|
|
- bir "buğuevi"nde demlenmiş bugünüm... kötüyüm...
gözlerinin yeşili sevişmiş de sarısıyla güneşinin, ela ela bakmışsın düş bahçeme... ama ben su verirken düşlerime , gerçeğimi kurutmuş hayat denen "iki ucu aşklı" bilmece.
geleni anlıyorum da nazım usta, gidenlerle başım belada... yol kokusu varsa "artık"larında kalbimin ağrısının, bil ki artığı olacağımdır bu hayat denen "yer" sofrasının...
mideme oturan büyük bir lokma, sen ve aşkın.
haklısın siyah ama biraz inanır mısın ?
başlangıçlar ve kırlangıçlar uçurur seni ılık, güneşli mevsimlerin ikindilerine... gidersen kışlarım, kışlalarım olur. sağ baştan sayar hayat, ben hep eksik çıkarım. "hazır ol"amam... kanamam o sümbüli aşktan gerisine... sayamam, alfabem üç eksik kalır... a-ş-k taklidin ve tekrarın olur bizden ötesine...
"kendini intihar eder" imla kuralları, başıboş ve yalnızlıklara sarılı...
iki yakası biraraya gelmez yüksek doz "sen" yokluğunda "boğaz"ın ... kendi kanımın deminde içerim çayımı. artık can simidim değildir martıların senin göğünde kaptıkları..
su bile yutamamaksa boğulamamanın karşılığı, susup kalmaz mısın ? çok yorgunum istanbul, benim yerime ağlar mısın ?
- ya da susarmısın bir kibrit çakımlık süre... uğultunu bırakıp pasaklı bir sokak kedisinin düşüne salya sümük tenimde ağlarmısın?
hiç doğru götürmeyen bir yanlışım kalın bir soru kitapçığının içinde, üstü kalemle çizili olmamışlığıma ağlıyorum... bu halime akıp için için bana yanar mısın?
deniz tutmasından muzdarip bir adayım ben bu gece burda; sen sağa doğru çeken ayaklarımı bağlarmısın olmayan bir aşkın saçlarına?
cemal süreya'ya ayıp olmasa ayıcılar geçiyor diye bağıracağım boğaz köprüsünde bu gece ama sen susarmısın istanbul benim yerime? feryat figan çığlıklarımı saklarmısın?
neyse;
yedi kere lanet olsun yedi tepene, keşmekeşini unutup bir kez olsun beni anlarmısın bu gece?
- aslında senden rica değil sana küfür etmektir niyetim.
dimdik durup karşında külhanbeylik yapmaktır.
heyhat senin karşında ne dimdik duracak belim, ne efelenecek yüreğim ne küfretmeye mecalim kaldı.
ondandır, niyetlendiğimden dönmekliğim.
varsın yine sana yenileyim varsın yine pes diyecek kadar bile takatim olmasın.
eyy istanbul, içimde kopuyor fırtınan, rüzgarın tenimi deliyor, genizim yandı vapurlarında tüttürdüğün sigarandan.
eyy istanbul ne aşkımın sahyasını salacak kadar ciğerim ne göz yaşlarımla temizlenecek zamanım kaldı
son demdir
uğurlayanım yok
aldıklarını ver diyemem
sadece bir damla gözyaşı isterim
o da olmazsa
üsküdarında kıyıya vuran bir dalganın ebedi sahibi olsam(khaki, 10.08.2007 01:15 ~ 12.08.2007 21:54)
- sen ne zaman ağarsan istanbul, yani ne zaman gök kararsa, sokaklarında acımasız yalnızlıklar birikiyor.
sokak çocukları akıllarından bir şehir tutuyor bazen, o şehirler hiçbir tren durağında inmiyor. sokak çocukları akıllarında bir harita tutuyor bazen, o haritaların hiçbiri senin gibi resmedilmiyor.
sokak çocuklarının gözlerine öpücükler konuyor bazen, senin en çok yaşadığın o cansız saatlerde; ve biliyor musun istanbul, ıslak kirpikleri kir pas içindeki dudaklarında birikiyor, o dudaklarda şefkatli adaletsizliğinin gölgesi kuruyor.
şaşaalı caddelerinin arka sokakları sen kadar, senin yalnızlığın kadar ölçüsüz istanbul; kimin elini tutsan tırnaklarının izi aklında kalıyor. o izler doğruyu yanlışın içinde boğuyor, nefes almanın abece’si, yaşamın isimsiz kudretiyle karıştırılıyor. ‘isim’le ‘sıfat’ı ayıran kalın çizgiler, seni çepeçevre kuşatan yollarında eriyor.
ve istanbul, ağlaman dahi o acımasız yolları ıslah etmiyor;
benim yerime yaşar mısın bu gece?(draffut, 10.08.2007 01:39 ~ 01:40)
- tutamadım, ve gitti..dönüşü geç olacak.. söylesene neyi değiştirir bu? aşkımız tüketmez, 'biz'i bitirmez...
şahit olamayacaksın aşkımıza istanbul! birbirimize getiremeyeceksin bizi..haykıramayacaksın söylemek istediklerimi,anlatamayacaksın.
bir yerlerde deli gibi özlenen sevgilim olacaksın şimdilerde, yalnızlığıma ortak olan kutsal bir arkadaş ya da.söylesene o'nun yerini tutabilecek misin? onun gibi bakacak mısın gözlerime istanbul?
o'nun gibi izleyecek miyim seni de? onun gibi sevebilecek miyim seni?
hiç düşünmeden alacak mısın hasretimi de acılarımı da yalnızlığımı da?
yapamazsın değil mi? güzün yetmez buna!! o kadar güçlü değilsin belki de. belki de korkaksın, acımasızsın, bencilsin.. safsın biraz da..ama bilirsin aşkı, acıyı, hasreti..
gözyaşlarını da bilirsin..ihtiyacım var şimdi onlara..ben yapamıyorum istanbul, benim yerime de ağlar mısın?
- siluetin silinmeden gözlerimin önünden, gözlerini kapatır mısın istanbul?
açtığında bir defa olsun benim gözlerimle sana bakar mısın?
ne denli acısın, ne denli kanatırsın?
akıntına karşı kürek çekmekten ne denli usandık bilir misin?
ciğerlerimizin iflas edeceği anı bekleye bekleye ne çektik seni içimize bilir misin?
gel zaman git zaman ne özledik seni, ne çok ağladık, uzağındayken içinde yaşayanları ne çok kıskandık bilir misin?
şimdi...
yokluğunun verdiği acıyla..
bir kez olsun,
istanbul benim yerime ağlar mısın..?
- ey yarınları bugünlerden düşleten kent, sana ve kıskandıran tüm güzelliğine rağmen ne gündüzün ne gecen içe sinmiyor. ama bekliyorsun istanbul. seni bekleyenleri bekliyorsun.
çaresizliğin en dibindeki türkü söyleyenlerini sessizce bekliyorsun, ayak seslerini dinliyorsun. güneşlerinin en güzelini göstereceğin sabahı bekliyorsun.
damıta damıta gelenleri...
aşka ve kendine sürgün olanları saklarsın da duymazsın, bu gece o dipsiz karanlığını itip duyar mısın istanbul?
yeraltı nehirlerinde özgürce koşan ama hasretle için için yanan ve daima sessiz ve sitemsizleri "düş"leriyle yıkar mısın bu gece... suretine değil aslına katar mısın?
ve bu gece, öbür yarılarından ayrıları "mavi"nde uyutup onların yerine ağlar mısın istanbul?
- istanbul bugün yorgun, üzgün ve yaşlanmış
biraz kilo almış
ağlamış yine, rimelleri akıyor...
(bkz: istanbul'da sonbahar)
- bugün 4 seneyi bitirdik seninle istanbul. kadehimde kırmızı şarap şerefine kaldırıyorum yoksa şerefsizliğine mi desem?
kötüyüm istanbul.gelme üstüme..yeter desem anlamıyorsun ,bırak peşimi istemiyorum dedikçe ayalarıma dolanıyorsun. gideyim dedikçe daha beter sarıyorsun .zehirliyorsun beni günden güne. kurtuluş ne mümkün senden.olabildiğine arsız bir sevgilisin sen. her açtığın yaradan sonra karşıma geçip gülen ben buyum böyle kabul et diyen. değiştirmek gibi bir derdim yok oysa ki. tıpkı bir beklentim olmadığı gibi. sana gelirken hiç öyle kocaman hayallerim yoktu . zaten hiç kocaman hayallerim olmadı. hep ayaklarım yere bastı benim. belki kaybetme nedenim bu ne dersin? belki kocaman hayaller kurup onların peşine düşmeli insan. belki inanmalı birilerine birşeylere. biraz umut gerekli belki biraz nikbinlik.bilmiyorum var mıydı hayallerim ? vardı elbet. her düşündüğmde imkansız deyip belleğimin en derinlerine attığım.geriye korkularım kaldı bir tek . bir türlü aşamadığım. her insanın kendine özeldir karabasanları.en azından orda farklılıklar nettir. hayaletler, geçmişin gölgeleri.ara ara ziyarete gelen. uykularım bölük pörçük , geceleri sıçrayarak kaldıran kendine has korkuları da olmasa insan yaşamış sayılabilinir mi?
