fsm'den de; sadece gece 00:00 ile 06:00 arasında büyük araç geçişine izin verilmesi bu önerilerden biridir..nitekim gavurun "rush hour" dediği vakitte de tırlar, kamyonlar iş dönüşü için kıta değiştireceklere zor anlar yaşatıyorlar..
eğer iki tane birleşen 3 şeritli yolun devamı yine 3 şeritliyse* zaten ne öneri getirsek de boş diyorum ben size..en azından 3'ten büyük bir şerit sayısı olmalıydı..bunu da şehrin altyapı düzensizliğine bağlıyorum..
toplu taşımaya teşvik ve toplu taşımacılığı daha cazip kılmak ciddi iyileşmelere yol açar fakat kimse rahatından ödün vermeyip aracından inmediğinden (bkz: koltuk sevdası), belediyelerde insanları balık istifi gibi taşımaya devam ettiğinden bu zihniyetler devam ettiği sürece sittin sene iyileşmez bu trafik.
ellerini kaldır ve yavaşça arabadan uzaklaş.
(bkz: herşey çok güzel olacak)
yıllardır gerekli yatırımın yapılmaması, kimsenin işine gelmemesi, doğuda ve güneydoğuda ihale verecek yakınların akrabaların bulunmaması sonucu yoğun göç alan istanbulun nüfusu artmıştır, nüfus artınca toplu taşıma araçları ihtiyacı karşılayamamıştır. birde üstüne sistem araba sahibi olmayı statü sahibi olmak diye pazarlayınca herkes araba almıştır. herkes araba alınca trafik tıkanmıştır. çok uzun yıllardan beri yetki sahiplerinin basiretsizliği ve insan evladı olmamaları sonucunda trafik karmaşası bugünkü halini almıştır. gecekondulaşmada ve daha birçok çözümsüz hale gelmiş sorunda bu mantalite görülür. rte nin belediye başkanı olduğu zamanlarda oy kaygısıyla bugün insanları attıkları yerlere o zaman insanları kendisinin yerleştirmesi de aynı insan olmamanın ürünüdür. şimdi aynı tip basiretsiz yaratıklar japonlara bilmem kaç milyon dolar vererek trafik sorununun çözümü için proje hazırlata dursunlar, boşbakan ordan vize getirsin. ama olur olur burası türkiye. koyun merası burası çünkü.
toplu taşım araçları için ayrı yollar yapılsın (mesela e5'in bir kısmı bölünerek sadece tolu taşım araçlarına ayrılsın), dolmuşlar kaldırılsın, raylı sistem yıldan yıla geliştirilsin. özel aracıyla gezenlerin de canı çıksın.(ciddiyim, binmesinler özel araca, binenler de katlansın artık) nihai çözümdür.
yolarkadasim.com'un kullanılabilirliği arttırılsın, insanların beraber yolculuk yapması teşvik edilsin..hem paradan hem de zamandan kazanç sağlayacaktır bu durum..
toplu taşımayı adam ederek. raylı sistemlere ağırlık vererektir tabii ki tüm dünya bunu yaparken ve dünyanın en eski üçüncü metrosuna sahip olan bir şehirde hala böyle şeyler neden tartışılır veya muciziler beklenir ki anlamam. hezarfan ahmet çelebi okulları açılsın herkes kanatlarla uçsun bu mantıkla gidilirse en güzeli budur.
çalışma saaterinin standartlaşmış 8-18 olması yerine bölgelere ayrılmak suretiyle 7-17, 9-19 ve 10-20 gibi saatlere de bölünmesi, belki bir modern çözüm olarak akıllara soru işareti şeklinde gelebilir.
1- tek-çift plaka uygulaması şarttır. böylece trafikteki özel araçlar yarıya inecektir.
2- sabah saatlerinde çok kalabalık olan otobüs hatlarının sefer sayıları artırılmalıdır.
(bkz: biz insan taşıyoruz)
3- minibüslerin e5 te falan gezmesi, birbirine el kol hareketi yapıp kulak sikercesine korna çalması kaldırılmalıdır. minibüsler anayollarda değil, arayollarda çalışmalıdır.
