hizbullah'ın sekiz israil askerini öldürüp ikisini kaçırmasına bir cevap olarak israil'in başladığı operasyon. askeri geçmişi olmayan ilk israil başbakanı ehud olmert'in sonu olabilecek bir macera.
amerika başkanının ( adını anmasam daha iyi) bugün almanya başbakanı ile yaptığı ortak basın toplantısında "her ulusun kendini koruma hakkı vardır." diyerek desteklediği israilin amerikalaşma sürecindeki davranışlarından biri.
terör devleti israil'in salyalarını akıtarak yaptığı bir saldırı, son olmayacaktır. israil ortadoğu'da kendi boyutundaki bir ülkenin 100 katı kadar silahlanmış, nükleer füzeleri rampalarda hazır tutmakta, diğer devletlerinse hükümet kurmasına, asker bulundurmasına, elektrik kullanmasına katlanamamaktadır. israil nedense en çok kadın ve çocuklarla problemlidir. allah'ın belalarını vereceği günü hasretle beklediğimiz dünya haber ağları israil'in bırakın insanlığı, şeytanlık dışı olacak derecedeki cinayetlerini örtbas etmekte, masum sivillerin katledilmesi israil'in meşru müdafaası gibi gösterilmektedir.
yahudi milleti hiçbir zaman rahat durmadı, on kişi bir araya geldikleri ülkeyi ele geçirmeye kalktı ve o yüzden her yerden kovuldu, şimdi de bir kaç milyonluk israil dünyanın hakimi olmaya soyunuyor ve bunun için kendi 'goben' inançları gereği malları ve canları yahudilere helal olan diğer ırk insanlarını öldürmeyi ibadet vecdi içinde yapıyor.
dünya üzerinde estirdikleri terör, dünya ekonomisi ve devlet kadrolarındaki ırkçı kadrolaşmaları aleyhinde tek söz söyleyeni hemen antisemitik olarak damgalayıp linç ediyorlar. kendilerinin araplara yaptıkları katliamları nedense antisemitizm saymıyorlar, hatta öldürdükleri kişilerin şeytanın soyundan geldiğine inanarak yapıyorlar bunu. işte israil'in bu köktendinci terör anlayışı filistin'den sonra lübnan'ın da işgalini netice vermektedir, insanlığın gözü aydın!
israil'in bu hareketine dünyanın özgürlük elçisi abd israil'in kendisini savunmaya hakkı olduğunu söylemiş, ülkemizdeki aptallar tarafından demokrasi ve uygarlık olarak algılanan avrupa birliği ise sivillerin öldürülmesinden endişe duyduklarını belirtmişlerdir.
sınıfın zengin ve şımarık kabadayısı ya da onun zengin ve şımarık yalakası, sınıfın en yoksul ve çelimsiz öğrencisinin ayağına basar, hem de kıllığına, bilerek ve isteyerek. yoksul ve çelimsiz olanın canı yanar, "ah" der usulca, "çeker misin ayağını?" der, anlamayınca da usulca ittirir. "vay sen misin bunu yapan?!" yoksul ve çelimsiz çocuk, bütün sınıfın önünde ağzı yüzü darmadağın olana kadar dövülür, soran olursa da "hak etti, beni ittirdi şerefsiz!" denir.
bu acıklı kurmaca öykünün üç aşağı beş yukarı benzeridir yaşanan dram.
büyük emperyalist ve onun bir boy küçüğü, yıllardır şu noktayı inatla ihmal etmekteler: şiddet kuduz bir köpektir, gün gelir sahibini ısırır. besledikleri kuduz köpek onları ne zaman ısırsa, şaşkınlık içinde ve bu kez ağızlarındaki köpük biraz daha artarak, kuduz köpeği daha bir nefretle sağa sola saldırtırlar, yine unutarak, kuduz köpeğin geri geleceğini...
not: bu satırların yazarının hiçbir dinle alakası yoktur ama hiçbir dinden de nefret etmemektedir; ancak emperyalizmden midesi bulanarak, içi acıyarak, öfkeyle, hınçla nefret etmektedir.
rüzgar ekmeye devam eden israil, bilmeden çınarları yetiştirmeye devam ediyor, fırtına biçeceği zamanı ise çınarlar huşu içinde yaprakları ile bu koroya katılacaklardır.
yapılanların hakla, hukukla bir ilişkisi olmamasını geçtik, bir insanın yüzünü nasıl bu kadar kalın bir "kitin" tabakası katlar ki, "kimseye rahat yok" şeklinde sözler edebilir? rahat bırakmayan sen, bunu utanmadan dile getiren yine sen...
bu coğrafya ne moğollar gördü, tek bir ok izi bırakmadan geldiler geçtiler... bu coğrafya ne haçlı seferleri gördü, tek bir haçlı şovalyesinin heykeli dikilmedi, bu coğrafya ne "taun" lar, ne "firavunlar" gördü, hepsinin gölgelerine tükürüldü, mezarlarına lanetler yağdırıldı, tek bir düşünce izi bırakamadan yitip gittiler...
selahaddin eyyubiler ancak rüzgarlı vadilerde yetişir, tıpkı çınarlar gibi...
yeni oyuncağımız "emperyalizm" bakalım ne kadar dayanabilecek?
israil,katil bir devlet olduğunu dünya aleme yine göstermiştir lakin bir taraftanda yine aynı devlet kendi dinsel bağnazlığını, fıkıh,hadis,şeriat mevzularını bir kenara defederek pozitif bilimlerle uğraşmış,kasmıs,kasmış eriştiği teknolojiyi yine enteresan silahlar yapmakta kullanmıştır..ve tüm gücünü yine o sahip olduğu teknoloji ve silahlara borçludur..ölen sivillere yazık oldu,oluyor..islam alemi yine işi gücü allah'a havale ededursun bakalım..
yemende büyük amcalarımızı katleden araplar,
halepde süveyşdeki isyankarlar,
lawrence uşağı kişiliksizler,
apo yu devlet eliyle besleyen itler(bkz: suriye)...
biz dünya ambargosu altında iken 1974de sahiline vuran paraşütleri bize iade eden yahudiler...
tarih tekerrürden ibaret, israil de öyle. gün gelecek hesaplar sorulacak, israil'in girmediği yerler; israil'e girecek dediğimiz ve sabırsızlıkla bekleyeceğimiz durum.
son olarak ... çocuklarına bombaların uzerine yazı yazdırarak nasıl gelecege yetistirdigini gosteren en kısa zamanda ortadogudan defolması gereken abd usagının son marifeti...
hala bazı mantıksızların lübnan hizbullah'ı ile bizim ülkemizde faaliyet göstermiş olan aşağılık terör örgütü hizbullah'ı aynı örgütmüş gibi göstererek israil'i haklı çıkarmaya çabalamasını anlayamadığım hadise.
keşke bir savaş olsa bu.. adil bir savaş. ama ne yazık ki herkesin başını kuma gömdüğü bir zülum var ortada. o çocuklara nasıl kıydınız, nasıl ? iştahımızın kaçması lazım, dua etmemiz, lanet etmemiz lazım. masum insanlar, çocuklar ölmesin diye. hele bir de bu vahşete para sağlayan adamlara destek verdiğimizi düşününce, ortak mıyız bu kıyıma diye düşünüyor insan.
karşısında olmamız gerekiyor? neden mi? dünya yıllardır barış içinde değil ki. biz de boylesi durumlara maruz kalmayacağız diye düşünemeyiz de. politik olmak değil bahsettiğim, belki bir duruş.. belki prensipler ve düşünce...
(bkz: lanet olsun)