istanbul da yaşamanın bir bedeli olmalı   

adana çık aradan

  1. başbakanın yeni bir açıklaması. komiklik de denebilir ama ben açıklama diyeyim yine.

    diyor ki kendisi "istanbul'da yaşamanın bir bedeli olmalı". new york'ta, paris'te hayat bu kadar ucuz değilmiş. istanbul çok ucuzmuş. istanbul'da herhangi birisi devlet arazisine kalkıp binayı konduruveriyormuş. olmazmış böyle şey. bi gazeteci de çıkıp "beyefendi siz kaç sene bu şehrin belediye başkanı oldunuz ve kaç senedir devletin tüm imkanlarını elinizde bulunduruyorsunuz?" diye sormuyor. kim yaratmış bu saydığı boşlukları, çelişkileri soran olmuyor. niye? korku diyelim mi? abartmış olur muyuz? olmayız efendim. malesef olmayız. eleştiri kelle götürür bu memleketin başındakilere yönelirse. o gazeteci yutmak zorunda çünkü işine sahip çıkmak zorunda. geçelim gazeteciyi soruyu falan. ne yaman çelişkidir be adam bu! yav ben kalkıp "benim evim çok pis. gerçekten komşuların evi çok temiz ama benimki pislikten geçilmiyor. bunu ben düzelteceğim" diyerek ortada dolaşıp, yandaş toplamaya, ben varım merak etmeyin demeye çalışsam götüyle güler millet. anlamıyorum bu şahsı anlayanları. kötü niyetli olduğundan da zerre kadar şüphe duymuyorum kendisinin. bunun için onu suçlamıyorum ama. kötü olmak, bilerek yanlışlar yapmak onun seçimidir beni de kimseyi de ilgilendirmez. her insan kötü olmayı seçebilir ama bu seçiminde onu destekleyenler bu kötülüklerin mağdurlarıysa ona gülerim ağlamaklı. yazık diyorum, vicdan diliyorum.

    haber adresi budur:

    http://www.milliyet.com.tr/...
    (billie jean, 03.12.2007 02:35)
  2. (bkz: parası neyse veririz)
    (diazepam, 03.12.2007 03:23)
  3. yirmi dakikada gidilecek yere bir saatte gitmek olmalı yada kalabalık içinde bile her daim kendini yalnız hissetmek.
    (tınmaz melaike, 03.12.2007 03:32)
  4. kendisi doyasıya yaşadığımızı sanıyor olmalı, muhtemelen magazin çok izlemekte, hayat yolda geçiyor ve çoğumuz kira için yaşıyoruz, bedelmiş?
    (heidi, 03.12.2007 10:00 ~ 10:12)
  5. kendisinin istanbul'u çok özlemiş olmasına bağlıyorum ben bu açıklamayı. muhtemelen yakında konur sokak'ta kaldırımda punkçı gençlerle otururken, "ağğğbi ankara'da deniz yok ya. gri şehir, hep bürokrasi. istanbul'u özledim ben." derken rastlayacağız.
    (twinkle, 03.12.2007 10:05 ~ 13:47)
  6. (bkz: ülkemi pazarlamakla mükellefim)
    (sycrone one, 03.12.2007 10:20)
  7. "zaten aşırı derecede pahalı ev kiralarıyla o bedel kat kat ödenmiyor mu" diye sormamı sağlayan saçma sapan cümle.bazen insanlar kendilerinin nerden geldiğini unutup böyle ne oldum delisi sözler söyleyebiliyor.yüzde 47 nin gözlerinden öperim.
    (hotaru, 03.12.2007 10:36 ~ 12:34)
  8. "doğru söze ne denir yahu?" dedi bizim savaşanlar kıraathanesi'nde çay ocağına bakan cemal ağabey bu sözü duyunca. zati cemal ağabey öteden beri böyle büyük adamların ağızlarından çıkan büyük sözleri pek doğru bulur. ona göre toplum bu tip aforizmalar ve gediğe oturmuş taşlarla idare edilmeli, ötesine de pek dokunulmamalıdır. hiç açıkça ifade etmedi gerçi bu görüşlerini ama, tepkilerinden çıkardım ben.

    "istanbul'da yaşamanın bir bedeli olmalı?" denirken hangi istanbul kastedilmekte acaba? fi tarihinde altın boynuz'un ağızında kurulmuş roma şehri istanbul mu? üç büyük imparatorluğun ve dünya'nın gelmiş geçmiş en büyük mimarlarından bir kısmının izlerini taşıyan kozmopolit imperium mu yani? hala üzerinde taşıdığı büyük miras nedeniyle 2010 avrupa kültür başkenti seçilen şehir hani.

    eğer kastedilen buysa, evet, kesinlikle burada yaşamanın bir bedeli olmalı. mesela bu bedeli ödemeye dünya'nın ve insan uygarlığının en değerli parçalarından biri üzerinde oturulduğunun farkına varılarak başlanabilir. bu kıymetli, bir daha yerine konması imkansız kültür birikimine, taşların ruhuna işlemiş binlerce yıllık hoşgörü ve birlikte yaşama alışkanlığına saygı gösterilerek devam edilebilir. daha uzar gider bu bedel. ama ilgili sözlerin sahibinin, bu birikim üzerine bir taş koymayan, aksine devamlı temelden taş çeken anlayışın temsilcisi olarak, bu bedeli tahsil etme hakkına da, bilincine de sahip olması beklenemez.

    yok eğer tuzla'da oturup avcılar'da çalışan düşük ücretli hemşehrisinin başına her allah'ın günü zebellah gibi dikilen şehirden, kamu alanlarının dünya pazarlarında işlem gördüğü, doğal varlıkların imtiyazlı müteahhitlerin oyun alanı olduğu, beyaz olmayanın, zengin olmayanın, hakim sınıftan olmayanın mütemadiyen ezildiği dünya'nın toleranssızlık başkentinden söz ediliyorsa, o şehirde yaşamanın bedeli gün be gün ödeniyor zaten. merak buyurmasınlar.
    (tembel, 03.12.2007 10:44 ~ 17:35)
  9. trafik, pahalılık, karmaşa, gürültü, asayiş problemleri vs derken ağırın da ağırı bir bedeli zaten ödüyoruz. başbakan bunu bilmiyor, görmüyor, anlamıyor veya anlamazlıktan geliyor herhalde.
    (arapbebek, 03.12.2007 10:47)
  10. trafik, tecavüz tehlikesi (hat safhada), her an ölüm tehlikesi (diğer yerlere göre daha fazla oranla), bombalanma paranoyası, deprem paranoyası, hırsız paranoyası, sürekli radyasyonlu bir şehir ve bunun fiziki olarak verdiği rahatsızlıklar, bir yerden bir yere gitmek için 3 otobüs değiştirme ve bunun için zaman, para, güç kaybetme. aşırı kozmopolitliğin yarattığı bir paranoya, bencillik, yaşam koşullarınında ayrıca verdiği bir bencillik, ben merkezcilik, egoizm.
    kısacası istanbulun güzel boğaz manzarası, insana değişik bir zevk veren taksim meydanı ve daha bir çok yeri için yeterince ağır bir bedel ödeniyor, ödetiyor. daha ne gibi bir bedeli olacağını merak ediyorum.
    (kimulanbendenönceludmilladiyekayıtolan, 04.12.2007 01:50)
  11. mecidiyeköy' de güneş almayan rutubetli bir eve 600 ytl kira vermek, her günün en az 2 saatini trafikte geçirmek, en ufak bir yağışta sel olması ve trafikte geçirilien sürenin 2' ye 3' e katlanması, akbilin sevgili kadir topbaş' ın oscarlık performansıyla çatır çatır pahalanması, suç oranının kasımpaşanın deplasman maçlarında verdiği iddaa oranından yüksek olduğu şehirde yaşamak, ...

    işte bedeli bunlar ve fazlası. büyükşehir belediye başkanının hacca gidip "istanbul' un trafik sorunu çözülsün" diye dua etmesiyle sorun çözülmüyor. duayla olacak olsa hükümeti devirmiştim. birazdan yatağıma gidicem ve uyku duamı icra edicem, kulaklarınız çınlasın. siz anladınız...
    (alkolik2000, 04.12.2007 02:08)
  12. resmen gün be gün bedel öder gibi yaşadığımız onca şey varken daha ne kadar olabilir ki diye sormak istiyorum kendisine.

    bozuk psikolojilerimizle, şiddetli her türlü sesi ''aha bomba! kesin patladı bir yerler!'' vs şeklinde algılayan zavallı bilinçaltlarımızla, en ufak bir tehlikeye karşı -gece sokakta yürürken, tekin olmayan ıssız yerlerden tek başımıza geçerken, tuhaf gelen en ufak bir sesten bile irkilirken- tetikte duran ve yitip gitmeye her an meyilli akıllarımızla, istiklal'e her çıktığımızda -özellikle pazar günleri- arada sırada da olsa aklımıza gelip öylece yerleşen ''bu kalabalık... bir yerler patlasa, intihar saldırısı olsa neler olur düşünmek bile istemiyorum'' gibi paranoyalarımızla zaten gerekli bedellerin kat kat fazlasını ödeyen bünyeleriz.
    bütün bunlara ek olarak bir de, saat beşten sonraki iş çıkışı trafiği, en az mesafelerin bile saatler alması ve bunun doğurduğu kalabalık, yağmurda daha bir kilit haline gelen çamurlu, kazılmış, bitirilememiş kavşaklar...
    (sekizinci cüce, 04.12.2007 17:27 ~ 24.12.2007 00:20)