|
|
- ne olursa olsun sizi istanbul'a döndürendir..
öyle bir aşktır ki etkisini her daim korumayı başarır..hiç bir zaman bir alışkanlığa dönmez..dönmediği içindir ki duygular sürekli uyarılmıştır, aktiftir..yeri gelir midenize ağrılar girer (kim tükürüyor yerlere ya?!), yeri gelir gözbebeğiniz büyür (oha o ne biçim bir çirkin bina öyle?!), yeri gelir nefes almakta zorlanırsınız (öhöh öh, geberecem herhalde egsozt dumanından!), yeri gelir dizleriniz bağı çözülür (koptu, koptu ayaklarım koptu otobüs beklemekten!)..
kinaye bir yana; istanbul'a olan aşkın birincil kaynağı kozmopolitliğinden gelir..istanbul, cidden dünya üzerinde herşeyi bulabileceğiniz bir şehirdir..isteyen aradığı zevk-i sefayı da bulur, yeri gelir istemediği belayı da..bu istanbul'un bize sunduğu seçenekler de kozmopolitliği sayesinde farklılıklar gösterir..işte bu seçeneklilik sayesinde alışkanlık boyutuna geçmesi engellenir mevz-u bahis aşkın..sürekli bir heyecan, sürekli bir akıntıya kapılmak, sürekli bir hareketlilik, hız, yaşamın kalitesini arttıran bazı ince detaylar..alır aklınızı, kaçırır uzaklara..kafa olmayınca olması gereken yerde, bakarsınız melül melül şehrin çehresine..
gezdim, gördüm..en azından biraz deneyimim var..istanbul'u dışına çıkmadan, böyle oturduğum yerden atıp tutmuyorum yani..harbiden aşığım bu şehre..avrupa'da işler böyle değil..ciddi anlamda adamların şehircilik anlayışları farklı..onlarda herşey sistematik ve düzenli..bakıyorum, evet onların şehirleri kağıt üzerindeki gibi..nasıl olması gerekiyorsa öyle!..ama ben nasıl yorumluyorum; mekanik..soğuk..bazen gri..puslu, kapalı..nerde o çurcuna istanbul'umdaki?..onların ki yaşamıyor, bizimki bizi yaşatmıyor yemin ederim ki!..istanbul bize düşman değil (istanbul'la konuştum haberler iyi), ama eminim ki benim onu sevdiğim kadar o beni sevmiyor..
boğaz nerde var ya?! nerde yani böyle bir konsept?! iki kıtayı bağlıyorsun be canımın içi..ne büyük bir önem bahşetmişiz sana?! ne güzel üstünde taşıyorsun bu elbiseyi sen, ne güzel yakışıyor sana öyle, anlatamam..gönlünü aldığımı zannetmeyin, biliyor o kendisi hakkında neler düşündüğümü..
peki, neden bir özlem olur insanın içinde?! uzak mesafeli aşk zordur..elbet sonunda istanbul'u yaşamış birisi buralara dönmek ister..insanların o sizi boğarmışcasına üstünüze yürümesi, alışveriş merkezlerin mantar gibi çoğalması, çileden öteye geçmiş kronik trafik, sabah güneşli akşam karlı hava, ölümün bile zor olduğu (ama elbet tadacağımız), yedi tepesinde yedi ayrı efsane, taşı toprağı gerçekten altın, dünyanın en pahalı yirmi üçüncü metropolü..neden özletiyor kendini bu kadar? yaşaması çok zor ama neden aşık ettirtiyor?..onca yazı yazdım, daha kesin bi cevap veremedim, ondan dolayı artık susayım mı diyorum..diyor konuş daha, anlat bana insanlara ne kadar güzel olduğumu..biliyorlar canımın içi, biliyorlar diyorum usulca kulağına..senden nasıl haberleri olmaz diyorum..tüm dünyanın gözü önündesin, büyüleyicisin..teksin, eşsizsin, bir tanesin..daha ne bahsedeyeyim senden, aşkların en etkileyicisisin..yaşanması gerekensin..
ve yaşadığım için mutluluk veren bir aşksın..biliyorum da söylüyorum..(zeus, 28.03.2008 19:22 ~ 29.03.2008 02:12)
- uğruna şarkılar yazılmış duygudur. evinize 2 saatte, 3 vesait yaparak giderken çektiğiniz insan kokularına, strese, otobüs kavgalarına, türbanlı teyzelerin omuz darbelerine vb. etmenlere rağmen hala varolması şaşırtıcı.
(peterpan, 28.03.2008 22:54 ~ 29.03.2008 00:25)
|