ismet özel 

 sayfa  / 3
adana çık aradan

  1. türkiye'nin en iyi şairi olduğuna kalıbımı basacağım, büyük ve kibirli şahsiyet. şahsından maada irdelenmesi gereken, şiirleri istidadının ne denli yüksek olduğuna kanaat getirten, düşünceleri aydınlanma gereksinimi olarak ve de büyük bir türk düşünürüymüşçesine okunması gereken şair/yazar/filozof.
    (chaconne, 20.11.2004 13:56)


  2. "ve hatırlıyorum, fabrikada lokavt vardı,
    bezgin fabrika düdüklerinin
    dizlerine yatırlmış olan sabah
    senin kalbini kakışlardı"

    dizeleriyle beni benden alan şairdir.
    (hell isnt good, 24.02.2005 17:39 ~ 18:09)
  3. mataramda tuzlu su'su meşhurdur.

    "başım açık saçlarımı ikiye
    ortadan ayırdım
    kimin ülkesinden geçsem
    şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
    cesur ve onurlu diyecekler
    halbuki suskun ve kederliyim"

    şiirin bu bölümü güzeldir.en azından ben seviyorum
    (janissary, 02.05.2005 15:04 ~ 15:04)
  4. yağmurun açtığı yaralar kapanmaz çocuklarda diyen şair.
    (cagrilanyakup, 17.05.2005 17:48)
  5. akıl almaz yazarlığı tartışılmayacak boyutlardadır ve bunu onu seven sevmeyen herkes kabul etmiştir. fakat kendisini sivrilten yazarlığı değil sisteme olan karşıtlığıdır. neredeyse kabul görmüş bütün kalıpları eleştirmiştir. mükemmeliyetçidir ve bunu göğsünü gere gere söylemekten çekinmez. çok ilginç savları vardır. (bkz: allah türkleri özel yaratmıştır)
    (only i can save mankind, 22.12.2005 20:57)
  6. bana en çok şiirini ezberleten rüzgarda yürürken kalabalıklara girerken yağmurdan kaçarken hafızamda çakan şiirleri yazan bir zamanların büyük şairi.temel aldığı dünya görüşünden çok düşünce sisteminden dolayı sivrilen kitaplarında referans olarak zikrettiği kaynaklar her zaman ufuk açıcı olmuş büyük değil ama her zaman ilgi çekici kalabilmiş düşünür hatta filozof.

    incir yarpuz karamela/lahavle vela kuvvete illa billah!
    (marihubaba, 22.12.2005 23:14)
  7. dün akşam tv5'te katıldığı bir programda türk'ün tanımı şu şekilde yapmıştır:

    "kâfirin alanını daraltan insana türk denir. kâfirle mücadele eden herkes türk'tür."

    ardından şunu eklemiştir;

    "dünyadaki milletlerin geleceği için iki şık vardır; amerikanlaşmak veya türkleşmek"

    (bkz: aldın gittin benden beni)
    (bkz: viran eyledin hanemi)
    (mitya, 09.02.2006 02:15)
  8. bu ülke insanının zihniyetini biraz olsun yola koymak için elden ne gelmişse yapmış olmasına rağmen yine bu ülke insanı tarafından her zaman anlaşılmamakla cezalandırılıp yok sayılmaya kalkışılmış yüzyılın türkiyesindeki en büyük kanaat önderidir. en son olarak islamcıların iktidardaki kapitalizm şatafatından parsayı kapmaya çalıştığını( özellikle akp iktidarından sonra ) görünce islamcılıktan vazcaydığını ve düzen içerisindeki oyun bozancılığını tekrardan yineleyerek müslüman kalmayı becerebilmiş şahsiyet abidesi. şiirlerinin bir klasik olarak kalabileceği tartışılabilirse de bu ülkede kendini tekrarlamaktan öteye gidemeyen ikinci yenicilerin bile ağzını açıkta bırakacak kadar kelimelerin heykeltıraşıdır....bir yusuf masalı adlı şiir kitabı geleneksel şiirin modernize edilerek hal yoluna konulmasıdır..münacaatı insanı yerlere serecek kadar aşkidir.bu münacaatı ezberleyerek yakarışta bulunma isteğim şiiri ilk duydudğumdan beri içimde alevlenip durur. başıcu kitabı üç mesele olsa gerektir.zira üç yüzyıldır batının teknik, bilim ve modernizmiyle kendini geri ve aşağılık olduğunun kanaatine inanmış islam coğrafyasına bu aşağılık kompleksinden kurtulmanın çarelerini vermektedir. bu coğrafyada doğupta eli kitap tutacak kadar olanların ismet özel okumadan göçip gitmeleri ciddi bir rahatsızlık kaynağıdır ...
    (surat, 24.03.2006 09:42)
  9. hayatı şiir okumakla geçmiş adamlarca dahi şairliği üzerinde tartışılmaya mahal bırakmayacak kadar şairdir ismet özel., gel gelelim birkaç şiirinden sonra asla okumayacağım şairler arasında da yerini almıştır. ama bu tarz davranışlar ne onun şairliğinden bir şey götürür. ne de benim şiirden anladığıma ya da anlamadığıma işaret eder., ayrıca bir şairin sol yanlısı, sağ yanlısı, yan yanlısı tarzı yaklaşımlarla anılması da ne kadar acıdır., ve hatta sadece bahsedilen kesime hitap edildiğinin düşünülmesi. nazım hikmet okurken aldığım zevki, necip fazıl okurken de alıyorum ben. küçük iskender in şiirlerini acaip seviyorum., ama eşcinsel de değilim halbuki., rimbaud okurken, onun tabii olduğu şartlara tabii olmam gerekmiyor., ismet özel okuyacak olsam solcu ya da sağcı olmam gerekmediği gibi., onun şiirlerini okurken bu adam geçmişte ne yapmış, ne yapmamış gibi başkasının yaptıklarını kendi vicdan terazimde tartmamın saçma olduğu gibi. ideolojiler arasında sıkışmış ve herşeyi bildiğini sanan bünyelerin anlayamayacağı şeylerdir bunlar. şiirler ve şairler., işte bu anlaşılmamış şairlerden de biridir.,bir garip ismet özel.
    (kuzudis, 25.04.2006 09:49)
  10. "altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde
    eski savaşçılar vesair geçmiyor bulutlardan
    çiçek alıp eve götürüyoruz
    bunun bir delilik olduğunu bile bile
    en ıssız duyguların ucunda karakollar
    asmaların altı tuzak ve tuzak caddelerde
    külçeler yüklüyüz, çıkmak istiyoruz yokuşu
    gözler kısılıp bakılıyor bize .

    biliniyor
    bizim mahsustan yaşadığımız
    biliniyor
    şarkıların sırası bizde
    biliniyor
    hayat bizden razıdır
    biliniyor
    otların sarardığı yerde güneş
    kurşunun değdiği tende heves kalmıştır.”



    bu dizelerin sahibine nasıl şair değildir denilir bilemiyorum ismet özel elbette şairdir son büyük şair denir kendine haklı olunan yerlerde çoktur..işte burda en büyük sorun devreye girer şiir bazen öyle büyür ki şairden çıkar onun değildir artık ismet özelin böyle çok şiiri vardır..burda ne şiire ne de şaire bok atmamak gerekir..
    (hayatberbat, 09.05.2006 13:47 ~ 13:49)
  11. kuş öldü
    küçücük bir yorgunluktu ölmeden önce

    öldü, kim ısıtır artık onun ellerini
    suların aynasında üşüyen ellerini
    suların saygısıyla üşüyen ellerini.
    (cagrilanyakup, 16.05.2006 09:49)
  12. "kara yaz karanlık yaz kararan vücutlardan
    rıhtıma varmayan ceset elbette hatırlanmaz"
    (cagrilanyakup, 16.05.2006 09:50)
  13. her zaman bir başka anlam yüklediğim şiiriyle;

    yaşamayı bilseydim yazar mıydım hiç şiir?
    yaşamayabilseydim yazar mıydım hiç şiir?

    -yaşama!
    -ya bilseydim?

    yazar: mıydım
    hiç: şiir
    (gaia, 01.08.2006 02:30)
  14. belki türkiyedeki en iyi şairlerden biridir.. hiçbir şiirini okumadım. onun sesi benim yaramı dağlıyor.. o seslerini yaşatabiliyorken ve o sesi sivas katliamı için "oh olsun" diye yeniden sarf edebiliyorken, benim, gözümde değil sadece ta yüreğimde bir şair ağlıyor demektir..

    ismet özel...yakanların şairi..
    (betty blue, 20.08.2006 00:52)
  15. ağlamadan
    dillerim dolaşmadan
    yumruğum çözülmeden gecenin karşısında
    şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı
    üzerime yüreğimden başka muska takmadan
    konuşmak istiyorum.

    (bkz: mazot)

    demiş ve olayı bitirmiş şair ötesi.
    (muglak, 25.02.2007 20:28)
  16. yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
    yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
    - yaşama!
    - ya bileydim?
    yazar: mıydım
    hiç: şiir.

    erbain kitabının başında yer alan bu şiir onu en iyi anlatan şiirler(in)den biridir..

    ismet özel ara ara ilginç çıkışlar yapar ortalığı savurur..nuriye akman'la üç gün süren bir röportajı yayınlanmıştı zaman gazetesinde; üç günün sonunda neredyse hiç olumlu tepki yoktu hakkında..

    tam manasıyla şair..uçların şairi
    (gölgeningücü, 12.03.2007 22:27)
  17. yeni kuşak gençliğini tavlayabildiğini düşündüğüm şair.

    kırk tilki dolaşır ismet özel'in kafasında, kırkının da kuyruğu birbirine değmez.

    oktay rifat; "yazar hayatı boyunca kendini arar" der; ancak; elinsaf! ismet özel, bugün 68'in devrimci, toplumcu edebiyat damarından milli gazete yazarlığına değin geldiği yerde, insanın tinsel hususta ve bir sanatçı olarak edebî yaşantısında geçirdiği ani ve keskin değişimler eliyle dikkat çekici deneyimler sunan birisi olarak "kendini arama"nın ötelerinde cevaplı soru işaretleri(!) hasıl oldurabiliyor şükür!

    '68 kuşağı'nın ülke indinde yaratmış olduğu atmosferden etkilenip "devrimci genç şairler savaş açıyor" adlı edebî tartışmada ikinci yeni'yi yerden yere vurmanın hem devrimci edebiyat hem de bir 'güzel' olarak sanat cihetinden anlaşılır bir yanı olabilir elbet. üstelik daha önce kendisi de 'ikinci yeni' tadında şiirler yazıyor olmasına karşın! ataol behramaoğlu için yazdığı "yıkılma sakın" adlı şiirde faşizmin zorluklarına karşı dik durmayı ve onurlu olmayı salık vereceksin; "evet, isyan" diyeceksin ancak çok geçmeden 12 mart darbesiyle yelkenleri suya indirip, en masum ifadeyle 'çark edip' "islami cephe"de saf tutacaksın. bu bile makûl bir durumdur. her kim ise her insan dünya görüşünde farklılıklar yaşayabilir, diktatörlüğün acımasız saldırıları karşında dayanamayabilir; ancak saf değiştirip geldiğin, beslendiğin, kuvvetle muhtemel elinin kalem tutuyor olmasına en büyük katkıyı sunmuş devrimci membaa saldırmak, hele hele sivas katliamını gerekçelendirebilecek kadar kendinden geçmek bir sanatçıya(!) yakışık kalan bir durum değildir. başka başka durumlara hizmet eder.

    islami kesimin başka örnekleri de bulunan bu durum karşısında, ismet özel'i de devrimci değerlere saldırı amaçları için kullanacağı da hayli sarihti. ve bu daha çok kendini milli gazete'de gösterdi. kendi köşesinden geçmişiyle hesaplaşması 30 yıldır bitmeyen birinin kaleminden inkâr ve saldırıları izlendi.

    gün geldi şunu yazdı nihayet:

    "türk toplumunun kültürel değeri zaten islâmiyettir. o yüzden de islami siyaset yapan insanlar hazır bir şeyi kullandıkları ve bu yüzden de sosyalistler gibi harç taşımak zorunda olmadıkları için bu hareketi kullanmakla geçirdiler vakitlerini. sosyalistler, mücadelelerinde büyük sıkıntıya girdiler, öbürleri ise sıkıştıklarında hemen 'tamam, ben savunmuyorum, zaten bu islamdır' deyip bıraktılar. sosyalistler, islamcılardan daha samimiydi. islami hareket, sadece pastanın peşinde."

    ne yani?

    tilki mi, kırk tane mi?

    ben "dönek" demiyorum; çünkü örneklenen bu yazısından anlaşıldığı üzere bundan da epey alınan biri gibi. şairleri üzmeyiniz!..
    (lenineli, 02.04.2007 16:35 ~ 04.04.2007 16:56)
  18. her şiirin kendi dili olduğunu belirten üstaz-ı azam.bir örnekle de açıklıyor.mesela 'penceremden kuş uçtu gitti' dizesi.bu dizede ki her kelime kendi öz anlamlarından arınarak şairin o şiir için oluşturduğu dilde ki anlama bürünmüştür.şöyle ki burda ki pencere bir şiirde kalp veya gönül olarak anlamlandırılabileceği gibi diğer bir şiirde de akıl veya zihin olarak anlamlandırılabilir.diğer herbir kelime içinde geçerlidir bu.

    not:aynı zamanda yabancı dillerde anlamasak bile şiir okumamızı önerir.
    (kürşat germiyangil, 16.04.2007 13:32)
  19. ismet özel 1944 yılında kayseri söke'de bir polis çocuğu olarak dünyaya geldi. bir polis çocuğunun komünist olması, hele de komünistlere polislerin göz açtırmadığı bir dönemde düşünülesidir.
    türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi şairlerindendir. hakiki anlamıyla bir mütefekkirdir.
    yurdum insanı önüne gelene "türkiye seninle gurur duyuyor" ifadesini layık görse de bu söze müstehak nadir adamlardandır.
    eserleri:

    şiir kitapları:
    geceleyin bir koşu 1966
    evet, isyan 1969
    cinayetler kitabı 1975
    celladıma gülümserken 1984
    erbain 1987
    bir yusuf masalı 1999

    deneme yazıları:
    üç mesele 1978
    zor zamanda konuşmak 1984
    taşları yemek yasak 1985
    bakanlar ve görenler 1985
    faydasız yazılar 1986
    irtica elden gidiyor 1986
    surat asmak hakkımız 1987
    tehdit değil teklif 1987
    waldo sen neden burada değilsin? 1988
    sorulunca söylenen 1988
    cuma mektupları 1989
    tahrir vazifeleri 1994
    neyi kaybettiğini hatırla 1995
    ve'l-asr 1995
    tavşanın randevusu 1999

    anlaşılması zor, kafa patlatılması gereken imge yüklü şiirleri vardır.

    bilmek, o da ürkütüyor
    yine de biliyorum
    yağmurun açtığı yaralar kapanmaz çocuklarda
    (serpico, 23.04.2007 02:09)
  20. şairliğine kimse bok atamaz, türk şiirinin tartışmasız en büyük şairlerinden. ancak siyasi düşüncelerindeki gel git durumlar ve insani tarafında mesela madımak oteli'nde yaşananlar sonrasında yaptığı açıklamalarla, bu şiirleri yazan bu lafları edemez düşüncesinin hasıl olmasına sebep olmuştur.
    (kipti, 09.05.2007 16:38)
  21. türkiye'de siyasetin neredeyse bütün uğraklarını dolaşmış, her uğrakta içinde bulunduğu siyasal atmosferi yeniden tanımlamış, tartışmalar yaratmış şair. 'celladıma gülümserken çektirdiğim son resmin arkasındaki satırlar' adlı şiirinde kendini şöyle anlatıyor:

    ben ismet özel, şair, kırk yaşında.
    her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
    ben yaşarken koptu tufan
    ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
    her şeyi gördüm içim rahat
    gök yarıldı, çamura can verildi
    linç edilmem için artık bütün deliller elde
    kazandım nefretini fahişelerin
    lanet ediyor bana bakireler de.
    sözlerim var köprüleri geçirmez
    kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
    kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
    uçtum ama uçuşum
    radarlarla izlendi
    gayret ettim ve sövdüm
    bu da geçti polis kayıtlarına.

    haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
    ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
    kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
    laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
    ruhum sahte
    evi nepal'de kalmış
    slovakyalı salyangozdur ruhum
    sınıfları doğrudan geçip
    gerçekleri gören gençlerin gözünde.

    acaba kim bilen doğrusunu? hatta ben
    kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
    sanki ne anlıyorum?
    ola ki
    şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
    telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum
    çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
    devlet sırrıyla birlikte insanın
    sinematografik bir hayatı olabilir
    o kibar çevrelerden gizli batakhanelere
    yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
    ve sonunda estetik bir
    idam belki!
    evet, evet ruhu olmak
    bütün bunları sağlayamaz insana.
    doğruysa bu yargı
    bu sonuç
    bu çıkarsama
    neden peki her şeyi bulandırıyor
    ertelenen bir konferans
    geç kalkan bir otobüs?
    milli şefin treni niçin beyaz?
    ruslar neden yürüyorlar berlin'e?
    ne saçma! ne budalaca!
    dört incil'den yuhanna'yı
    tercih edişim niye?
    ben oysa
    herkes gibi
    herkesin ortasında
    burada, bu istasyonda, bu siyah
    paltolu casusun eşliğinde
    en okunaklı çehremle bekliyorum
    oyundan çıkmıyorum
    korkuyorum sıram geçer
    biletim yanar diye
    önümde bir yığın açalya
    bir sürü çarkıfelek
    gergin çenekli cesetleriyle
    önümde binlerce çiçek
    korkuyorum sıra sende
    sen de başla ve bitir diyecek.
    yo, hayır
    yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
    söyleyin
    aynada iskeletini
    görmeye kadar varan kaç
    kaç kişi var şunun şurasında?

    gelin
    bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
    bana kötü
    bana terkettiğiniz düşünceleri verin
    o vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
    ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
    onları verin, yakınmalarınızı
    artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
    ben aştım onları dediğiniz ne varsa
    bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
    boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
    içinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
    verin bana
    verin taammüden işlediğiniz suçları da.
    bedelinde biliyorum size çek
    yazmam yakışık almaz
    bunca kaybolmuş talan
    parayla ölçülür mü ya?

    bakın ben, bir çok tuhaf
    marifetimin yanısıra
    ilginç ödeme yolları bulabilen biriyim
    üstüme yoktur ödeme hususunda
    sözün gelişi
    üyesi olduğunuz dernek toplantısında
    bir söyleve ne dersiniz?
    bir söylev: büyük insanlık ideali hakkında!
    yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
    kazanana vertigolar, nostaljiler
    karasevdalar çıkar.
    yapılsın adil pazarlık
    yapılsın yapılacaksa
    işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
    sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
    ne yapsam
    döl saçan her rüzgarın
    vebası bende kalacak
    varsın bende biriksin
    durgun suyun sayhası
    yumuşatmayı bilen ateş
    öğüt sahibi toprak
    nasıl olsa geri verecek
    benim kılıcımı.
    (mcbrewester, 10.05.2007 16:56)
  22. ıls sont eux şiirinden bir bölüm tamamıyla kendimi bulurum, keşke başka olsaydı...

    “güzel olan hiçbir şey hülasa edilemez”
    demiş çünkü valéry.
    çünkü serbest düşünme zamanı geçti artık
    şimdi mesai saati
    disiplin kurulunun toplantısı var
    arşivde sicil belgeleri damgalanacak
    tayinler imzaya girecek
    teftişe gidecek generaller
    rüya, okşayış, tevrat
    gibi kelimeler
    gündemin dışında.
    (keşşaf, 11.05.2007 11:22)
  23. yıllarca bekledim ben sizle taşşak geçiyorum yaptığım ironiydi...siz kendinize güvenli dağlar çizip küçük burjuva hissiyatlar peşindeydiniz..ben ise sinir oldum hepinize..sırf yahuda gibi ihanet olsun diye saçmalıklar yaptım demesini bekledim..sanıyordum ki artık şiir yazamıyor...okudum of not beeing a jew i okudum..baktım hala şiirin allahını yazıyor..tekrar bekliyorum ismet abi çıksın da dejenereliğimizi yüzümüze vursun... yahudalığı üstlendim ulan desin.....ama demez onu da bilirim.......

    6.45 te vapur ve sancı geç saatlerde.. bir dönem bunla geçti ve bu dönem bilmedi bu şiir senindi.....
    (hayatberbat, 10.06.2007 23:15)
  24. kendi deyimiyle ''yüksek sesle okunmaya elverişli şiirler'' yazan şair.severim ve fırsat buldukça karanlık sokaklardan geçerken okurum.
    (begonvil, 14.06.2007 00:27)
  25. "başkalarının aşklarıyla başlıyor hikayemiz ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla" cümlesinin sahibi yazar.
    (burcumsu, 10.07.2007 22:27)
 sayfa  / 3