istiklal yolu   

adana çık aradan

  1. istiklal savaşı yıllarında istanbul’dan kaçırılan askeri mühimmatın kağnılarla taşındığı inebolu-ankara yolu.
    (explorer, 19.11.2007 18:57)


  2. "izmir'in işgalinin ve mustafa kemal'ın anadolu'ya çıkışının üzerinden 30 aydan fazla geçmiştir. anadolu ayaklanması üçüncü yaşına basmış, halkımız tüm varlığıyla işgalci düşmanı atmak için savaşmaktadır. bu tarih sahnesinden silinmek istenen bir ulusun yok edilemeyeceğini tüm dünyaya kabul ettirerek savaşın yaşanan destanıdır.

    1922 kışı çok şiddetli geçer. düşman, eskişehir kütahya hattında yeni bir saldırı için, emperyalist güçlerin yardımıyla yığınak yapmaktadır. mustafa kemal bir yandan milli meclisteki muhalif grupla baş etmeğe çalışırken, orduyu yeni bir saldırı savaşına hazırlama çabasındadır.istanbul'dan kaçırılan mühimmat veaskeri malzeme sovyetlerden sağlanan yardımlarla, ordunun eksikleri giderilmeye çalışılır. bu mühimmatın ve halktan toplanan yardımların cepheye taşınması da, halkın katılımı ve katkılarıyla yürütülür. bu hizmetler için başkomutan tekalifi milliye emirlerini çıkarmıştır. tekalifi milliye emirleriyle, halktan ayrıca elinde kara taşıt aracı ve yük hayvanı olanların bu araç ve hayvanlarını ordu emrinde çalıştırılmaları istenmiş ve ulusal bilinç bu emre uymuştur.

    kısacası, anadolu bir ulusun tüm varlığıyla dimdik ayakta, yani tarih sahnesinde tarih yazmaktadır. yanlız düşmana karşı değil, yazgısını düşmana teslim etmiş olan saltanata karşı da ayaktadır. bunlar yazılmış ve anıtlaştırılmıştır.

    ama, ulusal ayaklanmada asıl unutulmaz hizmetlerden biri belki en unutulmazı o anadolu kadını ve inebolu ankara yolunun hakkının verilmemesidir. tarihin verdiği hakkın göz ardı edilmesi tarihe ve hak sahiplerine ihanet değil midir? ki şu satırları okuyup düşünelim düşünmeyenleri uyaralım diyorum.

    tarih ne diyor

    ünlü ingiliz tarihçi lord kinros anadolu kadınının bu hizmetlerini anlatırken derki: "...kadınların çoğu bebeklerini sırtlarına bağlamışlar, top mermilerini ve cephane sandıklarını, kağnılara yüklüyorlar, omuzlarına birer mermi yükleyerek taşıyorlar; çoğu zaman çocuklarının yağmurda kalmasını göze, alarak çocuklarının örtülerini yağmurdan korumak için top mermilerinin üstüne örtüyorlardı." bu saptama kadınımızın, canı gibi sevdiği çocuğunu bile, yurt savunmasında ikinci plana atabileceğinin tarihe düşülmüş nottur, dahası bir destandır...

    işte bu özgürlüğüne düşkün bir ulusun kadını, erkeği, çoluk çocuğuyla yani tüm varlığıyla yaşayarak yazdığı bir destandır. ve türk kadını görülüyor ki, toplum içindeki yerini kendi alın teri ve kutsal emeğinin karşılığı olarak almıştır.

    bir başka yabancının, abd'li ann bridge'nin inebolu-ankara yolunu, genç-yaşlı, kadın ve çocukların sorumluluğunda mermi arabalarıyla geçerken bu toprağın insanını ve onun bağımsızlığına olan tutkusunu, kurtuluşa verdiği emeğe duyduğu hayranlığı dile getiren yazısından bir bölümü okuyalım: ann bridge, devrim yolu adını verdiği inebolu-ankara yolunu bir kağnı arabasıyla geçmiş ve bu toprağın insanının türk'ün yurt sevgisin dile belgelemiştir. şu satırlar o destanın bir parçasıdır.

    "sonsuz bir insan seli birbirlerinden bir buçuk metre aralıklarla ve tek sıra halinde akıyordu. insanlar taşıdıkları tüfek demetleri, cephane kutuları ve top mermilerinin ağırlığı altında öne doğru eğilmişlerdi. daha şaşırtıcı olanı, bu insanların dörtte üçünden fazlasının kadın olmasıydı. pembe eteklikli bölgesel giysiler giyen kadınların bazıları sırtlarında sarılı yükle beraber, kucaklarında emzikli bebeklerini taşıyorlar, bazılarının arkasında ise kaygan çamurda yürüyen iki ve üç küçük çocuk bulunuyordu. böylece, bir gece önce istanbul'dan kaçak olarak gemi ile gelen askeri malzeme küre dağlarını aşıyordu. düzenli kesintisiz ve yavaş bir şekilde yukarılara daha yukarılara tırmanılıyordu. arada sırada birinin sıradan ayrılan bir çocuğa bağırdığı duyulmakla beraber, genelde sessizlik içinde, dik tırmanış ve ağır yük nedeniyle derin solumalarla yürüyorlardı. yol gerçekten çok dikti ve biraz sonra sulu hepsi karla şekilenecekler, sonra ayak değmemiş karlı yamaçlardan daha yükseklere tırmanacaklardı... henüz hiçbir heykeltıraşın taş üzerinde şekillendiremediği ağır yük taşıyan kadınlar ile analarının yanında otlayan buzağılar gibi onların ardında yürüyen çocuklara ait heykelleşmiş görüntüler, karlar altına ve dondurucu soğukta yorgun arkın yol alacaklardır."

    1976'dan beri inebolu-ankara yolu "istiklal yolu" olarak bir meclis kararıyla anıtlaşsın diyoruz. bir kent ya da bölge halkın yurt sevgisini, bağımsızlık bilincini anıtlaştıran emeğin teslimi, yöre halkının tarihleşen hizmetlerinin belgelenmesi ve gelecek kuşaklara yurt hizmeti bilincinin yerleşmesi için bu yolun "istiklal yolu" olarak tescilini istiyoruz.. hakkımızı istiyoruz!

    bu kastamonuluların kazanılmış hakkıdır. haydi kastamonulular, hakkımızı alalım. bir yabancı yazarın "devrim yolu" adını verdiği yolun gerçek adını verlim bu yola!

    sayın valimiz ve parlamenterlerimiz ve halkımıza sesleniyorum. haydi anamızın ak sütü gibi hakkımızı alalım ve istiklal yolunda buluşalım:"

    24.08.2006 m.emin değer http://www.kastamonupostasi.com
    (explorer, 07.09.2008 17:31)
  3. (bkz: inebolu/! dünyayı kurtaran adam)
    (dünyayı kurtaran adam, 07.09.2008 17:32)