bülent ersoy'un, ya da o dönemlerin bülent erkoç'unun, 1980'lerin başında piyasaya sürdüğü 45'liğinde yer alan ve içinde "ühü ühüü" diye hönküre hönküre ağladığı bir pasaj olan muazzam eser. günümüzde rober hatemo'nun da orta halli bir yorumla beğenimize sunduğu rakı mezesi, arabesk şahanesi!
itirazım var bu zalim kadere
itirazım var bu sonsuz kedere
feleğin sillesine
hayatın cilvesine
dertlerin cümlesine
itirazım var
(coban, 05.01.2006 21:18)
dünya üstüne üstüne gelirken, rober hatemo eşliğinde bağıra bağıra söylenmesi iyi gidecek olan şarkı.. arabesk..
(bkz:
tanrım)
(nell, 05.01.2006 21:35 ~ 25.09.2006 17:59)
atv de yayınlanan bir kadın programı.
(anneannemin deyimiyle)insanların sorunlarını çözmek için çok güzel kavga ettikleri program.
asuman dabak ın bağıra çağıra sunduğu program.
sinir bozucu konuklar ve konular ile dolu, saçma ve cahilce tartışmalardan oluşan ama asuman dabak'ın herkesi mantık çerçevesinde toplamaya çalıştığı yakında galiba bu kadın delirecek çünkü hanüz bir tane akıllı insan çıkamadı, nedense konular aldatmak ve aldatılmak üzerine kurulu ve nedense bu konu hep erkeklerin yapısından kaynaklandığına inanıyorlar, libido sorunu yokmuş kadının, değişiklik ihtiyacı yokmuş, yok artık daha neler dedirten program.
sunucu: ne iş yapıyosunuz?
telefondaki adam: toptancıyım
sunucu: ne topluyosunuz??
şeklinde bir diyaloğa sahne olan program.
not: kanal değiştirirken gördüm yaa, yeminlen bak!
*
otobüste paralarını alamamaktan şikayetçi, haftasonu da bir düğünde damadın annesi rolünde olacak bir kadından duyduğumuza göre ajanslardan yollanan kişilerle televizyon karşısında oynanan oyunun adı.
(talen, 09.05.2007 14:59)
asuman dabak 'ın 'yeteeeeer' nidalarıyla çınlattığı ve herkesin o nidadan sonra gerçekten sus pus olduğu görülmeye değer atv kadın programı.
(çakıl, 10.05.2007 01:45)
yıllar önce
herdaim yonca ismiyle piyasaya giriş yapmış olan şarkıcının söylediği, daha sonra
fatih erdemci'nin
suçum değil ismiyle tekrar yorumladığı şarkı.
basitlikte ve banallikte ve kalitesizlikçe sınır tanımayan yorumcuların bulunduğu iğrenç program! insanın hep bunları izleyen ev kadınlarına acıyası geliyor
ekranda kirlilik yaratan gündüz programlarından biri.tartıştıkları şeyleri bir sonuca bağlasalar içim gam yemeyecek.
fıs fıs ismail uşağunun da juriler arasında bulunduğu dizi
asuman dabakın adım adım sinir hastası oluşunu anlatan program.
kim olsa delirir.
yazmayayım yazmayayım diyorum, toplum dışı-üstün birey olunulabilirlik yönündeki kuvvetli inancımı piç olması ihtimaline rağmen karabaş edip; son birkaç haftadır havaların bir hayli sıcak olması nedeniyle öğle saatlerinde ailecek hapsolduğumuz evin televizyonunu ne zaman açsam karşıma çıkan şu program hakkında bir iki çift laf etmekten kendimi alıkoyamıyorum.
bir kere öncelikle programın katılımcılarının ajanslardan getirilen ve rol-durum ilişkileri önceden belirlenmiş sıradan kişiler olduğu söylenmiş; fakat programın formatı göz önünde bulundurulduğu takdirde bu söylenenin su katılmamış gerçek olması vaziyetin vehametinden zerre götürmüyor. bir başka deyişle; "bunların hepsi yalan dolan. ondan hiç sikime takmıyom bu kenar mahalle drama queenlerini" şeklinde bir görüş geliştirmek; orada saatler boyu yapılan yorumların, ortaya serilen fikirlerin kabak gibi görünen gerçekliğini ört bas etmeye yetemiyor, yetemez.
bilmeyenler, denk gelmeyenler için öncelikle kısa bir format analizi yapalım. program asuman dabak isimli tiyatro kökenli bir oyuncunun denetiminde seçilmiş toplumsal bir sosyal afeti çözüme bağlama amacı taşıyan ve bu uğurda üç beş kişilik bir jürinin tarafları yorumlarıyla "doğru" yola itme çabalarını ele alan bir formata sahip. dediğim gibi; tüm bu senaryo, hatta kişiler uydurma da olsa olasılık dahilinde hayatta karşılaşılabilecek olaylar konu edildiğinden ötürü insanlar arasında çıkabilecek olası fikir ayrılıklarının gerçek yansımaları direkt olarak ekrana yansıyor. örneğin; görücü usulü ile evlendirildiği karısını terk eden ve başka bir kadınla birlikte olan adamın mı yoksa iki çocuğu ile mağdur olduğu iddiasında olan kadının mı haklı olduğu yönünde çılgın tartışmalar yapılıyor. buraya kadar her şey pek normal; fakat sözde bu faydaya dönük ekşını renklendirmeye yönelik atraksiyon jüri yorumları olunca; ortaya orta çağ tragedyalarından beter, cehalet örneği bile sayılamayacak sosyal tepkiler ortaya çıkıveriyor.
misal; "bu toprağın çocuğu" kisvesi altında, ne tür bir formasyona sahip olduğu meçhul, orta yaşlı bir karadeniz insanı "ben kendu fikirlerimu söylüyorum kaaardişim" ayağı altında ataerkil aile düzenini savunacağım diye türlü şaklabanlık icra edip, ortalığı birbirine katabiliyor. işin aslı; bu da görünürde herhangi bir problem teşkil etmiyor fakat programın asıl izleyici kitlesi üzerinde sırf bu herifçioğulunun bile tek başına yaratabildiği şizoid etki dünyanın en normal insanını kısa sürede bir mankuta dönüştürmeye yetebilir. birbirlerini kah geri kafalılıkla kah gizli orospulukla suçlayan bu insan yığınının arasında en aklı başında duran koordinatör asuman dabak'ın içerisine düştüğü durumsa (kadının her reklam arası bir xanax atıyormuş gibi bir hali var) her ne kadar sikimize takmasak da "bu toprağın insanı" tamlamasının aslında neleri hak ettiğini açıkça gösteriyor. bu kafasız insanları bilinçlenmek amacıyla eloğlunun/kızının kimin koynunda uyumasının doğru olduğunu televizyon ekranlarında tartışmak yerine oturup iki kitap okumaları gerektiği idrak edemedikleri sürece ibrahim tatlises de van tu tri forro lafını özgürce, gerine gerine söyleyebilecek bu topraklar üzerinde. gerçekten müstahak amına koyim.
an itibariyle son bölümünün atv ekranlarında tekrar gösterildiği saçma mı saçma tv programı. bu programın konusu ise sevgilisi siyahi olduğu için ailesi evlenmelerine izin vermeyen genç bir kızın dramı. asuman isimli sunucunun program sunumu ise oldukça ilginç ''evet sayın seyirciler , didem in sevgilisi siyah yani zenci.''
(bkz:
siyah yani zenci)
öncelikle : (bkz:
@1407436)
bu program da bir formattır. bu formata televizyon dilinde 'reality-drama' denir; yani bildiğimiz reality showların (hayat gerçekliğini anlatan kanlı canlı bol ihanetli vs) tadında kurmaca programlardır reality dramalar. format yabancı kökenlidir, avrupa ve amerika'da çok yaygındır reality-dramalar. hedef kitlesi zeka ve kültür düzeyi düşük izleyiciyi (türkiye'de bundan bol ne var) 'gerçek mi sahte mi' ikileminde bırakarak rating toplamaktır. bir televizyonculuk tekniğidir, konuklar ve izleyiciler cast ajanslarından toplanan ve dikkatli izleyicilerin arada televizyon dizilerinde de görebileceği amatör oyunculardır.
türkiye'nin tek reality - draması da değildir bu program ; bir dönem çok meşhur olan ahu tuğba - meriç hürkan aşkı, banu alkanla sevgilisi (çakmaktaş mıydı neydi herif bilemedim şimdi), gelinim olur musun, kayınçomu öper misin gibi yarışmalar da gayet reality drama olup izleyiciyi oyalama amacı gütmektedir.
üzerinde oynamalar yapmaya değiştirip kafiyelemeye en müsait şarkıdır:
şifremi bana vermeyen kaana
konuşmayan papağana
nedensiz ama ünal yarımağana
itirazım var
ayağıma uzanmayan yorgana
ip atlarken zorlayan urgana
bir imzayı çok gören murathan mungana
itirazım var
yolda selam vermeyen selmana
ürünsüz çorak bostana
bana fizik dersi vermeyen einstain'a
itirazım var
asla tanışmadığım sencere
bu mu dibi tutan tencere
alkol oranı az eyüp sabri tuncere
itirazım var
kaynayan çaydanlıkta olmayan deme
her kaynak şiirde geçen vereme
ellerimi yumuşatmayan arko neme
itirazım var
çözmekte zorlandığım testlere
ne vahşet filmdi o testere
ikide bi tıslayan air wick lere
itirazım var
sürekli vak vaklayan ördeklere
haksız verilen desteklere
trabzon dışında oynanan hopteklere
itirazım var
yağmurlu günlerde ganitaya
ölçeği küçük haritaya
bana yüz vermeyen manitaya
itirazım var..........
böylece gidesi tükenmeyesi binlerce uyarlaması vardır.
heran süleyman beyin birine dalma olasılığı olan program.
kendini mahkeme olayına fazla kaptırmış program.
yakında haksız bulduklarının kollarını kesmeleri olasıdır.
bunun daha bir abartılmışı var.
o da magazin mahkemesi. hakimler falan.
mükemmel reklam kokan program.sunucunun (adını hatırlamıyorum) "aayyyyyyyhhh bayılıcamm şimdii eyterr beaaa" çığlıkları programı izlenir kılan tek şey.gerisi tırışka.ama anlatılan olaylar eğer doğruysa
ulan ben size hiçbir şey demiyorum.