belki ilginizi çeker
  1. · kampüs girişindeki utanç odası
  2. · ikna odaları
  3. · itü nün girişinde cd satan adam
gündem
  1. · alex hagi den daha iyidir
  2. · annenin gençlik fotoğrafları
  3. · author
  4. · günün tek kelimelik özeti
  5. · behlül sözlük yazarı olsa kullanacağı nick
  6. · okan bayülgen
  7. · ezel
  8. · alpay er
  9. · koku fetişizmi

itü maslak kampüsü girişindeki utanç odası  

 sayfa  / 2
  1. fen-edebiyat girişinde, solda bulunan harabe görüntülü, beton yığını. ilk gördüğümde güvenliklerin soyunma giyinme odası sanmıştım. 2. sınıfta -önünde bir arkadaşımı beklerken- farkettim asıl ne işe yaradığını. orası modernleştirme merkeziydi.

    şöyle efendim; örümcek kafalı, gerici, dinci, irticacı, çirkin, cumhuriyet düşmanı, devlet haini, başıörtülü ya da türbanlı kızlar; tam caaanım okulumuza sızacakken, o odaya sokulup başı açık, güzel, alımlı, devletini seven ilerici, modern türk kadınına çevriliyordu.

    o gün çok utandım. asırlardır çağdaşlığını, bir örtüyü çıkarttırarak pekiştiren bir okulda okuduğumdan; halkına din özgürlüğü sağlayamayan bir devletin vatandaşı olduğumdan; kıyafetten devlet düşmanlığı tespiti yapan bir ordu tarafından korunduğumdan; hassaslaşmış bir konuyu fütursuzca kaşıyıp yaralaştıran ve seçim malzemesi yapan siyasetçilerin varlığından; insanların vicdanlarıyla karar verip taktıkları bir örtüyü, mayo, kot vs. gibi kıyafetlerle kıyasalayıp yorum yapan insanlarla aynı havayı soluduğumdan; çok utandım.

    ve 3 yıl boyunca fen edebiyat kapısından giriş-çıkış yaparken kafamı kaldırıp hiç bakmadım. tekrar utanmamak için.
    (solti, 30.05.2005 18:10 ~ 18:13)
  2. türbanı ve türevlerini devlet düşmanlığı amaçlı kullanırlarsa eğer, işin sonu bu olur. bu olayı savunan da vatan hainidir.
    (evrimgs, 30.05.2005 19:49 ~ 19:49)
  3. varlığından utanılan kanunların yansıması olduğu için utanç duyulan odadır. nihayetinde kanun, kanundur, varsa uyalacaktır amenna. ama bu hiç bir zaman doğru olduğunun, ya da benimsendiğinin ya da utanç duyulamacağının ibaresi olamaz. maalesef ülkemizde de varlığından utanç duyulacak bir çok kanun mevcuttur.
    (solti, 30.05.2005 20:32)
  4. birtakım kılık kuyafet kanunları vardır, bunlara uyulması zorunludur. nitekim devlet dairelerinde çalışan iş yerine şortla gidemeyeceği gibi türbanla da gidemez. bu olay dini özgürlük olayından farklıdır. yani bu okulda mescid bulunurken, türbanın okula alınmamasının eleştirilmesi sadece ve sadece vatan hainliğidir ya da vatan hainlerine alet olmaktır.
    (evrimgs, 30.05.2005 20:44)
  5. iki durumun ortaya çıktığı yerdir o bahsedilen oda.

    birincisi tahammül etmektir. ikincisi ise içine sindirememektir. yorum yapılacak kadar yorumsuzdur aslında orası. görünen köy kılavuz istemez misali, herkes mutlu olsundur; birileri vazgeçer, diğerleri vazgeçenlerin üzerine daha da giderek olayı abartır da abartır.
    (gülümsün, 30.05.2005 20:49)
  6. herkesin hakkında farklı şeyler düşündüğü bir odadır,her ne kadar odayı itü'lü olmadığım için hiç görmemiş olsam da türban sorununun bir portresini çizdiği kesindir.
    ilk olarak türban takmak,takmak isteyenin hakkıdır. bir üniversiteye girerken dekolte giyinmiş insanları çevirmenin saçmalığı kadar saçmadır şekil olarak bakılınca. lakin sorun sadece kafayı örtmek değil maalesef. burada türbanlı bayanlar,evvelden türbanı bayrak olarak kullanıp oy toplayanların cezasını çekmektedir. bugün türbanın serbest bırakılması da öyle kolay değildir. çünkü serbest bırakılınca vakti zamanında türbanı kullanarak çevre edinmiş suçlular haklı çıkar,bir de üzerine ortalığa çıkıp zafer naraları atarlar.
    irtica geçmişte ülkemiz için çok tehlikeli boyutlara ulaşmıştır ve islam'ın adını kirletmek pahasına para ve nüfus kazanmak isteyenler bu ülkede yaşadıkları sürece de devam edecektir. irtica tehdidi baki kaldığı sürece de maalesef devlet kurumları dahilinde türbanı serbest bırakmak zordur. bu yolda bazı masumlar mağdur olur,o odalara girmeye mecbur kalırlar. ne zaman ki bu ülkedeki laik sistemin değişemeyeceği bazılarının kafalarına kazınır işte o zaman kızlarımız okullarına türbanla girebilirler.
    kanunlar uyulmak için vardırlar ve toplum refahını gözetirler. bu sebeple özellikle konu kanunlar olduğunda kat ve kat sağduyuyla yaklaşmalı,konuya birçok açıdan bakılmalıdır. bir taraf "türbanımı ver" diye bağırıp türbanı takamamasındaki baş suçluları fark etmeden desteklerken öteki taraf da tüm türbanlılara potansiyel militan olarak bakarsa bu sorun yüzyıllarca halledilmez.
    (battal boy cekirge, 30.05.2005 21:10)
  7. bünyesindeki onca mimara rağmen, fonundaki "itü asırlardır çağdaş" yazısıyla böyle başarısız, salaş, saçma bi binanın aynı kare içinde görünmesi ya da bu devirde hala ben bilim yapmaya talibim diyen insanların böyle eylemlere, böyle saçmalıklara vakit harcıyo olması dışında ve kendini geliştirme, eğitme, birilerine yarar sağlayabilecek başarılara imza atabilmek için geldiği ortamda kazandığı "sevap"ların sınırını geçtiği anda kendi saçını kapatarak katlanacağına inanan ya da bu düşünceyi savunan insanlarla aynı okulu paylaşmak dışında benim hiç utanmadığım bi yapıdır netekim..
    (bınar, 28.06.2005 17:09 ~ 17:17)
  8. öyle bir oda ki, insanların forumsu atışmalarını, mevzu bahis mekan'ın oda olması gerçeğine bağlayarak, legal biçimde sözlükte ifade ettikleri oda. oda olduğundan şüphe etmediğim oda. son derece oda.
    (azureel, 28.06.2005 21:06)
  9. epeydir itü'deyim, epey yıl daha kalacağım biliyorum. nedense bu oda hiç dikkatimi çekmemişti. ne bir yakma girişimi, ne bildiri dağıtımı, ne bir açlık grevi, ne imza toplama kampanyası oldu bu mekan ile ilgili; oldu ise de haberim yok. bu şekilde tepki topladığında ise şaşırdım ve bir kısım uç görüşlü azınlığın fitne çabası olarak değerlendirmekten kendimi alamadım.
    newport ınternational university'de okuyan bir arkadaşım vardı (kadıköy'de idi yanılmıyorsam), başı kapalı. "çok isterdim itü'de okumayı ancak başımı açmayacağım için buraya geldim" demişti. demek ki kimilerine göre okumak, kimilerine göre de görüşler bir çok şeye bedelmiş.
    okumak isteyenler, gerçekten okumak isteyenler geliyor bu okula, itü burada bahsettiğimiz. ne kadar sevmesek de, hatta nefret ettiğimiz söylesek de, ağır ve sağlam bir mühendislik formasyonu alıyoruz bu okulda. formasyon da, üniversite eğitimi ve yüksek ilimler oluyor bu durumda. okuyoruz burada, okumaya geliyoruz, kapalı veya açık farketmez, etmemeli. uygulanırlığı her ne kadar tartışma konusu olsa da, devletimizde yazılı olarak hazırlanan kılık kıyafet yönetmeliğine göre resmi kurumlar içerisinde giyilecek şeyler belirlenmiştir. buna uymalıyız sanırım.
    sivri deha bir milletvekilimizin merve safa kavakçı'nın türkiye büyük millet meclisi'ne başı kapalı girdiğinde sarfettiği, kişisel hak ve özgürlükler kavramına gönderme yaptığı sözünü de burada söylemek istemiyorum
    - mayoyla gelebilir mi mayoyla?
    bu okula kayıt yaptırırken bunları bilmiyor muyduk, neden değiştirmeye çalışıyoruz oturmuş düzeni; olsa olsa kaosa gider bu değişim yolundaki tartışmalar.
    (azureel, 28.06.2005 21:55)
  10. şöyle de birşey var

    "bu kadınlardır ki devlete sitem ederler
    bizi ikinci sınıf görürsünüz diye
    bu kadınlardır ki bilmezler
    ikinci sınıf insan yerine bile koyulmazlar erkekleri önünde..."
    (giberling, 28.06.2005 23:47 ~ 01.07.2005 13:27)
  11. bu odanın itükampüs.com da olduğundan şüpheliyim.
    hatta galiba orda..
    tüh, boşuna gaza gelmişiz.
    (giberling, 28.06.2005 23:57)
  12. bu sözlüğü ve dahası daha öte bir kitleyi böylesi bir tartışmaya iterek ve bunun sonucu itibariyle kısmi olarak ikiye bölerek bölücülere ve içimizdeki hainlere büyük paralar karşılığında bile tedarik edilemeyecek kadar hizmette bulunan zat-ı rezillerin bu hale getirdiği odadır. hepsi için de uygun çözümler vardır.
    (bkz: istiklal mahkemeleri)
    sağolsun herkes kendi açısından bakınca haklı görüyor kendini tabi. bilinir ki eskiden bu meseleler yoktu, şimdi ki gençlerimizin dediği "bir yanımda mini etekli, bir yanımda başörtülü oturabilsin.." ya da "..gün ki hiç bir şeriat girişimi olmayacak" o zamanlar geçerliydi. ne zaman değişti, bir zat-ı rezilin bir eğitim kurumunu bir tarafının bahçesi gibi göstermesiyle...
    (not: ya ben sevmiyorum böyle tartışmaları, tutamadım yine de, neyse bir daha etmem laf..)
    (hell guardian, 29.06.2005 00:29)
  13. şimdi "şeriat geliyor" diye inleyen tiplerin, bir gün mini etekli kızların girerek üzerlerini değişip türbanla çıkmak zorunda kalması durumunda ses çıkaramayacağı oda.

    efendim, özgürlükler konusunda ne kadar kısıtlama yaparsanız zamanla sıkışan çarklar o kadar büyük gerilmelere ve patlamalara neden olur. (bkz: kürtçülük meselesi). muhafazakar bir toplumda yaşadığını unutup tek dişi kalmış canavardan ümit bekleyen insanlar, o muhafazakar kesmin çektiği zulmü günü gelip kendileri görürse, nasıl ses çıkarabilirler, kendilerini nasıl savunabilirler..

    hak-hukuk deniyorsa şunu da unutmamak gerekir: evet, bu ülkede kamu hizmeti veren personelin uyması gereken kılık kıyafet yasaları vardır. ama bizim kamu personeli sıfatını taşımadığımız da açıktır. biz kamu personellerinden hizmet alan vatandaşlar konumundayız.

    din, istesek de istemesek de siyaset tarafından her zaman kullanılmış ve kullanılacak olan bir olgudur. özellikle muhafazakar olan toplumlarda kitleleri sürükleyici etkisi olan önemli bir etmendir. bunu bugün tayyip erdoğan yapar, yarın bir gün deniz baykal, başka bir gün mehmet ağar. önemli olan "dini kullanıyorlar" bahanesinin arkasına sığınmak değil, dini kullanan kişilerin ellerine koz vermemektir.

