|
|
- önceleri yani daha ilk senesinde başlar insan; "ne biçim yere geldim ben, bu ne böyle? hep ödev, hep sunum, hep quiz" diye söylenmeye. dört seneyi söylene söylene geçirir bizim öğrenci. hele ki 3.sınıf evlere şenliktir. her gün bağıra çağıra mecburen tutarsın okulun yolunu, "ahh bir mezun olsam şurdan" dersin. son sınıfa geçilir en nihayetinde, ilk dönem eğlenceli gelir; mezun olma heyecanı basar insanı ama ikinci dönem üzerinde çalışılan tasarım projesi ile hayata gözlerini kapamakla kapamamak arasında düşünürken bir de bakarsın ki az kalmıştır okulun bitmesine. aaa sahiden mezun oluyorsundur bu okuldan, itü'den. işte o an anlarsın; bir daha bu baharı başka güzel kampüste öğrenci olarak dolaşamayacağını, kantinde arkadaşlarla saatlerce oturup çene çalamayacağını. stresli olsa da sınav sabahlarını, arkadaşlarınla sınava çalıştığın anları özleyeceğini hissedersin, şaşırırsın. ya da derslerde kaçamak fısıldaşmaları ya da önemli bir dersi asıp kantinde boş boş oturup derse girmediğinin pişmanlığını... ne bileyim ben özlersin işte itü'yü. bir an önce gitsem diye baktığın yere yanlış yaptığını anlarsın.
(gülümsün, 07.05.2005 21:33 ~ 19.05.2007 09:41)
- bir dilemma mezun olmak benim için.mutluluk ve hüznün kesiştiği nadir anlardan insan oğlunun hayatındaki.tıpkı evlenmek gibi..hayatını sevdiğin insanla birleştirmenin mutluluğu ve diğer sevdiklerinle ayrılacak olmanın hüznü.
benim için bir iç hesaplamadan farklı olmayacak mezun olmak.itüye girdiğim ilk gün ve itüden çıktığım son gün arasında geçen zamanın değerlendirmesi.bana verdikleri benden aldıkları..itünün ben de bıraktıkları benim itüde bırakacaklarım..özellikle benim itüde bırakacaklarım..en güzel dört senemi dört tane canımın yarısı dostumu ve belki de bir daha asla göremeyeceğim büyük aşkımı..
- bitirme tezinin savunma sınavından sonra hissettiğim durum. şimdilerde ise kara kara düşünüyorum ne yapacağımı. belirsiz bir vaziyettir mezun olmak ve okulu özleyip özlemeyeceğiniz ancak bu belirsizlik ortadan kalktığı zaman farkedilir heralde; nitekim, ben hala, bana ne olduğunun farkında değilim. yaşayıp göreceğiz...
- dışı seni içi beni yakar sözünün cuk oturduğu durumdur, dört yıl boyunca edilen küfürler, her sabah ve her akşam yollarda söylenmeler, vizelere finallere sabahlamalar, notların açıklanacağı gün nete girmeden önce için cız etmesi sorunsalları ve bunun gibi itü'nün getirdiği yan etkilerden kurtulmak insanın içini hafifletir, bunun yanısıra her sabah fakültede ders ekip makara kukara yapmaların bitmesi, beş dakikada ayarlanıveren halısahaların mazi olması, tayfadan kiminin yurtdışına kiminin askere gitmesi ve kalanların da yoğun iş hayatına girmesiyle oluşan yapay boşluk hissi de insanın içini tırmalar; ama olsundur mezun olmak yine de güzeldir, itü'den mezun olmak daha da güzeldir..
(doaaa, 28.10.2006 04:03)
- hissiyatsız bir durumdur. hiç bir hissedilmez, ne sevinirsin ne üzülürsün. böyle çük gibi ortada kalmış düşüncesi basar içini. bu hissiyatsızlık yıllarca göte giren kol gibi kredilerin, ödevlerini aniden bıçak gibi kesilmesiyle ne yapacağını bilememekten kaynaklanır. hem lisans hem yüksek de aynı şey oldu lanet olsun. ulan insan ya mutlu olur mezun oldum kurtuldum diye, ya da üzülür (pek rastlanmasa da). ama itüde farklı oluyor işte. herkes itüden böyle mezun oluyor, coşkusuz, heyecansız, hissiyatsız sadece geride kalan hayat boyu dimdik yürüyebilmek. neden mi? yıllarca yuttuğun oklavalardan, giren kazıklardan herhalde...
- -nerden mezundun?
-itü.
-faruk hoca dan ders aldın mı hiç ?
-bitirme hocamdı kendisi.
-o çok güzel.tamam o zaman ne zaman istersen başlayabilirsin.hayırlı olsun aramıza hoşgeldin.
-teşekkürler.
(bkz: zamanla anlaşılan değerler)
- (bkz: itü sözlük'ten mezun olmak)
(memento, 04.07.2008 17:28 ~ 17:29)
|