tüm engellere rağmen yılmamanın, azmin ve sürekli olarak kendini aşmanın yıkılmaz heykelidir.
onunla ilgili ilginç hikayaler anlatılır hep. bu hikayelerin çoğu kemandaki ustalığı üzerine tabii. bu hikaye onun yukardaki tanımı nasıl da hakketiğini anlatıyor.
anlatıldığına göre yine bir konser akşamı herkes oturmuş perlmanı bekliyor. perlman salona giriyor ve değnekleriyle yavaş yavaş oturacağı yere yaklaşıyor. sandalyeye varıyor, oturuyor, değnekleri ayaklarının dibini bırakıp kemanını eline alıyor. buraya kadar her şey normal. herkesin otuz saniyede yapacağı bu eylemi o beş dakikada yapıyor ama zaten her konser bu böyle. seyirciler de biliyor bunu.
konserin başlangıcında tiz bir ses geliyor. ve bu sesten anlaşılacağı üzere kemanın bir teli kopmuş. o an büyük bir sessizlik kaplıyor salonu. herkes perlmanın kemanı yere bırakacağını, değneklerini koltuk altlalarına yerleştirip kulise gideceğini orda teli değiştireceğini ve bir daha geri dönüp devam edeceğini düşünüyor. yani konser bir daha başlama ritüeline geri dönüyor.
tam bu sırada bu deli amcam dünyanın en zor işlerinden birine soyunup, eksik telle konsere devam ediyor ve tek bir nota atlamadan konseri bu şekilde bitiyor.
dediklerine göre konser bitiminde yarım saat boyunca ayakta alkışlanıyor.
bir gün elime çok alakasız birinden çok alakasız bir biçimde itzhak perlman'ın canlı konser kayıtlarından oluşan "live in the fiddler's house" adlı albümü geçti. zat-ı muhtereme duyduğum hayranlık bende sınır tanımazken bu kayıtlar ile hayranlığım katbekat artmış oldu. klezmer'e sanki bu albümle yeniden hayat vermiştir.