istanbul'un en güzel mevsimi...
boğaz izlemek ayrı bir keyif verir insana,havası bazen güneş,bazen yağmur,hafif rüzgar,hafif soğuk,yanında sevgilim,bir de içkim varsa deymeyin keyfime...
pek zevklidir istanbulda sonbahar, her yerde olduğu gibi.diğer yerlere göre biraz kısa biraz anlaşılmaz bazen.. boğazdan geçerken her renk ağaç , biraz yağmur biraz güneş.. insanlar geri gelmiş,aradığın aradığın yerde. yazın bunaltıcı-yapışkan günleri geçmiş. yolda yürürken can sıkılınca yaprakların üstüne basa basa yürümek gibi ulvi bi görev belirmiş... istanbul güzel yer, sonbahar güzel mevsim, âlâ.
bir karga yol kenarında mı dersin
bir sestir kulağında rüzgar
her halimden bellidir seni özlediğim
istanbulda sonbahar
martılar mı tek hakimi göklerin?
kapatıverir bulutlar her tarafı ansızın
yapraklar da konunca omzuna
bilirsin ki gelmiştir
ve yine karamsar havalar
çocukların çığlıkları arasında bir sessizlik
yolun belli sen de yolda
ağır ağır uzanırken adımlar
bir garip nesildik çarşımızda
abilerin arkasından yürüyen
ve hep bir ağırlık vardı adımlarımızda
koşarken bile istanbulda
bir garip akşamüstü ve bir garip bendeniz
acılarla savaşırken talihsiz bedenimiz
bir reüzgar uğulduyor şarkısını söylüyordu
bir kuş yukarıda ta yukraıda bakarken geçip gidiyordu
istanbulda sonbahar
istanbulda her mevsim güzeldir ama sonbahar farklıdır sonbaharda asıl izlemek gerekir bu şehri çünkü bu şehre en çok sonbahar yakışır çünkü sonbahar hüzün demektir ve istanbul içinde hüznü saklayandır
istanbul yollarının bozukluğundan sonbaharda istanbulda yağmur yağdığında kaldırımda yürürken arabaların sıçrattığı yada fışkırttığı kirli sulara maruz kalmak kötü yanı.romantizme kapılıp istanbulda sonbaharda yağmur altında özellikle sağanak altında istanbul caddelerinde yada sokaklarında yürüyüşe çıkmak çamurlu suya maruz kalmayı gözönünde tutmayı gerektirir.neyapalım gülü seven dikenine katlanır...
mevsim rüzgarları ne zaman eserse
o zaman hatırlarım
çocukluk rüyalarım
şeytan uçurtmalarım
öper beni annem yanaklarımdan
güzel bir rüyada
sanki sevdiklerim hayattalarken hâlâ
akşama doğru azalırsa yağmur
kız kulesi ve adalar
ah burda olsan çok güzel hâlâ
istanbul'da sonbahar
her zaman kolay değil
sevmeden sevişmek
tanımak bir vücudu
yavaşca öğrenmek
alışmak ve kaybetmek
istanbul bugün yorgun
üzgün ve yaşlanmış
biraz kilo almış
ağlamış yine
rimelleri akıyor
akşama doğru azalırsa yağmur
kız kulesi ve adalar
ah burda olsan çok güzel hâlâ
istanbul'da sonbahar
akşama doğru azalırsa yağmur
kız kulesi ve adalar
ah burda olsan çok güzel hâlâ
istanbul'da sonbahar
iklimlerin değişmeye başlaması ile kabusa dönüşmüş olandır, sabah sıcak, öğlen kar, akşam don, sabah gün tarzı bir döngüye gebe olan mevsim haline geçmiştir.
