zamana bağlı değişiklikler gösterecek durum. şöyle ki;
burada yazar olmadan önce sürekli takip ederdim sözlüğü. herhangi bir konu hakkında bilgi almak istediğim zaman başvurduğum zaman çok olmuştur. (bkz:
sözlüğün faydaları) hatta arama motoruna bir kelime yazdığım zaman sürekli karşıma çıkardı ve "ulan ne biçim bir bilgi kaynağı imiş" diye söylenirdim kendi kendime. sonunda karar verdim,bende burda yazar olmalıydım,bişeyler yazmalıydım,sözlük yazarı kardeşlerimle dayanışma içerisinde toplumu bilinçlendirmeliydim. (bkz:
barış)
neyse yılbaşı gecesinin ertesi günü bu uyduruk salak nickle kaydımı gerçekleştirdim ve büyük bir hevesle girmem gereken 10 adet giri için uygun başlıklar aradım. hakkında bilgi sahibi olduğum konular olmalıydı,güzel yazmalıydım. çünkü artık o andan itibaren
misyon sahibiydim. evet ilk başta ki düşüncelerim bunlardı.
sonra yazar oldum ve bir anda bütün renkler değişti. birden götüm kalktı. yazardım artık lan ben. her başlığa bişeyler girmeye başladım. çevremde ki arkadaşlarıma kuşbaşı bakıyordum,benim yazdıklarımı okuyacaklardı. çok güzel ve yoğun bir his. evet bunları 2 gün içerisinde hissetmeye başladım,çok hızlı gelişti. hatta ve hatta tanıdığım herkese "sizin sözlükte yazarlığınız var mı " diye sormaya başladım. (direkt olarak "ben yazarım" demeye utandım)
üstelik ilk yazar olduğum dakikalar çok güzel bi karşılama gerçekleştiğini söyleyebilirim. bizim neslimizin çok başarılı olduğu falan söyleniyordu. diğer nesillere taş çıkaracağımız,yenilikler katacağımızdan bahsediyordu herkes.
fakat bu yazıyı yazmamdan saatler önce başlıkları ve girileri okudukça bu düşüncem de değişti. altıncı nesil,ezik,taşakoğlanı,boktan,pis sümüklü bir mendilde ki mukoza tabakası yerine konulmaya başlanmıştı. niye ilk gün ya da ikinci gün değil de dördüncü gün bunlar aksedilmeye başlandı,düşündüm kendi kendime.
söyleyim size arkadaşlar. çünkü götümüz kalkmaya,kendimizi senelerdir,günlük bir gazetenin orta sayfasında ki,orta sayfa yazarı gibi hissetmeye başlamıştık. belki hepimiz için geçerli değil bu ama en azından benim için geçerli. bugün oturdum ve girdiğim eserlerimi (eser demek ne kadar doğru olur onu bilemiyorum) inceledim.. bikaç tanesi hariç özensiz ve gelişigüzel yazılmış girilerdi. evet belki "boktan" yakıştırmasını haketmiyoruz,belki "imla kurallarından habersizler" giydirmesini haketmiyoruz ama bu bizim abidik gubidik giriler girmediğimizi göstermez.
ben yine yazar olmadan önce ki duyguları hissetmek istiyorum ve çizgimden çıktığım zaman bu girdiğim giriyi tekrar tekrar okuyacağım. yazımı şöyle bitirmek istiyorum;
insan ne oldum dememeli,ne olacağım demeli
saygılar sevgiler.