|
|
- ömür törpüsüdür.
peygamber sabrı gerektirir.
- (bkz: yok öyle bir şey)
- bazıları gerçekleştirdiklerini söylerler ama fazla ciddiye alınmaması gereken bir iddiadır.
- eğitimsiz , görgüsüz , bilgisiz ve kuralları işine geldiği gibi yorumlayan ( rabbena hep bana ) insanımızla , istanbul ' da ulaşımı bilmesi ve yönetmesi gereken ilgili ilgisizlerin , atanmış bilgisizlerin , seçilmiş ( ben ettim sen etme yarabbi ) izansızların elbirliğiyle çözülmez hale getirdikleri sorun yumağına denir.
- (bkz: istanbul trafiği)
(ara: istanbul trafiği*)
- kendi içinde çelişen durumdur.zira istanbul'da ulaşamamaktır esas olan.
- en şahane "geç kalma" bahanesidir.hr zaman gerçek olmasa da sen de yaparsın, arkadaşın da yapar, anan baban da... herkes suçu istanbul'un trafiğine atar.
- (bkz: erkekseniz ulaşın)
- 4 ayda pes etme durumuna gelmeme yol açan durum
- (bkz: isteğiniz şu anda gerçekleştirelemiyor)
(bkz: lütfen sonra yine deneyin)
- bundan bir kaç yıl öncesine kadar işe gidiş ve dönüş saatlerinde ve kötü havalarda yaşanan yoğun trafik ve ulaşamama durumunun, ne yazık ki artık her havada ve de mesai saatleri içinde de yaşanması ve iyice çekilmez hale gelmesi durumudur.
- otomobilin halen statü sembolü olması dolayısıyla, hergün işine/evine gidip gelmekte olan sayısız insanın, bunu otomobilleriyle yapmalarıyla kesinlikle durumu kolaylaştırmadıkları olay. sonra da oturup şikayet ederler aynı kişiler, yok benzin fiyatları, yok trafik...
bir gün köprü trafiğine atın kendinizi ve otobüs camından içinde tek kişi oturan otomobilleri sayın. bir otobüsle sadece oturarak gidebilecek yolcu sayısıyla karşılaştırırsanız, yüreğiniz sızlayacak.
- 20 yıl istanbul'da yaşadıktan sonra başka bir şehre transfer olmamla boyutlarının farkına vardığım facia.
yıllardır bir sorun olduğunun farkındaydım. ki ben iyimser taraf olarak ulaşım ihtiyaçlarım için günde en fazla 2 saatimi harcıyordum.
başka bir şehirdeyim 4 aydır, gün içinde evimin kapısından çıkmamla sınıfımın kapısından girmem arasında sadece 15 dk. geçiyor, toplu taşıma vasıtasının içinde sadece 9 dk. geçiriyorum. ha "evin okula yakın senin" diyeceksiniz, hiç de değil. 6.7 km var arada. istanbul'da aynı mesafeyi kaç dk.da gideceğinizi varın siz hesaplayın..
ilk başlarda feci boşluğa düştüm. günde toplam yarım saatim yollarda geçiyor ve gün içerisinde kendime fazladan vakit kaldığı için ne yapacağımı şaşırıyordum, istanbul'da ulaşım bunu farketmemizi engelliyor işte.
- istanbul'da ulaşım sorununu çözmenin bir adımı da elbette taşıma kapasitesinin araç sayısına oranını arttırmak olmalı. boş alanlara yol yapmanın anlamlı olacağı durumlar da düşünülebilir ama ulaşımda yolları arttırdıkça yani arzı arttırdıkça talebin de arttığını sanıyorum. biz yeni yol yaptıkça insanlar sıkışık otobüse binmek yerine kendi arabasıyla ulaşımı tercih eder; trafik yine sıkışır; biz yeni yollar yapmak zorunda kalırız. bu pozitif geri beslemeden kaçınmanın yolu bence toplu taşımayı özendirmek, mevcut şeritlerden çalıp metrobüslere, ekspres hatlara vermektir.
en basit örnek şehrin iki yakasını birbirine bağlayan köprüler bence. bir yakada yaşayıp diğerinde çalışan insanların sayısı önemli bir oranda iki yaka arasındaki ulaşım kolaylığına bağlı. siz üçücü köprüyü yaparsanız daha da fazla insan yakalara arası yaşamı tercih edecek. üçüncü köprü de sıkışacak. dördüncü gerekecek. bu noktada sormamız gereken soru biz şehrin iki yakası arasında gerçekten bu kadar çok insan taşımak istiyor muyuz olmalı. eğer istiyorsak ulaşımı ona göre planlamalıyız. istemiyorsak da insanların çalıştıkları yerlere yakın yaşamalarını teşvik edecek uygulamalarda bulunmalıyız.
- (bkz: traji-komik vakalar)
- istanbul'da ulaşım yoktur, o olsa olsa ulaşamamadır.
|