istanbul'da yaşamak için en güzel mevsimdir. nem yüzünden nefes alınamayan gecelerden, oturduğunuz yerde döktüğünüz şıpır şıpır terlerden sonra ilaç gibi gelir sonbahar havası. belki, trafik daha fazla sinirlendirir insanı. hele de yazın, tatilcilerin terkedip gittiği istanbul sokaklarının servis araçlarıyla dolu olması dayanılmazdır. ama tahammül edemeyeceğiniz tek şey de budur. hele eylül ayoının sonlarına kadar bir yakadan öbür yakaya vapurla geçerken, dışarıda oturup, artık yavaş yavaş içinizi de soğutmaya başlayan sonbahar havasını ciğerlerinize çektiğinizde, işte o zaman yaşadığınız şehrin istanbul olduğunu ve onun güzelliklerini fark edersiniz...
annesini yitiren arkadaşımın, ''öper beni annem, yanaklarımdan... güzel bir rüyada, sanki sevdiklerim hayattalarken hala...'' kısmında tekrar tekrar hüzünlendiği için artık dinlemekte zorlandığım şarkı.
nil de sıçmış batırmıştır güzelim şarkıyı söylemeden edemiycem.
"evimi özledim, odamı özledim, kedimi özledim, şehrimi özledim, denizimi özledim, karaköy'de çay içmeyi özledim, parka çıkan o patika gibi yolda her yeri kaplayan yaprakların üzerinde yürümeyi özledim, çatıya vuran yağmurun sesini özledim, yağmurun altında sığınacak bir saçak bile bulamayıp ıslandığım o günü özledim, üsküdar'a gidip kızkulesinin karşısında dondurma yediğim zamanları özledim, otobüs beklerken "dolu gelmesin nooolur" diye düşündüğüm yorgun okul çıkışlarımı özledim, arkadaşlarımı özledim, ailemin eski halini özledim, mutlu olduğum günleri özledim, 10 yaşımdayken sahilde babamla şeytan uçurtması uçurduğumuz günü özledim, gazete kağıdı ve dikiş ipliğiyle bana yaptığı uçurtmaları özledim, annemin bana ördüğü atkıları özledim, annemin dizi izlerken "çekil önümden" demesini özledim, "çabuk iç o sigarayı baban görmesin" demesini özledim, "sana şunu aldım bunu aldım" demesini özledim, "kızımın kokusunu özledim bu gece benimle uyu" demesini özledim."
bahar her daim güzeldir istanbulda, son olmuş ilk olmuş pek farketmez. bu iki kelimenin bir araya gelmesiyle oluşan güzellik, teoman gibi birinin bile güzel şarkı yapmasına vesile olmuştur vaktiyle.küresel ısınma denen son yılların en büyük gündem maddesinden ( bu aralar global kriz daha meşhur ama küresel ısınma daimi sevdamız oldu bir kere onun yerini kimse tutamaz ) dolayı kasım ayının ilk günü gayet güneşli, ılık bir şekilde selamladı istanbulu, ama hala birşeyler eksik istanbulda şehre açan güneş, benim içimi ısıtmıyor benim dünyamı aydınlatmıyor sen istanbulda olmadıkça, sen eksiksin istanbulda, istanbul belki bilmiyor sensizliğin ne demek olduğunu, hiç varlığını hissetmedi o yüzden bilmiyor eksikliğini, ama ben de birşeyler eksik ne istanbul ne kasım güneşi, ne son bahar hiçbirşey dolduramıyor bu eksikliği, sen gelene kadar da eksik kalacak, sen yokken hiçbir şey tamamlayamaz bendeki eksiklği.
bir ekim sonbaharında, yağmurun yüzü yandan yandan ıslattığı, denizi koyu bir sisin kapladığı bir günde, beşiktaş iskelede yaklaşık bir saat beklememe rağmen gelmeyen otobüsüm sayesinde, o sisi aralayarak iskeleye yanaşan vapurları ve o vapurlardan hızlı hızlı inen insanları, el ele tutuşmuş yağmuru umursamayan, en arkalara kalmış sevgilileri gördüğümde dudaklarımdan dökülen, istanbul'a farklı bir anlam yükleyen teoman şarkısı.