4- raylı sisteme ağırlık verilmelidir. avrupada örümcek ağı gibi olan metro hattı, istanbulda neredeyse tek çizgiden ibaret.
5- yollar artık yapboz olmaktan çıkmalı. bir yol bir kere yapılıp sağlam yapılmalı.
6- kaza denemiycek şekilde birbirine vuran, sürten 2 aracın polis gelinceye kadar tüm trafiği felç etmesine kılım. hele o 2 araçtan biri otobüs falansa... buna acil çözüm bulunmalı. mesela; her yere kamera konsun. kazadan sonra araç sahipleri araçlarını sağa çeksin, polisi orada beklesin. polis kameradaki görüntüden kimin ne kadar suçlu olduğunu tespit etsin, gibi.
petrol kaynaklarının bitmesi için dua etmektir. zira, yapılan son araştırmalara göre, istanbulda toplu taşıma araçlarının trafikteki oranı yüzde 20ye bile ulaşmamaktır. bu durumda ben "bu araçta dünyanın en pahalı yakıtı kullanıllıyor" ibareli sticker sahiplerine üzülür müyüm, tabii ki hayır.
yanından geçtiğin otobüste de aynı yakıt kullanılıyor ama, senin aracın kadar rahat değil.
hususi araçlarla toplu taşıma araçlarının yolları birbirlerinden ayrılmalıdır. toplu taşıma araçları daha konforlu hale getirilmelidir. metrobüs kurulmadan önceki durum için yazıyorum, zira şimdiki haliyle o hattı hiç görmedim. avcılar'dan topkapı'ya gitmek için yola çıkan 2 kişi düşünün, biri özel aracıyla, diğeri dolmuşla. özel aracıyla giden adam klimasını açacak, müziğini dinleyecek, oturarak yoluna devam edecek edecektir. dolmuşa binecek kişi sıra bekleyecek, yolda ayakta binen teyzeye yer vererek, balık istifi dolan araçta ayakta yolculuk yapacak, klima olmadığı için sıcaktan kavrulacak, başka insanların ter kokusunu çekecek. her iki araç aynı yoldan gittiği için hususi aracıyla giden adamla dolmuş kullanan adam aynı zamanda ve tahminen 1 saatte topkapı'da olacaktır. burada toplu taşıma aracı kullanan vatandaş cezalandırılmaktadır. oysa ki, toplu taşım aracının yolu ayrı olsaydı toplu taşıma aracına binen adam 20 dakikada topkapıda olacaktı ve hususi araç kullanana göre daha avantajlı olacaktı. bu durumda hususi araç kullanan adam diğer yolculukta hususi aracını bırakıp toplu taşıma aracına binecektir. kısaca; toplu taşıma aracı kullanan ödüllendirilmeli, hususi araç kullanan cezalandırılmalıdır.
metro. çözüm metro. bunu görmüş olacak ki sultan abdülhamid han dünyanın 2. metrosu sayılan tünei inşa ettirmişti. ama sonrası gelişen malum olaylar bu gelişmeleri durdurdu. ama 70 yıl durdurması da fazla saçma.
istanbul gibi bir semtte metro yapmak için bu kadar geç kalınırsa maliyet ve diğer safsataları geçmen çok zorlaşır. onun için gelecek için yapılacak şeyler sur içini trafiğe kapatma ve en azından mücavir alanların önceden tam tespit edilip altyapısının trafiğe yani metro karayolu vs gibi argümanlara hazırlanması. zaten insanlar şehir dışına kaçıyorlar, bunu yapmak için zor kullanmaya gerek te yok zannedersem. ama şehir dışına kaçan milleti işine hızlı ve kolay taşımak asıl mesele. bunu yapmak için yapılacak şey planlamayı 5-10 yıl yerine 50 yıl ve katları şeklinde yapmak olacaktır.
ama şu anda ne yapılabilir denilirse bir şeyler yapılmaya çalışılıyor fakat yeterli mi değil mi bu tartışılabilir. metrobüs bir nebze olsun e-5 trafiğini rahatlatmış görünüyor.
yol yapmak problemi çözmüyor maalesef. zira trafiğe çıkan araç sayısına bakarsak, gece gündüz yol yapmak gerekiyor. nakliye araçlarını istanbul trafiğine sokmamak belki de bu işi deniz hava vs ile yapmak.
alt alta koyarsanız yapılabilecek çok şey sayılabilir. fakat her şey eninde sonunda paraya geliyor. o da bizde gani değil maalesef. onun için bir süre daha bu çileyi çekmeye mecburuz. büyük düşünen biri çıkar da, para da bulabilirsek belki torunarımızı trafik problemi olmayan bir istanbul'da yaşatabiliriz.
profesöründen taksi şoförüne, sokaktaki vatandaşından evdeki hanım teyzesine, edirne'sinden kars'ına kadar kime sorulsa çok değerli katkılar yapabileceği öneriler. bunu da kesinllikle dalga geçmek için söylemiyorum. trafik bu neticede, quantum fiziği değil, az çok aklı başında herkes faydalı öneriler getirebilir. bütün bu önerilerin hepsinin aynı anda uygulanması mümkün olmayabilir tabi ama o da başka bir dert.
benim diyeceğim şu, tüm bu önerileri düzenli bir sınıflandırmaya tabi tutarak uygulanabilir hale getirmek, hatta önerme sürecini de daha verimli kılmak için önce bir şeye karar vermek gerekiyor. "istanbul trafiğini çözmek"ten anlaşılan nedir? herkesin gideceği yere en çabuk şekilde varması mı? en konforlu biçimde yolculuk etmesi mi? yoksa güvenlik mi? şehrin doğal ve tarihi yapısına zarar verilmemesi mi? şehrin araç sahipleri için yaşanılır olması mı? yayalar için mi? turistler için mi? ticari yük taşımacılığı öncelikli mi? insan taşımacılığı öncelikli mi? ne? hangisi?
çünkü malesef bunların ve sayamadığım daha bir çok kriterin hep bir arada gerçekleşmesi mümkün değil. hadi diyelim mümkün olsun, optimal hiç değil. zira bir şehrin biricik sorunu trafik değildir, olamaz.
dolayısıyla benim önerim şudur: istanbul için bir trafik senaryosu yazılsın. bu trafik senaryosu, zaten bulunması gereken -fakat bulunmayan- yaşam senaryosuyla bütünleşik olsun, geçişli olsun, aralarında hiyerarşik bir yapı kurulsun. bir kez senaryo oluşturulduktan sonra da gelsin öneriler, gitsin buluşlar.
roma'nın trafik politikasıyla los angeles'ınki taban tabana zıttır. birini diğerine uyarlamaya kalkarsanız biberli aşure gibi bir şey elde edersiniz. biri diğerinden daha doğrudur demiyorum bakın. hatta roma'nınki roma için, los angeles'ınki los angeles için çok doğrudur bile diyemem. ama sonuçta bu iki şehrin de trafik ile ilgili politikaları var. istanbul'un yok.
istanbullular'ın öncelikle beraberce oturup nasıl bir şehirde yaşamayı istediklerini tartmaları lazım.
-(mantıklı) danimarka'daki gibi otomobil vergisini %300 yapmak. leasing'leri abartmak, geri ödemede neredeyse 2 katının ödenmesi. millet gene araba alır ama 20 yıllık külüstür dolar piyasa, zaten onca külüstür de istanbul trafiğine yarım-debriyaj dayanmayacağı için doğal seleksiyon yöntemiyle yok olur giderler.
-(alternatif) istanbul'a nükleer bomba atmak.
-(alternatif) trafik yoğunluğu olan yerlere sniper yerleştirip trafiği tıkayanları aşaa indirmek.
-(mantıklı gibi) ucuz, kapsamlı (bkz: örümcek ağı) raylı sistem yapmak. isyan eden dolmuşçuları, taksicileri mogadişu'ya sürgün etmek.