finansbank bir sınav yaptı bu fakülte'de. gidişim ayrı olay dönüşüm ayrı olay. bana verilen tarife göre önce beşiktaş'a ordan da yürüyerek işletme fakültesi'ne gitmem söylendi. otobüsle taksim'e doğru giderken maçka tabelasını gördüm, dedim muhtemelen burdan gidilir ama tarife uyalım, sınava geç kalmayalım. tabeladan iki durak sonra otobüste kimse kalmadı. şoför döndü :
- "hemşerim sen nereye gideceksun?" dedi.
+ abi maçka'ya itü işletme fakültesi'ne.
- e hemşerim 2 durak önce ineydun ya ?
+ abi bana böyle tarif ettiler. önce beşiktaş, sonra bik bik bik.
- sen in burdan geri yürü ordan aşşaa bik bik bik.
indim yürüdüm, tabelayı arıyorum. sonra başka yerlere geldim. yürüyerek tabela kaçıran belki de ilk insanımdır. kendimi kutluyorum. derken önümde dört tane şahane denilebilecek kızlar. birinin ensesinde k.atatürk imzası. apıştım kaldım. sonra kendi kendime dedim ki ; apışıp kalacağıma yapışıp öpsem mi ? ondan da vazgeçtim, itü'yü sormaya karar verdim. kepaze olmamak adına kızlara değil, başkasına. tariflerle itü'ye geldiğimin farkındaydım. ama büyük bir tabela görmeyi hayal ederken, bu hayale ulaşamadım. neyse birine daha sorayım. sadece 2 kişi var koca sokakta. günlerden pazar;
+ abi ben itü'ye gidecektim ?
- şu bina.
+ nassı yani ? (itü tek bina mı ?)
yanındaki adam yetişti imdada;
+ hangi fakülteye gideceksin ?
- işletme fakültesi.
+ şurdan yürü. bik bik bik..
geçerken baktım, adamın şu bina dediği yer yabancı diller yüksek okulu. sınava girdik çıktık, şişli'ye yürüyorum yolda para gördüm. alsam mı almasam mı ? almadım. yanımdan geçen adam eğildi attı cebe.
(bkz:
köyden indim şehire)
yürümeyi bıraktım. başıma daha fazla olay gelmemesi için otobüsle doğru eve gittim. böylelikle ensesinde k.atatürk imzalı kıza rezil olmadığım günümü anı olarak itüsözlükle paylaşacağım bir güne sahip oldum. fena mı oldu ? çok fena oldu. ilgilenmeyenler için, finansbank sınavını geçtim, mülakatı bekliyorum. çalışmaya başlarsam, işletme fakültesi'ne gelip tüm kantindekilere çay ısmarlamayacağım.