    vatan hainliğine gelince... bu ülkedeki en büyük vatan hainliği, ülkenin göz bebeği mal varlıklarını yabancılara peşkeş çekmek, peşkeş çekildiğini göre göre sesini çıkarmamaktır.
    (balta, 29.06.2005 00:34)
  14. hayret verici bir şekilde devrim, özgürlük hatta ve hatta anarşizm başlıkları altında şaşalı yazılarını gördüğümüz arkadaşların, bahsi geçince 'kurallar böyle' gibi kuzu beyanlar yaptığı odadır kendisi. kimse devrim yapın, anarşi yaratın demiyor. zaten mağdur kitleden de şimdiye kadar böyle bir eylem görülmedi. 'kurallar'a göre suç olan eylemlerde bulunup hapse giren insanların hakları bile daha uygunsuz yöntemlerle savunuldu zamanında. öyleyse neden korkuluyor? başörtüsünün siyasi bir simge haline gelmesinden mi? başörtüsü yasaklanmaya devam ettikçe bunu öyle ya da böyle siyasete bulaştıracaklar her zaman çıkacaktır. birşeyin hem siyasete alet edilmesine neden olacak şeyleri onaylayıp, hem de siyasete alet edilmesini istememek hangi mantığa sığar?
    (easy company, 29.06.2005 01:41 ~ 14.01.2006 08:13)
  15. kenarında oyası, kenarından bir perçem saçı görülen köylünün inancı hiç salladı mı televizyonları? peki ya yemenisiyle okula giden çocuklar?
    neredeyse her bireyin baş örtüsü bağlama şekline göre neyi nasıl temsil etmek istediği anlaşılabilmektedir. kara çarşaf giyen(giyen mi dedim giydirilen!) de var bu ülkede, yemenisini takıp 5 vakit namazını kılan da.
    hala bir oda insanların bakış açılarını yargılıyorsa ve odaya giren insanlar yerine dış kapının mandalı insanlar bunu tartışıyorsa bunda bir sorun var demektir.
    tüm yazıları okuyan bireyin aklında, hükümetin kuyruğu ne zaman sıkışsa nazlı ılıcak ve eşdeğerlerini gazlayıp bir anda medyanın yönünü değiştirmesi, böylece rezaletlerin ört pas edilmesi gelecektir. bu durumda ise bende sözlük içinde hükümetle bağlantısı olan, ya da sözlüğün gidişatını beğenmeyip bir deneme yapacak insanlardan korkarım...
    (luccy in the sky with the diamonds, 30.06.2005 17:33)
  16. utanç odasıdır, çünkü yanlış bir devlet refleksinin herhangi bir uygulama noktasıdır.

    (belki yanlış belki doğru bir bakış açısıdır bilmiyorum ama) vatandaş devlet ilişkini hep semavi dinlerdeki kul tanrı ilişkisi gibi tasavvur etmişimdir. yani devlet bağışlayıcıdır, hoşgörülüdür, kutsaldır. devlet kendisine düşman bir azınlık var diye, kendisnin seven vatandaşını mağdur etmez, deyimsel anlatımıyla devlet kurunun yanında yaşı yakamaz.

    ama nedense hep devleti kendi eksenine yakın tutmak isteyenler, suni tehlikeler yaratmıştır, ya da çok ufak tehditleri dev aynasıyla bize sunmuştur; ve halkta bir paranoya ve devlette bir refleks oluşturmuştur. bu refleksler de karşılıklı kaşınarak hep yaraya dönüşmüştür. tıpkı türban meselesi gibi.

    görünen o ki; bu sorunu sağ görüşlü bir iktidarın -hele ki akpnin- çözmeye kalkması, yaranın iyice iltihap kapmasına, toplumun iyice kutuplaşmasına, insanların birbirlerine daha fazla nefretle bakmasına yol açacak, başka birşeye değil. ki bu türkiye için yazılabileek en kötü senaryo olur. dolayısıyla başörtülü arkadaşların dişlerini biraz daha sıkmaktan başka çareleri de yok gibi.

    beni asıl şaşırtan şey ise, ülkenin zeka ve eğitim olarak kaymak tabakasından bir bukle sunan itüsözlükte, insanların kendilerini diğer görüşlere bu kadar kapatmış olmaları. görünen o ki herbirimiz mutlak doğruyu bulmuşuz, diğerlerimizin düşünceleri fasa fiso, saçmalık. daha da kötüsü bizimle aynı görüşte olmayan bir başkası devlet düşmanı ve vatan haini. yazık çok çok yazık.

