ne zaman
isterseniz
takılabileceğiniz
oda.
koridorunda oynayan çocuklar, ağustosun sıcağında siyah pardesüyle fink atan adamları gördükten sonra her hangi birinin eminönündeki ito binasına takılmasında bir sakınca yoktur sanırım. tüccar olmak böyle bir şey olsa gerek, toplumun her kesiminden insanı eminönündeki binasında kucaklayabilmek... yalnız paranın olması ya da onu geçtim en azından bir akraban, hemşerinin olması şart. bir kaç günlük gözlemime göre burda çoğu iş böyle yürüyor. sivaslı kovboy amca var mesela. ilk gün sordu bana nereli olduğumu. gitmesem de görmesem de sivaslıyım amca dedim. o gün bugündür yanıma her gün en az beş dakika uğrar. sürekli hikaye anlatır, sene bilmem kaç sivas'tayım yine diye başlayıp bitmeyen hikayeler. kendini yineliyor arada bir, aynı hikayeyi iki üç kere anlattığı oldu ama son cümle fiks; " işte böyle , ne ünlü bir adam olacağıdım ben, hadi çalış sen bana bakma" der kaybolurdu. belki de bu giriden sonra çorbada tuzum oldu kovboy amca, ne dersin?