şimdi ben bu kadroya aşinayım. yalnız ilk kez aralarına katıldım
the cave seansıyla. hatta kandırılarak cebren ve hile ile sokuldum time. yılmadım, takıma kolayca adapte oldum. aralarına başarıyla sızarak birçok not aldım habitatları hakkında.
- peçete ile giriyorlar filmlere: 2 film üst üste değil ama seyrettikleri. korku-gerilim sinemasından adı duyulmamış şeylere bilet alıp anlaşmalı oldukları sinemada diğer salona girerek özel amélie seansları yapıyorlar. peçete gözyaşları için.
- pop corn'suz çıkmam abi: büyük boy 3-4 patlamış mısırı kollarının altına sıkıştırıp öyle giriyorlar salona. ama bu sadece ambiyansa uyum sağlamak için. ışıklar söner sönmez ceplerinden çekirdek çıkararak çıtlatıyor ve yere kabuklarını atıyorlar. film bittiğinde üstümde yarım kilo kabuk vardı. aralarına yeni girenlere böyle yapıyorlarmış.
- himaye altına alıcı şefkatli erkek tribi: korku-gerilim sinemasına aldıkları biletleri gösterip etraftaki cıbırlara
** caka satıyor, "isterseniz içerde yanıma oturun film çok korkunçmuş tek başınıza izlemenizi tavsiye etmem" diyorlar. fekat amélie gösterimlerinde yanlarına denk geldikleri kızların kucaklarında ağladıklarını, karanlıktan korktukları için loş ışıkta seyrettiklerini bilirim.
- zenci ve hortlak sempatisi: işte bir yanılgı daha. bırakın zenciyi hortlağı, filmde kavanozda ufak bir örümcek gören palanthaser'ın tremor yaşadığını bilirim. zenci hortlak görse altına işer bunlar.