çevrede; başta kızlar olmak üzere, birçok kişinin gıcık olduğu insan modelidir. gün içinde 7-8 öğün yemek yemesine rağmen, 1 gram bile ağırlaşmayan insandır. bu sebeple su içse yarayan kişiler tarafından kıl olunan, nefret edilen, "amına koyayım senin" denilen kişilerdir. gecenin, pardon sabahın 3'ünde koca bir tabak makarna yiyip, ütüne de uykuya gitmesi, bahsedilen su içse yarayan insanlar tarafından "n'apıyor ulan bu? amına koyayım bu saatte makarna mı yenir? hadi yenir de üstüne yatılır mı? oha! " şeklinde bir tepkiliyle karşılık bulabilir. su içse yarayan insan makarna yiyen ve yatan arkadaşını uykusunda boğmak üzere çoktan yatak odasının yolunu tutmuştur bile...
bu kişilerden nefret eden başka bir kesim ise kilolu arkadaşlarıdır. "ulan it! sen yiyorsun bir bok olmuyor. senin yanında ben de yiyorum, sakata geliyoruz. " şeklinde tepkiler gelebilir kendisine. arkadaşların bozulan sinirleri iki üç şaklabanlık ile tamir edilir ve daha sonra görülen ilk büfeden, bir tavuk döner alınarak yemek yemeye devam edilir. tabi yanınızdaki arkadaşın "seni öldürürüm çocuk" diyen bakışları altında.
bir de bu kişiler zayıf olmalarından ötürü, çok yemek yediklerine kimseyi inandıramazlar. "anaaa sen çok zayıfsın. yesene oğlum." şeklinde ilgi alaka gösteren insanlara "e zaten yiyorum ben. kilo alamıyorum. problemim o." dendiğinde; "hasiktir lan yiyen adam böyle olur mu?" cevabının gelmesi ya kişiyle yeni tanışıldığının ya da sizi yemek yerken görmediğinin açık bir göstergesidir. bir gün onunla da yemeğe gidilir, gerçek gözler önüne serilir ve olay kapanır.
bu kişilerin aslında başlıca problemidir kilo alamamak. her ne kadar sağa sola "bak lan! ne güzel. yiyorum, kilo almıyorum." dedikten sonra üstüne kötü adam kahkahası atsalar da aslında, giyinirken, aynada gördükleri kemikler, sinirlerini bozmaktadır. istedikleri çok şey değildir. sadece 5-6 kilodur ama olmuyordur.
bir de bunların kilo almak için spor salonlarına yazılanları vardır. iştah açıyormuş spor, o arkadaşlardan biri söyledi bunu. toplum içindeki sayıları sanırım 1/1.000.000 filan olsa gerek.*
(bkz: mutlu azınlık)
kilo kaybettiğinde büyük bir mücadele içine giren kişidir. etrafındaki kişilerle kilo vermek ve kilo alamamak üzerinde saatlerce konuşabilendir. kendi halinden memnun olsa da, etrafındakilerin dikkatini çekendir. "sen yine mi kilo verdin", "bol bol yemek yiyorsun değil mi" tarzındaki sözleri sık işitmeye alışmış ve bu durumdan fazlasıyla bıkmış olandır. morali bozulduğunda yemeğe saldıran bir arkadaşının, birkaç günde kilo alışını izleyerek dehşete düşendir. bu sebeptendir ki, arkadaşlarıyla yemek yemekten hoşlanmaz; çünkü onlardan daha fazla yiyebilir ancak onlar gibi kilo problemi yoktur. annesiyle alışveriş yapmaya çıkmaz; çünkü denediği her giysi ile annesinin "kızım sen eriyorsun" tarzındaki söylemlerine katlanamaz. ama yine de memnundur halinden; çünkü yaz tatili yaklaştıkça rejim yapmak zorunda kalmaz...
bunların bir üst versiyonu istediği kadar yemek de yiyemeyenlerdendir. iştah yoktur, kuş kadar yemek yiyip doyar. ancak iştahı açıldığında da yiyemez, biraz fazla yemek yese direk çıkarırlar. bu yüzden iştah açıcı haplar, ilaçlar bilmemneler de fayda etmez. sağlıkları bozuktur, sürekli pekmezlerle, fındıkla fıstıkla kuvvet bulmaya çalışırlar. o yüzden bir dirhem et bin ayıp örter, iştahın kilonun kıymetini bilmek gerekir; zira zayıf olmak o kadar da sağlıklı bir şey değildir. ama bu yazıyı okuyup da kendinizi fazla yemeye içmeye vermeyin siz yine de.
