişti çünkü hiç yüzmemiştim akıntıya karşı.
izmir… benim minik akvaryumum… artık gölgelerinde dinlenemiyorum. çıkarken verdiğin mumlar elimde. senin ışığınla yok ediyorum beni korkutmaya gelen titrek gölgeleri. 20 yıl boyunca öğrettin bana, tek renk yapılmaya çalışılan bu yoğunlukta en cırtlak renk olabilmeyi. o zaman kolay gelmişti çünkü görmemiştim hiç gri rengi.
ben bir balığım izmir'in yakamozlarında doğmuş. iki yıl önce izmir'den yola çıkıp istanbul’a giden bir balık. o zaman fark edememişim ne kadar ayrıcalıklı olduğumuzu. şimdi gözlerimdeki bakışta, dudağımdaki kelimede, kulaklardaki yankımda yaşıyorum geçen yıllarımı; iyi ki yaşamışım diyerek.
- soğuk ama güneşli bir sabah varılır izmire, bornova'da servisten inilir, yarım uyku hali devam etmektedir, günlerdir bilenilen boyoza doğru bi yönelim başlar, simitçi tezgahına varılır
+günaydın abi hoş geldin ne istersin
-hoşgeldim gerçekten, iki boyoz vs..
izmire özlem tüm güleryüzüyle sizi karşılayan o simitçiye özlemdir işte..
pek bi duygusal oldu maşşallah..
- kıbrıs şehitleri caddesine,kordona,kumruya,simite gevrek-çekirdeğe çiğdem denmesine,karşıyakaya,otobandan yarım saatte çeşmeye varılmasına,alsancak'a,fuara,şirince'nin şaraplarına,kahvaltıda yenen ballı kaymağına,aşkın aklınızdan çıkmayan bütün hatıralarına duyulan özlemdir.
(bkz: kalbim egede kaldı)(mabel, 01.02.2007 13:12)
- özellikle ankaradaysanız, işin özlem boyutlarını fena halde aşacağı durum. izmir neyse, ankara o değilsir, ankara neyse izmir o değildir. böyle bir yaman çelişkiye düşenler de ankarada izmiri özleyenlerdir zaten. denizi, ferahlığı, özgürlüğü, rahatlığı, boyozu, kumruyu, sahilde çiğdem çitlemeyi, kordonu, çimleri, bostanlıyı, karşıyaka çarşısını, ucuzluğu, ulaşım rahatlığını, vapurları, sigarayı bırakmış bile olsa vapurda üst katta sigara-çay ikilisini, bir arabaya atlayıp daha canı sıkılmaya başlamadan çeşmeye foçaya varmayı, gece geç yatmayı, sabah geç kalkmayı, gevreği, aylaklığı ve canım sıkıldı'ya bulunabilecek basit alternatifleri en fazla ankarada özler insan.
|