|
|
- genelde anadolu'dan öss de belli bir başarıyı yakalayıp gelen öğrenci modelidir.geldiği şehir istanbuldan küçük olduğundan ve yaş 18 civarı olduğundan belli kalıplarla yaşamaya alışmıştır(alıştırılmıştır),gelgelelim istanbul'a kapağı atınca yapılacak çok şey vardır.bu ilk imaja yansır.kendi memleketinde uygulayamayacağı teknikleri saçına uygular.kulağı deldirmeden küpe takar,kısacası olduğu gibi değil olmak istediği gibi görünür.ardından aksiyon başlar.ortam manyağı olmak için ne gerekirse yapılır.taksim barları öğrenilir,okuldaki kaşar kızlarla tanışılır.birkaç tane yabancı şarkı ismi öğrenilir ve bunların dinlenildiği otobüste-kantinde vs yüksek seste walkman dinlenerek kanıtlanır.
anadoluda herhangi bir ailenin hayatını sürdürdüğü miktarda para ele geçmesine rağmen bu az gelir.derken kredi kartı sendromu başgösterir.
memlekete yıkatmaya dahi götürülemeyecek tarzda kıyafetler "girsin de 12 taksit girsin" mantığıyla alındığından,advantage kredi kartı müşteri hizmetleri ile kanka olunur.daha önce memlekette tutulan oruçlar unutulur,tutanlara ilk defa görüyormuş muamelesi yapılır.siyasi bi akım sözkonusuysa akıl sahibi olmadan fikir sahibi olunur.istanbul yaşantısı içerisinde kişiliğini,saflığı temizliği yitirir gider.
(bkz: ben bugün bunu gördüm)
- (bkz: üniversite birinci sınıf öğrencileri)
- (bkz: herkes bi şekilde bu yollardan geçmiştir)
(bkz: karekter zor mesele)
- taşkışla için:
saçları kırmızıya boyatmak, ilginç renkte gözlükler, converse, terkostan giyinmek, saçların özellikle dibini ayrı ucunu ayrı boyatmak, çizgili bilimum giyecekler, alternatif müzik dinlemeye başlamak (en azından taksimde çalan fiks şarkıları öğrenmek), değişik renkte atkı ve bereler edinmek, bir süre sonra yürüyüşün değişmesi, kullanılan sözcüklere bir kaç tane "ortam sözcüğü" eklenmesi, sigaraya başlanması gibi uzayıp giden bir listeyi bünyesinde barındıran öğrenci modelindedir.
- istiklalde görülüp özenilen insan tiplerinden hangisine bürünmek itediğine karar veremeyip hepsini sırayla deneyen ya da biraz ondan biraz ondan alarak dışı şekil içi boş insan olma yolunda koşan öğrenci modeli.bir yıl sonra falan hala bu durum devam ederse genci kaybettik demektir.
- bu modelin trakyada da üretimi olabilir.(?) (ben gülüyo muyum?)
herneyse, kanımca değişimin kendisi zorunludur ve kişi, kendi açısından bütün bunların bir gelişim süreci dahilinde olduğunu düşünüyorsa, bize bok yemek düşer, sonuçta demek ki sözkonusu kişi için göreceli bir "iyi" soz konusudur. unutmayalım ki, hayatta düşünce ve yaşam tarzı bazında belli noktalara ulaşmak için belli aşamalardan geçmek gerekebiliyor. ama ne kadar ilintili şeyler bunlar, tartışılır.
yine de en yokardaki tespitin birçok noktasına katılamamak elde mi? benim değil...
- bunun karşı boyutu ise istanbullu olup artan hanzo nüfusu dolayısıyla bunalıma giren kişilerdir.
- kişinin kendi yaşam tarzını belli bir döneme (genellikle üniversiteye) gelene kadar yaratamamış, belki de yaratması engellenmiş ve akabinde büyük bir şehre gelip, bütün baskılardan kurtulduğunda içine düştüğü vahim durum. herşeye özenme sendromu, kendini kabul ettirme çabası... olduğundan çok farklı kimliklere bürünme ihtiyacı.
yazık...(siyah, 10.01.2006 19:10 ~ 19:10)
- bundan önceki girilerde de belirtilmiş olduğu gibi genelde anadolunun küçük şehirlerinden gelip, sanırım sürekli ders çalışmaktan, üniversiteye gelmesine rağmen kişiliğini bir türlü oturtamamış, ortama bir şekilde ayak uydurmaya çalışan tiplerdir. ama ortama nasıl ayak uyduracaklarını da bilemedikleri için genelde yaptıkları abukluklarla insanları kendine güldürmeyi başarırlar. örneğin, anadoludan gelme kızımız, gecenin bir yarısı yurda motorla yemek getiren adama " ben hiç motora binmedim, çoook merak ediyorum, lütfen binebilir miyim, nolaaauur?!" diyip adamın arkasına binerek yurdun etrafında birkaç tur atmıştır. işte bu arkadaşın yaptığı ortama ayak uydurmaya çalışmaktır(en azından ben böyle düşünmeyi tercih ediyorum, daha fazlasına kalbim dayanmayabilir). ama sonucu kaşarlıktan öteye gidememiştir. işte bu tip arkadaşlara söylenmesi gereken şey " sen ortama uymaya çalışma, bırak da ortam sana uysun!" olmalıdır.
edit: tabi ki bu yazdıklarım anadolu insanını ezmek amaçlı değildir. sözüm meclisten dışarıdır.(iset, 26.05.2007 20:47 ~ 21:06)
- başarılı olmuş öss'yi yutmuş asosyal ya da sosyal farketmez binlerce öğrenci istanbul ortamlarına akıyor heryıl. kimi pek bir aşinaymış gibidir, sanki amsterdam fen lisesinden gelmiş de en uçuk ortamların insanıymış gibi! ama her her istanbul yabancısı gibi onlar da adaptasyon problemi yaşar. herşeyi bilse de bir mallık vardır, kaybolan kimlikler vardır. 12 13 sene memleketinde okumuş garibanların bin de biri kadar çile çekerler o ayrı. ama binde bir bile kayda değerdir. dönelim kimlik bunalımlara: öğrenci üniversitede pek çok uçuk tiple karşılaşır. "baba piercing de sana manyak gider, rasta yaptırsan çok kuul olursun şekerim, ulan hani dövme yaptırıyoduk, saçım güzel olmuşmu caddecan, bebekliğimden beri metal dinliyorum böaah, doğumgünü partime gelsene manyak çakış olcak, amına koyyim bmw yi çizmişler.." gibi pek çok lafı duyar anadolu genci. ara ara gaz da alır. gene de rahat adama pek de dokunmaz doğal hayatın çeşitliliği. kendini bulan bulmuştur, bulmayan da bulmak üzeredir. garip kıyafetler, marjinal takılar falan yadırganmaz fazla, üniversitenin deneysellik kaynağı da budur. kendini bulmak üzere olana için avantajdır bu, eziklik duymadan yaparlar bişeyler. tabii ki gelecekte bunlardan utanmayacaklarının garantisi değildir bu. böyle yer yer alaya alsam da işin komik, eğlenceli pek de zararlı olmayan geyiğin üst sınırlarında dolaşan kısmıdır bu. bir de ortama aşina değilmiş gibi olanlar vardır. hareketlerden çıkarılıır bu bir yapmacıklık, özgüvensizlik vardır. mesela sevgilisi yoktur bu tiplerin, ortamlara akıyodur sürekli -geri de kalmamalıdır- ezik hisseder. karşı cinse bir sokulaganlık baş gösterir. arkadaş çevresi iyiyse başına bişey geleceği yoktur ama her çevrenin de iyi olmadığı gerçektir. şuursuz içerler bir de bu da sakattır. biriyle sarmaş dolaş olduğunu sabah anca hatırlayabilir ya da hatırlamayabilir. ayrıca şuursuz manevralar beklenir ev baskısından fırlamış bireylerde. mesela hayatında saçını boyamadığı halde den diye yeşil yapabilirler kelleyi. çevre beğendim de dese yan masada bana dediği "bu kıza noluyo ya, bir ayda dolabını da yeniledi. çocuğa beğendircem diye kendini yeni stil oluşturuyo" şeklindedir. süperötesi üniversite hoşgörüsü bazen şeytani yüzünü de gösterir örnekte olduğu gibi. son bir iki örnek kızlara endekslenmiş gibi görünse de varyasyonları benzer senaryolarda erkek cinsinde de görülür. mesela er kişi de gaza gelip kelleyi kırmızı yapabilir, anında sigaraya başlayabilir, siyah tayt üstüne sürme çekebilir. değişimler sonucun da oluşturdukarı tablolar anormal gelmiyo bize. ama onlar açısından sancılı bir süreçtir, çevre de bu süreçte olayı yadırgayabilir ki bu kimli bukmayı ya da değiştirmeyi bunalım haline getiren etkendir.
eklemeler*: burada bazı şeylerle alay ediliyor ya da aşağılanıyor gibi gelebilir. şöyle ki insanın kırmızı yeşil kafalıları piercinglileri beğenmemezlik edebilmesi için en azından onlardan farklı olması gerekmektedir. ben de lisedeki görüntümü ya da yaşayış tarzımı devam ettirmediğim için sonucu değil, istanbula gelen öğrencilerin değişim sancılarını iyisiyle kötüsüyle eleştiriyorum. belki birine rehber olur ya da bir sorunu cevabı olur...(akarui, 26.05.2007 21:31 ~ 10.10.2007 15:34)
- en basitinden itüdeki lüxleri (!) gördüklerinde "ula bizim köyde bunlardan niden yohtur" tarzı bir şeyler düşünüp birden bire eşitlik hak düşünceleriyle bütünleşirler. dünya klasiklerini okumadan das kapitali okumaya girişirler.
bizde bu tarz kişilere bu cümleyi yakıştırırız gayet tabi...
- anadoludan gelen çoğu öğrencinin ilk yılında yaşadığını düşündüğüm durumdur kimlik bunalımı. ne geldiğin yere tam olarak ait olabilirsin ne de yaşadığın yere. bir de bu çatışmaları yaşayacak kadar zayıf olduğunu anlamanın hayalkırıklığı vardır ki bu en kötüsüdür.kurtuluşun sırrı ikisinden birine ait olmak zorunda olmadığını anlamaktadır zannımca.
|