bizzat her derste yanımda oturan insandır kendisi. ders bitmiş, kafalar dumanlı, salak gibiyiz yani... ee ne paklar bizi hadi yemeğeee naraları eşliğinde samatyadayız-ankarada müthiş kumpir mekanıdır kendileri- kocaman süper karışık kumpirleri ve de en büyüğünden kolaları almışız. veeee operasyon başlasın. ben bir yerde tıkandım yeter dedim. o sırada kumpirin yarısı duruyordu. benim potansiyel solucan baktım kendininkini mideye indirmiş, bana şöyle bir baktı ve tosbacik ya yemeyeceksen seninkini de yiyeyim mi dedi. önce afalladım. sonra tabi cnm dedim al ye. onu da yedi, kolaları da içti. aradan bir saat geçti geçmedi bir de mideye cheeesecake indirdi. ve kendileri 1.74 boylarında ve 50 kilo civarlarında. ben mi? sormayın ya sinirliyim zaten...
ailesinin sinir olduğu insandır.özellikle yeme içmeye çok düşkün bir ailede
her gün uğraşıp envai çeşit yemek yapan anne, büyük bir iştahla pişirdiklerini yiyen ve fakat iskeletimsi bir görüntü sergileyen çocuğunun iyi beslenmediğini düşünen kişilere ve de çocuğuna sinir olur.
genelde erkek olan insandır. "yedikleri nereye gidiyor belli değil" dedirtecek derecede yeseler de, bakarsınız hala düz göbek, küçük kalça sahibidirler. delikanlılık çağlarında daha baskın olan bu durumun büyüsü, otuzlara doğru bozulacaktır mutlaka.
ayrıca erkek abur cuburu ne kadar seviyor gözükse de, futbol, kadın, bilgisayar oyunu, politika muhabbetleri çerçevesinde birşeyler yemese de olur. yeni aldığı bilgisayar oyununun önünde sabahlarken, önüne yemek koymazsanız birkaç gün yemeden yaşayabilir, yemek sormaz bile. veya futbol maçı seyrederken aldığı ve önüne koyduğu onca cips, gol olup da sıçradığında dökülsünler diyedir.
kadın ise, artık hangi içgüdüyle bilemeyeceğim, muhabbet esnasında muhakkak kahve içmelidir. reglden bir hafta önce ve sonra mutlaka çikolata tüketmelidir. arkadaşlarını erkekler gibi odaya kapatıp bilgisayar oynayamayacağı veya basket maçına çıkamayacağı için yapar pastasını böreğini kısırını, bilmem kaç şekerli çayını yudumlayarak indirir mideye. neden? muhabbet kayıntısız olmaz.
bütün bunlar bir yana kadının yağ yapısı zaten erkekten fazladır.
ha çok yiyip kilo almayan kızlar da yok değildir. genelde ince kemiklere sahip olan bu kızlar, aslında kilo alsalar da - abartılmadığı sürece- kıyafetlerin içinden hiç belli olmaz, ince kemikler sayesinde her daim ince gözükürler. hatta lop lop göbekleri de olsa zayıf insan kategorisine girerler. lop lop göbekleri vardır ama çevreden sürekli "ne kadar zayıfsın ne güzel" tepkileri alırlar. sanılanın aksine sinir bozucu, tiksinti vericidir. "biraz kilo vermem lazım" bile dedirtmezler bu kızlara, üstlerine çullanırlar. neden? -ince kemikli ya- "zaten inceciksin, dalga mı geçiyorsun bizimle" olur.
bu grup dışında, istediğini yiyip de kilo almayan bir kıza rastlamak zordur.
her daim fit olabilen insandır. agobun kazı gibi yemelerine rağmen asla kilo almayan tiplerdir bunlar. kendimden biliyorum. 30 yıldır günde 3 ekmek yediğim halde -ki ara öğünlerde yediklerimi hesaba bile katmıyorum- yıllar boyunca aynı kiloda kalabilmişimdir. annemin "karnında kurt var bunun" telaşlanmalarıyla doktor doktor taşınmışlığım vardır. sonuç?? sonuç; tiroid problemim çıkmadı, psikolojik bir rahatsızlığım olmadığı kanaatine varıldı -ben doktorun yalancısıyım- , karnımda kurt olmadığına karar verildi. "bünyesi böyle bunun" demeye başladı ev ahalisi.üstelik aslında o kadar da zayıf olmamama, gayet normal gözükmeme rağmen... bu duruma imrenenler olduğu kadar kendi koca götlerine bakmadan bana "sen kilo mu aldın?" diyen haset kadınlar oldu veya "hasta gibi duruyorsun, neyin var?" diye soranlar... evleneceğim zaman gelinlik provasına gittiğimde gelinlikçi kadının "sen bu kiloyla nasıl evlenicen ayol" -ne alakası varsa??- demesinden tutun da "senin çocuğun olur mu ki?" -aslında orda verilecek cevabı ben biliyordum ama gelinliği bozar diye sustuydum- diye soranlarına kadar envai çeşit insanın gubidik yorum ve sorularıyla muhatap olmak hoş olmasa da herşeyi bolca yiyerek kilo almamak güzel elbette ki. belirtmeden geçemeyeceğim; konuyla ilgili en güldüğüm bir başka yorum ise " hmmm, kilo almadığına göre demek ki yakıyorsun" dur, evet budur. hayır biyolojik olarak belki doğrudur bilemiyorum ama gülerim ben bu yoruma ya.