|
|
- istanbulu gerçekten tanıyan bilen insanların istanbul ankara olacak inanışına sahip insanlara karşı beslediği fikirdir. öyle ki, yüzyıllar boyu imparatorluklara başkentlik yapmış 7 tepeli istanbul, her sokağı bürokrasi kokan bir memur kenti ile benzeşemez ve ileride böyle bir kentin benzeri olacağını düşünmek son derece yanlıştır. açılan iki lokanta kurulan 3-5 dernek ile boğaz kuğulu göle benzemez benzetilemez.
- öncelikle: kusuruma bakmayın diyerek (bkz: kuğulu park) (bkz: park)
doğru önerme zira;
istanbul tabii ki ankara olmayacaktır efendim. bir kere istanbulda deniz vardır, ankarada denizin hayali (misal sakarya caddesinde saçma sapan birahanelerden birinde bira içerken iki sokak aşaadan deniz sesi duyar kokusunu alırsınız süper olur), istanbulun üzerinden onyüzbinmilyon büyük imparatorluk geçmiş ve hepsinin bir şekilde izi kalmıştır yanından geçerken görürsün "vay be" dersin "1000 senelik sur" ankarada kalan bir gariban iz ankara kalesidir ama havasına sinmiştir orta anadolunun tarihi (ne de olsa binlerce yıldır orta anadolunu en önemli ticari merkezi) onu çekersin ciğerine görmeden, görmene de gerek yoktur zaten, istanbulda hep hayat vardır sabahın dördünde bile, ankarada saat on bilemedin on birde insanlar köşelerine çekilir, barlar hariç her yer kapanır. onun içindir ki kızılayda, konur sokakta, üç saat önce bin kişinin bir şağı bir yukarı yürüdüğü yerde, tek başına yürüyebilir çöpten fırlayan bir kediden ürkebilirsin, istanbulda her şeye dokunabilirsin bürokrasiden uzaktır ama ankarada dokunmadan hissetmenin ne olduğunu öğrenirsin. bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı istanbul ankara olmaz olamaz.
not:istanbul a herhangi bir garezim yok hayatımda bir kere gittim vapurda çay sigara süper oluyor gitmeyenlere tavsiye ederim. istanbul-ankara karşılaştırmalarından da olabildiğine nefret ederim, tiksinirim, girmemeyi tercih ederim. lakin "kuğulu göl" tabirini görünce "öyle göte böyle yarak afedersin" mizaçlı anlık bir boşalma oldu mazur görünüz. ankarayı bilip te nefret eden bütün istanbulluların yanaklarından sıkıyorum ayrıca. kızmayın lan süper şehir boğaz filan on numara cidden.
- (bkz: bu ne perhiz bu ne lahana turşusu)
hatta ne alaka,ve de
(bkz: sap yiyip saman şeyetmek)
(bkz: dumur eden başlıklar)
- (bkz: bir takım şeylere çok sinirlenmiş yazar)
- nasıl bir altyapıyla bu hale geldiğini ciddi ciddi merak ettiğim aforizma, içselleştirmenin dozaşımına uğradığı sahiplenme. şöyle bir diyalogla başlamış olabilir her şey:
- ya bu istanbul da git gide ankara'ya benzemeye başladı.
+ ne dedin sen?! ne dedin sen?! istanbul ankara olmayacak! asla! yakarım bu gezegeni, yakarım!
- allah allah ne kızıyorsun ya? hani boğaza lokantalar açılıyor dernekler filan kuruluyor ya, o yüzden şey etmiştim. gerçi şimdi düşününce dernek ve lokantalardan kuğulara oradan da istanbul ankara benzetmesine nasıl geçtiğimi hatırlayamadım.
+ öldürürüm lan seni! memurlar var orda! göl yapıp içine kuğu atarak kendilerine boğaz yapabileceklerini sanan yivranç memurlar var orda!
- bak hiç böyle düşünmemiştim, özür dilerim valla.
+ lafını bil de konuş, edepsiz! kuğu gölü var onların, boğaz yok! deniz yok, yedi tepe yok, bağdat caddesi yok, arnavutköy yok, kuruçeşme yok, paraları yok, pulları yok!
- yalvarırım ağlama. valla hiç benzemiyor iki şehir, ha belki istanbul izmir'e benzemeye başlamıştır ama ankara'ya asla!
+ allah belanı versin! boğaz var mı lan izmir'de? bir iki vapurla körfez boğaza benzemez, benzetilemez!
|