belki ilginizi çeker
  1. · istanbul çocuğu
  2. · istanbullular
  3. · istanbul türkçesi
  4. · adanalıdan sevgili olur mu sorunsalı
  5. · istanbul dışındaki bütün şehirlerin küçük gelmesi
  6. · izmirli
  7. · çöldeki kutup ayısının bile siklemediği bedevi
  8. · iki ineğiniz varsa
  9. · vapur ve ince belli işlemeli bardaktan çay
  10. · o şimdi istanbullu
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · günün tek cümlelik özeti
  2. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  3. · banu güven
  4. · yatmadan önce dinlenen son şarkı
  5. · bakire kız ile evlenmenin verdiği huzur
  6. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  7. · author
  8. · kürt milliyetçiliği
  9. · beğenilmeyen bir kadının birden güzelleşmesi

istanbullu  

  1. kalbini sevgilisi ile bu şehir arasında paylaştıran insandır. yok eğer kalbinde bu şehre yer ayırmadıysa bu ünvanı haketmeyecek kişidir.
    (neyapmali neetmeli, 14.01.2006 14:28)
  2. (bkz: nerede doğduğum değil nerede doyduğum önemlidir)
    (ben de öyle biliyordum, 14.01.2006 14:36)
  3. selvi boylum al yazmalım 'da kadir inanır'ın lakabı.
    (si, 23.01.2006 18:53)
  4. boğaz, deniz görmeden, vapura yetişme telaşıyla koşmayıp, martılara ekmek atmadan, balık ekmek yemeden taşımanın bir anlaf ifade etmediği sıfat.
    (venom, 30.12.2006 19:50 ~ 19:50)
  5. osmanlı döneminde taşradan gelenler, istanbul hudutlarında durdurulurlar;
    şu maksatla geldim, falancayı göreceğim, filancanın yanında konaklayacağım, bir hafta kalacağım gibi meramlarını anlatırlar; sonra istanbul’a pasaportla girer gibi ellerine bir mürur tezkeresi (resmi geçiş belgesi) verilirdi...
    süresi dolduğu halde dönmeyenler istanbul’da kaçak muamelesi görür ve yakalandıkları zaman cezası verilirdi...
    eğer taşralı, istanbul’a yerleşmek için gelirse, o zaman daha çok hemşehrilerinin olduğu semtlere yerleştirilirdi...
    ...
    bu semtler genellikle vezirler tarafından ve şöyle kurulurdu:
    daire biçiminde birinci halkada yani merkezde; cami, hamam, mektep...
    ikinci halkada; pazar yeri, ticaret merkezleri, hanlar vs.
    üçüncü halkada; evler... dördüncü halkada ise; bahçeler, tarlalar, meralar, otlaklar...
    bu sebeple istanbul’un pek çok semti eski paşaların adıyla anılır:
    koca mustafa paşa, cerrah paşa, bayram paşa, piyale paşa gibi...
    bu paşalar buralarda önce altyapıyı hazırlamış, suyunu getirmiş; cami, mektep, hamam, çeşme yaptırmış, sonra insanlar yerleştirilirdi...
    ...
    taşradan gelen kişinin,
    o mahallenin ahalisinden sayılması için geçmesi gereken süre beş seneydi... bu beş sene boyunca o kişi ikametgah ilmühaberi alamaz, mahalleliden sayılmazdı...
    çünkü mahalleli olmak itibar ve statü kazandırır, bütün mahalleli onun dürüstlüğünün kefili olurdu...
    iki mahallelinin şahitliği, onun sözlerini yerine getiren biri olduğunu ispatlamaya yeterdi...
    ama mahalleli olabilmek, bütün bu itibar ve hakları kazanabilmek için bütün kötü huyları ve taşralılığı üzerinden atması, mahallelinin güvenini kazanması gerekirdi...
    (kibarfeyzo, 21.02.2007 16:09 ~ 16:10)
  6. günümüzde 12 milyondan fazla insanı niteleyebilecek bir sıfat gibi görünse de, özellikle 1950'lerden sonra başlayan şehre göç dalgası ile gerçek varlığı yok olan ifade. yazıktır ki yazık..
    (neredesin soğuk kış, 23.02.2007 19:57)
  7. doğduğu şehirde azınlık olmaktır...
    (göke, 03.05.2007 12:04)
  8. (bkz: istanbul türkçesi)
    (steinmetz, 03.05.2007 12:09)
  9. ankarada üniversitede okunuyorsa başa bela açan lakap.

    +ne işin vardı leyyynnn bu kurak topraklarda

    + la aklını peynir ekmekle mi yedin de geldin buraya

    + herkes ankaradan kaçar sen ankaraya gelmişin

    şeklinde cümleleri her an her yerde duymanı sağlayan durumdur.
    (constantinopole, 12.09.2007 14:11)
  10. zeyrek'ten başka yokuş, sinekten başka kuş bilmeyen nesli tükenmiş zevatın adıdır.
    (tatar, 02.05.2009 08:33)
  11. askerde,bana ilk iki hafta boyunca rütbeliler dahil herkesin seslendiği hitap şekli..adımı duymadan iki hafta geçirdim..iki hafta boyunca ben saedce istanbulluydum..
    (diabloe25, 02.05.2009 09:08 ~ 09:08)
  12. askerdeyim ve hala istanbullu diye çagırır çoğu rütbeli,bununla gurur duyarım kendi çapımda.türkiyenin bilmem kaç şehrinde gezinmeme rağmen bıkmam senden ey şehr-i sultan, istanbul.zaten istanbulda yaşayan başka şehirde yapamaz ki..
    (cenotapher, 02.05.2009 10:08)
  13. gerçeği oldukça nadir bulunan şey.
    o, asla başka şehirde yapamaz. hep istanbul'dan birşeyler arar durur gittiği şehirlerde. kalabalığı, hatta curcunayı bile umutsuzca arar gözleri, kulakları. yalnızlaşır istanbul il sınırı dışında. sıkılır, sakinlikten yorulur.

