1. "istediğin hayat" kavramına bağlı olarak değişen bir şeydir. bazı hayaller vardır ki insan içinde bir yerde biliyordur ulaşamayacağını ama yine de o hayatın bir parçası olarak görmek ister kendini, çabalar ama bir sonuç alamaz. dönüp baktığında içindeki ses ben sana demiştim derken gözleri boşluğa dalar gider.
    bir de ulaşılabilecekken, yakalamak imkansız değilken, ellerin arasından kayıp giden bir istediğin hayatkavramı vardır. bu daha çok acı verir insana. çünkü o hayattan uzakta olmak "neden?!.." sorusunun beyninizde mütemadiyen yankılanmasına sebep olur. bir süre sonra alışırsınız. alışmak lazım. çünkü hayallerdeki kadar mükemmel olmasa da hayat yaşanmaya değer.
  2. yalnız kalıp bir an eskiye döndüğünde, hayal ettiklerinin nasıl da elinde olmadığını anladığın andır. son ana kadar denersin, çabalarsın uğraşırsın, oldu zannedersin ama elinde olan aslında olmasını istediğinden çok farklıdır. olan oldu bir kere idare ediver artık.
  3. bazen birşeyleri çok ister insanoğlu, mücadele eder. didinir ve sonunda başarır ya da başardığını sanır. iyi bir bölümde okumaya başlar, hep hayali olan bölümde, sevdiği yanındadır. hayat ne güzel falan derken ve biraz da korkarken birşeyler olur. bir anda hiç beklenmedik anda nehir tersine akmaya başlar.

    tepetaklak olur insan, ne yapacağını bilemez. sevdiğiyle yollarını ayırır, okuduğu bölümle ilgili şüpheleri olduğunu farkeder. tam olarak ne istediğini de unutur. istediklerim bu muydu diye düşünür. belki de kendini inandırmıştır, bir şeylere inanmak ve kendini bir masalın ortasında sanmak ne yazık ki büyük bir hezeyandır ve geç farkedilir.

    bir anda gerçeklerle yüzyüze geliverir insan. o an en büyük soru takılır hem aklına hemde kalbine.."ne yapıyorum burda ben, ne işim var..neden böyle.."yalnız olmak problem değildir aslında, sadece önünü görememek. en büyük sıkıntı budur, istenilen hayat bu değildir, ve ilerisinin de bu şekilde olacağını bilmek insanı çıldırtabilir bile.

    kabullenmek istemez, kabullenmemek de istemez. arada bir yerde sıkışıverir. çünkü, o istemediği şeyleri isteyebilen biri değildir, misal istemediği bölümü bitirip çok mutlu olanların tersine, o istediği bölümde mutlu olamayanlardır. bir de zehirli bir aşk da varsa.

    yol kapalıdır aslında, kapalıdır. ya herşeyi bırakıp yeniden başlayacaktır, ya da olduğu yerden devam edecek. ama o bunların hiçbirini yapmaz, kendine bile dürüst olamaz. neyin var diye soranlara içim sıkılıyor der, ya da yapay bir neşeye bürünüverir. çocuk olmaya çalışır bazen, çocuk olursa sorunlar çözülecekmiş gibi. ama ne kalkıp yola devam etmek ona göredir, ne de arkasını dönüp yeni bir dönemeçte tekrar başlamak..

    istenilen hayat uzakta bir yerde, ulaşamayacağı bir gizdir onun için..
  4. fark etmek değil de fark edip bir şey yapamamak ya da yapmamaktır önemli olan ki çoğu insan hiç bir şey yapmaz, yapamaz. hayat ona öyle oyunlar oynamıştır ki kendini unutmuştur insan. devede kulak kalmıştır, yaşadığına, karnının doyduğuna şükreder olmuştur. her zaman yeni bir şeye başlamanın zorluğunu çeken insan bu konuda da zorluk çeker. ekmek aslanın midesindeyken riski göze alamaz. korkar, fırsatı olmaz, imkanı olmaz uzak kalıverir hayallerinden hatta hayali bırakın hayatı evden işe, işten eve; yat kalk, yemek ye , sıç , işe git vs. şekline dönüşür. yozlaşır, silinir insan. yaşarken ölür, zombi olur... sonra zamanında yaşayan ölüler filminin adına gülerken zaman gelir "anaaa demek gerçekten oluyomuş" der insan. *
  5. tam da bu gün saatlerce üzerinde düşünüp, yeniden bir gaz aldığım konudur.
    bakarsın aslında olmak istediğinden çok uzaktasın. çalışırsın çabalarsın ama ne için, istemediğin bir hayatta biraz da olsun mutlu olabilmek adına başarılı olmak için. gerçekten istediğin işle azıcık yakınlaşsan kalbin çarpamaya başlar, yeni sevgili gibidir tıpkı.. bütün günlük hayattan koparsın. ama çizim masaını bırakıp kütüphaneye kafanı çevirdiğinde asıl derdinin orda durduğunu görürsün. sen mühendissindir, sanat insanı değilsindir. saatlerce okumak istersin ama vaktin olmaz. tamam şu ödev bitsin bitiricem bu kitabı dersin. o ödev hiç bitmez.. resme başlarsın, yarım bırakıp kalkmak istemezsin. e işte o zaman da ödevler götünde patlar.bi tarafı yapamazken diğer tarafı da bok edersin. iyi edersin. (bkz: kocaman bir alkış) sonra toplaryamazsın, ya da toparlarmış gibi yaparsın ama fonda hep aynı ses seni rahatsız eder.istediğin bu değil diye.. değildir de. sen günü kurtarmak adına çabaladıkça hayallerinden, istediğin hayatından uzaklaşırsın gitgide.. belki de büyüyorsundur?
    zaten büyümek hayalleri bir kenara bırakıp, elindekiyle yetinmek değil midir ?
  6. farkedildiğinde yapılacak şeyler kişiye göre değişir:

    -hiçbirşey yapmamak,ahlanıp vahlanmaya devam etmek (en çok yapılan budur.belki de içinde bulunulan durum zaten tam da bunun sonucudur.)
    -durumu kabullenip,elindekilerle mutlu olmaya çalışmak ve küçük değişiklerle hayata büyük anlamlar katmayı denemek (makul ve mantıklıdır)
    -sil baştan yapmak (belki de hiç görülmeyendir.çünkü zaten bunu yapabilecek cesarete doğuştan sahip olanlar asla istedikleri hayata uzaktan bakmak zorunda kalmamışlardır.)
  7. ilginçtir ki hayatın sadece başarı ve paradan ibaret olmadığını anlayanlar da, sadece başarı ve para isteyip gerisinin geleceğini düşünen bireylerin de ortak kesişme noktası. istenilen hayat kaf dağının ardındaysa oraya kadar gidebilmek için de epeyce bir kastırılması gerektiği konusunda ise hemfikir olunur.

    disiplinli, yeterince çalışkan, hayattan ne istediğini bilen ve çok ta fazla açgözlü olmayan insanların böyle bir şikayeti pek yoktur gibi görünür ise de aslında insanoğlu dilenci misali olsa da olmasa da istiyor. bu durumda da üstad can yücel in bağlanmayacaksın şiiri pek bi tavsiye olunur.