belki ilginizi çeker
  1. · nahl suresi
  2. · domuz eti
  3. · ömer hayyam
  4. · islamda içkinin haram olması
gündem
  1. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  2. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  3. · boylumlama
  4. · giyotine yolladılar gitmedim
  5. · kurban kesmeye karşı olan dallama
  6. · colin kazım richards
  7. · sözlük yazarlarının itirafları
  8. · bu gece sadece sarılıp uyuyalım diyen kız modeli
  9. · ipod

islamda içkinin haram olması  

  1. kuran'da çoğunlukla içkinin övülmesine karşın ve cennet ile ilgili ayetlerde de şaraptan bahsedilmesine karşın hadislerle içkinin yasaklanması durumudur. kendi içinde bir çelişki barındırmaktadır. en basitinden nahl suresiinsan suresi, vakıa ve muhammed suresi'nin bazı ayetlerinde içkiye dair olumlu cümleler kullanılmasına karşın çoğunlukla muhammed'in hadislerinden yola çıkılarak içki içmenin haram kılındığı söylenmektedir. bunun güzel ve komik bir hikayesi de vardır.
    (asayisberkendal, 23.07.2009 14:08)
  2. ebu hanefi'nin şarabın haram olduğu, içkinin de sarhoş edecek kadarının haram olduğu yönünde bir sözü olduğunu duymuştum. bahanesi de kuranda şarap ve sarhoşluk kelimesi geçermiş. bana pek makul gelmedi.
    bir diğer yaklaşım da çoğu haram olanın azının da haram olacağı yönündedir. fazla yemek yemenin de haram olduğunu düşünürsek bu doğru bir yaklaşım değildir.
    kuranda övülen şarabın dünyadaki şarap olduğu şüphelidir çünkü kuranda imalar ve benzetmeler de vardır . tercüme etmek o kadar kolay olsaydı binlerce sayfalık tevsirler olmazdı. içki hakkında zararı faydasından fazladır denmiştir.
    kıvırmanın da pek manası yok, günahı kabullenen içsin, günahtan korkan içmesin denilesi durumdur.
    (yannis, 23.07.2009 14:23 ~ 14:26)
  3. tesadüftür.

    rivayete göre, hz. ömer allah'tan içki hakkında hüküm istedi. gerekçesi, şarap aklı giderip malı telef ediyordu. sonra bakara suresindeki, içkinin yararlı olduğu fakat yararından çok zarar getirdiğini dair ayet indi. bir kısım müslüman bırakırken bir kısım müslüman şarap içmeye devam etti. neyse efenim, bunlar gene bir gün içerken sarhoşlardan teki namaza kalktı. kafirun süresini "eyy kafirler, sizin taptığınıza ben de taparım" diye okuyunca şalterler attı. içenler daha da azaldı. içenlerden bir kısım toplaşıp şaraplar eşliğinde şiir okurken hicivde bulunan mümine hicvedilen devesiyle girişti. adamın başı yarıldı. sonra maide suresinde kesinkes yasaklandı şarap.

    yani peygamber zamanı araplar alkolü usturuplu içeydiler, şu gün alkol helal olacaktı.
    (zülkarneyn, 23.07.2009 14:29)
  4. "din neden içkiyi yasaklar?" diye soran bir bekriye mevlana'nın verdiği cevap, bu durumu gayet güzel açıklar:

    "bade içen rikkat beslerse sarhoşluğu rakik olur
    bade içen kin beslerse sarhoşluğu kindar olur
    bade içen ekseri kindar, nadiren rakik olur
    bade (bu yüzden) kamuya haram olur".

    not: "bade" içki, şarap, "rikkat" incelik, kibarlık, "rakik" ise ince, kibar, merhametli kimse demektir.
    (meramise, 23.07.2009 14:33)
  5. kıçıyla içenler olacağı düşünülerek getirilen yasaktır , ama bence adam gibi içmesini bilenler neredeyse sevaptır çünkü kan yapar can yapar , insanı tadında yenmez bir hale getirdiğinden çevresindekileri de kendisi kadar mutlu eder.
    (ameliyathanede kolbastı oynayan oynak doktor, 23.07.2009 14:38)
  6. 1999 ile 2001 yılları arasında 2 bin yetişkinin içki alışkanlıkları ve beyin hacimleri ile içki içen ve içmeyenlerin beyinlerinin mr görüntüleri incelendi.