    not:

    bu şehr-i stanbul ki misl-ü bahadır
    bir sengine yekpare acem mülkü fedadır...

    işte istanbullu, hala buna inanandır.
    (kiaransalee, 02.05.2009 12:53)
  14. (bkz: istanbul çocuğu)
    (benihayalkırıklığınauğrattınsözlük, 02.05.2009 13:02)
  15. (bkz: istanbullular)
    (just perfectt, 02.05.2009 13:28)
  16. metin eloğlu'nun hiç yayımlanmamış 25 öyküsünden derlenmiş yapı kredi yayınlarından çıkan kitap.
    (mervem, 06.09.2009 03:42)
  17. ankaralı eski erkek arkadaşımın, biz henüz beraberliğe adım atamamışken beni çağırma şekli. biraz kinayeliydi elbette ancak sevgili olduktan sonra yapmadı tabi. can güvenliği için.

    (bkz: tehdit var ısrar yok)
    (bellek hanım, 06.09.2009 03:44 ~ 04:26)
  18. istanbul doğumluların askerdeki doğal lakabı. şöyle söyleyeyim askerlik biter askeriyede istanbullu bitmez.
    (suskungeveze, 06.09.2009 04:15)
  19. metin eloğlu'nun yky'den çıkan, daha önce yayınlanmamış öykülerinden oluşan kitabı. öykülerinde de şiirlerinde olduğu gibi türkçeye doyuluyor, samimiyete doyuluyor. argoyu kullanmaktan ziyade argo yaşayan bir şair, ressam ve nihayet bir öykücü görülüyor. sokakta yaşayan, sokaktakilerle yaşayan, onlara tepeden bakıp, kuşbakışı öykülerini yazmayan bir eloğlu. bir kaç öyküden ufak alıntılar yaparsak, ne demeye çalıştığımız daha iyi anlaşılacaktır:

    "bu günlerde bende biraz para olsa ne yapardım biliyor musunuz? biliyoruz, diyeceksiniz, sende para olsa çatlayana kadar rakı içersin. bak bu yaşa geldin kılların ağardı; aklını başına toplayıp efendi gibi yaşasana be birader!" allahın bildiği isimli öyküsünden.

    "zaten dün geceden beri canım sıkkın; sabahın altıları mıydı neydi, uyanmış, kahvaltı filan etmeden uğramışım sokağa... temmuzmuş! nah temmuz! denizde iş yokmuş! nah yokmuş!" senli benli isimli öyküsünden

    "yazdayız mazdayız derken körkuyu bir şubatçık yaslanıverdi. ışıl ışıllığın göbeğinde dağ başı gece yarısı. eti ekmeğe böldüm: açlık. niye diyemeden, hey gidi zıbınlar, hırkalar içi, bir üşüyüverdim ki sensiz. dondum sanki." diyecektim ki... isimli öyküsünden

    tadından yenmez öyküler için mutlaka okuyunuz efendim, ben ikinciye döndüm. büyüyünce eloğlu olacağım. (gülüyor)
    (edmond dantes, 06.09.2009 10:34 ~ 10:40)
  20. dünyadaki en güzel yere, kendisini fethettiğini sananları yokluğuyla fetheden yedi kollu dersaadet'e, aşık kişidir.
    (nora, 06.09.2009 12:45)
  21. farklı şehirde oturup istanbulda okuyorsanız, takma isminiz hemen istanbulluya çıkar işte böyledir, aslına bakarsan gurur vericidir.
    (abdüş şuküfe, 06.09.2009 18:00)
  22. selim ileri, istanbul seni unutmadım isimli kitabında sadri alışık için kullanır bu ifadeyi:

    "şiir gece
    deniz martı
    şarkı ışık mevsim mehtap
    istanbul hastasıyım
    ben onun
    son sayfasıyım
    (sadri alışık)

    gerçekten bir son sayfa. istanbullu olmak diye bir şey varsa, sadri ağabey gerçekten istanbulluydu. külhanilikten çelebiliğe, görgüden alçakgönüllülüğe çok geniş yelpazede istanbulluydu."

    selim ileri, sadri alışık için gerçek bir istanbul tanımlamasını boşuna kullanmamış, onunla yaptıkları sohbetleri anlatmıştır. sadri alışığın babasının şehir hatlarında kaptanlık yapması nedeniyle vapurları en ince detayına kadar bildiğini düşünür. evinin her yerinden şiir çıkan alışığın anlattığı istanbul kalmamıştır günümüze, dolayısıyla istanbullu da.. belki de eski istanbullu..

    sami bey den dinlerim ben de genellikle istanbulu ve istanbulluyu. tramvayla işe gidiş gelişlerini, buharlı trenlerin dumanının evlerine astıkları çamaşırı nasıl kararttığını gülümseyerek anlatır. suadiye iskelesinin fotoğrafını çekmediğine yanmaktadır sami bey.. nasıl osa her gün görürdüm, oradan vapura binerdim, kimin aklına gelir ki birgün yok olacağı o zarif iskelenin..
    tıpkı o dönemin hakiki istanbullusu gibi.. (sami bey için > (bkz: @3833850) )
    bizler de şimdi istanbullu olmaya çalışıyoruz belki, o zamandan çok çok farkımız olsa da en azından adımızın istanbullu olmasına seviniyoruz.
    hayatta seni seviyorum diyebildiğim tek kız, istanbul !
    (cd temizleme bezi, 06.09.2009 18:44)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil