türkiye'nin bölgesel güç olduğu masalına tutulan ışıktır ayrıca. ırak'ın kuzeyine rica minnet, o da izinle yaptığımız kara harekatlarının ardından, "sivilleri gözettik, hiç sivil zarar görmedi." diye papağan gibi tekrar eden türkiye'nin başbakanı bu son saldırı için dünyaya çağrıda bulunmuş.
dünyaya çağrıda bulunan recep tayyip erdoğan demiş ki;
"
insanı yardımkonusunda israil'i
kapıları açmayadavet ediyorum. gıda, ilaç ve hastaların tahliyesi için kapıların açılması noktasında kendilerine çağrıda bulunuyorum. ben,
önce insan olarak konuşuyorum. ondan sonra sorumluluk mevkiinde olan bir başbakan olarak konuşuyorum.
duygusal değilim. sadece sorumluyum. israil'i de buna davet ediyorum.
tüm insanlığı da buna davet ediyorum."
...
birleşmiş milletler güvenlik konseyi üyesi olarak yapıyor başbakan bu çağrıyı, dünyaya.
güce bak, vay be! ulan, adam nerdeyse bu katliamdan dolayı açıklama yapmak zorunda kaldığı için özür dileyecek! insani yardım diyor, kapıları açmaya davet ediyorum lütfen, diyor. sorumluluklarım var diyor ama israil dışişleri bakanlığı büyükelçimizi çağırıp nota veriyor, azarlıyor. recep tayyip de duygusal değil sorumlu olduğunu hatırlatıyor. kime hatırlatıyor siz karar verin. insani yardım kamyonlarını geçirecekleri kapıyı açtırmakla açtıramamak arasında gidip geliyor bölgesel gücümüz.
güçlü bir türkiye'nin iktidarı çıkar ve der ki: "bu alçaklık, bu zulüm devam ettiği sürece israil ile tüm 'insani' ve resmi ilişkilerimizi donduruyoruz. " ha derseniz; ekonomik olarak asla göze alamayacağımız riskler ve anlaşmalar var, mümkün değil... derim ki, bu ülke, anadolu, bu millet bunu yeğler. vicdanı ancak o zaman rahat eder. bir ekmek zor bulan insana gidin sorun, denemesi bedava. mesele de zaten bir ekmeğe, kömüre muhtaç olanlarda değil, kaybedecek çok şeyi olanlarda. onların hesaplarında, borsalarında, bankalarında. paralarında. parası olmayan milyonlarca vatandaş çıkıp bu zulme onurluca karşı duracak bir iktidar için o bir ekmeğinin yarısını hatta hepsini verir.
biz okumuşlar da, türk ordusunun israil'e saldırması fantezisi üzerinden sözlük edebiyatı yapıyoruz. bu iktidar mı verecek türk ordusuna bu emri?
size bir şey söyleyim mi; gelecekte bir zamanda bize saldırsalar ve her gün yüzlercemiz ölse, on binlercemiz sakat kalsa, mülteci olsa, uzaklarda bunları izleyen birileri, tıpkı çoğumuzun yaptığı gibi kanalı değiştirecek, bunalacak, daha eğlenceli bir şeyler yapmayı deneyecek, unutacak. susacak. koca koca ülkeler, avrupalar, amerikalar, asyalar, susacaklar. biz her gün ölürken, en güvendiğimiz dostlarımız, kardeşlerimiz bile, recep tayyibin yaptığı gibi günü kurtaran cılız açıklamalar yapacaklar. işte o zaman belki anlayacağız, soğukta ve karanlıkta duvarları yıkılmış bir evin içinde kıvranan filistinli çocuğu.