neyse bu arada tavsiye dialoglar varsa, benim göremediğim, "ah keşke şu da, ne kadar iğrenç olursa olsun, çizilseydi " dedikleriniz... ulaşabilirsiniz, elimden geleni ardıma komam!
bana konuşma balonu yapanın kırk yıl kölesi, ilelebet toynakçısı olurum. evet, çok beceriksizim; ama yüzsüzüm galiba, uykusuzum da uyusam mı acaba?! hımmm yarın uzun bi' gün olucak dinleneyim mi ben? böhü! çok uykum var benim be!!
uzun zamandır çizme çabama son vermişim. farkediyorum ki başkalarıyla boğuşmaktan vakit kalmamış. ne ayıp, ne gurur kırıcı bi'şey...
sanane elalemden, sanane ottan boktan değil mi? yapmak için doğduğun şeyi yapmak varken, niye sataşıyorsun milletin ruhuna, uzvuna, pozuna... adam gibi aferizmin doruklarına çık, herkes gibi keyfini çıkar. salak mısın sen?
neyse, piç eserler çizdim yine... aslında "çizdim" falan denmemesi lazım. "karaladım" denebilir; ama o da kulağa çok ukala geliyor, " dünya karaladı, ben sonra boyadım." gibi lafları olan picasso gibin... en basit kelime sanırım "müsvette etme" eylemi. evet
müsvette ettim.
daha avuç içi kadar kene okula yazdırdılar beni. kendimi ailenin, hatta tüm evrenin süper çocuğu sanıyordum. baktım meğer herkes yolluyormuş çocuklarını okula... insan okulun ilk gününde özgüven sarsılması yaşayınca çabuk adapte olamıyor tabii. daha demin ağlayan veletler teneffüste oyun oynamaya gittiler, beni de dürtüyorlar falan, gitmedim... neyse zar zor bi' kaç hafta sonra bi' arkadaş edindim. çocukla hayat, şarap ve aşk üzerine engin bilgilerimizi paylaştık, felsefik teatilerde bulunduk, sevdim ben yani çocuğu... iki gün geçmedi bu haberleşme koluna üye oldu. çok hırslı bi' veletti zaten, başkan olamadı diye ağladıydı. sonra bu her şeyi hocaya ispiyonlamaya başladı. yok bu altına işedi, yok bu bilmemneye kuku dedi... otu boku söylüyor, haber kolu ya anası babası nasıl doldurmuşsa çocuğu; "- olm bu başkandan daha önemli, başkan konuşanları yazacak, sen asıl konuşanları ispiklicen baban gibi, aferim oğluma!" falan mı dediler ne dediler... ben de salak gibi gittim bi' çocuğa bunun yanında darp yaptım. hoca kaldırdı beni tahtaya ağzıma sıçtı. neyse ben buna kırıldım; ama hala arkadaş takılıyoruz. belli bi' zaman sonra sınıflar değişti, okullar değişti, unuttum gitti. geçen gün sokakta yürürken arkamdan bi' şey geldi. bi' kokladım kadın parfümü, "allah!" diye döndüm baktım karşımda bi' ibne... bana "naber zoser yaaa" falan diyor. kimsin necisin, bana ne yapmayı planlıyorsun falan derken anladım ki bu o ibne. gel bi' çay içelim dedi, koştum otobüse bindim, izler diye inip minibüse binip taksi takip ettirdim. olayın akşamında içime sanki su tabancası sıkılıyormuşçasına böyle bi' ferahlık geldi. çok mutlu oldum, adice; ama bilinçaltımdan bi' yük kalktı gitti... velhasıl kelam ben bu ibneyi çizerkenki iç rahatlaması sırasında, yanına bi' ton şey çizmişim. onları iliştireyim dedim.