aylardan eylül, kanlıcadasın, akşam üzeri, boğaz vapuru yaklaşıyor iskeleye, sen çayını yudumluyosun, elini uzatsan tutacakmışsın gibi yakın emirgan...
7600 yıl önce kurumuş bir nehir yatağı olduğu düşünülen, üzerinde dünyanın en uzun (ve de geçişi en pahalı) asma köprülerinden biri bulunan, özellikle ruslar'ın sahip olmak için tarih boyunca az takla atmadıkları, bugün bile sahip olabilmek için taksim meydanı'nda domalabilecekleri, çanakkale boğazı ile birlikte karadeniz'i akdeniz'e bağlayan boğaz...
en dar yerinden ölçüldüğünde,iki kıta arasında 500 metre bırakan doğa harikası ve bence türkiye'nin en büyük zenginliği...
bu boğaz sadece arasındaki sudan geçen ticaret yüzünden değil,bağladığı 2 toprak parçası üzerindeki kültürlerle de çok farklı. bering boğazı da 2 kıtayı bağlıyor ama bu kadar önemli değil,panama kanalı da,süveyş kanalı da...istanbul apayrı...
baktıkça insanı deli gibi duygulandıran, bazen mutlu eden, bazen acı veren yerdir. kız kulesi, dolmabahçe, galata, rumeli, heryer bir başka alemdir. dünyada insanı bu derece etkileyebilecek çok az mekan vardır. buraya bakıp bakıp içmek lazımdır.
bir ankaralı olarak istanbul'un kalabalığından, trafiğinden, kapkaç olaylarından bıkmama rağmen; bir yerden bir yere gitmek istemenin bazen işkenceye dönüşmesine rağmen yine de yılda bir defa istanbul'u ziyaret etmeye değer kılan yegane doğa harikası. her geldiğimde boğazın önüne çekilmiş 3-4 metrelik yeni duvarlar görüyorum, üzülüyorum. adama sorasın geliyor "birader anladık arazi senin de, boğaz manzarası da mı senin tapulu malın?". ama kimi kime şikayet ediyoruz değil mi? nasıl olsa hepsinin birer dayısı var, biz de gemiden gördüğümüzle yetinelim fazla bile bizim gibi avama anasını satayım.
eni en dar yerinde (anadolu ve rumeli hisarlarının bulunduğu nokta) 700 metre, boyu 31 km olan, asya ve avrupa kıtalarını birbirine bağlayan bir dünya harikasıdır. oluşumu açısından jeolojik bir fay çöküntüsüdür. eski adı bosphorus'tur. ayrıca dünyanın kaza riski en yüksek su yolu olarak bilinir.
içinde yaşayan yunuslar da bogazın güzelliğine güzellik katmaktadır. türkiyenin elindeki en güzel, en büyük değer bence.
adı benzerleri gibi boğaz olsa da muadilleri ile alakası yoktur. diğerleri kuru bir geçiş aracıdır. buluşturmaktan çok ayıran bir yapısı vardır. istanbul boğazının ise buluşturan yanları meşhurdur. sevenleri, kıtaları, kültürleri, dilleri, dinleri birleştirip buluşturduklarından sadece birkaçıdır.
merhum şari medim'in dediği gibi;
bu şehr-i sitanbul ki bi misl ü behâdır
bir sengine yek pâre acem mülkü fedâdır
bir gevher-i yekpare iki bahr arasında
hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır
iki yakası arasında yapılan bilinen ilk geçiş m.ö. vı. yüzyılda pers kralı dara'nın tüm gemilerini karşıdan karşıya dizdirerek 80.000 askerini karşı kıyıya geçirmesi hadisesidir.
istanbul boğazında akıntı üstten karadeniz'den marmara denizi'ne doğru akar, karadeniz'in çamurlu suları istanbul'un pisliğinin kokusunuda üzerine alıp marmara'nın daha daha da kokmuş sularına doğru akar oradanda temizlene temizlene ege'ye oradanda akdeniz'e gider, karadeniz'in hapsinden akdeniz'in özgürlüğüne doğru gider daha garibi karadeniz'deki hapis hayatını su daha büyük bir hapis için terk eder ve boğaz suyun hapis değişimindeki en şaaşalı durağıdır.
sezen aksu'nun söylediği istanbul kokulu şarkı, istanbul'u en güzel anlatanlardandır. ali kocatepe şarkısı sanıyorum.
bir ucunda kavaklar bir ucunda marmara
bakmaya doyulmayan büyülü bir manzara
süzülür akar gider vapurlar sıra sıra
ne güzel bir mavi yoldur şu istanbul boğazı
tarabya'da bebek'te sarhoş olan dalgalar
sahillerin koynuna bir boşalır bir dolar
geçmişi konuşturur karşılıklı yalılar
anılarla dolu doludur şu istanbul boğazı
durgun bir göldür bazen, bazen çılgın bir nehir
boğazına kolyeler taktıkça güzelleşir
bu beşikte sallandı büyüdü koca şehir
hayat dolu bir sudur şu istanbul boğazı
dünyanın neresinde bir deniz kenarında oturup çayınızı yudumlarken karşınızda gördüğünüz kara parçası başka bir kıtadır? çok az yer. istanbul boğazı bunlardan biri işte.
20. yüzyılın ilk yarısına kadar ara sıra kış aylarında buz tuttuğunu duyup, bir de bunun fotoğraflarını görünce küresel ısınma hakkında epey bir dehşete düştüm. tuna nehrinden buzullar gelirmiş; insanın inanası gelmiyor. insanlar bebek'te deniz üzerinde yürüyormuş. noluyo lan.
her iki yanından şehrin geçtiği deniz. iki akıntısı vardır. karadeniz'den marmara'ya ve marmara'dan karadeniz'e, kadın gibidir, boynunda iki dizi inci gerdanlık bulunur.
insanın aklını başından alan kadınlar gibidir. hani olur ya yolda, orda burda görürsün güzel bir kadın aklın başından gider, allak bullak olursun, etkilenirsin, şöyle hızlı yüyürsün yanına doğru görsün istersin seni, konuşmak istersin, dokunmak ya da gülümsesin istersin, ama yapmaz olmaz hiç birisi, ne konuşur senle, ne dokunabilirsin ne de gülümser sana, işte aynı böylesin be istanbul.