insanda yeni duygular, düşünceler uyandırabilir. misal: arabesk filminden acayip etkilenmiştim. ölümden çok korkmuştum. annemlere 'siz de ölücek misiniz' diye sormuştum. sanırım ölümü ilk kez bu filmle ciddi ciddi düşündüm. sen git arabesk filminden etkilen. tövbe tövbe!
matrixi izledikten sonra siyah uzun palto, siyah çizmeler ve güneş gözlüğüyle dışarı fırlamaktır. godfatherdan sonra ses ne hikmetse kısılıverir. abartılıp usual suspectsten sonra topallanabilir de...
requiem for a dream ise eğer sözü geçen film,etkisini gece boyu hiçbir şey yapmadan oturup,beynini kemiren sahneleri defalarca gözden geçirmeye,yaşamın değerini bir kere daha anlamaya ve bunun sonucu istemsiz şekilde koltuğa yığılıp bacakları karın bölgesine,kafayı da kolların arasına alarak en güvenli olduğuna inandığın hale bürünerek gösterir.
kimi bünyelerde büyük tahribata yol açan bir olaydır. benim bünyemde ağrı tahribatlara yol açmasından biliyorum.nasıl mı izleyelim..
bir insan düşünün ki, bu kişi 12 yaşında bir kıza bilek güreşinde yenilmesi yüzünden gaza gelip o günden bugüne vücut çalışır. yaklaşık olarak 95 kilo ve 1,85 boyundadır. kişinin bu dünyada en sevdiği insanlardan biri olduğunuzu ve sevgisini su aygırları gibi gösterdiğini bilirsiniz. ortak çıkan her zevkinizden sonra bu kişi gaza gelerek kah dudağınızı patlatır, kah gözünüzü morartır..ama sırf sevgisinden; kendisini tutamamaktan yapar bunları. herşeyine böylece katlanır süper bir dostluk kurarsınız. bu güzel ilişki, bu kişi fight club adlı talihsizce yayınlanmış filmle ilgili yorumlarınızı aldığı ana kadar sürer. beraber olduğunuz her an "ulan şu sahneyi hatırladın di mi!" (çatt) "tyler nası edward'ın elini yaktı di mi!" (kütt) şeklinde geçmeye başlar. filmin adını bile duymaya korkar olur, brad pittle ilgili bir haber çıktığında kanalı değiştirir olursunuz.
işte bir filmin etkisi altında kalmak insanın hayatını böyle karartabilir. david fincher sana da kafam girsin. şerefsiz.
benim çok fazla yaptığım gaza gelme eylemi. küçükken videoda tırsa tırsa zombi filmleri izler akabinde yorganın altına girip "ben toprak canavarıyım laaan!" diye fırlardım. beklerdim ki annemler de kurtadam olsun vampir olsun karşılıklı dövüşelim. oysa sadece boş ifadeli gözlerle bakarlardı bana. işte onlardı bitiren oyunculuk kariyerimi diğer birçok çocuğunki gibi...
böyle durumlarda en tehlikeli filmler james bond filmleridir. etraftakiler ve bilhassa da bayanlar için tehlikelidir. zira etki altında kalan adam çevresindekileri önce dövecektir, sonra da tuttuğunu sikecektir.
evde gerçekleştirilen toplu starwars gösterimi, ot ve alkolün yeterli karışımından sonra sonra ev ahalisinin kendini ışın kılıcı zannederek evde vroan vroan efektleriyle dolaşması ile mutlu mutlu başlayan , fakat uykusu gelen en akıllı ev arkadaşının şarj olacam ben diyip elindeki metali prize sokması ile hastanede biten olayalar bütünüdür.
(bkz: do not try this at home)
sene 1992-1993, terminator filmini izledikten sonra bilhassa erkekler hepsi göğüs kafesi önde, dimdik yürüyerek çıkmışlardır sinemadan.
aynı şekilde the fast and the furious filmide tehlikelidir bu konuda. filmi izledikten sonra altınızda kuş serisi araba olsa bile o size ferrari gibi gelir.
bir de american history x izleyipte nazi olanlar vardır, onlara hiç değinmemek en sağlıklısıdır.
kill bill izledikten sonra kendini çok trajik biçimde gösteren olgudur.mutfakta başınıza gelirse bi nebze iyidir.elinizdeki bıçağı hattori hanzo yapmıştır,tezgahta kuzu kuzu yatan malzeme crazy 88 dir.her yandan saldırırlar.domates,patates,maydonoz ve biber deadly viper assassin dir.hepsini tek tek doğrarsınız ve climax olarak yaptığınız yemeği yersiniz.
and i am gonna kill bill ise bu filmin tüm repliğidir.
akıl oyunları şizofreniye dair izlediğim en etkileyici filmlerden biriydi. ve şu şekilde hayatıma yansıdı: çok eski yıllarda böyle bir hastalık yoktu. daha doğrusu vardı ama keşfedilmemişti. acaba dine dair bildiğimiz bazı şeyler, insanların başına geldiklerini anlatan bazı efsaneler yalan olmasa bile şizofren olan insanların uydurması olamaz mı?