insanı eşref-i ve ekmel-i mahlukat olarak nitelediği ve kadını da en az erkek kadar "insan" olarak tanımladığı için islamiyet'te kadının yeri olabilecek en şerefli ve en mükemmel yerdir..
islami kaynaklarda izine asla rastlanmayacak ve ataerkil toplum yapılarının asırlardır uydurageldiği bazı uygulamalar ve bazı sapıklıklar islamiyet'e mal edilemez..
mesela erkeğe, geçimsizlik ve iffetsizlik eden eşi için evvela öğüt vermeyi, olmazsa yatakta yalnız bırakmayı, o da olmazsa hafifçe dövmeyi salık veren nisa suresinin 34. ayetini fırsat bilip, eşini her fırsatta allah yarattı demeden döven erkeklerin dinden değil de, olmaz olası geleneklerden beslendiğini göz ardı edemeyiz..
yine aynı surede verilen iznin çok ciddi sınırlarının olduğunu, mesela kadının suratına vurmaya kesinlikle cevaz vermediğini görmek gerekir..
ve yine aynı surede, şiddete gelene kadar ikaz amaçlı başka yollar tavsiye edilmiştir ve islam peygamberi de eşini/eşlerini asla dövmemiştir..
bütün bunları görmezden gelip, içip içip eşlerini döven ayıların islam'ı referans aldıklarını savunmak kötü niyetten ve safdillikten öteye gitmez..
islam özü itibariyle tek eşliliği tavsiye eder.. ancak belli şartlar altında erkeklere çok eşlilik izni verilmiştir.. ve bu izin karşılığnda erkeğin omzuna ciddi sorumluluklar yüklenmiştir..
bu çok eşlilik iznini ele alırken, evvela islam'ın bütün çağlara hitap eden bir din olduğunu söylemek gerekir..
bundan sonra da bu hitabın bazen belli bir çağa yönelik de olabileceği söylenebilir.. çünkü islam bireyler üzerinden bir toplum inşaasını öngörür.. ve dolayısıyla çağların sosyolojik durumuna göre şekilller alabilen hükümlere de sahiptir..
bu şekillenmeyi "belli şartlar" koyarak yaptığını düşünüyorum..
çok eşlilik izninin şartları da ancak eski çağlarda sağlanabilmiştir.. ki zaten eski çağlarda çok eililik asla yadırganan bir hal değildir..
günümüz de ise, kanaatimce bu şartların oluşması mümkün değildir.. ki zaten çok eşliliğin yadırganan, ayıplanan bir hale gelmesi de bunun en büyük kanıtıdır..
hz. ayşe de cühela takımı tarafından islam'da kadının yerinin pek fena olduğunu göstermek için çokça kullanılmakta.. o'nun hakkında pek çok başlık altında pek çok şey yazıldı.. benim naçizane önerim şu giridir: (bkz:
@1244956)
ama eminim ki laf anlamaz cühela takımı bu giriyi okuduktan sonra da zırvalamaya devam edecektir.. fazla takmaya lüzum görmüyorum..
islamiyet'te kadının yerini ele alırken, biraz da islam dışında kadının terine bakmak gerekiyor..
mesela batı medeniyeti.. en basitinden kadına seçme hakkını ne zaman vermiş acaba bu caanım medeniyet.. isviçre'de 1971 mesela..
ama hor gördüğü islam medeniyeti 1400 yıl öncesinden vermiş kadına bu hakkı..
ve yine batı medeniyeti için kadın ne ifade etmektedir acaba.. cinsel bir meta olduğununu inkar edebilir miyiz..
peki ya islam için kadın nedir?
sizden önce ben söyleyeyim: annedir..
batı ise anneliği yer ile yeksan etmiştir..
son söz olarak islam'ın kadını tıpkı "insan fikri" nde olduğu gibi özgürleştirdiğini söyleyebilirim..
ama burada özgürlüğün islam açısından ne demek olduğu önemli.. islam'ın özgürlük ve hak anlayışında allah hakkı ve hesap günü mefhumları vardır.. özgürlük islam'da içgüdülerin, nefsin ve bilinçaltının esaretinden kurtuluştur..
ve bu da hem erkek için hem de kadın için geçerlidir..
islam'da kadın-erkek aynı değildir ama eşittir.. adaletin her türlüsü karşısında eşit haklara sahiptir..
okumak, okumak, okumak ve öğrenmek gerekir..