görseller
itü sözlük te yaprak dökümüitü sözlük te yaprak dökümü
itü sözlük te yaprak dökümüitü sözlük te yaprak dökümü
belki ilginizi çeker
  1. · kaçın lan sahibi geldi
  2. · itü sözlük te belirginleşen yaprak dökümü
  3. · wondrous un kendini uçurması
  4. · henrikırinkıl
  5. · ekrem1990
  6. · yazarların sözlüğü bırakması
  7. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · bir kadının bilmesi gerekenler
  2. · zongul ducks
  3. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  4. · domuz gribi
  5. · 100 opera
  6. · aşk ı memnu
  7. · darbeci baro taksim e hoş geldin
  8. · telepati
  9. · ahmet haşim

itü sözlük te yaprak dökümü  

 sayfa  / 2
  1. bana göre süt, onlara göre çikolata. her zaman gerçekleşen bir durum. hemen gaza gelmeyin ama, çünkü itü sözlük 4 mevsime birden sahip.

    sözün özü, giden gittiğiyle kalıyor. yapraklar dökülünce ağacın öldüğünü hayal edenler için üzgünüm. böyle bir şey gerçekten olmuyor.

    bu kadar saçma romantik girizgahtan sonra konuyu daha net bir şekilde açıklamaya çalışacağım.

    itü sözlük insanların konu bazlı içerik ürettikleri bir "topluluktur". üye olduğunuz zaman büyümesi için sizden "emek" isteyen bir yer değil, kuralları ve yapısına bağlı olarak hoşça vakit geçirmenize olanak tanıyan bir yapıdır.

    işin özü verilen bir "emek" söz konusu değildir. hiç kimse bir siteye "ya şu siteye biraz emek vereyim de bi sike benzesin" gibi bir mantıkla üye olmuyor. bunu idda eden varsa da alenen psikopattır. ancak son 5 senedir şu emek kelimesi o kadar abuse edildi ki tiksindim. gördüğüm yerde midem kalkmaya başladı. emek kavramını sorgulamaya itti beni.

    senelerdir şu sözü görüyorum orda burda; "itü sözlük'te yaprak dökümü". iyiden iyiye bitmiş sözlük ile kanka olan bu tanım bana insanların şişkin egosundan başka hiç bir şey ifade etmiyor.

    itü sözlük tam olarak bir doğal seleksiyon ortamıdır. dikkatli inceleyenler gerçekten bir taşıma kapasitesine sahip olduğunu ve ne kadar fazla başvuru yapılırsa yapılsın toplam nüfusun kademe kademe arttığını gözlemleyebilir.

    seneler bazında içeriklerin yapısındaki değişimler aynı şekilde gözlemlenebilir. itü sözlük sürekli evrim geçiren bir organizmadır. sürekli ayrılanlar veya şutlananlar olur ve daima bunların yerine yenileri gelir. daha önceden kalanlar ve yeni gelenlerle tekrar yenilenir ve gelişir. doğal olan da budur.

    o son derece şişkin egonuzla sözlüğü bıraktığınız zaman sözlüğün biteceğini düşünüyorsanız bırakmak için hiç vakit kaybetmemenizi öneririm. eğer sözlükte hayati bir fonksiyona sahip olduğunuzu düşünüyorsanız bu fikrinizi tekrar gözden geçirin. bu sitenin "siz üye olmadan önce de" var olduğu gerçeğini dikkate alın. bunlara rağmen hakettiğiniz değeri göremediğinizi düşünüyorsanız da bırakmak için hiç bir şekilde zaman kaybetmeyin.

    burası bir web sitesidir. çok hoşunuza gidebilir, çok sıcak gelebilir size ortamı veya tam aksine beğenmeyebilir rahatsız olabilirsiniz. ancak az önce söylediğim gibi burası bir web sitesidir. hiç kimse bu web sitesine zorla üye yapılmaz ve herhangi zoraki bir talep gerçekleşmez. şu kadar giri girmezsen sözlükten uçarsın gibi bir kaide bulunmaz. bu gerçeği hiç kimsenin aklından çıkarmaması gerekir.

    kendinizi sözlük için çok hayati fonksiyonlarla donatılmış olarak görebilirsiniz, siz gittikten sonra arkadaşlarınızın isyan bayrağı çekerek hükümeti devirmeye çalışacağını falan da düşünebilirsiniz. bu derece büyük sapkınlarla da defalarca karşılaşıldı.

    siz çok parlak altın kaplama bir yaprak biçiminde sözlükte dökülürsünüz, ve bir hafta sonra sevgili kankalarınız yine bu site dahilinde hayatlarına devam eder. gidenle gitmez, ölenle ölmezler. kendini bu denli önemli görürken bu denli bir siklemezlikle karşılaşmak eminim acı verici olmalı.

    hastalıklı zihinler "bu derece fazla emek verdiğini" ilan ettikleri yerin çöküşünü beklerler büyük hevesle sırf kendilerini haklı çıkarmak için, veya başka isimlerle tekrar tekrar gelirler.

    eğer bu ortamı gerçekten seviyor ancak can sıkıntısından içinizde gereksiz bir devrimci büyütüyorsanız bu sevdanızdan vazgeçin. bir soluklanın, çay için. gerçekten sevmiyor ve anlam bulamıyorsanız gidin ve tekrar tekrar dönmeyin pls.
    (radiance, 25.11.2008 00:49)
  2. bunu nasıl atlamışım bilemedim.

    (bkz: son günlerde sözlükte daha da belirginleşen durum)
    (radiance, 25.11.2008 01:12)
  3. son günlerde sözlükte daha da belirginleşen bir durumdur. evet söylendiği gibi burası bir web sitesidir. kimse buranın olmazsa olmazı değil, biri gider biri gelir ve sonuçta bu site hayatına devam eder. iyi hoş da bu itüsözlük gibi bir web sitesinde yaprak dökümü yaşanamayacağı anlamına gelmez. eğer benim sevdiğim ve sevgi pınarımı şenlendiren yazarlar belli aralıklarla sözlüğü bırakıyorlarsa bunun benim için tek anlamı itüsözlükte yaprak dökümü yaşandığıdır veya diğer bir deyişle itüsözlüğün kan kaybetmesidir. hayır niye inatla bu site her türlü devam eder felsefisiyle olaylara yaklaşılıyor. bunu zaten herkes biliyor, tek sorun pek çok yazarın okumaktan zevk aldığı ve gayet güzel giriler giren insanların sözlükten ayrılmaları ve insanlar bu duruma böyle demeyi uygun görmüş. bu kadar basit.
    (anthrax, 25.11.2008 01:57)
  4. yaprak dökümü dizisi kadar baymıştır belki evet.
    gelgelelim yarattığınız bu sanal dünyada gerçek dostlar yakaladık. çoğu ekranda beliren birer yazıdan ibaret. hergün gelir o yazıya tutunurduk. tuhaf şey, sağ köşede parıldayan bir takma isim miydi bizi mutlu eden?

    bir fabrika gibi çalışıyorsa burası, biri gider biri gelir evet. çarklar döner.

    ama sözlükten uçmak ölmek gibidir. bir dünyayı bırakıp bir diğerine geçmek.
    dünya da böyledir zaten insanlar ölür ve yenileri doğar hergün.

    ama zamana yazılmış sözlerimiz vardı. ve bir dost idi yitirilen. sorun şu ki; kedisi ölen bir çocuğa "üzülme yavrum yenisini alırız" düzeyinde bir ebeveyn acımasızlığı seziyorum yazdıklarınızdan.
    bir iki girilik bir yas tutmamıza izin verin. izin verin cenazemizi mütevazi bir törenle gömelim sol frame'ye... yoksa biz de biliriz baki kalan bu kubbede hoş bir seda olduğumuzu.
    haddimizi, sınırlarımızı biliriz.

    herneyse, canım biz üzüntüden ne dediğimizi biliyor muyuz? duygusal şapşallarız işte.
    hayat böyle der geçeriz.

    herşeyin farkındayız ama
    "ölüm allah'ın emri şu ayrılık olmasaydı."
    (emigrant, 25.11.2008 07:33 ~ 07:35)
  5. ardından, ağlama duvar inşaa ettirebilecek bi konu hakkaten de... aslında, yönetim öyle demedi lan üzülmeyin.. şaka yaptılar.. siz gidince ölürüz biz, mahvoluruz, bırakmayın bizi ağla1.

    neyse, söyleyeceğim şey çok basit.

    bi ara, kurtlar vadisinde çakır öldüğünde ardından mevlüt okutan zihniyete güldüydük dimi? terkeden yazarları "sol frame'ye" gömdükten sonra mevlüt de okutalım madem, sevaptır.
    (kitiara uth matar, 25.11.2008 09:05)
  6. bu konuda sözlük camiasındaki görüşleri iki kutup arasına yerleştirebiliriz. bunlar, sözlükten sonra bir hayatın olduğuna inanmak ile sözlükten sonraki hayata inanmamaktır. herkesin iki uçtan birisinde olduğunu iddia etmiyorum ancak bir yazarın tavrını incelerken bu uçlara olan yakınlığına bakmak işimize yarayabilir.

    sözlükten sonraki hayatın varlığına inananlar, sözlükte edindikleri deneyimleri ve edindikleri arkadaşları uçuş veya sözlüğü bırakış sonrasına da taşıyacaklarına inanır. uçuş kesin bir son değildir onlara göre. sonraki hayatta sözlüğün durumu onlar için önem ifade etmektedir. dolayısıyla burada kızmış gibi yaptıkları zaman gerçekten kızma, üzülmüş gibi yaptıkları zaman da gerçekten üzülme eğiliminde olurlar. benden sonra tufan diyip uçmadan önce "sözlüğü yok et" düğmesine basacak insan değildir bunlar. tabi bu hepsinin kıyak insanlar olduğu anlamına gelmez; işleyen bir etik, inançla kurulabilir olsaydı dünyanın en dürüst ülkeleri en bağnaz ülkeleri olurdu.

    sözlükten sonraki hayatın varlığına inanmayanlar için uçuş kesin bir sondur. ötesi yoktur. burada yapılan burada kalır ve bu yazarlar için uçuş sonrası sözlüğün başına ne geleceğine önem vermeleri beklenmez. burada edinmiş gibi yaptıkları arkadaşlarıyla sonrasında görüşmeyi beklemezler. bazen bu yaklaşım bir miktar yıkıcı nihilizm ile karışır, benden sonra tufan anlayışı da görülebilir bu yazarlarda (hepsi böyle olur demiyorum, kişisel sözlük etiği, sözlük inançları olmadan da kurulabilir). böyle bir yazarın her kızgınmış veya üzgünmüş gibi davrandığında gerçekten de öyle hissettiğini düşünmek hata olur. burada yapılanlar burada yaşanan bir eğlencenin parçasıdır ama bunları sözlük sonrası hayata aktarmayı ümit etmenin bir anlamı yoktur.

    itü sözlük'te belirginleşen yaprak dökümünü bu şekilde ele almak işimize yarayabilir diye düşündüydüm.
    (recai pengül, 25.11.2008 12:05 ~ 29.01.2009 14:08)
  7. bu söz iki ayrı soruya açılıyor:
    1. yaprağı olmayan ağaç, nasıl beslenecek?
    2. şu an üzerinde durduğu kökleri ve bağlı bulunduğu toprağı onu her daim besleyebilir mi?

    bunların yanıtları ise bende değil. amacım soru sormak. çözümü bulmak isteyenlere ise şunları söyleyebilirim;

    epeydir buradayım. sürekli ilgilendiğim bu sitede, hafızam sağolsun sahibinden bile çok şeyi hatırlamamı sağlıyor. şöyle bir geriye baktığımda yakın çevremden (burada tanıyıp) sevdiğim insanlar da dahil, birçok yazarın gidişini gördüm. "gidenler yüzünden/sayesinde ne değişti" diye bakıyorum; cevap "hiçbir şey.". sözlük hala sözlük, hala büyüyor, hala gelişiyor. onlar varken daha eğlenceliydi, şimdi daha eğlencesiz diye bir şey yok. "çorbada tuzumuz olsun" diyenler de şunu unutmamalı: bir tuz zerresi (tanesi, kristali, 1 mm³'ten küçük) eksik çorbada, tuzun tadını hala alabiliriz. sözlüğün bütününe binde birden de ufak bir etkisi olan yazar tanelerinin kendine bu önemi vermesi, dışarıdan kendilerine ve bu siteye bakışlarını özetliyor aslında. üzgünüm, insanlar kendini çok önemsiyor ama burada kimse "olmazsa olmaz" değil. hatta şunu da ekleyeyim; ben de bir gün gideceğim buradan veya atılacağım, eminim(ikincisinin olması daha büyük bir ihtimal). iki kişi hariç kimsenin yeri de garanti değil, niye kendine bu önemi vermek ve dahi bu siteye bu kıymeti bindirmek, anlamıyorum.

