festival biletleri; ksb'den, bütün kampüslerde kurulacak festival masalarından, fen-edebiyat fotokopiciden ve "maslak, ataşehir, ata2, maltepe championsa, caddebostan" mado'lardan temin edilebilir.
çağırdıkları gruplarla bu yıl kimseyi delice coşturamayacağını düşündüğüm festival çünkü;
- 26 mayıs perşembe: candan erçetin, gece yolcuları, demirhan baylan, clementine konseri perşembe olması ve hala cuma sınavları olan kişiler tarafından kınanarak gidilmeyecek hatta çok ses çıkarılırsa büyük ihtimal kafayı sıyırttırabilecektir (yurttakiler için). ayrıca geçen yıl ki organizasyonun yelpazesi genişti, birinden hoşlanmayan diğerine katlanabiliodu, bu sefer ki seçimlerle aynı başarıyı yakalayamaz bu gün.
- 27 mayıs cuma: mor ve ötesi, kurban, redd, çilekeş konserinde zaten mor ve ötesinin yakında kampüse şube açacakları düşüncemizi biraz daha güçlendiren bi hava sezinleyip, bu gün de yapılan konserlerin tarz seçici olduğunu düşünmekten geri kalamıyor insan.
açıkcası isteyene bağlı olarak güzel gruplar seçilmiş denebileceği gibi, zaten bunları her yerde bulabiliyoruz diyen insanlar da olacaktır. açıkcası bu yönleriyle bu yıl ki festival beni tavlayamamış, hatta şimdiden üstüne kuma bile getirtmiştir.
sevdiği grubun bir yıl içinde verdiği onlarca konserden birine kıçını kaldırıp gidemeyen tüketici itü öğrencisine sunulan müthiş ilüzyon. bütçesini tiyatro klubünden, ksb'nin diğer gereklerini yerine getirebilecek paradan denkleştiren dandirik organizasyon.
üniversitemizin kapitalist sistemin bir parçası olduğunu kralına duyuran bir aktivitedir ayrıca.zira hedef kitlesi tam da sermayenin istediği yokedilmiş gençliktir.
itü'nün sahip olduğu enerjik genç potensiyeli zaten ortalamanın son derece altındadır.hayatında konser ortamına giremeyecek kadar çekingen, pozitif olarak yetişememiş olan uyuşuk itü nüfusuna hita eder bu akti,vite ve bilet parası komiktir.dışarıdan gelenlere yapılan uygulama devam eder mi bilemiyorum.
ellerine her geçeni elektrik süpürgesi gibi emen bir gençliktir itü'nün genel nüfusu ve işte tam burada devreye üst yapılar girer.burada amaç kişiye "ehe mehe üniversite gençiyim" dedirtmekten, afyonun dozunu yeri geldiğinde artırmaktan başka bişey değildir.çünkü yıl boyunca ödevlerden ardı arkası kesilmeyen(ki kend adıma konuşayım vizesiz toplam 3 haftam vardı) sınavlardan, komik bürokrasi uygulamalarından, ücretli eğitim sisteminin hakimietinden beyin amcıklaması geçiren itü öğrencisi "eehh yeter len" diyemeden müzik verilir arkadan.baharla birlikte kaynayan kan kıvama getirilir.
çünkü insan bencildir.80 sonrasında yaratılan gençlik mükemmeldir.çünkü üretmez, düşünmez, başarmak için yükselmek için başkalarının üstüne basmaktan sakınca görmez.bir örnek vermek gerekirse: itü oyuncularına sene başında bulunan kişi sayısı: 40. şu andaki mevcut: 7...
eğlenmek önceliklidir.önce insan tatminlerine yönlendirilmiştir.bişeyler üretmek yerine saat 6 da başlıyıp 9,30'da biten çalışaya katılmaktansa maça gitmek ister.işte tam burada tüketim toplumunun yaratılışında en büyük kolaylığı sağlayan durumu görmekteyiz.
itü fest '05 diğer itü festler gibi, anneler günü gibi, babalr günü gibi, sevgililer günü gibi, içi boşaltılmış kasti olarak yokedilmiş kadınlar günü gibi, futbol gibi, telefon reklamındaki çıplak kadın gibi sistemin insanlarına verilen, dişlilere verilen yağ damlalarıdır.
itü festin bize vereceği tek şey "benim anneler günümü neden kutlamadın" diyen annelerdir.*
edit:ben bu çarkın içinde değil miyim? tabi ki öyleyim.ama hainim biraz vefasızım.yıkmaya çalışıyorum habire.
kötü bir sanatçı seçimi sonucunda ksb'nin geçen seneki reamonn konseriyle elde ettiği şanını kaybetmesine yol açan,bilet fiyatları çok çok pahalı olan organizasyon.
candan erçetin'i ve müziğindeki romantizmi anlayamayacak, şarkılarındaki içtenliği ruhunda hissedemeyeceklerin katılsa da bir zevk alamayacağı festival
aslında hiç sallamayıp, müthiş okul ruhumu da bir yana bırakıp unimayfest'e hande yeneri seyretmeye gidicekken en beleşinden bilet kazanmam ile şu anımı bayram etmiş, iki günüme renk katması muhtemel aktivite..
organizasyon işinden anlamayanların organize ettiği birşeydir. mizah kulübünün kendi bütçesiyle 5 milyona manga, nev getirdiğini görünce ksb'nin desteklediği bu organizasyonun 25 milyon olması da ayıp!!!
mizah klübünün organizasyonuyla kıyaslayacak olursak eğer. eşit düzeyde bir yüzeysellikle saçma salak bir denklem kuracak olursak eğer...
2 grup 5 milyon a sahneye çıkarsa
8 " x " " sahneye çıkar..
buna göre x = 20 olmalıdır.
her şeyi geçiyorum itu fest de daha pahalı grup/şarkıcılarla çalışıldığı aşikardır.
yoksa ksb nin beleşe organizasyon yapıp da milleti söğüşlediğini düşünmek saçmalıkdır kanımca.
gündüz etkinliklerinin insanların babasının hayrına olduğu atraksiondur. 2 gün bir dünya olay yapılıp alayı beleştir. sponsorlar onları karşılamıyodur da. dediğim gibi her şey beleş. ben de bu hadiseyi aydınlatmam sayesinde ½10 sakal alıyorum. bi kaç firmadan rica ettim gündüzleri gelin beleşe eğlendirin dedim kırmadı çocuklar.
gündüz etkinlikleri de normalde parayla oluyormuş da "biz beleşe yaptık, heeyyt" diye gerinerek gezenlerin düzenlediği, bu işten biraz anlayanların katıla katıla güldüğü organizasyondur.
5 milyona, "abi o kurtarmaz" deniyorsa da 10 milyona başka yerde mor ve ötesi falan bulsam anında satacağım bir etkinlikti. evet sevgili öğrenciler, filmimizde de seyrettiğimiz gibi bu olayımızda da oldukça serbest pazar koşulları geçerli. (bkz: açıköğretim fakültesi)
ünlü bir mizahçıyı söyleşiye getirip bunu ücretli bir organizasyon haline getiren bir kulübün benzerini düzenlemesini dört gözle beklediğim bir atraksiyondur ayrıca. şimdi hangi kulüptü hangi mizahçıydı hatırlayamıyorum ama oldu bayağı, 2002 civarlarıydı ondan hafızam yanılıyor olabilir, taş düşebilir, ayı çıkabilir.
öncelikle (bkz: anlayamama kabiliyeti)
insanların her şeyin bir maliyeti olduğunu idrak edemediği hadise sanıyorum ki. ve bir sürü etkinliğin bedava olması sponsorların sayesinde olmaktadır.
konser kısmı ise sponsorların katkılarıyla birlikte kendi kendini nötrlemektedir. organizasyonda mıyım değilim fakat hadisede dönen miktarları ve maliyeti bilmek için içinde olmama da gerek yok.
bu işten biraz anlayan sezerciklere de tek bir sözüm var...
(bkz: senin güttüğün koyun kadar çoban sikmişliğim var)
bunun dışında tek arzumuz okulumuzun hak ettiği gibi güzel geçmesidir.