    beyinleri kafataslarını kaplama oranı hiç alkol almayanlarda yüzde 78,6, alkolü bırakanlarda yüzde 78,2, mutedil içenlerde yüzde 77,8 ve çok içenlerde yüzde 77,2 olarak belirlendi.

    araştırmacılar, archives of neurology dergisinde yayımladıkları makalede, bu çalışmanın kamu sağlığına alkol tüketiminin muhtemel tehlikeleri konusunda açık bir mesaj olduğunu belirterek, “bu çalışma, kalp ve damar hastalıkları ile irtibat kurulmadığında, alkol tüketiminin beyin hacmini koruyucu hiçbir etkisi bulunmadığını göstermekte” dediler.

    mr görüntülerinde kadınların beyninin alkolden daha çok etkilendiği saptanırken, araştırmacılar bunu kadının daha küçük vücut yapısına sahip olması ve alkolün etkilerine karşı daha hassas olmasına bağladı.
    http://arsiv.ntvmsnbc.com/...

    satır aralarından da anlaşılacağı üzere alkol beyni küçültüyor. ben demiyorum ama belli değil mi?

    yok islam'da içki övülüyormuş, yok kan yaparmış yok cinsel gücü artırırmış. yaa bu kadar da gözü kör olunmaz be birader. bir istatistikleri karıştırıver nelere sebep olduğunu görürsün. bari zevklerinizi alet etmeyin şu güzel dine. ama benim demediğimi araştırmacılar demiş küçülüyormuş. küçük beyinle de ancak o kadar.
    (karahisari, 23.07.2009 15:11 ~ 15:30)
  7. pek faydasının olduğunu düşünmediğim için karşı çıkmadığım olay.
    (phoenixboy, 23.07.2009 15:19)
  8. bir duvar yazısı örneğiyle açıklayalım:
    -içki kötülüklerin anasıdır.
    -ana gibi yar olmaz.

    yorum: doğadaki herşey gibi, denge bozulmazsa ve kölesi olunmazsa neden yasak olsun ki!
    (çekirdekailem, 23.07.2009 15:23)
  9. Âliyehum siyâbu sundusin hudrun ve istebrakun ve hullû esâvira min fıddah(fıddatin), ve sekâhum rabbuhum şarâben tahûrâ(tahûren).
    dehr(insan)/21

    şimdi bunu yorumlayanlara baktığımızda;

    imam iskender ali mihr : onların üstlerinde yeşil ince ipekten ve işlenmiş atlastan elbiseler vardır. gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. ve rab'leri onlara temiz (lezzetli) içecekler (şaraplar) sundu.

    diyanet işleri : üstlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. gümüş bileziklerle süsleneceklerdir. rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir.

    abdulbaki gölpınarlı : üstlerinde, ipincecik yeşil ve ipek elbiseler, kalın ipekten dokunmuş libaslar vardır ve gümüş bilezikler takınırlar ve rableri, onları tertemiz bir şarapla suvarır.

    adem uğur : üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. rableri onlara tertemiz bir içki içirir.

    ali bulaç : onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. rableri onlara tertemiz bir şarab içirmiştir.

    ali fikri yavuz : üstlerinde, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır; ve gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. rableri de onlara tertemiz bir şarab içirmiştir.

    bekir sadak : uzerlerinde ince yesil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardir; gumus bileziklerle suslenmislerdir rableri onlara tertemiz icecekler icirir.

    celal yıldırım : üstlerinde ince yeşil ipekten ve ince ve kalın atlastan elbise bulunur. gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. rabları onlara tertemiz bir içecek içirmiştir.

    diyanet işleri (eski) : üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir rableri onlara tertemiz içecekler içirir.

    diyanet vakfi : üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. rableri onlara tertemiz bir içki içirir.

    edip yüksel : üstlerinde yeşil kadifeden elbiseler ve ipekler vardır. gümüş bilezikler takınmışlardır. rab'leri onlara temiz bir içecek içirir.

    elmalılı hamdi yazır : üstlerinde bir sündüs esvab yemyeşil ve kalın istebrak, gümüşten bileziklerle süslenmişler, rabları onlara bir şarab-ı tahûr sunmaktadır.

    elmalılı (sadeleştirilmiş) : üstlerinde ince ipekten ve kalın atlastan yemyeşil elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. rableri onlara tertemiz bir içki sunmaktadır.

    elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : üstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir.

    fizilal-il kuran : üzerlerinde ince, yeşil ipekten ve atlastan elbiseler vardır, bileklerine gümüş bilezikler takılmıştır. rabbleri onlara temiz içecekler sunmuştur.

    gültekin onan : onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. rableri onlara tertemiz bir şarab içirmiştir.

    hasan basri çantay : üzerlerinde ince ve kalın ipekden yeşil elbiseler vardır. gümüşden bileziklerle süslenmişlerdir. rableri de onlara gaayet temiz bir şarab içirmişdir.

    ibni kesir : üzerlerinde ince, yeşil ipekli ve parlak atlastan elbiseler vardır. gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. rabbları onlara tertemiz bir içecek içirmiştir.

    muhammed esed : o (kutsanmış kimse)lerin üzerinde yeşil ipekten ve atlastan giysiler olacak. onlar gümüş bilezikler ile süslenecekler. ve rableri onlara en temiz içeceklerden ikram edecek.

    ömer nasuhi bilmen : (21-22) onların üzerlerinde ince ve kalın dîbadan yeşil esvap vardır. ve gümüşten bilezikler ile bezetilmişlerdir ve onlara rabbleri de gâyet temiz bir şurup içirmiştir. şüphe yok ki, bu sizin için bir mükâfaat olmuştur ve sizin çalışmanız teşekküre layık bulunmuştur.

    şaban piriş : üzerlerinde yeşil ipekli ve parlak atlastan elbiseler vardır. gümüş bilezikler takınmışlardır. rableri onlara tertemiz bir içecek içirmiştir

    suat yıldırım : (21-22) elbiseleri ince veya kalın yeşil renkli ipeklerden, atlaslardandır. gümüş bilezikler takınırlar. onların rabbi, kendilerine tertemiz bir içki ikram edip şöyle demiştir: "işte bütün bunlar sizin mükâfatınızdır! gayretleriniz makbul oldu."

    süleyman ateş : (cennet ehlinin) üstlerinde yeşil ipekten ince ve kalın giysiler var. gümüş bilezikler takınmışlardır. rableri onlara tertemiz bir içki içirmiştir:

    tefhim-ul kuran : onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlas olan yeşil elbiseler vardır. gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. rableri onlara tertemiz bir şarap içirmiştir.

    ümit şimşek : üzerlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır; bir de gümüş bilezikler takınmışlardır. ve rableri onlara tertemiz bir şarap içirir.

    yaşar nuri öztürk : üzerlerinde yeşil ince ipeklerle, sırmalı, kalın ipeklerden giysiler vardır. gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. ve rableri onlara tertemiz bir içki ikram etmiştir.

    (bkz: http://www.kuranmeali.org/...)

    yine aynı sitede muhammed suresinin 15. ayeti şu şekildedir:

    meselul cennetilletî vuidel muttekûn(muttekûne), fîhâ enhârun min mâin gayri âsin(âsinin), ve enhârun min lebenin lem yetegayyer ta’muh(ta’muhu), ve enhârun min hamrin lezzetin liş şâribîn(şâribîne), ve enhârun min aselin musaffâ(musaffen), ve lehum fîhâ min kullis semerâti ve magfiretun min rabbihim, ke men huve hâlidun fîn nâri ve sukû mâen hamîmen fe kattaa em’âehum.

    muhammed/15


    bununla ilgili meal çalışmaları ise;

    imam iskender ali mihr : takva sahiplerine vaadedilen cennetin durumu şudur ki; içinde kokusu değişmeyen sudan nehirler, tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet veren şaraptan nehirler ve saf (süzülmüş) baldan nehirler bulunur. onlar için orada her çeşit meyve bulunur ve (onlar için) rab'lerinden mağfiret vardır. (bunların durumu), ateşte devamlı kalacak olan ve hamîm (sıcak kaynar su) içirilen, bu sebeple bağırsakları parçalanan kimsenin durumu gibi midir?

    diyanet işleri : allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. rablerinden de bağışlama vardır. bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

    abdulbaki gölpınarlı : çekinenlere vaadedilen cennet, şöyledir âdeta: orada su ırmakları var, bozulup kokmaz ve süt ırmakları var, lezzetleri bozulmaz ve şarap ırmakları var, içenlere sâfi lezzet ve bal ırmakları var, süzme ve onlara, orada bütün meyvelerden sunulur ve rablerinden yarlıganma var; buna nâil olan, o kişiye benzer mi ki ateşte ebedîdir ve kaynar sularla sulanır da onların bağırsakları parçalanmaktadır.