bir yudum daha şarap, bir nefes sigara daha. ben öldürmeden kendimi sen öldüreceksin değil mi? acele et ama kim erken davranacak bu son savaşta.
benim için ağlama istanbul, daha fazla sahteliği kaldıramam artık(eleanor, 19.11.2007 23:48 ~ 23:51)
- benim yerime de ağıt yakar mısın istanbul
ölmüş aşklar için
yokolmaya yüz tutmuş sonsuz sevgiler için
istanbul, saf aşkların memleketi misin
yoksa tek gecelik , bir nefeslik sigaralar mı senin mutluluk kaynağın
en yüce aşkların şehri
en güzel şarkıların betimlediği notalar
en tatlı şarkıların çizdiği resim
benim yerime de ağlar mısın
kaybettiğim en saf dizelerin anısına
en sonu gelmez karanlık sokakların anısına
istanbul benim yerime de ağla
çamurlar gözyaşların olsun
sokaklar siluetin...
- uzağım ya senden ve sevdaların efsunlu ev sahibisin ya sen. işte öyle.
nerdesin istanbul, kimin koynunda kime şırfıntısın bu akşam?
gördüm boyamışsın boğazındaki gerdanın incilerini rengarenk, kah kan kırmızı oluyor kah yaz gibi sarı.
kime oynaklığın?
söyle
hangi sevdaluklar var canın içinde?
ben sende yaşadım, alabildiğine kış ama alabildiğine kışa inat bir günün pembe mantolu kıvırcık aşkını.
kendimden bilirim onu,
ve bilirim ki sıramı savdım
bilirim sen bilirsin kime nasıl davranacağını
kimi nasıl mutlandıracağını
şimdi istesem de benim yerime ağlamazsın,
beddua etsem lanetim tutmaz sana
az şırfıntı değilsin
daha şırfıntı ol(khaki, 20.11.2007 23:07 ~ 23:20)
- yıllar ne çabuk geçti istanbul
neydi korkutan seni, söz geçiremedin yüreğine.
suç olan sevmek mi, suçlu kim aşkın kanununda?
özlem istiridye kabuğunun içinde saklı,
bıraktım kum tanelerinin yanına,
dalgalar sürükledi engin denizlere.
insan sevdiklerini kaybetmemek için,
ırak kalmayı tercih edermiş,
uzaktan seyretmek bile,
belki hala sevmekmiş.
hüzün ayrılık şarkısı.
çatlayan toprağa düşen yağmur,
siler mi yaşanan sevgileri?
kızıl saçlı kadın ağlamaklı.
dalar gözleri hayallere,
artık geri gelmeyecek diye,
son şarap şişesinde ayrılık.
ten o ten, ama senin değil artık,
acılar kavururken yüreğini,
giden bir daha döner mi geri?
haydi istanbul şimdi benim yerime ağla,
beni yalnız bıraktığına, sevdiğimi içine aldığına,
sevdalarımı koynuna sakladığına ağla.
belki mutlu olursun..
- biliyorum, şakacısın istanbul, olmadık bir sokağından çıkar karşımıza denizin,
ama bugün sokaklarından birinde, çöp yığınları arasında kırık bir kuş kafesi gördüm
bilemedim neyi anlattığını:
çöpe atılmış esareti mi? ölümle gelen özgürlüğü mü?
söyleyemediğim sözleri hatırlattı bana
azat ettim onları
rüzgar oldular, kiminin kulağından esti geçti, kiminin suratına çarptılar
ama dönüp dolaşıp yine içimde koca bir çığlık oldular
bilmezsin ne zordur içinde tutmak onu
onun için bugün benim yerime ağlar mısın istanbul?
- her yokuşun denize çıkar diye değil yapmacık ve yavşak hüznümün sebebi
sırnaşmak istedim sana
ağlamak istedim yalandan
amaaan siktiret istanbul
ister ağla ister gül her yokuşunun sonu deniz(khaki, 24.11.2007 23:18)
- bana ne yaptın bilmiyorum ama seni terk edemiyorum istanbul.
seni seviyorum ama aynı zamanda nefret de ediyorum.
beni anladığını zannetmiyorum,anlasan yıllardır böyle davranmazdın biliyorum.
gidemeyeceğimi bildiğin için böyle yapıyorsun.
bilmiyorsun ki bir gideceğim ve sonra hiç gelmeyeceğim.
senin umrunda olmayacak biliyorum .
sen yeni arkadaşlar bulacaksın kendine.
aynı manzarayı onlara da göstereceksin seni izlediğimi bile bile
onlar da senin güzelliğine aldanıp,şiirler yazacak
gün gelecek hepsi benim gibi yalnız ağlayacak
ben gitmeden önce bir kez olsun;
benim yerime ağlar mısın istanbul?(setheleh, 24.11.2007 23:36 ~ 25.11.2007 00:04)
- ataçlara tutturulmuş sayfalar
ve
dağılsa zihnim her bir tepene yedi kere
ceset örten gazetelere manşet dağılan
ve
lokma dağıtan çocukların arefe gecelerini çalsam
nafile,
inadın tuttu mu mümkünü yok ağlamazsın;
inadım tuttu mu mümkünü yok ağlarım(khaki, 27.02.2008 01:56 ~ 02:45)
- sanki bir sen sevilirmişsin gibi sarılıyorum yokluğuna.
içilmiş ya da hiç dolmamış iki kadehin arasında,
sabahlara (u)mutsuz uyanarak,
aydınlığa ana avrat söverek hatta,
tutunmaya çalışıyorum sende ki bu olmamışlığa.
uzağımsın şimdi nasılsa;
ulan bi kez de sen bu zavallılığıma ağla.
- istanbul tarafından 'oldu gözlerim doldu' şeklinde yanıtlanabilecek soru.
- boynunda çağların tırmık izleri var senin; bütün kediler aynı anda zaptına koşsa, ellerini ensende birleştirip kendi tarihini silip atacakmışsın gibi.
boynumda insan olmanın tırmık izleri var benim; bütün deliler aynı anda ruhuma doluşsa, hepsine kıvrılıp yatacak bir yer çoktan ayrılmış gibi.
sana dokunan bütün insan ellerinin kefaretini öder gibisin istanbul, kanı kana boğunca sanki kan duracakmış gibi. bana uzanan bütün insan ellerini iter gibiyim istanbul, sanki benim deliliğim onlarınkine yeğ tutulabilirmiş gibi.
bir gün benim yerime ağlayabilsen de, bir gün senin yerine hıçkıra hıçkıra ağlayabilsem de, kuşkularımız bizi yine yalnız kılar istanbul; sanki yaşıyor olmanın günahı sökülüp atılabilirmiş gibi...
- seninle beraberim istanbul, 5 yıllık bir birliktelik bizim ki. senin için terkettim gül yüzlü ankara mı. sana geldim . tüm güzelliğin ve ihtişamınla almıştın aklımı başımdan , bıraktım ankara yı geride. tek bir anda verilen bir kararla koştum kollarına istanbul.
al ve yenile beni!
ruhum avuçlarindaydı. sana bırakmıştım biteviye bir umutla kendimi.
al ve yenile beni!
gri bir kentin yollarını, sokaklarını tüm griliğini ,tekdüzeliğini bırakıp geldim. senin renkli , heyecan dolu , bir anı bir anına benzemeyen sevdan için . bir küs bir barışık devam ettik istanbul.
al ve yenile beni!
aldın istanbul, sen de gel dedin bana. o kadar çoktu ki aşığın bir eksik bir fazla ne değişirdi ki senin için.
önce umutlarım tükendi yenilenmeye dair, sonra hayallerimi çaldın benden. anladım sen sana gelenlerin hayalleri üzerinden tamamlıyorsun kendini.
anladım . bizi alıp yenileyen sen değilsin .
seni yenileyen biziz. biz tükettiklerin. sıfırı bulmuş bir halde, diplerde derinlerde yol arıyorum kendime .
düşman değilim sana ama sevmiyorum da artık. hissizim istanbul. beş yılın sonunda kırıla kırıla elimde kalan o parçaya yürek diyemem artık. bir posa da olsam , devam istanbul.
benim şirret sevgilim , senle devam.
ağla ,ya da ağlama dur. ağlamak için değil ki dünya. sallama istanbul. daha önce hiç birşeyi hiçkimseyi sallamadığın gibi.
benim için ağlama(eleanor, 25.07.2008 11:07 ~ 11:09)
|