son dönemlerde daha da belirginleşen eksikliktir. sözlüğü buz gibi yapandır. üşüyoruz sözlük dememize sebebiyet verendir.
ey türkiye'nin ülkücüleri, satırlarınızdan başka kaybedecek bir şeyiniz yok, birleşin.
"olacak" bile yazamayanların yorumladığı durum.
zorunlu edit: olacak yazamayan arkadaş girisini sildiği veya bu arkadaşın girisi yönetim tarafında silindiği için cümlem havada kalmış
eksik değildir, aslında varlardır ama fikirleri olmadığı için habire bakınız yazarlığı yapmaktadırlar her sözlük platformunda olduğu gibi.
başlığa sebebiyet veren durumu incelediğimizde yanlış olduğu ortaya çıkacak durum. başlığın bugün yazlıyor olması bugün bu eksikliğin aslında olmadığının anlaşılması ve bunun bazı bünyelerde rahatsızlık yaratmasıdır.
hiç rahatsız etmeyen eksikliktir.
asalım keselim türk'ün gücü asena bozkurt başbuğ orta asya orospu çocuğu pkk
aha giderdim.
hiç üzülmemekteyim, zaten ırkçılığın arttığı bugünlerde, yarın öbür gün buraya da birer ikişer girmeye başlarlar
karşıt güruhla alakalı bildiği tek şey ''onlar faşist'' demek olan bir kısım kimselerin kendilerinin istedikleri şekilde bir ülkücü bulamamaları neticesinde eksikliğini hissettikleri kişilerdir.
yani ben ülkücülerin içinde olan birisi değilim. lakin televolenin komünist yapması gibi komünistler de adamı ülkücü yaparlar arkadaş. yani ne kadar değer varsa söv, dini başlıklarda zırvala, gel ondan sonra bayrağı küçümse, gel ondan sonra kardeşlik adı altında bölücülük yap, gel ondan sonra insan yaşamı adı altında insan canına kıyanlara ''seviyoruz seni'' ayağı çek... (uzar gider)
keşke ne istediğinizi kendiniz de bilseydiniz.
(bkz:
satırla kovalanan insan komünisttir)
evet câânım komünizmi getirdiğiniz nokta budur. ne ideoloji bıraktınız ne akıl. sadece bir şekilde ezik görülelim de bu bize yeter umrumda değil sadece ezik gözükelim bizi kovalasınlar bizi hapislere tıksınlar bize işkence yapsınlar diye yırtınıyorsunuz. kendi davanıza bile ihanet etmişsiniz farkında değilsiniz. ne diyelim yazık.
ülkücü kesim'in iyi dileklerini duyacağını umduğum kişilerin saptama cümlesi. gelin kardeş olalım der mi acaba ülkücüler?
bundan en büyük zararı solcular görür.
ey solcu bunu iyi düşün; böyle bir senaryoda "faşist!" diye çıkışacağın bir sözlükçü bulamayacaksın karşında. bir süre sonra sıkıntıdan "o solcu değil! sadece kendini solcu sanıyor liboş ibne!" diyeceğin adamlar aramaya başlayacaksın. tartışmalar çıkacak. bölündükçe bölüneceksin, akabinde lego gibi dağılacaksın.
aman abi, böyle iyi. ülkücü dediğiniz, altında toplandığınız çatıyı ayakta tutan son kalas ( hakaret babında demedim bunu). değerini bilin. eğer o da giderse buraya bin tane mihri belli gelse toparlayamaz sizi.
komik tepkilere sebebiyet veren eksikliktir.
karşıt güruh, yani ülkücülerle ilgili bilinen tek şey onların "faşist" oluşuymuş. yahu yapmayın, bu ülkede ülkücüden daha medyatik ne var? sizin sokaklarınıza çıksak ve sizin insanlarınıza sorsak kaç tanesi ülkücü denilen varlığı tanımlayamaz? bu denli komik duruma düşmeye gerek var mı?
"televole adamı komünist yapar" sözüne en güzel cevabı kim vermişti biliyor musunuz? ben de o çocukluktan geçtim ve ben de o tartışmalara adapte oldum zira ben de gençtim, televole izliyordum herkes gibi.
deniz akkaya lan! ondan daha iyi cevap verenine rastlamamıştım ve halen daha kendisini sırf bu yüzden manyak severim, ilginç bir elektriğim var ona.
- televole insanı komünist yapar mı deniz hanım?
+ komünist olmak o kadar kolay mı oldu?
"satırla kovalanan insan" insandır. hiçbir insan satırla kovalanma eylemini hakedecek bir aşağılıkta değildir. ülkücüsünden akp'lisine ve komünistine kadar. bu nasıl bir faşizanca yaklaşımdır? faşist deyince de "kötü" oluyoruz. bu nedir bana bunu anlatın! "satırla kovalanan adam komünisttir" demenin manasının altını oyalım. kemalistlerin şiarı olan ve atatürk'ün sözü olan, "gökten indirildiği varsayılan" kitabınızda yazıyor diye mi bu zulüm? müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün demek ne zaman illegal olacak?
davamıza ihanet etmek işkence masalarından kaçmak ya da üzerine yürümek mi oldu? sen karşındaki görüşü ne kadar tanıyorsun? ne biliyorsun hakkında? en ufacık bir fikrin var mı? kayser sozer'in solculuğun yıkıp dökmek olması başlığını favorisine ekleyen yobaz sürüsü ne zaman karşıtlarını algılayabildi? o insani bakış tezahürü ne zaman oluştu? bizim mi haberimiz yok?...
bu suç da başımıza kaldı ya helal olsun. insanları biz ülkücü yapıyormuşuz bu tavırlarımızla, yine suçlu bizmişiz, yine hesabımız kesilmiş yani. yine biz lan, yine biz. olsun gözüm olsun, ne olacaksa olsun.
bol miktarda vardır kendilerinden. hiç eksikliklerini hissettirmemektedirler. sık sık farklı etnik kökenler hakkında aşağılayıcı ve nefret dolu giriler yazarak bize kendilerini tekrar tekrar hatırlatmaktadırlar. üzgünüm.
ulusalcı kardeşlerimiz sağolsunlar eksiklikleri hiç hissedilmiyor. yaşayın be!!
"bi yerden de eksik olsunlar, daha ne istiyorsunuz?" cümlesine gark eyliyor insanı.
(bektaşi, 29.10.2009 03:17 ~ 03:17)
doldururuz kimse merak etmesin dediğim eksiklik. illa istiyorsanız, ben talip olurum babalar gibi. nedir olay? gelin, satırlarla kavga edelim.
satır dediğim bu satır ha, şu anda yazdığım. bak dayanamıyorum, bitirecektim giriyi ama;
anlamadım ki, çok mu seviyorsunuz, her yerde faşist, ülkücü tanımlaması yapıp kendinizi solcu lanse etmeyi? bu özencilik, bu amatörlük nereden geliyor? kendini solcu olarak görmek sana nasıl bir ego sağlıyor böyle, nasıl bir kimlik tanımlaması bu?
bunu geçtim, daha derine ineyim. sen, sadece böyle faşist bir başlıkla karşıt görüş avına çıkmakla kalmayıp, aynı zamanda (bak derinlik burada başlıyor) okuduğun her kuramı "eşitlik" adı altında uygulama sevdasına girmekle de aslında kendinle çelişiyorsun. çevrendeki fikir ve değerlere önem vermeden, sadece devinimle hareket etmek faşistliğe yelken açar. daha uygulama aşamasına gelmediysen, uyarayım seni, böyle bir çelişki içine düşme. şimdi, derinlik burada başlıyor dedik, bu yüzden bu konu saatlerce uzar gider. hiç de gereği yok. ama biraz düşün sen emi yavrum, biraz akıl. kendinle çelişme, dünya görüşünü uygulayım derken, tırt yollara girme.
benim mevzum, senin çelişkilerin. yoksa, hayat bana güzel, sen istediğin yola girebilirsin. tabii sınırlarıma müdahale etmedikçe.
solculuklarının tek temeli ülkücüler bizi dövüyor, konuşmayı bilmiyorlar, okumuyorlar, satır taşıyorlar, sözlükte bize seri eksi oy veriyorlar, demokrasiyi sindirememişler tarzı yorumlar yapmak olanların aslında hissetmediği, ülkücülerin sözlükte var olduğunu bilmelerine rağmen kimler olduğunu anlamak istedikleri amaca yöenlik bir cümle. hayır üstteki girilerin bir kısmında bile kendilerini savunarak kullandıkları argüman "bizi eziyor, bize saldırıyor" bu adamlar şeklinde ezilenler vurgulu bir yapıdadır. lakin herkes bilmektedir ki kendilerine yapıldığını iddia ettikleri şeyleri solun etkin olduğu üniversitelerde kendileri de ülkücülere yapmaktadır. illa fikir özgürlüğü, illa özgür düşünce illa özgürlük diyorsanız buyrun konuşalım. lakin bu kafadan ezberlenmiş bir kaç kalıpla olmasın. öyle ülkücüler böyle tırt, biz böyle iyiyiz geyiklerine gerek yok. bu sizin o entellektüel(!) solcu birikiminize zarar verir ve bizi üzer. bizi üzer çünkü karşımızda olanların aslında olmadığını bilmek iyi bir durum değildir. bizi arıyorsanız hep buralarda bir yerdeyiz.