    hatta biraz rahatsız edici sertlikte de olsa, bunu ifade etmek lazım: "hiç kimse bu site için değerli değil.". iyi de o kadar önemsizse bireyler, nasıl oluyor da bireyler üzerinde inşa ediliyor bu sözlük?
    (azureel, 25.11.2008 12:22)
  8. bir düşünce deneyi ile "yaprakların çoğu giderse kökler yeter mi?" sorusuna cevap arayabiliriz. daha önce iddia ettiğim gibi sözlükte sözlükten sonraki hayata inananların varlığını herkes kabul eder herhalde. bunlara kendisini sözlük için değerli bir yazar gibi gören, "ben gidersem sözlük yıkılmasa da eskisi kadar eğlenceli/ciddi/neşeli/esprili/bilgi yüklü olmaz." diyen yazarları da ekleyebiliriz. kısacası "senin sözlük için ufak da olsa bir değerin var mı?" sorusuna evet cevabı veren herkesin girdiği bir küme düşünüyorum.

    şimdi bu kümedeki tüm bu yazarların bir gün hep beraber sözlüğü terk ettiğini düşünelim. geride kalan yazarlar sözlükte yazmaya ve sözlüğü okumaya devam etmek ister miydi? eğer isterlerse sorun yok. ama eğer "yok yav, sözlüğün eski tadı kalmadı." diyeceklerse o zaman üstünde düşünülmesi gereken bir sorun var demektir.

    ben bu sorunun cevabını merak ediyorum. mesela kendi adıma söyleyeyim, yazarlar içinden seçeceğim 5 kişi ile beraber kuracağım kendi sözlüğümde kendim yazıp kendim oynamak itü sözlük kadar eğlenceli olmasa da bir süre oyalayabilirdi beni. tabi ne kadar oyalardı, itü sözlük ne kadar oyalayacak bunlar cevabını bilmediğim sorular.
    (recai pengül, 25.11.2008 12:28 ~ 12:32)
  9. her şey kayser'in gitmesiyle başladı. artık hiç bir şey eskisi gibi değildi ve biliyorum olmayacaktı ...

    -babam beni hep hortumla döverdi. ıh ıhh haayıı hayırr..
    (dörtyapraklıyoncanındördüncüyaprağı, 25.11.2008 12:43 ~ 12:44)
  10. kendimden örnek vermeye devam etmem gerekirse şunları söyleyebilirim: bir gün ya sıkıldığım ve itü sözlük hayatımda üstlendiği işlevi yerine getirmediği için ayrılacağım ya da şutlanacağım. girilerimin silinmesi durumunda sözlük benim girilerimi kaybedecektir. bu sözlüğü yıkmayacaktır ve eğer bir kayıp varsa bile orta vadede farkedilmeyecektir bu kayıp. bunları kendimi sözlük için değerli görüyorum/görmüyorum yaklaşımının aslında tartışmayla tam ilgisi olmadığını iddia etmek için söylüyorum. bence mesele sözlüğü ciddiye alıyorum/almıyorum meselesi.

    sözlüğü ciddiye almadığımı söyleyemem. bu açıdan sözlükten sonraki hayat hakkında tam anlamıyla inançsız değilim. hatta biraz ileri giderek aslında kimsenin tamamen bu konuda inançsız olmadığını iddia edebilirim. evrim teorisi altında saçmalayan ve ne dediğini dahi bilmeyen birisiyle dalga geçerken, onun bana kızgınlıkla verdiği cevaplara karşı cevap verip eğlenirken "ben gerçekte kızmıyorum, kendimi tartışmadan soyutluyorum." savunması geçerli olmaz. karşımdaki adamın sözlüğü ciddiye alması, onun sözlük bağlamında kendine verdiği değer benim sözlükten aldığım keyfin bir parçasıdır.

    iddia ediyorum ki çoğumuzun burada bulunma sebebi bedavadan seyirci bulmak ve yaptıklarımızın etkisini gözleyip tepki almak. seyircilerin kendilerini sözlük için değerli gördüğü, seyircilerin sözlüğü ciddiye aldığı bir ortamda performansını sergileyip sözlükten keyif aldığını iddia eden bir yazar o kadar da kolay "ben sözlüğü ciddiye almıyorum, sözlükten sonraki hayata inanmıyorum." diyememeli.

    bunları bu konudaki tarafımı seçtiğim için değil ama diğer yazarları tutarsız olmakla suçlamanın ilk bakışta olduğu kadar kolay olmadığını iddia etmek için söylüyorum.
    (recai pengül, 25.11.2008 12:52 ~ 03.11.2009 00:13)
  11. şu ana kadar hangi sözlükte yazdıysam, sözlük sahibi sayılacak kesimin arka arkaya giden yazarlara karşı tepkisi aynı olmuştur. : 'beğenmeyen gidebilir, çünkü sözlük için zaten kimse değerli değildir'

    bunun sebepleri arasında bence en enteresanı, sözlükler sözlüğü ekşi'nin yönetiminin, olan biten'de yazılan duyuruların alaycı ve küçümseyici tarzında da ortaya çıkan 'sonradan gelenleri' aşağılama dürtüsü. 'biz sözlüğü yaptık, eğlendik, ama siz bir boktan anlamıyorsunuz, ama neyse hadi yazın siz de, kalabalık görünsün' tandansı. bunun sonucunda ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor : sözlükte önemli yere sahip olan birisi, alaycı ve umursamaz olmalı, ayrıca ne yazarlarsa yazsınlar yazarların şahsiyetlerine önem vermemelidir.' ekşiyle yerleşen bu anlayışın geçerli olmadığı tek bir sözlük, bu genellemenin dışında kalan tek bir şahıs görmedim.

    recai pengül'ün düşünce deneyini biraz genişletelim, bu sabah, ani bir kararla, sözlükte vakit geçiren 1000 kişinin bir süre internetten uzak kalma kararı aldıklarını, şahsi sebepler sebebiyle sözlükten uzaklaştıklarını hayal edelim. pratikte böyle bir şey olma ihtimali imkansıza yakın. zaten bu konserve umursamazlığa meydan veren de bu güven hissi, nasılsa burada adam çok, iki tanesi gitse ne olur, biz bize eğleniriz nasıl olsa düşüncesi. ama o 1000 kişi bir giderse, o zaman ortada itü sözlük diye bir şey kalmıyor, dikkatleri çekmek lazım.
    (scherzi, 25.11.2008 12:59)
  12. yaprak dökümünün etkileri alabildiğine görece gibi. bugün ekşi sözlük'ten; borges, jokond, immanuel tolstoyevski, marlboro insanı, otisabi, el fikir, aethewulf, days gibi yazarların ayrılması, ismi geçen yazarları okuyanlar için elbet bir kayıp olur ve bu okurlar için ekşi sözlük yaprak dökmüş olur. bu yazarları okumayanlar için ise bir kayıp söz konusu değildir. itü sözlük ve benim açımdan düşünürsek tembel, recai pengül, vandal mimar, ali kamber, vb., gibi yazarlar gittiğinde sözlük benim açımdan yaprak dökmüş olur. sözlüğün benim açımdan ya da benim okuduğum yazarları okuyanlar açısından yaprak dökmesi sözlüğün kaybı mıdır?