    adem uğur : müttakîlere vâdolunan cennetin durumu şöyledir: içinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. orada meyvelerin her çeşidi onlarındır. rablerinden de bağışlama vardır. hiç bu, ateşte ebedî kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

    ali bulaç : takva sahiplerine va'dedilen cennetin misali (şudur): içinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır ve orda onlar için meyvelerin her türlüsünden ve rablerinden bir mağfiret vardır. hiç (böyle mükafaatlanan bir kişi), ateşin içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını 'parça parça koparan' kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu?

    ali fikri yavuz : (küfürden) sakınanlara vaad edilen cennetin hali (şu): orada tadı ve kokusu bozulmıyan bir sudan ırmaklar var; tadı değişmiyen bir sütten ırmaklar var; içenlere lezzet veren şarabdan, (sarhoşluk vermiyen tatlı içkiden) ırmaklar var; saf süzme baldan ırmaklar var... hem orada meyvelerin her çeşidi onlarındır. bir de onlara, rablerinden bir mağfiret vardır. hiç bunlar, o ateşte ebedî kalan ve kaynar bir sudan su içirilib de bağırsaklarını parçalayan kimselere benzer mi?

    bekir sadak : allah'a karsi gelmekten sakinanlara soz verilen cennet soyledir: orada temiz su irmaklari, tadi bozulmayan sut irmaklari, icenlere zevk veren sarap irmaklari, suzme bal irmaklari vardir. onlara orada her turlu urun ve rablerinden magfiret vardir. bunlarin durumu, ateste temelli kalana ve bagirsaklarini parca parca edecek kaynar su icirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

    celal yıldırım : allah'tan korkup fenalıklardan sakınanlara söz verilen cennetin misâli şöyledir: orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmiyen sütten ırmaklar; içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar, iyice süzülmüş baldan ırmaklar vardır. ve onlar için orada her çeşit meyevlerden ye bir de rabbından bağışlanma vardır. bu (bahtiyarlığa lâyık görülenler), ateşte devamlı kalıcı olup kaynar sudan içirilerek barsaklan parça parça olan kimseler gibi midir?

    diyanet işleri (eski) : allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennet şöyledir: orada temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları, süzme bal ırmakları vardır. onlara orada her türlü ürün ve rablerinden mağfiret vardır. bunların durumu, ateşte temelli kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

    diyanet vakfi : müttakîlere vâdolunan cennetin durumu şöyledir: içinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. orada meyvelerin her çeşidi onlarındır. rablerinden de bağışlama vardır. hiç bu, ateşte ebedî kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

    edip yüksel : erdemlilere söz verilen cennetin örneği şudur: içinde arı sudan ırmaklar, tadı bozulmayan sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren sarhoş edici maddelerden oluşan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. onlar için orada her türlü ürün ve rab'lerinden bir bağışlanma vardır. bunların durumu, ateşte sürekli kalan ve bağırsaklarını yırtan kaynar bir sudan içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

    elmalılı hamdi yazır : korunanlara va'dolunan cennetin temsili: onda ırmaklar var bir sudan ki bozulması yok, ırmaklar var bir südden ki tadı değişmez, ırmaklar var bir şarabdan ki içenlere lezzet, ırmaklar var bir baldan ki safi süzme, hem onlara semerelerini (hasılâtın) her türlüsünden var, hem de rablarından bir mağfiret var. hiç bunlar o ateşte muhalled olan ve kaynar bir mayi'den sulanıp da bağırsaklarını parçalamakta bulunan kimselere benzer mi?

    elmalılı (sadeleştirilmiş) : takva sahiplerine vadedilen cennetin durumu şudur: içinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve safi süzme baldan ırmaklar vardır. aynca onlara her türlü meyve ve rablerinden bir bağışlama vardır. bunlar hiç o ateşte ebedi kalacak ve kaynar bir su içirilip de, barsaklarını parçalayacak kimselere benzer mi?

    elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : kötülükten sakınanlara vaad edilen cennetin durumu şöyledir: orada bozulmayan temiz sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. onlar için cennette her çeşit meyve ve rablerinden bir bağışlanma vardır. bunların durumu, ateşte ebedî olarak kalacak olan ve bağırsaklarını parçalayacak kaynar su içirilen kimsenin durumu gibi olur mu?

    fizilal-il kuran : allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennet şöyledir: içinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. onlar için orada her türlü meyve, rablerinden de bağışlanma vardır. bunların durumu, ateşte ebedi kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu hiç?

    gültekin onan : takva sahiplerine vaadedilen cennetin misali (şudur): içinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır ve orda onlar için meyvelerin her türlüsünden ve rablerinden bir mağfiret vardır. hiç (böyle mükafaatlanan bir kişi), ateşin içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını 'parça parça koparan' kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu?

    hasan basri çantay : (şirkden) sakınanlara va'd olunan cennetin sıfatı (şudur:) içinde rengi, kokusu, hiçbir vasfı bozulmayan sudan ırmaklar, tadına halel gelmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şarabdan ırmaklar, süzme baldan ırmaklar vardır, orada meyvelerin her (çeşidi) onlarındır. (üstelik) rablerinden de mağfiret vardır. hiç bu (nlar), o ateşde ebedî kalan ve bağırsaklarını parça parça eden kaynar sudan içirilen kimseler gibi midir?

    ibni kesir : muttakilere vaadolunan cennetin misali: içinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere zevk veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. orada meyvelerin her çeşidi onlarındır. ve rabblarından mağfiret de vardır. hiç bu; ateşte temelli kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimseler gibi midir?

    muhammed esed : allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanlara vaad edilmiş olan cennet örneği -(bir cennet ki) içinde zamanın bozamadığı sudan ırmaklar, tadı hiç değişmeyen sütten ırmaklar, içene lezzet veren şaraptan ırmaklar ve saf süzme baldan ırmaklar var ve içinde (yaptıkları güzel işlerin) bütün meyvelerini ve rablerinin mağfiretini tadabilme (imkanı) var- işte bu (cennet), ateşi mesken edinenlerin ve bağırsaklarını parçalaması için yakıcı ümitsizlik sularını içmeye mahkum edilenlerin (hak ettikleri karşılık) ile bir olur mu?

    ömer nasuhi bilmen : muttakîler için vaadolunan cennetin sıfatı; onun içinde bozulmamış sütten ırmaklar ve tadı değişmemiş sütten ırmaklar ve içenler için leziz şaraptan ırmaklar ve süzülmüş baldan ırmaklar vardır ve onlar için orada her türlü meyvelerden vardır ve rablerinden yarlığanma da vardır. (artık böyle zâtlar) ateşte ebedîyyen kalan ve pek kaynar sudan içirilip de barsakları parçalanan kimseler gibi midir?

    şaban piriş : muttakilere vaat edilen cennetin niteliği (şudur): içinde tadı ve kokusu bozulmayan su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları ve içenlere lezzet veren şarap ırmakları, süzme bal ırmakları... onlara, orada her türlü meyve ve rab’lerinden bağışlanma vardır. o, ebedi ateşte kalacak, kaynar su içirilip, bağırsakları parça parça olacak kimseler gibi olur mu?

    suat yıldırım : allah’a karşı gelmekten sakınanlara vâd edilen cennetin durumu ise şudur: orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içerken lezzet veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. onlara orada her türlü meyve ile bir de rableri tarafından mağfiret vardır. bu nimetlere erişenler hiç, ateşte devamlı kalıp, kaynar sulardan içirilip bununla bağırsakları lime lime olan kimseler gibi olur mu?

    süleyman ateş : (şirkten, günâhlardan) korunanlara söz verilen cennetin durumu şudur: içinde bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere lezzet veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır ve onlar için orada her çeşit meyva, rablerinden de bağışlama vardır. (şimdi bu ni'metler içinde yaşayanlar) ateşte ebedi kalan ve barsaklarını parça parça kesen sıcak suyun içirildiği kimseler gibi olur mu?

    tefhim-ul kuran : takva sahiplerine va'dedilen cennetin misali (şudur): içinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır ve orada onlar için meyvelerin her türlüsünden ve rablerinden bir mağfiret de vardır. hiç (böyle mükâfatlanan bir kişi), ateşin içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını 'parça parça koparan' kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu?

