|
|
- vıcık vıcık terleten, sıcaktan akli melekelerini kaybettiren, buna rağmen canlılığını koruyan dönemdir. öğlen sıcağında otobüse binmek işkencedir, bir an önce serin mekanlara yönelme dürtüsüyle dolaşılır sokaklarda. akşamları sokaklar, kafeler tıklım tıklımdır. belki de bu dönem izmir in kendini en çok sevdirdiği zamandır.
- şehri haziran-eylül ayları arasında boşaltan yazdır. dayanılacak gibi olmadığı için herkes yakın tatil beldelerine kaçar. böylelikle yakındaki tatil yöreleri*** kalkınır, gelişir, güzelleşir.
- gündüz gözüyle dışarıya çıkmak imkansız olur neredeyse . çıkmak zorunda ve toplu taşıma araçlarını kullanmak zorundaysanız eğer allah yardımcınız olsun .
geceleride aynı tas aynı hamam . sıcaklık neredeyse hiç düşmüyor hissi verir . çarşamba , cuma , cumartesi geceleri bar bar dolaşılır diğer günlerde evin karşısındaki kıraathaneye gidilip ihale oynanır . zaman geçmek bilmez izmirde yaz zamanı
- izmir'in en çekilmez olduğu mevsimdir yaz. iliklerinize kadar sıcağı hissedersiniz. rüzgar sıcak eser, içinize çektiğiniz hava ciğerinizi yakar resmen. bir an önce son bahar, kış gelsin diye dua edersiniz.
(bkz: yaz mevsiminden nefret etmek)
- izmir'de özellikle sahil kesiminde çekilmeyen mevsimdir. şehir merkezinde vıcık vıcık terden ölürsünüz. şöyle bir evlere baktığınızda her dairede en az iki tane klima olduğunu farkedersiniz ve dairelerin bütün kapıları kapalıdır. çünkü izmirde yazın nerdeyse hiç bir evin kliması kapanmaz. sahil kesiminde ise sıcaktan bayılmış bir şekilde kalkarsınız şezlongdan denize girmeye. sıcaktır vücudunuz. yanmışsınızdır da. ama denize girince iç organlarınız dahi donar. o kadar da soğuktur. bir sıcak bir soğuk derken her iki şekilde de hastalıklara davetiye çıkarırsınız.
|