    dipnot: evet o odanın varlığından hala utanıyorum. ama bundan utandığım için, kendisiyle aynı görüşte olmadığım için, beni düşman gören vatan haini ilan eden bir zihniyetin varlığından ise hiç birşeyden tiksinmediğim kadar çok çok tiksiniyorum.
    (solti, 01.07.2005 10:18)
  17. devrim, özgürlük başlıklarına yazmış bir insan olarak görüşüm şudur ki insanların kılığına kıyafetine karışmak ancak baskıcı rejimlere özgü saçma ve despotik bir uygulamadır, bu oda bunun yansımasıdır. bu sorun yalnızca üniversitede değil liselerde insanların uniforma giymeye zorlanması ile, hatta zorunlu sünni müslümanlık dersi ile, vs. vs. bir çok örnek ile yaşanmaktadır. ama başörtüsü meselesini gündeme getiren siyasi örgütlenmeler bunun arkasında farklı bir amaç taşımakta, bu taşıdıkları amaç da solcu, ilerici, yalnızca bilimin gücüne inanan insanları fazlası ile rahatsız etmektedir. bu konuda zaten bir taraflaşma yaşanmışken içinde yer almak istemediğimiz bir tarafta duruyor gibi görünmek tercih ettiğimiz bir mesele değildir. peki siz iktidara gelseniz ne yapardınız diye soruyorsanız elbette ki böyle saçma bir yasağı ve diğer tüm saçma yasakları kaldırırdık. ama karşısında yer aldığımız dinci-gerici örgütlenmeleri de zor gücü ile dağıtırdık.
    (gelecegim, 05.07.2005 20:41 ~ 06.01.2007 14:43)
  18. (bkz: güçlüysem haklıyım)
    (atlantis, 25.10.2005 19:41)
  19. yaşlı ton ton teyzelerin taktığı başörtü için değil, siyasi görüşlere alet edilen türban içindir o oda. eğer türban siyasi görüş için önemli bir simge olmasaydı böyle bir oda da olmayacaktı. eğer bu okulda mescit olmasaydı bu odayı utanç odası olarak adlandırabilirdiniz, ama bu okulda mescit de türbanın çıkarılması için oda da varsa, bir düşünün isterseniz; o oda utancın mı yoksa başka birşeyin mi simgesi?
    (kay scarpetta, 29.10.2005 12:15)
  20. (bkz: bu ne yaman çelişki anne)
    (easy company, 29.10.2005 12:21)
  21. (bkz: yok öyle bişi)
    (bkz: itü maslak kampüsü girişindeki oda)
    (bkz: budur)

    anlamayanlar için uzun açıklamalı ek:

    bu başlığa söz konusu oda hakkında yazı yazan herkes o odanın "utanç odası" olduğunu kabullenmiş oluyor. çünkü bir başlık altına yazılan girilerin hepsi başlıktaki kelime gurubunun ifade ettiği şeyi tanımlar veya örnekler. yani başlığın kendisinde zaten odanın utanç odası olduğu varsayılan olarak atandığına göre; bu başlığa, atıyorum "türkiye'de üniversitelere giriş için gereken kılık kıyafet yönetmeliğinin uygulanmasının haklı olarak sağlandığı oda" yazan birisinin tanımladığı şey de bir utanç odasıdır. zaten mantıken de, o odanın utanç odası olduğuna inanmayan birisinin normalde başlığı gördüğü zaman "öyle bir oda yok ki" diye düşünmesi ve yazı yazmaması gerekir...

    ilk bakışta örnek biraz karmaşık durabilir. daha anlaşılır bir örnek için; "matrix isimli iğrenç film" başlığına "senaryosu çok kuvvetli bir filmdir" yazan bir arının girisi "matrix, senaryosu çok kuvvetli iğrenç bir filmdir" anlamına gelir. aynı bakış açısıyla, ilk örneğimizdeki giri de "türkiye'de üniversitelere giriş için gereken kılık kıyafet yönetmeliğinin uygulanmasının haklı olarak sağlandığı utanç odası" anlamına gelir. bu mantıkla giriyi "türkiye'de üniversitelere giriş için gereken kılık kıyafet yönetmeliğinin uygulanmasının haklı olarak sağlanması utanılacak birşeydir" diye yorumlayabiliriz...

    bir de başlığa tutup da "utanç odası değildir" yazmak da "utanç odası utanç odası değildir" gibi mantıksız bir cümle kurmak anlamına gelir ki, daha beterdir...

