|
|
- kısa vadede : eğer akbiliniz doluysa ve evinizin yakınlarından otobüs, metro vs. geçiyorsa fazla da önemsemeyeceğiniz olaydır
uzun vadede : kemal sunal gibi suyla karnınızı doyurmanız gerekebilir
(bkz: istanbulda akbilsiz kalmak)
- edebi olarak bakınca dünyanın en muhteşem sarayında aç gezmek olarak düşünülebilir. ama gerçekler ne yazıkki bu kadar romantik olmaya izin vermez.
- garsonluk alametidir..
- istanbul'a yolu düşen 100 insandan 99unun bir kez de olsun yaşayacağı vaka
- bir keresinde istanbulun ortasında cüzdansız, parasız ve akbilsiz kalmadım mı? kaldım. telaşlanmayınız, insanlardan yardım almanız gerekecek, bir süre sonra geçer.
- yanınızda yardım edecek bir dost bulunmasıyla hallolan durum. değilse, en yakın yere tabanvay.
- eğer onurunuzdan ödün verebilirseniz pek gerçekleşemeyecek bir hadisedir. valla istanbul'da dilenen tiki gençliği görünce istanbul'da parasız kalınmaz diyebiliyor insan.
- cüzdan çaldırmak ve babanın bankamatiğinin iptal edilmesi sonucu bababanktan para alamayıp ayın 7sini beklemek.. (1 gün kaldı * )
(bkz: öğrenim kredisi)(melodis, 06.12.2005 08:50 ~ 19.05.2007 22:57)
- şöförlerin insafına kalındığının göstergesidir.otobüse binilir bir umut akbilde bir basımlık kredi kalmıştır diye ama o iğrenç ses otobüsü inletir.yüzünüz bi "aha şimdi sıçtık" halini alır arkanızı dönüp otobüsten inmeye yeltenirsiziniz tam o sırada herşeyi anlayan şöför hulusi kentmen edasıyla gülerek "geç hadi geç" der.siz de minnet duygusuyla dolu "sağ ol abi"diyebilirsizniz ancak.
- istanbulun hemen her semtinde tanıdığınız bir arkadaşınız varsa hiçbir sorun olmaz. herbirinin evinde bir gün karnınızı doyurup diğer arkadaşa gidecek yol parasını denkleştirirseniz bu şekilde birkaç ay idare edersiniz. *
yardım eden herkesin aynı gece parasız kalıp kapınıza dayanmasını engellemenin en iyi yolu, tuzla veya beylikdüzü'nde oturmaktır.
- "ulan istanbul" ile başlayan zincirleme trajik sözlerin ağızdan döküldüğü andır.
- eğer yardım alınacak kimse yoksa yaşamak için türlü atraksiyona girilecek durumdur.
(bkz: martılara markaj yapıp simit kapmaya çalışmak)
- ranza demirleri arasına sıkıştırılmış bozuk paralarla voltranı oluşturmaya çalışma durumu.
monolog:
+ buralarda bi elli kuruş daha olacaktı.
+ tüh yokmuş
- çok eskiden başıma gelmiş berbat bir durumdur. lise çağlarında arkadaşlarla buluşmuş karizmayı çizdirmemek içinde onlardan ayrılana kadar cebimdeki son meteliğe kadar farkında olmadan harcamışım. sonra evlere dağılma vakti geldi ve bir güzel dolmuşa bindim ve amanınnn!! beş kuruş yok cebimde. kızardım, bozardım ama nafile.. yanımdaki kadına döndüm ve "çok özür dilerim," dedim. hıyar gibi bütün paramı harcamışım demedim elbette. "cüzdanımı bulamıyorum. nasıl isteyeceğimi bilmiyorum ama acaba dolmuş parası ödünç verebilir misiniz?" nasıl ödünç alma olacaksa artık.. kadıncağız süpper bir insan olarak çok anlayışlı bir gülümsemeyle "rica ederim ne demek.olur böyle şeyler," deyip paramı ödemişti. nasıl da sevmiştim kadını. sarılıp, başımı göğsüne yaslayasım geldi bak yine şimdi..
- kira, fatura, alışveriş,.. vs derken ele geçen aylığı uçuran, ayda en az 2 hafta parasız gezmeye alışmış öğrencilerin de içinde bulunduğu durumdur. alternatif kaynak arayışı içinde* * gel zaman git zaman yaşanır, ay başı getirilir.
- (bkz: boku yemek)
- aylık akbiliniz olduğu sürece herhangi bir şehirde parasız kalmaktan farkı olmayan durumdur.netice itibariyle ekmek, makarna, yumurta, su gibi hayatı idame ettirecek kalemlerin fiyatları üç aşağı beş yukarı her yerde aynıdır. bahsedilen durum "hiç" paralı olmaksa da durumda değişen birşey yok, dünyanın hiçbir yerinde hiç paraya birşey alamazsınız. amaaaa aylık akbiliniz yoksa istanbulda parasız kalmak evde öylece oturmak demektir.
damımıza kondun iett, allah müstehakını versin!
|