    bu soruya evet diye karşılık verdiğiniz takdirde sözlüğü sözlük yapanın 30-40 sözlük yazarı olduğunu kabul etmiş olursunuz ki bu da bize yeni bir tartışma alanı açar: sosyolojideki yığınlar ve seçkinler ayrımı gibi bir ayrıma gitmek zorunda kalırız. ki bence böyle bir ayrım vardır. bence itü sözlüğü okunur kılan 30-40 itü sözlük yazarıdır. gerçekten yazı yazmayı bir şekilde bilen bu sözlük kullanıcılarının tamamı gittiğinde sözlük elbet kan kaybetmiş olacaktır. ama hali hazırda giden çok fazla kişi olmadığı için itü sözlükte yaprak dökümü var demek erken hatta gereksiz olur.

    özellikle kayser sozer ve diazepam gitti diye açıldıysa böyle bir tartışma iksinin de ortalama zeka için yazdığını düşündüğümden gidişlerini kayıp olarak göremem. bence siz de sakin olun. son baharın tadını çıkarın.
    (ahmak ı hayal, 25.11.2008 13:03)
  13. bizi ekranlara kilitleyen bu dramatik olguda sanıyorum çok önemli bir detay atlanmış.

    daha önce de bahsettiğim "sözlüğün bir habitat olması ve sürekli işleyen bir doğal seleksiyon mekanizmasına sahip olması".

    sözlüğe daima birileri gelir ve gider. buraya kadar herkes ok.

    sözlük geçirdiği evrim bakımından kalanlara bağıldır.

    şimdiye kadar totalde başvuru yaparak sözlük sınırlarına girmiş insan sayısı noktası ve virgülü ile 46.818 kişi. şu an mevcut olan aktif kullanıcı 7.259 kişi.

    sözlük şu anki halini (hatta buna son model, state of the art diyelim) şimdiye kadar sözlükten çeşitli sebeplerle uzaklaştırılmış olan 39.559 kişiye borçlu değil.

    sözlük daima kalan kişilerin üstüne yenileri eklenerek gelişiyor.

    bunu daha iyi anlamak için ben de dahil olmak üzere bir çok 1. nesil yazarın 2004 girilerine göz atabilirsiniz. farkı saniyesinde farkedeceksiniz. üsluplar, bakış açıları, kullanılan kelimeler. hepsi değişiyor bunların zaman içinde.

    kimi insan bu organizmayla birlikte değişemiyor veya değişmek istemiyor. bunlar nihayetinde eleniyor ve yerine yenileri geliyor.

    sözlükten gitmese çok daha iyi olurdu diyebileceğim insan sayısı 10 u bulmaz, bunların çoğu da malesef sözlüğü sıkılıp bıraktı. ancak böyle bir sayı elbette var. ancak sözlükten histerik sebeplerle ayrılmaya karar verdiğiniz zaman dikkate almanız gereken tek sayı 39.559 .

    bu kadar insan gitti, geri kalanı yerini korudu ve sözlük gelişti. bunu herkes hatırlamalı diye düşünüyorum.
    (radiance, 25.11.2008 13:18)
  14. sözlükte yaprak dökümü nedir? nicklerini birer marka haline getirmiş bir yazar jenerasyonunun sözlükten öyle ya da böyle gitmesi, yerlerine yeni bir jenerasyonun gelmesidir. (bir daha yazayım da üç olsun: jenerasyon.) bunları tartışır halde olduğumuza göre itü sözlük öyle kurumsal bir noktaya gelmiş ki kadroda tasfiye edilen klikler, yeni kan arayışları falan var. buna üzülmek değil, sevinmek lazım. bakınız, bu tip kanamalı vakaların beşiği ekşi sözlük'te dahi ilk yaprak dökümü 2005'te yaşanabilmiş: http://sozluk.sourtimes.org/... o halde itü sözlük kurumsallaşmasını ekşi sözlük gibi bir fenomenden iki yıl daha evel başarmıştır. az zamanda çok ve büyük işler başardık.

    giden her yazar sözlük için bir kayıp mı? bence evet. sözlüğü sözlük yapan otuz-kırk yazar var dersek bu komüniteye haksızlık etmiş oluruz. sözlüğü sözlük yapan bence esas olarak çeşitliliğidir. bize göre iyi yazan birkaç yazar da bu kokteylin üzerine damlatılmış iki damla nar şurubudur. öte yandan, bu kayıp sözlüğü sözlük olmaktan çıkarır mı? yaşayan bir topluluk burada bulunduğu ve yenilendiği sürece hayır elbette. sözlüğü sözlük yapan biraz da bu devamlı devinimdir.

    ekşi sözlük örneğinden devam edelim. yönetimin ve crème de la crème yazar tabakasının diğerlerinin endişe ve sorunlarına alaycı ve umursamaz yaklaşımı ekşi sözlük'te yerleşmiş bir gelenek deniyor. doğru tespit. gel gör ki "sözlük eskisi gibi değil abi" serzenişi de ekşi sözlük'te, ve tam da bahsi geçen crème de la crème tabaka tarafından yerleştirilmiş bir başka gelenek. sözlüğün ilk zamanlarındaki tenha ve samimi ortamı bulamayan, yeni gelenlerle uyum sağlamakta zorlanan bir eski yazar serzenişi bu. yoksa ekşi (veya itü) eskisinden farklı falan değil. açıldıkları günden bu yana birileri gidiyor, başkaları geliyor. bu zevk alma/alamama meselesi tamamıyla nereden bakıldığına bağlı.

    o halde tekrar dönelim giden yazarların kalitesi ve sözlük için önemi meselesine. ben de artık yazmadığı için ciddi anlamda mutsuz olduğum birkaç yazar sayabilirim. onların nicklerine bu başlık altında rastlayamadım, hiçbirinin giderken mesaj falan bıraktığını hatırlamıyorum, iki tanesi dışında arkalarından "gözü yaşlı koma bizi" muhabbeti de yapılmamıştı. şunu söylemeye çalışıyorum; bir yazarın sizin için önemli olması güzel bir şey, insanı sözlük okuyuculuğuna bağlayan bir şey, fakat sizin için önemli olanın a priori evrensel derecede önemli olduğuna inanmak balon gibi şişmiş bir egodan başkasına işaret etmez. önem vermediğim bir şeye kırk defa söyleyerek önem vermemi sağlayamazsınız.

    uzadı, bağlayalım; sözlükte ya da herhangi başka kuruluşta yaprak dökümü -itü sözlük'te henüz böyle bir şey yaşanmadığını düşünmekle birlikte- ne fazlasıyla büyütülecek, ne de fazlasıyla hafife alınacak bir olaydır. iyi yönetim yaprakların dökülmesine ve dolayısıyla yenilenmesine izin vermekten, fakat bu arada ağacın reçinesini akıtmamaya da dikkat etmekten geçer.
    (tembel, 25.11.2008 13:45 ~ 13:47)
  15. sanallığın dayanılmaz hafifliği üzerine bir kaç kelam da ben etmek istiyorum. sadece sözlükten ayrılanları değil, genel yazar yaklaşımlarını da düşünmeyi tercih ediyorum.

    benim anlayamadığım bir nokta var ki o da kişinin özgün karar mekanizmalarının sözlükteki işleyiş durumu. bugüne kadar, yeni yazar olmuş bir çaylağa ait tek biri giri dahi okumadım ki "arkadaşlarım çok ısrar etti, sözlükteki ortam beni çok açtı ve ben de sözlükte yazmaya karar verdim" anafikrinde olsun. sözlükten ayrıldığı için üzüldüğüm isimler oldu benim de. ancak sözlüğe gelmek kadar gitmek de kişisel bir karardır. gelirken kendi başına karar veren yazarların gitmelerinin ortam koşullarına bağlanması, yazarın kendisi mi yoksa hayranları tarafından mı yapılıyor tam olarak anlayamıyorum.

    ayrılırken bir veda girisi yazmak, sadece okuyucuya ve arkadaşlara saygıdan da olabilir. bunun ardında bir kaç defa art niyet oldu diye hep olacağını düşünmek doğru değildir bence.

    sözlük yönetiminin ve moderasyonun ifadeleri, tutumları eleştirilebilir ancak buradaki hiyerarşiyi devlet düzenine benzetmek ya da derin devlet aramak hatalı olacaktır kanısındayım. sözlüğün etkileşimli bir ortam olduğu gerçeğinin hepimiz farkındayız da, sanki bu etkileşim konusunda anlaşamıyoruz. ben bir yazar olarak "itü sözlükte yazıyorum" diyorum elbette ancak bu beni itüsözlüğün mülkiyetine geçirmez. yazdıklarımın şekillenmesinde elbette ki sözlüğün genel gidişatı etkili olacaktır ancak sözlüğün gidişatının etkenlerinden birisi de benim. karşılıklı çıkar ilişkisi desek yanlış olmaz. "çıkar" kelimesini kullanınca erdemsizleşmiyor yapılan iş ya da yazılanlar içerik değiştirmiyor.

    sözün özü, demeye çalıştığım şey olayları avrupa insan hakları mahkemesine taşımaya gerek yoktur. sözlükte bir yargı ve hukuk sistemi de yoktur. olması da gereksizdir zaten. sözlükte adalet olmayabilir ama "eşitlik" ve "adalet" aynı şeyler değildir zaten. çaylaklar vardır, yazarlar vardır, moderasyon vardır. küçük bir sosyal devlet muamelesi yapmak çok anlamsız bana soracak olursanız.

    hepimiz bilgisayarın karşısına oturup kimliğimizin gizliliğinin rahat gölgesinde canımızın istediğini yazıyor, istediğimiz giriyi eksiliyor, beğendiğimizi repliyoruz. kimimiz sosyal hayatını sözlüğe indirgiyor, kimisi sözlüğe birkaç saatini ayırıyor, kimisi hiç zirveye gitmemiş, kimseyi tanımıyor, kimimizin tüm arkadaşları burdan, kimisi arkadaşları da yazar olsun diye uğraşıyor. alt tarafı üst tarafı bu kadar.

    olay kim gelmiş kim gitmişten öte yazarların sözlüğe bakış açısı ve sözlükten beklentileri ile ilgili sanıyorum. yaprak ağaç falan hikâye. bilgisayar var, bir de yazar/okur var.
    (closer, 25.11.2008 13:57 ~ 14:00)
  16. kim gider kim döner umrumda değil. hiçbir yazar itü sözlükten daha büyük değildir benim gözümde. açıyorum okuyorum, özellikle birini takip ettiğim yok. hatta hiç yok. ben bakarım güzel mi değil mi, ne olmuş bu hafta,haftanın en beğenilenleri,en kötüleri nasıl. bunlar sözlüğün kalitesi hakkında ipucu verir zaten. ne zaman ki tat vermez olur,çoluk çocuk parkı gibi muhabbetler döner o vakit kaçış sürüsüne ben de katılırım.düz adamlık yani. millet nereye ben oraya abi. hiç umrumda değil. fazla idealist düşünmenin anlamı yok, gidenlerin sözlük kalitesini düşürdüğü bariz biçimde ortaya çıkarsa zaten en idealisti bile bavulunu toplar. bu her alanda böyle değil mi? walla yaprak dökümü dediniz canlar, sandım toplu kaçış var. bi de baktım ki sözlüğün ağır toplarından bikaçı gitmiş, dönseler güzel olur ama napalım yeni hayatlarında başarılar dilemekten başka.
    (vejetaryen kurt, 25.11.2008 14:00 ~ 14:30)
  17. giden yazarların yükte hafif pahada ağır olup olmadığının ya da hangi kitlenin ulvi amaçlarına uygun düşecek şeklinde yazdıklarının bir önemi yok aslında. neden bu kadar çok bu konunun konuşulduğunu da pek anlayamıyorum açıkçası. bu kadar uzatılcak bir konu değil bu. sevenleri elbette üzüleceklerdir, diğerleri de biraz biraz "neden gittiler ki şimdi?!" diye düşüneceklerdir ama sözlükten böylesine artık kıçı başı tutmaz bir ihtiyar gibi bahsediyor olmak için çıkan alev çok küçük. her şey daha önceden olmuştu ve yeniden olacak. aynı şeyi belki de yarın ben yaşayacağım ama kaostan en sonunda gene düzen çıkacak. umut sarıkaya gibi siz de gidenlerin arkasından "iyiydik lan?!" demek istiyorsunuz biliyorum ama.. iyi miyi değildik, iyi de olmayacağız, hiç öyle romantik bir durumu yoktu ki sözlüğün. bazıları kavga edecek, bazıları yeniden izlemeye devam edecek, ki bu izleyen ben olurum genelde, pek bir hoş oluyor.. yıllar yılıdır zaten hiç kendine gelememiştir hiçbir sözlük.. "x sözlüğü eskisi gibidi değil" sözünün yerine, "x mi?! oh oh, o çok iyi bir sözlük artık!" lafını birkez bile duymadım.

    her taraf gidenler ve gelenler kokuyor.. iki koku birbirine karışınca hacı yağı gibi koktuğu oluyor bazı bazı mübarek.

    biterken kıssadan hisse: sözlükte taciz var(mış)..
    (geber marla singer, 25.11.2008 14:26 ~ 14:58)
  18. itü sözlüğün bütün yaşama süresi dikkate alındığında endişe yaratmayacak olan hadisedir.sözlükten ayrılan söz konusu değerli yazarların katkıları -ki eğer varsa- direkt olarak sözlüğe değil biz yazarlara ve sevgili okurlaradır.hani illa bir şeyler bulmak istiyorsak dolaylı yollardan da sözlüğe "emek" verdiklerini ve "katkı" sağladıklarını söyleyebiliriz belki ama bu da ancak minumum seviyelerdedir.

    birinci nesil bir yazar olarak bu sözlükten ayrılan , sözlüğe küsen , sözlükten uçurulan birçok yazara şahit oldum.bunların içerisinde "en az" şu an bahsi geçen yazarlar kadar kaliteli ve iyi yazarlar mevcuttu ki onların gerçekten bu sözlüğe "katkı"da bulunduklarını bile söyleyebiliriz.zira daha yazar sayısı 200-300 iken bu yazar arkadaşlarımız sözlükte entry kasıp belki de moderasyona ithafen söylenen "hit alalım da gerisi mühim değil" düşüncesini hayatta tutuyolardı.bu arkadaşlarımızın sözlükten uzaklaşmaları bile birer "kayıp" değilse eğer , kesinlikle rahat olmanızı öneririm ki şu ankiler kazançtır bile.

    bayrak yarışı gibi düşünün.ama öyle ama böyle , legal olarak ya da illegal olarak , bayrağı elden teslim ederek ya da o bayrağı teslim edemeden yere düşererek hiç farketmiyor ; birileri geliyor ve o bayrağı taşımaya devam ediyor.elbette ki kaliteli yazan insanların sözlükten ayrılmaları üzücüdür , mutlaka kaybeden birileri olacaktır fakat kaybeden asla itü sözlük olmayacaktır.sen kaybedeceksin , ben kaybedeceğim , "ah ulan olsaydı da okusaydık" diyeceğiz sonra yeni birini keşfediceğiz , ertesi gün giden aklımıza bile gelmeyecek.bu hep böyle oldu yine böyle oluyor gelecekte de böyle olacak.

    bir de işin şu yanı var ; yazarlar burda kimseye hizmet vermiyor.sözlükte ne kadar yazar insan varsa önce kendileri için yazıyor.buna artık rahatlamak için mi dersin , ego tatmini mi dersin , içini dökmek mi dersin ne dersen de."bencillik" duygusundan arınmış bir yazarın var olduğuna inanmıyorum.o yüzdendir ki kaybedenlerin arasında senin benim olduğu gibi her ne sebeple olursa olsun sözlükten giden yazarlarda vardır.hatta belki de asıl kaybeden onlardır.bundan bir sene önce sözlük daha mı az keyifliydi ? daha mı az okunurdu ? hayır . şimdi daha mı az keyifli olacak ya da daha mı az okunacak ? hayır. bir ihtimal , kısa bir süreliğine , giden yazarları takip eden arkadaşlar için daha zor olacak o kadar.ama dediğim gibi kısa bir süre.endişeye mahal yok.
    (guanoapes, 25.11.2008 14:46)
  19. (bkz: 1 yar gider bin yar gelir düşmanlar görür körolur)
    (otantik, 25.11.2008 14:53 ~ 14:55)
  20. (bkz: sözlük fena halde hayata benzer)

    sözlükten ayrılmak ölüme benzetilmiş. tam doğru değil. kaç kişi veda mektubu ile ölüyor. yazmak istemeyen yazmamalı artık bence. son yazı da buna dahil. çünkü kötü ve çelişkilerle dolu oluyor. ölen adam ben öldüm der mi bir kere? ayrılığa benzetseniz o da aynısı. gitmişsen gitmişsindir. geride kalan için gidiş sebebi okumak kadar bayık bir durum yok zira. yazı yazmak amaçlı kurulmuş bir siteye artık yazı yazmayacağını yazmak tuhaf bir durum. sen yazmayınca biz anlarız zaten yazmadığını niye yoruyorsun ki kendini.

    yazmak isteyen de yazmalı. hatta yazma amaçları bu sözlüğü bir gün terkedip yerle yeksan etmek olmalı.
    (nikmikyok, 25.11.2008 14:54)
  21. bilgisayar var, bir de yazar/okur var. süper söylenmiş bence.

    itüsözlük bir web sitesidir, aynı zamanda bir komünite olarak da kullanılabilir. ama ne olursa olsun gerçekte bir web sitesi olarak kalır.

    işte x kişisi y yazarını okur, takip eder, zirve yapılır z kişisi ile buluşur, görüşürse komünite olarak da kullanılmış olur. sözlüğü komünite olarak kullanan kişiler de kankaları, takip ettikleri vs sözlükten bir şekilde ayrılınca bir hüzün, bir isyan. bana normal gelmiyor davranışları ama yine de onlar tarafından bakınca olaya anlaşılabilir bir tavır.

    sözlüğün komünite tarafı kısıtlı insan tarafından kullanılıyor. ne de olsa az miktarda yazar, çok bol miktarda okur var. bir çok insan ise sözlüğü google'da herhangi birşey aratırken keşfediyor. demek ki sözlük ne olursa olsun adını aldığı gibi bir bigli deposu. düz bilgiler yerine, insanların yorumunu kattığı düşünceleri barındırıyor genelde.

    sözlükten birilerinin gitmesi o sözlüğünün yapısını minimal derecede değiştirir. ama bu sözlüğü geri götürmez sadece bir evreim geçirmesini sağlar. ama tabi uçuk bir olayda sözlükten 2000 kişi giderse aniden, o zaman sözlükte büyük bir değişim olur.

    markalaşmış birinin sözlükten gidişi de takipçisinin çok olması dolayısı ile sözlüğün büyük bir değişime uğradığı yanılsamasını doğuruyor. ama sözlüğü komünite olarak kullanmayan kişiler içinse gerçekten hiçbirşey değişmiyor. burası bir web sitesi ve kuralları var, birileri bu yüzden uçurulabilir, ya da kendi isteği ile gidebilir ama sözlük kendi kalıbını kişilerin yapı üzerine geçmeyecek şekilde devam ettirmesi zorunluluğundadır.

    kimsenin kendini paralamasına gerek yoktur. sözlüğün geçirdiği küçük evrimlerden hoşnut olmayan insanlarda zaman zaman isyan bayrağı çekecek, hüzünlü giriler girecek ya da evrimden hoşlanmayıp sözlükten ayrılacaktır ki bu da bahsettiğim minimal evrimin bir parçasıdır.

    sözlüğü komünite olarak görmeyenler ise daha önce laf edildiğini gördüğüm görsel, duyuru, ekstra gibi özelliklerinden dolayı burda bulunmaktan hoşnuttur. sözlüğün asıl kimliği olan "web sitesi" nin gelişimi de bu özellikler sayesinde olur, yazarlar sayesinde değil.
    (pedagojik formasyon, 25.11.2008 15:09)
  22. benim de zaman zaman kapıldığım duygudur, oysa 1.5 sene oldu veya olmadı burada yazmaya başlayalı, ne çabuk yaşlanmışım. hepimiz bi gün şutlanıcak ya da kendimiz gideceğiz. ama bu demek değil ki sözlüğe bir şey olmaz. sözlük de yıpranır, insanlar gidince arkalarından izler bırakır ve o izler de sözlüğü yıpratır. yıpratmasa da o kişi bir daha yazmayacaktır. bu yeterli bir bitiş.

    belirtmek gerekiyor ki "sözlük" bir organizma falan değildir, sözlük sadece bir script ve moderatörlerin yönetim anlayışına dayanıyor, bu çerçevede kendisi ayrı bir düşünen organizma değil, ve böyle bir analoji de yanlış, çünkü sözlükte bir fikrin ifade edilmesinin sözlüğün yaşamsallığına bir maliyeti yok, dolayısıyla sözlükte diazepam'ın ya da kayser'in varlığı okuyuculara maliyet yüklemezken ve sözlüğe yeni insanların gelişini engellemezken, eksilmeleri sözlük okuyucularının seçeneklerini daraltacaktır, bu sözlüğün araçsallık anlamında bir işlevinin kaybıyla ilgilidir, yok ille organik yaklaşımlarla bakmak gibi ideoloji attırmaya meraklıysanız (ki bu çaba bile başlı başına bir apoloji) bir de maliyetsiz seçeneklerin azalması canlının lehine midir aleyhine midir evrimsel süreçte, o açıdan bakın derim ben.

    elbette itüsözlük ya da bu ya da başka bir sözlük falanca adam gitti diye durmaz. sadece o adamı "okuyan" insanlar artık sözlükten daha az haz almaya başlarlar. birinin "itüsözlük bir şey kaybetmez dimdik ayaktadır o ve ilelebet payidar kalacaktır" demesi de kimsenin bir şey ifade etmez, gerçekten öyle mi değil mi kanıtlayacak nesnel bir bilgi yok. mesela "ekşi sözlüğün tavsadığı" iddiası cümle üniversite gençliğine ve ilgililere bir algı olarak yansıdıktan sonra sizin "hayır tavsamadı ki" demeniz de hiç bir şey ifade etmez. madem o kadar meraklısınız "sözlük ayakta kalır" realizmine alın bu da "realizm". kimse kimsenin "ekşi sözlük tavsamadı" lafını ciddiye alıyor mu acaba? tavsamasının nesnel bir kriteri yok, tavsadı deniyorsa tavsamıştır ve insanlar önem vermeyiverir. siz istediğiniz kadar döktürüyor olun ekşide, orayı kabe gibi belleyen bir çok yazar adaycığı heveslerini kaybeder ve başka sözlüklerde yazmaya devam eder. okurlar okuduklarını ciddiye almamaya başlar ve sonunda da gerçekten tavsar, bu da kendi kendini gerçekleştiren kehanettir.

    bu yüzden zaten yöneticiler "hamdolsun kriz bize teğet geçecek" derler, onu dediklerinde ve insanlar buna inanırsa krizin teğet geçme ihtimali gerçekten vardır, hadi ekonomide daha zorsa bile sözlükte "her şey yerinde duruyor" demek ve bunu kabul ettirip tartışmayı bitirmek yararına olmasa sözlüğün, hangi moderatör işini gücünü bırakıp bu oluşmaya başlayan algıyı kırmak için tartışmaları bitirmeye çalışır ki? her şey algıdan ibaret, bunu hepimiz biliyoruz. sözlüğün devam etmesi de öyle, sanmayın ki farklı. bakın benim hiç takip etmediğim bir takım ekşi sözlük selebritilerinin hayaletleri bugün burada bile geziyor, onlar gitti; ekşi şöyle oldu diye. ne düşünür bunu okuyan adam ekşi hakkında, ne yapar insanlar öyle düşününce.

    bu tek kişinin gidişiyle olmaz, başlangıç diazepam'dır, ya da kayserdir demek de mümkün olmayabilir. en fazla ne olur, sözlük durulur, açılır yeni bir nesil daha yazar alımı, önceden sözlük nedir bilmeyen bi sürü insan gelir, yazar da yazar. kim gelmiş kim gitmiş önceden, haberleri de yoktur, olmaz. sözlük devam eder. bu şekilde eder, evet. birileri de itüsözlük tavsadı der dışarda. googleda bulanlar ekşi itü demeden okur sallamazlar. sözlük devam eder. ama yeni nesil aça aça artık bir şeyler moderatörler için bile değişmeye başlar. şimdi 3. nesil çok rerörö, dördüncü nesil çok bilmemne derken 26. nesil çok bilmemne demenin artık çok anlamı olmadığını hissetmeye başlarlar. insanlar gelir giderken onlar yerlerinde durmakta ve yaşlanmaktadırlar, kimin gelip kimin gittiği önemsizleşmiştir.

    ama o sırada 26. nesil çok şen ve şakrak olacaktır emin olun. sözlük devam ediyor olacaktır. tıpkı askerde her duvarda "efsane 287. zırhlı piyade devre, 6. bölük" tipi yazılar yazması gibi. ama duvarın karşısındaki diğer duvarda da "efsane 96'ya 2 devre, 4. bölük" yazacaktır. hepsi efsanedir o salakların, hepsi yıllar sonra bile der ki "öyle de bir bölük bi daha gelmez o tabura, neydik biz be". halbuki bütün türkiye kışlalarının duvarları bu "efsane" bölüklerin imzalarıyla doludur. işte öylesine efsane olacaktır 26. nesil de ilk girdiğinde bu sözlüğe. sözlük dimdik ayakta olacaktır. çok ukalalık yapana 423.265 yazar gelmiş geçmiş, onlar sayesinde böyle bu sözlük, siz de vazgeçilmez değilsiniz denecektir. (tersten de olsa şehit edebiyatı geliyor bakın)

    peki amaç? amaç bir sözlük varetmek ve aha oldu demek midir? var zaten, buna ilişkin bir tehdit yok ki? sadece giden ve bir daha yazmayacak birileri için sevenleri üzülüyor, neden bu "sözlük varlığına devam etmeye her zamankinden de kararlı biçimde kararlıdır". nedir yani? nedir insanlara "yazar" olmanın hiç bir önemi olmadığını hatırlatmalar, esas olanın "sözlük" olduğunu söylemeler? geçer mi bu birey çağında bu organist retorikler? üzülmüyorsan üzülme, üzülmediğini belirtmek ne anlama geliyor? "ahmet gitmiş, çok üzüldüm" demenin bir mantığı var, iki seçenekten birisi, gitmiş veya kalmış olması sizin için farkediyordur, tercihinizi söylüyorsunuz. "farketmezzzz, etmeyecekkkk, önemli olan tek tek yazarlar değil sözlüktür, biri gider biri gelir" diyorsanız bunu belirtmeniz ne ifade ediyor ki? çok mu bilinmeyen bir şey sizin söylediğiniz? "iyi de bana ne ki bundan" derim safça. "gelen yazar giden gibi benle aynı frekansta yazacak mı?" biri de şöyle bir cevap vermez umarım: "farketmezz, aynı frekansta olsa da başka frekansta olsa da sayfalar dolacak, önemli olan bu."
    (earendill, 25.11.2008 15:16)
  23. (bkz: itü sözlük te kavak yelleri)
    (cinephile, 25.11.2008 15:17)
  24. yargı baştan konulmuş zaten. başlık hafif bir iğnelemeyle bize sunulsa da yazının içeriğinin getirdiği sonuç, birilerini egoist ilan ederken, bir başka tarafın da narsistliğini su yüzüne çıkarıyor. bir web sitesini, tüm organik ilişkilerden sıyırıp, kurucuların ve moderatörlerin üzerine kurmak pek de ilginç olmayan bir özkök açıklamasından ileri değil aslında, ama işte özkök konuşunca ilgi çekiyor..

    demek ki uludağ sözlük ile itusözlük arasındaki fark moderatör yeteneklerinden doğan bir fark. yazarlar bu farkta rol almıyor, tam tersine bu farkı "bedava" kullanıyorlar. hepsi de x ve y leri sayesinde. way anam wayy.. "dağılın lan beleşçiler" lafını bekliyordum ya, mod terbiyesi izin vermemiş olacak.

    biraz beyin masturbasyonuyla olmuş olsa gerek, "herhangi bir oluşumun başarısı yöneticiler ve mali kaynaklara bağlıdır" tezine sıkı sıkıya bağlı kalınmış, evrim teorisinin sadece bir yüzü görülmüş, oluşumların da yok olabileceği görmezden gelinmiş ve tanrıdan çok tanrıcılık oyunuyla orgazm olunmuştur.

    aslında ortada bir açıklama ve hatta bir tanım dahi söz konusu değildir. satırların anlattıkları sadece içteki korkunun dehşet bir özgüvenle yıkılmak istenmesi, hatta yenildiğimi göreceğime intihar ederim girişimidir.

    aklıma nedense hitler geldi.

    (bkz: serbest vuruş)

    ek: masturbasyon, kendi kendini tatmin etme anlamında kullanılmıştır, sadece dört kelime yerine bir kelime kullanma amacıyladır ve ayrıca diğer türlü olsa 31 kullanılır.

    düzeltme: işbu düzeltme haklı bir serzeniş neticesinde doğmuş olup, zaten yazarken emek falan vermeyen yazar tarafından, malzemeler "x ile y leri" olarak değiştirlmiş, ve olaya bir de tümebakım kazandırılmıştır.
    (tariktuna, 25.11.2008 16:04 ~ 16:51)
  25. sözlükte herkesin görüşü sadece kendisini bağlar. "itü sözlük'te yaprak dökümü" konusunda öne sürülen fikirler de 1'den 32'ye tüm kısım tekmili birden kişilerin kendi görüşüdür. ortada "wondrous ve kurmayları" değil, sözlükte 4.5 yılını geçirmiş ve sözlük moderatörü olmayan, ancak sözlüğe sözlük içeriği dışında başka açılardan faydası dokunan bir kişinin kendine özgü fikirleri vardır. bu fikirlere katılıp katılmamak hürriyetiniz bulunmaktadır.

    sözlükteki diğer hürriyetler arasında, sözlük moderatörleri ve yazarlarının görüş açıklama hürriyeti, bir sözlük moderatörünün görüş açıklama hürriyetini kendisi hakkında kullanmasından alım alım alınıp sözlüğe yazmama kararı alma hürriyeti, görüşünü açıklayan bir sözlük moderatörüne "suratı mastürbasyon yapmaktan etli pide kıvamına gelmiş" şeklinde sözler söyleme hürriyeti ve bu hakaretamiz kimselere ses çıkartmama hürriyeti sayılabilir.

    bu özgürlükler cennetinde vuku bulan olay örgüsünün hiçbir aşamasında ağzımı açmıyorken, hangi noktada, nereden, nasıl oluyor da kadraja giriyorum, nasıl bir bütün haline gelip "wondrous ve kurmayları" oluyoruz anlayamadım ve bundan rahatsız oldum.

    dayanamayıp kış vakti güneye kaçtım, yine malzeme olmaktan paçamı kurtaramıyorum. yaprak dökülüyor mu bilmem de, ben kurdeşen döküyorum.
    (wondrous, 25.11.2008 16:19)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil