|
|
- vefasızlıktır bazıları için.
- bazen zorunlu sebeplerdenden dolayı, bazen de kafanızın estiği yöne doğru gitmeye karar verdiğinizde, eğer istanbul aşığı biriyseniz siz de, arkanızda bıraktığınız anneniz, babanız, kardeşleriniz, ve bilhassa sevdiğinizden ayrılmanız bile istanbul'dan ayrılmak kadar içinizi acıtmaz... dönüş tarihiniz belirsizse bir de, derin bir ah çekersiniz otobüse binmeden önce... son kez derince bir çekeyim o pis havasını istersiniz içinize içinize.. derken gidersiniz, ayrı bir şehir, yepyeni bir dünya... kısa sürede özlemine alışırsınız sevdiklerinizin.. ama gün gelir istanbul aşkınız depreşiverir içinizde, hiç olmadık bir yerde.. hani gideyim, şöyle bir göreyim köprüyü, haliç'i, minareleri, tekrar döneyim başka kimselerimi görmeden dersiniz. özleminizi bir kaç saniyelikte olsa yok etmek istersiniz.. istanbul'dan kim arasa halini hatrını sormadan önce, " istanbul nasıl..? " diye sorasınız gelir... ben terkettim, zorunlu sebep derim hala üniversiteyi bahane ederim ama ben ona ihanet ettim, kaçıp kurtulmak istedim.. gittim... ben ihanet ettim, en sevdiğimi bırakıp gittim...
özür dilerim istanbul, her şeyi yakıp yıkıp gelsem buralardan yanına, bir kez daha gitmeme izin vermezsin değil mi..? beni yine seversin değil mi..?
- zaman zaman gerekli aktivite. istanbul candır , sevilir falan ama bal yiyen baldan usanır hesabı sıktığı anlar olur. kendinden soğutur kalabalık, trafik, sıcak, dersler derken istanbul hafiften tutmaya başlar. mide bulantısı kusuntya dönüşmeden ayrılmak gerekir. zaten özler dönmek istersin bi süre sonra..
- köprüden geçerken hayatının kadınıyla son kez sevişiyormuşsun gibi hisstmek...
(maşuk, 08.08.2007 23:15)
- kim yaşar da istanbulu
sonra kalkar
ben ayrıldım der
vallahi yalan söyler(khaki, 08.08.2007 23:20)
- üniversiteyi başka bir şehirde kazandığını öğrendiğin anda gözlerinde beliren sevinç,özgürlüğü tadacak olmananın güzelliğiyle birleşince kısa bir süre insanın aklına gelmez başına gelecekler.ta ki bavulları toplama vakti gelene kadar.vallahi yaşadığım mahalleden,annemden,arkadaşlarımdan ayrılacağım için üzülüyorum der durursun kendi kendine.güç bela ağlaya zırlaya çıkarsın evden.otobüse binersin,biraz kırıklığın geçmiştir.yaşayacağın güzellikleri düşnürüsün.'hem dünyanın diğer ucuna gitmiyorum ya canım,annemi ne zaman özlersem gelirim elbet' dersin içinden.sonra köprüye yaklaşırsın,gözlerini kapatmak istersin,görmemek istersin ama yapamayacağını da bilirsin...
o mavilik alır aklını birden'otobüsü durdurun' diye bağırmamak için zor tutarsın kendini.inmek istersin.öss tercihlerini yaptığın güne,istanbul yazmadığın ana lanet edersin.boğazı geçtiğinde ne kadar özlediğini farkedersin
'hey hey dur henüz 2 dakikadır ayrısın' peki ya denizimi özlersem,martıları,vapurları,hatta vapur düdüklerini,istiklal caddesini,sokak müzisyenlerini,akmarı...
yapacak bir şey yok...özlemek insanlar içinse,bir şehri de özler insan...pis havasını da sözler,kirli suyunu,susuzluğunu da...
- soluk alamayacak acılar yaşadığınız ve bu acının kaynağı olan kişinin istanbul sınırları içinde olduğunu biliyorsanız, onunla aynı havayı solumanın canınızı yaktığı
bir anda verilen fevri bir kararla yapacağınız harekettir. aldığınız bu karar kısa süre içinde vapurları, martıları, istiklali hatırlamanızla etkisiz olup sizi tekrar istanbula çekecktir. size acı çektirenle birlikte istanbul havasını solumak bile zamanla size büyük bir mutluluk verecektir. o zaman istanbul sizin için gerçek bir sevgili olmuş olacaktır.
- kimileri için o kadar zordur ki; bir yanda boğz keyfi, bir yanda sayısız tarihi güzellikleri,bir yandan da bitmak tükenmek bilmeyen eğlence mekanları v.b. ama şöyle de bir gerçek vardır hayat kurup, kurduğu hayatı doyasıya yaşamak isteyenler için hiç de zor değildir. istanbul onlar için ancak gezilip görülecek, hatıraların yad edileceği bir yer olarak kalacaktır.
- nefes aldığım her saniye istanbul dolar içime, kokusunu, hüznünü, sevincini, aşkını, gözlerimi yaşartan güzelliğini o kadar benimsemişim ki parçam olmuş sanki, parçası olmuşum.ondan ayrılmak yarımı onda bırakmak demek, istanbuldan ayrılınmaz.
(masal, 15.08.2007 22:04)
- şartlar ne olursa olsun bu içinden deniz geçen kenti bırakmam dese de insan,
bazen içinden nelerin geçtiğini bilemeden gider..
bilemeden, anlayamadan, bir başkasına anlatamadan gider de,
orda anlar.
bir kıtadan başka bir kıtaya geçerken soluduğu dünyayı. beşiktaşta bırakılan tarihi 15 dakikalığına, kadıköyde.. orda sarıyı laciverti. karşıda siyahı beyazı. hep gri tonları ama pazar sabahları perdeden sızan mükemmel güneşi.. o güneş, başkasının yatağından da acıtsa gözleri, o başkasıymış alıştığı, orda anlar.. hiçbir içki onunla içilen, sarhoş olunan, rezil olunanki kadar içki değil. orda anlar. anlatamadıklarını her akşam, daha gitmeden.. daha gitmeden..
insan...
tüm istanbulu, istanbulu istanbulum yapan, herşeyi, herkesi,
her anıyı
her bütünselliği neden başka şehre gittiğinde anlar?
anlamak için mi, anlatmak için mi gider yoksa?
gitmeden anlatmak çok mu basit,
yoksa aşk biri gitmeden aşk mı değil, anlatılanlar hikaye mi yoksa..
- en kötüsüde bilinçsizce dolaştığın sokakların sonradan hasretle gezmek istemektir.
- sevdiğinden istemeyerek ama gitmek zorunda kalarak ayrılmak gibidir.ilk göz ağrındır, onda açmışsındır gözlerini dünyaya ,ilk sevdandır, orda yaşamışsındır acıların en büyuklerini. ordan başka yerde asla yaşayamayacağına inanırken ondan okyanuslar ötesine kaçmaktır. en sevdiğinde en büyük acılarını bırakmaktır.o orda dururken tekrar dönmeye korkmaktır.severken ayrılmaktır işte. acı verir, başka yerde mutluluk bulamazsın, onun umurunda olmasa da sen hep içinde taşırsın. istanbul hep vefasızdır, gideni unutur...
- ayrılıkların belki de en hüzünlüsüdür.
- onsuz olduğumu daha burda prova ettiren yerden..
- yegane amacım olan eylem.
- misal, deniz kıyısı olmayan bir şehirse gidilecek yer, 'off deniz olmayan yerde yaşayamam' diye söylenilir sanki hergün boğaz keyfi yapıyormuş ve ondan ayrı kalınamıyormuş gibi.
- acıdır. dünyanın hiç bir şehri artık sizi tatmin edemez istanbul'da yaşadıysanız. boğazından her geçişte ilk defa görmüşcesine heyecanlanırsınız.nerede olursanız olun özlenilir, hep sevilir.
- deniz olmayan bir yere gidildiyse, denizi olmayan yerde yaşayamam serzenişleri gayet doğrudur. her gün boğaz keyfi yapılmasa da, deniz havası her gün her an yaşanır. iklimi yumuşaktır bir kere. havası nemlidir. böyle yumuşak bir havaya alışkın bünyeyi çarpar elbette karasal iklim.
bilmediğiniz bir sokaktan yürürken, sokağın sonunda dönünce denizi görmenin zevkini vermez o başka yerler. ayda yılda bir de olsa oturup deniz kenarında şuursuzca denizi izlemek bambaşka bir güzelliktir. eminönünün balık ekmeği, ortaköyün kumpiri, kız kulesi, boğaz köprüsü, mis gibi tarih kokusu bir başka yerde bu tadlar bulunamaz.
işte istanbuldan ayrılmak bu kadar acı bir durum. işte bu yüzden bindiğiniz otobüs boğaz köprüsünden geçerken, sevgilisine son kez bakan biri gibi dönüp istanbula bir bakarsınız.
- sevgililerin en hayırsızı ama en güzelinden ayrılmaktır. içte hep ukte kalacağı kesindir.
|