    sonuçta, sözün kısası bu başlığa doğrudan oda hakkında herhangi bir yazı yazarken bir utanç odasından bahsettiğimizi kabullenmiş oluyoruz. ben başlığı ilk gördüğüm günden itibaren uzunca süre sabrettikten sonra ekten önceki bakınızları yazarken başlığı açanın fikrine katılmama özgürlüğümüzü savunmak istemiştim. başlık benim tavsiye ettiğim gibi "itü maslak kampüsü girişindeki oda" şeklinde açılmış olsaydı isteyen "utanç odası" isteyen "gurur odası" olarak tanımlayabilirdi girilerinde...

    not: moderatörlerden başlık hakkında konuşmamın bu seferlik mazur görülmesini hakettiğime inanarak rica ediyorum...
    (8844455, 07.12.2006 06:39 ~ 17.01.2007 04:19)
  22. yargıtayın aldıgı ve avrupa insan hakları mahkemesi tarafından da onaylanan kanunun uygulanmasıdır. bir devlet üniversitesinde kanunlara aykırı giyim kusam yasaktır , hadi diyelim bu kanun hoşgörüsüz türk hükümeti tarafından konulmustur peki ne diye aihm onaylamıştır? çünkü türban siyasi bir simge olmuştur .bu nedenle aihm, avrupa insan hakları sözleşmesi’nin ‘din ve vicdan özgürlüğünü’ güvence altına alan 9’uncu maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir. burada amaç dini vecibelerini yerine getirmek isteyenleri cezalandırmak değildir amacın ne olduğu çok açık ortadadır. ama bunu görmek istememek biraz olayı bulandırmak niyetidir.
    (sanitarium, 07.12.2006 11:41)
  23. eğer bu ülkede demokrasi varsa bunların olmaması gerekir. eğer eşitlikten bahsediyorsak, bunlar utançtan başka birşey değildir
    (spideey, 12.01.2007 12:35)
  24. aşırı sağcı ve şeriatçıların kanına dokunan odaymış, ben bu başlığı okuyunca bunu çıkarttım. aynısından marmara üniversitesinde de vardır. ve bu odada hanım kızlarımız kikirdeşe, saçlarını başlarını kendilrine göre günah olmasına rağmen pek eğlenerek muhabbetler ederek açmaktadır. hallerine bakınca a nedense madem dinine göre günah neden eğlenir, güler, mutlu bir tablo çizersin ki kadın dedirtmektedirler. o türbandan görünen saç sokakta gezerken günahtır da okulun demir parmaklıklarından içeri girince mi günahı ortadan kalkmıştır, ben cehennemde yanmaktan korkuyorum diyen bu hanım kızlar şimdi yanmayacak mıdır o da ayrı konu. ancak.....

    türkiye din ve devlet işlerinin birbirinden ayrıldığı bir devlettir. yani şeriat hüküm sürmez. bu nedenledir ki, resmi dairelere, üniversitelere böyle, dinini ilk bakışta gösterecek kılık kıyafetlerle girmek mümkün değildir. nasıl ki siz üniversitede bikiniyle dolaşmıyorsanız bu hanım kızlarımız da türbanlarıyla ortalıkta salınamaz, kendilerine helal süt emmiş, kendilerini evinin kadını yapacak bir dini bütün amca arayamazlar.

    medeni olmak, başkalarının dini görüşlerine saygıyı gerektirir, haç takan hristiyana karışılmıyor diyenler içinse ancak şu söylenebilir, sizin de muskalarınıza, allah, dua vs... yazan kolye uçlarınıza karışılmıyor. burda bir ayrımcılık da görünmüyor. dinini herkese duyurmak istiyorsan eğer tak allah yazısını boynuna herkes ersin huzuruna.

    bir kumaş parçasından siyasi obje olmaz diyenler şöyle bir kaldırsınlar kafalarını havaya, gökyüzünde dalgalanan türk bayrağı da kumaştır.

    utanç duyulacak bir şey varsa, anayasa ve devletin kurallarına karşı gelmeye çalışan, ayrımcılık isteyen, insan hakları mahkemesinin uygun gördüğü uygulamaları kendi görüşüne uymuyor diye çağ dışı seçen insanların varlığıdır bu. o odadan utanıyoruz evet. çünkü sizin gibilerin aramızda dolaştığını gösteriyor. utanılacak olan budur.
    (kolektivist kedi koleksiyoncusu, 10.05.2007 20:38)
  25. yobaz girilip modern çıkılan kulube.müthiş bir icat,kim düşündüyse bir de kendi girsin.
    (adrian, 01.06.2007 13:12 ~ 29.10.2009 14:41)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil