1. okunduğu anda bir kağıda, bilgisayara veya telefonun not kısmına kaydediliveren cümleler diyaloglar, monologlardir.

    telefonumda yerini almış bir tanesi şöyle:

    "gördüğüm bir filmdeki replikleri düşüyor aklıma:
    -neden evli değilsin?
    -önceleri evlenmek için çok gençtim.
    sonra da hiç vaktim olmadı. geçen yıl on dakikalık bir fırsat geçti elime. onda da saati kurmayı unutmuşum uyuyakalmışım"

    yüreğim seni çok sevdi-canan tan sayfa: 292
  2. aşkın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
    başlı başına bir dünyadır aşk.
    ya tam ortasındasındır, merkezinde,
    yada dışındasındır, hasretinde...

    aşk-elif şafak

    artık gerekli düzeltme: tabi ki elif şafak' a ait değildir kitapta geçmektedir.
  3. gözbebeği: insanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir.

    karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür.
    yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür.

    yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır.
    uzağın payına karanlık düşer.
    zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.

    aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki âşık olunan hep uzaktadır.

    aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka gözbebeğim diye hitap edilir.

    (bkz: elif şafak)
    (bkz: mahrem)
  4. "birini seviyorsanız onun sizi ne kadar çok sevdiğini sorgulamakla zaman kaybetmenin anlamı var mıydı?"

    "insan bir düşü sevebilir mi?" diye sordu. "evet", dedim hiç düşünmeden, "bence zaten en çok onu sevebilir, bir düşü..."

    (bkz: başucumda müzik)

    (bkz: kürşat başar)
  5. "senin buraya gelişin, bizim gel dememizden ziyade onların git demesindendir.

    kimseyi kötüleme.
    onlar aslında sana iyilik etmişlerdir."

    dügâh
    suskunlar
    ihsan oktay anar
  6. "... birbirlerine sarılmış aşıklar bireysel coşkularını umutsuzca tek bir yüce benlik halinde kaynaştırmaya çalışırlar, ama boşunadır. doğası gereği her vücut bulmuş ruh tek başına acı çekmeye ve zevk almaya mahkumdur..."

    (bkz: aldous huxley)
    (bkz: algı kapıları)