    ümit şimşek : takvâ sahiplerine vaad edilen cennetin hali şöyledir: orada her dem taze sudan ırmaklar vardır. tadı değişmeyen sütten ırmaklar vardır. içenlere lezzet veren bir şaraptan ırmaklar vardır. süzme baldan ırmaklar vardır. orada onlar için her türlü meyveden vardır; rablerinden de bir bağışlanma vardır. bu nimetlere erişenler, ateşte sürekli kalacak olan ve kaynar su içirilip de bağırsakları parçalanan kimse gibi olur mu?

    yaşar nuri öztürk : sakınanlara vaat olunan cennetin durumu şöyledir: orada, bozulmayan sudan ırmaklar; tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet sunan bir şaraptan nehirler, süzme bir baldan oluşan nehirler var. ve orada kendileri için her türlü meyvenin yanında, rablerinden bir de bağışlanma var. bu nimetler içindeki ile, sürekli ateşte olup da içirildiği sıcak su tarafından bağırsakları parçalanan kimse aynı olur mu?

    şimdi bu ayetlerden anlaşılacağı üzere cennet için şarap vaadediliyor. ve güzel bir şey olarak sunuluyor. cenneti güzel gösteren unsurlardan birisi olarak sunuluyor. şimdi bu kadar övgüye mazhar olan bir şey ve sağlığa beyne zararı dokunduğu söylenen birşey neden cennette serbest? burada bir çelişki yok mudur? kimse bana cennetteki şaraplar sarhoş etmez demesin. ıslak norveç meşem elimde...
    (asayisberkendal, 23.07.2009 15:51)
  10. insanoğlunun her boku abarttığı gibi içki olayını da ağzıyla değil götüyle içtiği için yasak olmasını tartışmaya gerek bile görmediğim durumdur.

    başka hangi yaratık amı götü dağıtana kadar içip ondan sonra muhabbetin içine sıçabilir ki aklım almıyor.

    (bkz: küfür mü etmişim hiç hatırlamıyorum)
    (dükkanın önünü kapatan adam, 23.07.2009 16:23)
  11. yaşadığı gibi inanmak isteyenlerin çok didiklediği husus.
    içki içen bireyin bu fiili dinen de meşrulaştırma çabaları, kuran ve hadisleri bu amaçla değerlendirmeye çalışması değişik teoriler üretmesini beraberinde getiriyor.
    içki ve diğer günahlar için akademik anlamda pek çok eser mevcuttur. birey kendini fazla zorlamadan bu eserlerden doğru bilgilere ulaşıp, dinin allah tarafından belirtilmiş kurallarını öğrenerek daha biliçli bir şekilde inancını yaşar.
    haramiyeti kesin olan bir eylemi haram kabul etmemek imanı bitirir, kişiyi islam çerçevesinin dışına koyar. ancak haram olduğu kat'i olan bir eylemin haram olduğunu bilmek imanı bitirmez, kişi islam çerçevesinin içindedir; lakin günahkardır. allah-ü teala mutlak adaletiyle ister affeder, ister cezalandırır.
    (luto, 23.07.2009 16:37)
  12. bu konuda oldukça çarpıcı bir rivayet var.

    islami literatüre göre, muhammed'le daha çocuk yaştayken karşılaşıp, onun peygamber olacağı kehanetinde bulunan hıristiyan rahip bahira bu rivayette adı geçen kişilerden biri. buna göre, keşiş bahira veya diğer bir adıyla sergius ile muhammed'in yolları sadece bir kez kesişmez, aslında oldukça iyi dostturlar. öyle ki bahira, muhammed'e sonraları kuran'ı yazdırmasını (yazmasını değil zira okuma yazma bilmediği iddia ediliyor) sağlayan bilgileri verir. bir gün, olasılıkla hira dağındaki mağarada birlikte içki içerlerken sarhoş olan muhammed, kazara bahira'yı öldürür. (bir görüşe göre cesedi, karısı hatice'nin de yardımıyla saklar) ayıldıktan sonra yaptığından büyük bir pişmanlık duyarak, içki yasağını getirir.

    küfürlü bir mesajdan sonra gelen edit: rivayeti kıçımdan uydurmuş değilim. kaynaklardan biri şuradan şey yapılabilir. (bkz: http://books.google.com.tr/...)
    (fantaghiro, 10.10.2009 16:39 ~ 20:23)
  13. (aglayankekinvekankalarınınkankası, 10.10.2009 19:13)
  14. içkinin söndürdüğü ocaklardan birinci derecede etkilenen insanlarla dolu sözlükler. hem maddi hem de manevi onlarca yıkım, onlarca acı. hala mı tartışıyoruz; haram mı, değil mi?
    (pesimist melankolik, 10.10.2009 19:37 ~ 14.10.2009 13:33)
  15. aslında gerçek sebebi, beyin nöronlarını öldürmesidir.
    (dünyanın en büyük servetine sahip kişi, 10.10.2009 19:40)
  16. +niye içiyorsun lan o içkiyi
    -islamda içkinin haram olması yüzünden
    +nasıl!'^+&
    -öyle iştee, anladın.
    +hee evet anlamadım.
    -iç kendine gelirsin hadi...
    (bilebilebiikikere, 10.10.2009 19:42)
  17. islamiyete göre beden kişiye emanettir. kendisinin bile olmayan bir bedeni zehirleme hakkı da kişiye verilmemiştir.

    sadece içki değil, misalen domuz yemek de haramdır islamiyette. zira domuzun sindirim sistemi çok hızlı çalıştığı için hayvanın yediği besinlerdeki zararlı şeylerin hepsi sindirimden nasibini almaz ve hayvanın bünyesine katılır. onu yediğimizde de dolaylı olarak bizim bünyemize. bu yüzden domuz yemek haram kılınmıştır. içki de aynı mantık çerçevesinde, temel olarak insan sağlığına zarar vermesinden dolayı haram kılınmıştır. yani bazılarının keyfi olarak içtiği içkiyi, allah keyfi sebeplerden dolayı haram kılmamıştır.

    bu yüzden asıl mesele, içkinin neden haram kılnmış olması değil, zira cevabı çok net. asıl mesele bir müslümanın allah'a inanıp o'nun koyduğu yasaklara neden uymadığı oluyor ki çok çetrefilli bir konu.
    (woman of devotion, 10.10.2009 20:03 ~ 20:10)
  18. eğer bu yasağı rasyonalize etmeye çalışanların argümanlarına bakacak olursak, "sigaranın sağlığa yararlı olduğu kuran'da var!" dememek elde değil.
    (recai pengül, 10.10.2009 20:06)
  19. islam'da içkinin yasak olmasını bilimsel şekilde açıkladık. çok güzel, aferim bize. zaten kuran-ı kerim'de de geçiyor, orası da kesin.

    tamam da inanan kişi, allah'ın koyduğu yasaklara neden uymuyor?

    allah yaratırken bir de takip edecekmiş aslında bunları, günah işleyenleri cezalandırmaları için. öyle ya, bekçilik yapmak da neredeyse dini bir görev. yok hayır gerçekten, ben de içkinin haram olmaması gerektiğini iddia edebilirim de, ne inananları kırmak ne de boyumu aşan sözler söyleme merakı içindeyim. günahı da haramı da içene deyip geçerim kenara.
    (kodu mu oturtur, 10.10.2009 20:14 ~ 20:17)
  20. inanmayan biri için neden problem teşkil ettiğini anlayamadığım, dini yasak. inanmıyorsan sana ne? kalp damarlarını mı açacaksın? biraylamı? ya da şarabı şifa niyetine mi içeceksin? iç arkadaşım. neden rahatsız oluyorsun? içmiyoruz birader.

    göktanrıcıyım. içmiyorum. hristiyan olsam yine içmezdim. içmiyorum arkadaş. batan bi durum mu var? kafayı bulup salya sümük ağlayıp, yaptığım tüm gizli saklı işleri anlatmak istemiyorum. elaleme dalga malzemesi olmak istemiyorum. her içki masasında ayık kalan tek adam benim. ve milletin ne duruma geldiğini gören de benim.
    (ursus, 10.10.2009 20:15)
  21. islamın ağzının tadını bilmemesindendir. yoksa bira lan bu. nasıl içilmez.

    anlatım bozukluğu uyarısı için in trance we trust'a teşekkürler.
    (gnaahh, 31.10.2009 21:01 ~ 01.11.2009 20:43)
  22. okuduğunu anlamaktan aciz insanların üstüne yorum yapmaması gereken konu.
    (banafelsefeyapma, 31.10.2009 21:03)
  23. müslümanlar için en çok üzüldüğüm konudur. diğeri için ise:
    (bkz: domuz eti)
    (aha vallaha troll, 31.10.2009 23:47)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil