bir felsefeyi, aklıma getirmiş iddia:
"
ya daha iyisini yap, ya da yetinmeyi öğren!"
-one more-
(billy, 18.03.2008 13:39)
artistik reaksiyonları, entelektüel eleştirileri kaldıramayacakmış gibi görünen bir iddia.. kof biraz..
nihayetinde bir iddia yalnız, göz ucuyla falan bakılmalı yine de..
ayrıca aydın kim, aydın neye denir sorusunun da acilen yanıtlanması çalışmalarına girilmeli, el alemin, bir de "mevcut yazar sınıfı"nın algısına bilgisine-varsa- başvurulmalıdır..
(bkz:
ben aydım sen aydın mı)
(diazepam, 18.03.2008 13:48 ~ 16.07.2008 16:47)
tespitler yerine aydıracak başlıklarla müdahale edilebilecek durum. oysa biz bir baktık ki ne görelim, iddia makamının başlıkları da pek bir kof, ama önemsiz. çünkü belirli kurallar çerçevesinde dökülmek için buradayız, doktora tezi için değil.
(heidi, 18.03.2008 13:54)
küçük bir balıkçı kasabasına yerleşip, kendi başına sabah akşam
el yordamıyla birşeyler yapma isteği uyandıran öbek.
ironi yapıp farkında olmamanın hafifliğini hissederken, arkadan esen deniz melteminin verdiği ürpertiyle uyanmak... oysa ki her aydın tespit yapar sanmak ne büyük bir yanılgıydı. daha dün gözlerini açtın yaşın 25'e henüz dayanmışken ilgi odağı, narsist bir kişilik silüeti oluşturma çabası içinde buldun kendini... vay gerizekalı vay!
sözlüğün kalitesindeki düşüşe parmak basan önerme.
aydın var mı yok mu bilemem,ama yaratıcı yazar sayısının çok çok az olduğunun bu başlıkta cevap niteliğinde yazılan girilerden bile anlaşılabileceği aşikar.
eğer konuyu "aydın yazar" değil de "başlığı açtım, eleştirimi yaptım" üzerinden yürütürseniz ortaya garip bir durum çıkar. aslına bakarsanız gündelik siyasi eleştirilerdeki doğruların toplamda bir avucu doldurmayacağı aşikârdır, buna katılırım; ancak, aydın insan olmakla sarıkaya veya özgür espirileri arasındaki bağıntıyı tam olarak çözebilmiş değilim. bugüne kadar çok mizah dergisi okudum. hatta çocukluğumdan beri okurum. eski mizah dergilerinde hayat tarzına eleştiri daha barizken, şimdi çerezlik espiriler ayyuka çıkmış. burada zaten çerezin çerezi yapılıyorsa, aydın kim?
o bir yana, yahu zaten ben oldum olası bu yazar sınıflaşması olayına karşıyım. eğer bir aydın yazar sınıfı oluşacaksa bölücü örgütlenmeyi başlatır, aydınları dağıttıktan sonra kendi örgütümü de dağıtmayı taahhüt ederim. insanların çok da aşmış bitirmiş amaçlarla yola çıkmaksızın üç beş satır çiziktirmek için takıldığı bir mecrada aşmış yemiş bitirmiş makaleler çıkmasını beklemek bence biraz boş. yok eğer "ben buraya dünyayı değiştirmek için üye oldum" diyen varsa can-ı gönülden başarılar diliyorum. kurtlar vadisi pusu'da polat kırmızı kitabı okuyacak. memati ölmeyecek. sağır oda'nın son bölümünü izlemedim. bay pipo'yu evimi taşırken kaybettim. hal tercümem budur. yardımım dokunursa mesaj atın.
elinizde sözlük aydını yoksa "
organik aydın" edinmeye çalışın.
yukarıdaki cümlenin başına bir kaz yavrusu gelmesin diye
tanım: doğruluğu kanıtlanmadıkça çok da anlam ifade etmeyen önerme.
sınıf ayrımı yapılmaksızın insanı insan olarak değerlendirmemenin sonucudur.
"aydınlık
ampulü(!) yakıp yol bulmaya çalışmaksa, biz aydın değiliz!" denebilir mesela.
(night, 18.03.2008 14:31 ~ 14:48)
esasında bir çok paltformda ve günlük hayatta karşı karşı olduğumuz olgudur. hamasetler ve post çekişmesi kavgalarının tabandan tavana kadar dört bir tarafı sarmasından mütevellit türkiye lokalliğin vermiş olduğu dingilleşme eksenine girmiştir. global anlamda olan biteni hollywood filmlerindeki kalite düşüklüğünden anlayabilirsiniz.
bildiğiniz üzere s.s.c.b.'nin çöküşünden sonra dünya bir boşluğa düşmüştür. geç doksanların sonuna doğru bu boşluk hissiyati üzerini örten ekonomik gelişme örtüsü cart diye yırtılmış ve sipsivri ortaya çıkmıştır. ülkemizde 2001 krizinin silindir gibi geçmesi ve ezberlerin bir daha düzelmemecesine yamulmasına sebebiyet vermiştir.
iş bu suretle toplum fertlerinin en güllük gülistanlık zamanında bile şımarıklıklardan dolayı üzerlerinden çıkarmadıkları depresyon hırkalarına sıkı sıkı sarılmalarından dolayı -aslında onlara kızmıyoruz onlarda ağlaklıktan ekmek yiyorlar- kitleler umutsuzluğu ve tembelliğe sığınmışlardır.
şimdi lafı nereye getiricem, biliyorsunuz maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisini bilirsiniz. iktisadi durumlardan ötürü, biraz da mesleksizliğin vermiş olduğu topluma bağımlığından dolayı kişilerin büyük bir bölümü fizyolojik olarak kendilerine sağlama almaya çalışmaktadırlar. kimileri ise güvenlik, sevgi ve aidiyet ve saygı safhalarında takılı kaldıklarından dolayı düşündüklerini değil işlerini geleni görmekte yahut terennüm etmektedir.
bir de bunun üzerine şöhret olma belasının sosunu eklerseniz ne tip ibişlikler yaşanacağını görürsünüz. fikriyattansa laga luga, kalitedense fars, dörtlük dörtlük bir tutarlıktansa oryantelliğin tercih edilmesinin sebebiyeti budur.
maslow'un ideallerini gerçekleştirme ihtiyacı mertebesinde olan o kadar az kişi vardır türkiye cumhuriyetinde isteristemez sanal alemde bu durumda etkilenecektir. fakat şuraya mim koymam gerekiyor. ideallerini gerçekleştirme ihtiyacı mertebesinde olanlar benim gördüğüm kadarıyla bu sözlükte türkiye ortalamasının üstündedir.
bakın bir girinin ölümsüzlüğü ve kalitesi zaman ve mekan sartına bağlı olmadan okuyan kişinin beyninde düşünceler ve giri yazma isteği oluşturma ölçülür. ama bu kesinlikle laga lugada klasik televole mantığı ile değil daha böyle elegance ve seçkin olması gerekir. işte bunların birleşkesi bir sözlüğün iyi yahut kötü olduğu sonucunu verir.
aydın sınıfı dediğimiz kısmen burjuva sınıfının bir yansımasıdır. kısmen kelimesinden devam edersek sonuçta elit bir bakış açısıyla bağdaştırılır çoğu zaman. benim gözümde aydın güncel, geçmiş ve gelecek hakkında fikirlerini tutarlı bir temele oturtmuş, ciddi biçimde bir sözü olan ve bu sözünü diğer insanlara iletme becerisine sahip kişidir(zaman kavramından bağımsız bir iletimden söz ediyorum) bu iletme becerisi ne kadar yaygın olursa o kadar değerlidir. bunun yanısıra bu yaygınlığa ulaşma çabası çoğu zaman genel geçerlik ve populizme varır ki benim bir aydında en son görmek isteyeceğim şeylerdir. demek ki mertebeyi kaçırmamak gereklidir. objektif bir bakış açısına sahip olmak sonuç düşüncenin objektif olacağı anlamına gelmez. objektiflik bir yöntem değerlendirmesidir, sonuç ürün değil. objektifliğin izleri sonuç ürün üzerinden gözlemlenebilirdirler. baş kısımda bahsettiğim güncel, geçmiş ve gelecek hakkında tutarlı bir kavrayışa sahip olma hadisesi zaten postmodern çağda ağır darbelere maruz kalmış ve kendini oldukça zorlu bir yola sokmuştur. bu bağlamda denebilir ki böyle bir çağda aydın olmak eskiden olduğundan daha zordur, zira ulaşılabilir bilgi çok fazladır.
aydın bir sınıf mıdır gerekli olan yoksa herkesin aydın olma yönündeki hareketi midir? bence insan başkaları tarafından aydınlatılmayı değil kendi aydınlanmasına hakim olabilmeyi becerebildiği sürece insandır. aydınlar tarafından aydınlatılmayı beklemek benim gözümde güdülmeyi bekleyen koyunluktur. zaten bir aydın da ben aydınım ve insanları aydınlatacağım diye yola çıktığında elitizmin puslu yollarına kendini vurmuş olur. düşünceye değer verilmelidir çünkü düşünce değerlidir. bu durumda bir aydın da düşünceye önem verir, dolayısıyla kendi düşüncesine de. düşünceyi paylaşma ve iletme isteğinin temel kaynağı budur, en önemli yandaşı ise şüphecilik. bir aydın olan bitenden şüphe duyarak yola çıkar ve ulaştığı yerde muhakkak kendi düşüncesinden de şüphe etmelidir. bu şüpheler sonucunda tamamen ters noktalara savrulmamak için ince eleyip sık dokumalıdır ki dönek damgası yemesin ve tutarlılık sınırını aşmasın.
sözlükte aydın gerekli midir peki? hayatın her alanında olduğu gibi burada da aydın gereklidir kannatimce. ama yukarıda da belirttiğim gibi önemli olan kişinin kendi dahilinde bu yolda verdiği çabadır. sözlükte de hayatta olduğu gibi sınıfların olması doğaldır. şahsen hayata sınıfsal bakan ve varlıklarını kabul eden bir insanım ve gerçek anlamda vurgularının azalması taraftarıyım(farklarının da diyebiliriz tabi bu noktada)
aydını aydın kabul eden diğer insanlar ve tarihtir. ben aydınım diye ortaya çıkan birine hep şüpheyle bakarım. sözlük dediğimiz bizi temel anlamında kelimeler hakkında aydınlatan bir kaynaktır. sanal anlamında kelime öbekleri, kavram birleşimleri, kavramsallaştırmalar, güncel tartışmalar ve benzeri alanlarda da bir aydınlanma kaynağıdır. aydınlanma aslında kişinin bakış açısındadır. bu bağlamda sözlükte aydın olup olmadığından değil, yazılanların niteliğinden bahsetmek daha doğru olur. nitelik sözlüğün aydınlatma kapasitesinde önemli rol oynar.
müthiş genel bir önermedir, genellemedir ve tüm genellemeler gibi ( bu da öyle) eksik, kırpılmış ve polemiğe açıktır..aziz nesin'in %60'ımız aptal dediğinde "sen kime diyon lan bunu" diyenler, bir an sonra ulan niye üzerimize alındık ya %40sam ben demiş ve öyle garip garip kalmışlardır ya, sanırım serçe parmak başparmak arası sayıdayım ben demek abuk olacağından başlığı açanın üzerinden polemik yapmak daha kolay gelmiş ve tu kaka demişiz aydın yazar yok diyene..sahiplenmiş adam sözlüğü, belli ki yarası var, sözlüğe çeki düzen vermek gibi mümkünsüz bir niyet beslemiş, mümkünsüz çünkü burası devlet kurumu değil, aydın yazarın tanımı bile yok, ortak paydamız hangi aydınlık bizim, ampulün aydınlığı değil ama sanırım, e ama gene de ne?
nerden tutarsam elimde kalıyor bu sav..iyi niyetli olduğuna eminim ama sonu yok, çözümü sorunu söyleyerek görme isteği bu..e şimdi ben aydın değilim o zaman aydın olup öyle yazayım mı denilecek, espriler seviyesizse seviye nedir ki zaten?
ama ısrar ediyorum, başlığın alt okuması iyi niyettir kanımca..toplumsal hafıza niyetidir.sözlük yazarlarını idealize etme isteğidir ve işte tam da bu yüzden sonuçsuz kalacaktır..ideal asla "bir" olmamıştır çünkü..
türkiyenin başına ne geldiyse aydınlarının(!) yüzünden geldiği düşünüldüğünde sözlüğün selameti açısından hayırlı olmuş durumdur.
(bkz:
sözlüğün psikopatolojisi/!chaghdash)
bonus:
vaktinde sözlükte şöyle bi diyalog vardı ama artık yok sanırım:
+ abi kaşık var mı?
-
there is no spoon. ekmek ban yiğenim
*
itü sözlük için bir kapatılma sebebidir.
aydın yazar sınıfı denilen sınıf; burjuva sınıfı tarafından beslenilen ve burjuva sınıfının izin verdiği ölçülerde muhalefet yapabilen, burjuva sınıfının demokrasisini savunan sınıftır. aydın sınıfının oluşabilmesi için burjuva sınıfının olması şarttır.
ve eğer bir yerde burjuva sınıfı varsa , devrim koşulları oluşuyor demektir. çünkü ezen sınıfın olduğu yerde ezilen sınıfta olmak zorundadır. aksi taktirde ezen sınıf ezen sınıf olmaz.
ezen sınıfın olmadığı bir itü sözlük tercih sebebidir.
bu iddiada bulunan arkadaşın lost hakkında konuşanları asosyal addetmek, necmettin erbakan'ı "anlayamayanlara" acımak ve fenerbahçe'nin çektiği kura ile şenlenmekten öteye gidememesi de halimizi iyice trajikomik yapıyor
aydın olarak kabul edilebilecek insan sayısının toplumdaki hatta tüm dünya toplumlarındaki azlığından dolayı olabileceğini düşündüğüm durum.
türkiye'de kaç tane aydın var ki sözlükte kaç tane olsun.
daha ziyade bunca yazarın eserlerinden kazanım çıkaramayan kişinin serzenişi gibi görünüyor.
(luto, 18.03.2008 19:27 ~ 22:53)
uzunca bir müddet birbirlerini aramayan iki arkadaşın yolda karşılaştıktan sonra "niye hiç aramıyon la piç" odaklı soruyu ilk soran kişinin 1-0 öne geçmesiyle aynı hissiyatı oluşturduğunu düşündüğüm dravdan tespittir.
"burada çok salak var lan" deyip kendini o salak zümrenin içinde olmadığına inandıran kişi söylemidir. aklıma hemen "aziz nesin"in türkiyenin yüzde altmışı aptaldır demesinden sonra yaşananlar geldi. kime sorsan "evet abi adam haklı bu ülkede aptal çok" deyip kendini yüzde kırklık o elit kesimin içinde görme hastalığı gibi birşey. evet evet. aynısı lan...
(asasdas, 18.03.2008 20:09 ~ 20:10)
(bkz:
tespit yaptım yer misin)
ben de nişantaşı çocuğuyum ben de üniversite okudum ben de elit kesimim. tabi benim gibi bilgili görgülü bir beyifindiyi kaldıramiiyiisiniz. niye böyle yapiyisiniz ımaaa?
(bkz:
burhan altıntop tripleri)