yıl 2006, yer rumeli caddesi, cities inşaatı zaten iki şeritli yolun sağdaki şeridine tecavüz etmiş, ağzına kadar insan dolu konserve bir şekilde akaretlerden nasıl çıktığı hakkında en küçük bir bilgimin bile olmadığı yıllara meydan okumuş 30m ikarus'un kornası kulak zarımı yırtıyor..neden mi? ispark'ın değnekçileri sağolsun, koskoca trafiği tek eli ile durdurmanın verdiği muhteşem bir özgüven ve karizma ile siyah jaguar'ın park yapmasına yardım ediyorlar..trafik akmıyor..eminim ki yetkileri çerçevesi dışında bir iş yapıyorlar, 5 kuruş daha fazla para kazanıyım (o da bahşiş verirse artık jaguar'ın matrix gözlüklü sahibi) çabasındalar..düzenli olarak kontrol edilmediği için işin park boyutunun biraz teklediğini görür gibiyim, ticari kafayı çok iyi kullanıyoruz evet..
gün gelir sizin de caddenize gelir. öyle langadank atlar gelir. kafasına eser yapar. teklifsiz yayılır. evinizin önüne arabanızı bırakamaz olursunuz. ya da bırakırsınız ama... aman canııım her şey istanbul için. 3000 ytl'lik maaşım ve hatta arabam feda olsun ispark'a.
yıllar yılı park etmenin yasak olduğu fatih-yavuzselim caddesi boyunca park eden araçlara bir türlü çözüm bulamayınca ispark uygulamasını buraya da getirmişler. zaten 3 şerit olan bu işlek caddeden bir de geçen otobüsün haddi hesabı yok. çok trafik oluyor diye minibüs hatlarını da buraya sokmama kararı alınmıştı. bir çözüm gelecek de trafikten kurtulacaz diye beklerken park etmeyi legal hale getirmişler. harika olmuş.
milletin evinin, iş yerinin önüne adam koy, mevcut değnekçilere üniforma ver, park edilen bir sürü yere demir kazık dik, kendi otoparkları olan istanbul trafik vakfı'nı da yolla araç çekmeye. herkes memnun olsun, herkes kazansın. demirleri de iki senede bir değiştirirsin, dostlar alışverişte görsün.
resmi değnekçilik şirketi olarak değnekçilere son verme yolunda önemli adımlar atan bir projedir. aldığım son havadislere göre aynı eksende yeni projeler de gelecekmiş. misal istanbul'da kapkaç terörünü bitirmek için iskaç adlı yeni bir şirket kurulmak üzere. şirketin yetkili ve üniformalı çalışanları her gün sokaklarda gezecek ve kadınların çantalarını kapıp kaçacaklar. büyükşehir belediyesi çalışıyor.
"madem bu adamların yol kenarına araç park etmelerini engelleyemiyoruz, bari para alalım" mantığı ile başlatılmış olan, 3 şeritli yolun tek şeridini parka ayıran, araçları çapraz park ettirerek 1,5 şeridi kaplayan, ayrıca bir şeridin de yine illegal kullanımına göz yuman, dolayısıyla araç trafiğine yalnızca yarım şerit bırakan şirket. artık bu yollarda smart gibi arabaların geçmesine izin verilir bir süre sonra. başka çaresi yok.
distribütörlük mantığıyla çalıştığını sanıyorum bu firmanın. illegal olan sokak değnekçileri sanıyorum belli bir meblağ karşılığında isim hakkını alıyorlar ve "görev yerleri"ne asıyorlar tabelalarını. sonra gelsin legal ticaret, gelsin park alanı az olan istanbul'da arabası olan talihsiz insanlar. tabii sadece bir düşünce benimkisi, ne alakası var halbuki.
hiç bir hizmet vermeden vatandaşın sokağında vatandaştan haraç alan şirkettir. ispark görevlisi beyefendi diye hitap eder, değnekçi ise abi. aralarında başka fark yoktur.
sırf nasıl tahsil edeceklerini merak ettiğim için ilgilenen personele ''ödemiyorum gel al'' dediğim,aradan 8 ay geçmesine rağmen herhangi bir tebliğgatın ulaşmadığı veya aracımın siciline yansımadığı uygulama.
yer gümüşsuyu asker hastanesinin 50 metre yukarısı - hani şu otobüs biletleri satan acentalar varya hah ora - bir delik bulup arabayı par ediyorum ama halen arabadayım çünkü biliyorum ki duraksadığım yer ispark’a ait ve 0-2 saati 5 kağıt.
arabadan aşağıya inesim veya biryerlere gidesim yok keza emniyet kemerimi bile çözmüyorum, stop edip arabada müzik dinlemekteyim.
ve o müthiş an ispark görevlisi – nam-ı diğer deynekçi – çıkageliyor ve aramızda geçen dialog;
-abi kalıyor musun?
+evet kardeş arabada kalacağım!
-nasıl abey?
+bak emniyet kemerimi dahi çözmedim, park etmiyorum yani; buradayım. . .
-peki abi. . .
dakikalar birbirini kovalar ben halen arabada oturmaktayım ve müzik dinlemekteyim, derken görevli tekrar belirir yolun ortasındaki kaldırımdan ve belli ki bir şeyler söylemek ister ama bulamaz o samimiyeti bende fakat verdim istediği fırsatı görevliye ve bir baş haraketiyle – ne oldu der gibi – çağırdım yanıma. adam dolmuş bütün gün , güneşin altında pişmiş resmen, son ve aramızda geçen kopucu dialog ;
-abi buradasın hala?
+hayırdır istersen gideyim , arabada oturuyorum park etmeyeceğim.
- estafirullah abim. abim akşama kadar otursun, bide çay söyliyim isterse
+’^+^%&/%
kendi evinizin önüne evde bir işi yapmak için tuttuğunuz işçilerin arabasını park etmek için para verdiğiniz kurum, kuruluş. üstüne üstlük kadıköy mühürdar'da tabelada 2 saati 2.5 tl yazmasına rağmen benden 5 milyon aldılar, tabelayı daha sonra gördüm. çifte kazık diye buna deniyor sanırım. hani değnekçilerden kurtulmak için planlanmış olabilir ama kesinlikle amacını aştılar bence.
reklamları sağda solda dönmeye başlayan şahane program! izlediğim bir maçta gördüm reklam panolarında reklamları vardı, vardı da anlayamadığım kime kimin reklamını yaptıkları? hayır bilmediğimiz bir yasal park mafyası ve bunların arasında müthiş çekişme falan varda bizim mi haberimiz yok, düdüklüyosunuz zaten halkı her kulvardan, bıçağı sokmuşsun çevirme bari.