şu anda sözlüğe yazı yazmaktan çok daha önemli işleri olduğuna inandığım ülkücülerin burada az sayıda bulunmalarının fark edilmiş olması durumudur. zira reislerinin izinden gidip yüksek matematik problemleriyle ilgilenmekte olduklarını düşünmekteyim. 2009, sıfırları at 11, 20'yle 09'u topla 29, 29'la 11'i topla 40. işte mhp'nin kırkıncı yılı kutlu olsun. şu an 2010'dan 41 sayısını elde etmeye çalışıyor olmaları mümkündür, yazıyı yazıyım ben de 62'den tavşan yapacağım.
ekonomiden, siyasetten, uluslararasi iliskilerden, çok kültürlülükten anlamayip tek ideolojik refleks olarak ait olduklari milliyeti öne sürebilen, savunduklari ideolojinin altyapisindan haberdar olmadiklari icin hangi konuda nasil fikir yürüteceklerini bilemeyen, bu nedenle her konuda lafi donup dolastirip turkun turkten baska dostu olmadigina getiren milliyetci camianin fedailerinin eksikliğidir. hiç de kötü değildir bu eksiklik...
iyi ki eksikler, siz ozellestirme dersiniz bunlar ulusal cikarlarin yabancilara devredildiginden bahseder yani cagdas zihniyeti 50 yil geriden takip ederler. genellikle maddi durumu pek iyi olmayan ailelerden çıktıkları icin (sosyalist-komunist-islamci örgutlenmelerde oldugu gibi), kendini dünyaya ifade etme ve bir camianin üyesi olarak yalniz kalmama dürtüleri ülkücülüğün-sosyalistligin-islamciligin gencler arasinda revaç bulmasinin sebebi olarak gorulebilir. sosyalistligin-islamin ve ulkuculugun ideolojik temellerinden beslenerek (marx-engels-s.simon-ziya gokalp-nurullah atac-molla cami-ali seriati-fazlurrahman vb.) konuşanlara ise saygimiz sonsuzdur...eyvallah, onlar buyursunlar gelsinler
yedikleri ayarlar sonrası tutunamayıp sözlükten göçtükleri sebep olarak gösterilebilir, örneğin pek fazla takip etmeme rağmen göz ucuyla edindiğim bir gözlem sonucu ekşi sözlük de bu durumdadır.
bunun en önemli sebebi üretim eksikliğidir, eğer bir oluşum salt üretim üzerine kuruluyorsa ve yaratıcılık en önemli kıstassa bunun dışında kalan kesimi devre dışı bırakır.
itü sözlük de kısmen olan budur ama bu kesin veri değldir, her zamanki gibi bunun marjinal tarafı olacaktır, o yüzden kesinlikle ülkücü yoktur bu sözlükte demek pek doğru değildir ama doğru olan dışarı itilmemek için marjinal taraflarını törpüledikleridir.
örneğin uzun süre içinde bulunduğum başka bir sözlük (adını yazarsam ayıp olur) bu anlamda daha karmaşıktır, nedeni üretim kaygası taşımamasıdır daha pragmatist olmasıdır, örneğin "o" sözlükte hem sol adına hem sağ adına daha marjinal çıkışlar söz konusudur.
çünkü ana kıstas yaratıcılık değil, yorumlamaktır.
uğramayalı durum tesbitleri yapılmış hakkımızda. bazıları ekonomiden, siyasetten, uluslararası ilişkilerden anlamaz ezbere konuşurlar demiş, bir başkası bir süre sonra kaçarlar tutunamazlar diye eklemiş. ya hu nerenizle düşünüp nerenizle yazıyorsunuz merak ediyorum. bir tek siz okula gidiyorsunuz, bir tek siz kitap okuyorsunuz, bir tek siz yorumlama kabiliyetine sahipsiniz. af edersiniz de siz sadrazamın sol şeyi, biz kapı tokmağı mıyız. bırakın bu laf salatalarını.
ismini söyleyince geliyorlarmış. ülkücü yerine 6 harfli desek mesela!