mehmet bekaroğlu ve arkadaşlarının saadet partisi bünyesinde yarattıkları ve islama aykırı şeylerin en azından bir kısmının eleştirel gözle sorgulandığı görüş. içlerinde bazılarının samiyetine güvenilse de, genele bunu yaymak ne kadar başarabilecekleri bir iş tartışılır. ama sonuç itibari ile olumlu ve daha samimi gelen bir duruştur. belki de allah ile aldatmak eyleminin faillerinin iktidar olduğu bu dönemde, o kesimin kendilerini sorgulayabilmesine neden olan guruptur da. tıpkı modernizme karşı postmodernizmin oluşması gibi.
şu an çelişkili gibi gelen bazı tarafları vardır. ama incelendiğinde doğru veya yalnış daha iyi niyetli oldukları kesindir. akp'li kimselerin ağızlarına almadıkları "bağımsızlık" gibi kavramlar, bu tabanın eskiden de ağızlarından eksik etmedikleri bir şeydi. numan kurtulmuş'un iyi bir iktisatçı olduğu da kesin. özellikle "sanayi ötesi dönüşüm" adlı kitabında da kendisinin iktisada bakışını görmek, bir demokrat olarak benim için rahatlatıcıdır. akp ile 500 parametrenin hepsinde karşı karşıya gelmek yerine islami solu karşıma alıp laiklik, sosyal kalkınma, islam ve kadın gibi konularda tartışmak her zaman yeğ seçeceğimiz bir durumdur.
çünkü islami sol türkiye'nin kaynaklarına sahip çıkan, antiemperyalist bir çizgide bağımsızlık mücadelesi veren insanların islami bakış açısı ile yorumlarından kurulmuştur. ekonomi politikalarında bir demokrat ile pek fazla fark yoktur. oysa akp ile kıyaslanınca akp'yi bir kefeye koymak imkansızdır. belki en yerinde tanım "işbirlikçi" tanımıdır. tüpraş, petkim gibi müesseseleri yıllık karının altında taksitlerle hem de devlet kredisi ile devletin ihtiyacı var paraya diye yandaşlarına sattırmak herhalde onların dışında kimsenin beceremeyeceği bir iştir. üstelik bunu mantıklı bulup alkışlayan zihniyetin de onlardan bir şekilde nemalanmadığına inanmak zordur.
sonuç itibariyle iktisadi anlamda islami sol'un politikaları yerindedir. ülkeyi kalkındırma konusunda birçok partiden daha fazla olumlu proje üretebilecek bir temaya sahiplerdir. diğer konularda demokratlarla tartışabilecekleri konular da yorumlarının bir noktada dogmatik tıkanmalardan kaynaklanmasından mütevellittir.
not: bu yazıyı at gözlüğü ile okuduysanız öncelikle yazık etmişsiniz. ben ne saadet'liyim ne de misyoner. sosyalist bir insanım ve gerçeklerden bahsederken aslında şu açıklamayı yapma ihtiyacı hissetmek bile utandırıcı şu an benim için. umarım sosyal kalkınmayı gerçekleştirebildiğimiz günlerde bu kısmı hatırlayıp beraber güleriz. saygılar, sevgiler.