|
|
- islam ve kadın hakları ile müslüman toplumlarda kadının yeri gibi alt başlıkları olan bir tartışma konusu. budizm ve kadın değil çünkü müslüman bir toplumda yaşıyoruz. budizm ilgimizi çekmiyor.
islam dininin sosyal hayatı düzenleyen hükümleri arasında kadınları konu edinenlerin en tartışmalı hükümlerden olduğunu düşünüyorum. islam'ın evrensel din olma iddiası ve kuran'ın tebliğ edildiği toplum ile günümüz toplumu arasındaki farklılıklar bir çatışma doğurmakta. bu çatışmaları önleme çalışmalarını dinin, çağdaş gereksinimlere uyumlu şekilde yorumlanmasına sebebiyet vereceği için önemli bulmaktayım.
kuran'ı yorumlamak daha önce başka yerlerde dile getirdiğim üzere manipülasyona açık bir alan (bkz: @1776300). değişik sonuçlara ulaşmak için birbirlerinden bağımsız ayarlanabilecek inanılmaz sayıda serbest parametre* var:
* arapça kelimelerin ufak anlam farklılıkları
* tarih içinde değişen anlamlar
* ayetlerin indiği kronoloji
* ayetlerin indiği zamanlardaki toplumsal şartlar ve inişlerine sebebiyet veren olaylar
* yorumları destekleyici hadisler
* hadisleri aktaran insanların güvenilirlikleri
bu parametrelerden bazıları. ortalama insanın bu konuların hiçbirinde bilgisinin olmadığını düşünürseniz kişisel çıkarlarına veya kendi bağnaz hayat görüşüne kuran'dan destek sağlamak isteyen bir insanın oradan buradan edinilmiş yarım yamalak bilgiye dayanan laf salatası ve yukarıda saydığım parametrelerin uygun bir kombinasyonu ile bu amacına ulaşabileceğini kabul etmeliyiz.
böylesi bir manipulasyonu engellemenin yolu, uzman olmasak bile kafası çalışan bir insan olarak yorumlardaki çelişkileri yakalamaya çalışmak, bunları sorgulamak olmalı. ne yazık ki bu çaba da çoğu zaman "kişinin bilgisinin olmadığı konuda ahkam kesme çabası" olarak etiketlenip hakir görülüyor.
sadakatsiz kadınları ele alalım örneğin. nisa suresinde anlatıldığı üzere böylesi bir kadını önce laf, sonra cinsel mahrumiyet ve en son hafif şiddette dayak ile doğru yola getirme seçeneklerimiz var. elbetteki bu konuda "dayak atın" gibi kesin bir hüküm bulunmadığını, bunların o devir için kadını koruyucu / kollayıcı üst sınırlar olduğunu iddia edebiliriz. ama bu iddiaların hiçbirisi karısını dövmek isteyen insanın dinden kendisine dayanak sağlayabileceği gerçeğini değiştirmez. meğer ki dinde yer alan ve günümüzde medenî kanunun alanına karışan bu hükümlerin o devrin şartları altında değerlendirilmesi gerektiğini, değişen şartlar altında artık bu yolları izlemenin gerekmediğini söylemeyelim.
peki böylesi bir mantık yürütme bizi nereye götürür? görünüşte güzel yerlere. çünkü benzeri bir mantığı örneğin iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk olduğunu belirten hükümler için de yürütebiliriz. ancak tehlikeli bir çizgide yürüdüğümüzü belirtmek gerek. kuran'da yer alan hükümlerin böylesi açık fikirlilikle ve değişen şartlara göre yorumlanması da ayrıca yorum gerektiren bir düşünce. hem kişisel çıkarlarına dayanak sağlamak isteyenlere yönelttiğimiz manipülasyon eleştirisi bu çabalar için de geçerli.
peki bana batan ne? benim var olduğuna inandığım çelişki, gereken yerlerde bu tür yorumlara açık kapı bırakıp da, evrim, tesettür veya faiz gibi artık kemikleşmiş belli başlı konularda bağnazca davranan insanların içine düştüğü durumdadır. kendi hayat görüşlerine kuran'dan dayanak bulma çabası içerisinde işe başlayıp, sonunda yukarıda bahsettiğim parametre optimizasyonları ile bazı dayanaklar bulanlar açıkça çelişik davranmaktadırlar.
işte böylesi ilginç bulduğum bir konudur bu. farklı alanlarda tartışmalara da kapı aralar.
- tez konusu da olmuş:
http://www.milliyet.com.tr/...
- allah resulu buyuruyor:
"kadın kocasının izni olmadan (farz oruç dışında) oruç tutar da orucu sebebiyle kocasının arzularını karşılamaktan kaçınırsa allah ona üç haram işin günahını yükler."
"kişi cinsel ilişkide karısını çağırdığı zaman karısı ocak başında yemek pişiriyorsa da kocasının davet cevap versin."
"kişi karısını yatağa çağırdığı zaman (bir özrü olmadan) kadın gelmekten kaçınır, kocası da bu sebeple ona kırgın olarak gecelerse, melekler sabaha kadar o kadına lanet ederler."
"size cennetlik kadınları tanıtayım mı? onlar bir hata ettikleri veya kocaları tarafından bir haksızlığz uğratıldıkları zaman kocalarına karşı: "seni hoşnud etmedikçe uyumayacağım diyebilen kocalarına düşkün kadınlardır."
http://www.esselam.net/...
- "en iyi barınacağınız, oturacağınız yer, her şeyden evvel kendi evinizdir. aile çerçevesi dışında kalan meselelerden sizi sorumlu tutan yok. bu sebeple huzur içinde, rahat rahat, size yakışan bir vakarla evinizde oturunuz. evinizin işlerini görünüz ve evinizle ilgileniniz. "
mehmet talu'nun bugünkü yazısı, tümü için:
http://www.milligazete.com.tr/...
edit:ben demiyorum, mehmet talu diyor, eksiler onadır diye algılıyorum.
- ilk olarak islamdan önce kadınlara hangi haklar verilmiş bunu inceleyip cevaplayabileceğimiz konu.
islamdan önce gelen ilahi ve ilahi olmayan dinlere şöyle bir göz atalım.
hinduizmin kadınlara verdiği haklar:
bildiğiniz üzere hinduizmde çeşitli kitaplar mevcuttur.bunlardan manu isimli kitapta kadınlara köpek pişiriciler olarak isim verilmektedir.bu kitaba göre kadınların mülk edinme hakkı yoktur,çalıştıklarını ise kocasına ya da ailesinden bir erkek ferte vermek mecburiyetindedir.yine bu dine göre kadınlar ilahi kitapları okuma hakkı yoktur.hatırladığım kadarıyla kocası ölen bir kadın dini bir ritüelle yakılır ve kocasının yanına gittiği farzedilir.
musevilikte durum şu şekildedir:
tahrif edilmiş tevrata göre kadın erkeğe başlık parası verilerek satılan bir maldır.hukuken de kadının rızası aranmaz.boşanma hakkı da sadece erkeğe aittir.
hristiyanlıkta kadın ise diğerlerine nazaran daha iyi haklara sahiptir.çok değil geçtiğimiz asra kadar kadınlar erkeklerin mallarıydı ve satılıyorlardı.henry cook isminde bir şahsın karısı surreyi ingiltere’de 1 schillinge john earl isminde bir şahsa satışı belgelerle sabitlenmiş olup bozulmuş olan hristiyanlıkta ki kadın erkek eşitliğini gün yüzüne çıkartmıştır. diyelim ki bunu hristiyanlğı unutmuş olan insanlar uyguladı. o zaman incile başvuruyoruz ve öğreniyoruz ki “hz. havva insanların cennetten kovulmasının suçlusudur. insanlara miras olarak kalan günah kadından çıkmıştır." ilave olarak bundan üç dört asır öncesi avrupada “acaba kadının ruhu varmı idi kadının, “insan ve hayvanın arasında bir varlık”, “her kadının hz. isa’nın annesi hz. meryem’in dışında bozulmuş bir ruhunun mevcut olduğunu ve cehenneme atılıp ebediyen azap çekmesi gerekir gibi çeşitli hak ve hürriyetlere kavuşmuş olduklarını görmenin vermiş olduğu mutlulukla islamda kadın konusuna geçelim diyecektim ki aklıma islam öncesi arap putperestlerinin yaptıkları geldi onu da anlatıp girimi noktalayacağım muhterem cemaat.
bilindiği üzere putperest araplarda kız çocukları doğar doğmaz diri diri gömülüyorlardı,bununla beraber yaşayanlar ise sadece nesli çoğaltmak ve şehevi arzuları karşılamanın haricinde başka bir hakka sahip değildi.peki islam bu hususta ne diyor: ve 'diri diri toprağa gömülen kızcağıza' sorulduğu zaman: "hangi suçtan dolayı öldürüldü?" (tekvir suresi, 8-9), bir başka ayette "onlardan birine kız (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle-taşarak yüzü simsiyah kesilir. kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir; onu aşağılanarak tutacak mı, yoksa toprağa gömecek mi? bak, verdikleri hüküm ne kötüdür?" (nahl suresi, 58-59)ayetler gayet açık yorum yapmama gerek yok herhalde. islamda kadın erkek ayrımı yoktur.k.kerimde geçen hitapların çoğu ey iman edenler ey insanlar vb şeklinde olup her iki cinsi de kapsar niteliktedir.vereceğim ayetlere bakarsak gerçek şu ki, sadaka veren erkekler ile sadaka veren kadınlar ve allah'a güzel bir borç verenler; onlar için kat kat artırılır ve 'kerim (üstün ve onurlu)' olan ecir de onlarındır." (hadid suresi, 18),mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. iyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve allah'a ve resulü'ne itaat ederler. işte allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. şüphesiz, allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (tevbe suresi, 71),allah'ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi (malı) temenni etmeyin. erkeklere kazandıklarından pay (olduğu gibi), kadınlara da kazandıklarından pay vardır. allah'tan onun fazlını (ihsanını) isteyin. gerçekten, allah herşeyi bilendir. (nisa suresi, 32) farkettiğiniz gibi erkek ve kadın ardarda zikredilmiş olup her ikisinin de aynı ecirle mükafatlandırılacağı bildirilmiş.
ayrıca islam fıkhını incelediğimizde kadının mülkiyet hakkının bulunduğunun,çalışma iznini bulunduğunun ve kazandığı parayı sadece kendisi için kullanabiliceğinin(islamda evi geçindirmek erkeğin vazifesidir ve erkek kadının kazandığı bir kuruşu bile alma hakkına sahip değildir kadın kendi rızasıyla verirse ben karışmam),boşanma hakkına sahip olduğunun,ticaret yapma hakkına sahip olduğunun(1942 yılında modernize edilmiş fransız kanununda kadınlara bu hak tanınmamıştır.)vb hakkı olmadığını zannettiğiniz bir çok hakka sahip olduğunu biliyor muydunuz ? eğer biryerlerde yanlış varsa bu islam mı yoksa islamdan uzak yaşayan onu bilmeyen bizler miyiz? hiç düşündük mü acaba ?
ayrıca : (bkz: @2111530)
edit : imla
- kur'an, "kadınlar" anlamına gelen nisa suresi'nin ilk ayetinde, kadın konusuna nereden bakmamız gerektiğinin koordinatlarını verir. buna göre "kadın/ın problemi", "insan/ın probleminden" ayrı değerlendirilemez. onun için, kur'an, sözkonusu ayette kadınlığın ve erkekliğin köken birliğini dile getirerek "insanlık" ortak paydasına dikkat çeker. bununla, kadını insandan, dolayısıyla erkekten bağımsız düşünmememizi ihsas eder. buna göre, "kadın probleminden" sözedilen her yerde, aynı zamanda "erkek probleminden" de sözedilmiş olmaktadır.
kur'an'daki "…erkek olsun, kadın olsun; siz hepiniz birbirinizdensiniz" (3:195) literal anlamının, aslında "erkek olsun, kadın olsun; siz, hepiniz birbirinize eşitsiniz" demeye geldiği, tereddüde mahal bırakmayacak kadar
açık. buradaki "eşitlik", elbette "fonksiyon" eşitliği değil "insanlık" ve "erdem" eşitliğidir. yani, bu eşitliği "aynılık", "tıpkılık" anlamına almak, başta kadının kendisine zulümdür. fonksiyonları gereği erkeklerin
kadınları kollamasını öngören nisa 34. ayetinde, buna gerekçe olarak "kimini kiminden üstün kılması" gösterilmektedir ki, bu "kadının erkekte bulunmayan kimi özelliklere sahip olması ve erkeğin de kadında bulunmayan kimi özelliklere sahip olması" anlamını taşır.
fonksiyondan kaynaklanan bu farklılığı, kur'an'ın çiftleri oluşturan her iki cins için de kullandığı "zevc" (eş) sözcüğü çok güzel ifade eder. bu sözcüğün etimolojisini verirken, kadim dilbilimciler "zevcu'n-na'leyn" (ayakkabının eşi) terkibini kullanırlar. burada her iki cinsin birbirine göre konumunu bir çift ayakkabının konumundan daha güzel hiçbir şey ifade
edemez. sol ayakkabıyla sağ ayakkabı birbirine eşittir; fakat sağı sola, solu sağa giyemezsiniz. bu hem ayağa, hem de ayakkabıya 'zulüm' olur.
mustafa islamoğlu
- meşhur fransız edîbi pierro loti de şöyle der:
“dünyânın hiçbir evinde, bir erkek hanımına bu derece saygılı ve hayran olamaz! bu
gerçeğin sırrı, türk evinin, kadını tarafından hazırlanışındadır. evin sâhibesi olan kadının giyişini,
başındaki örtüden ayaklarında bulunan nefis işlemeli kumaşlı terliklere kadar âhenk içindedir.
kadın evine o kadar düşkün, temizliğine o kadar meraklı, kocasının ev hasretini giderecek
öylesine bir zekâ ve eğitime sahiptir ki, evin erkeği akşam üzeri büyük bir hasretle kapıdan girer.
kadının temizliği maddî plânda bir çiçek kadar saftır. bu madde temizliği kadının rûh temizliğinden
gelir. o kadın içki, kumar ve dış dünyâyı bilmez.
dış dünyayı bilmeyen osmanlı kadını, tecessüs illetinden de kurtulmuş olur. evinde mesûd
bir hayat yaşar. kavga gürültü nedir bilmez. gönlünü allaha, kocasına, çocuklarına bağlar. zihnini
fuzûlî şeylerden koruduğu için rahat ve huzurludur. dolayısıyla ahlâklıdır. böyle olunca yuvasının
hürmete şâyân, şerefli bir unsuru olur. ”
- (bkz: kadınlara kötü muamele yapan ülkeler listesi)
işte böyle bir şeydir. lütfen osmanlı kadını diyerek islam kadın ilişkisi kurmayın be gözüm, yapmayın canım.*
- islam'da bence cinsiyet üzerinden iş yapılır. ibadetlerin şeklini geçtim zorunlulukları dahi cinsiyete göre değişmektedir. sorun bence ahirette erkeklerin kadınlara göre daha fazla kayırılması değildir, dolayısıyla üstünlük veya takva gibi kavramlar değil de bu hayattaki farklılıklar daha ilgi çekici geliyor bana. gerçekten de öbür dünyadaki kadın hakları değil de bu dünyadaki kadın hakları daha çok ilgi çekici değil mi?
çok istiyorsanız, "gerçek islam'da kadın sorunu yoktur. ayrımcılık hiç yoktur." diye başlayabilirim tartışmaya. beni ilgilendiren gerçek islam değil, bu dünya üstünde müslüman olduğunu iddia edenlerin yaşadığı ve yaşattığı islam çünkü. gerçek islam ve kadın başlığı da gerçek islam'da kadının yerinin erkekten aslında ayrı olmadığını iddia etmek için uygun bir yer sanırsam.
ya da gerçek islam yerine kısaca islam diyelim ama bu dünya üstünde kendine müslüman diyenlerin yaşadığı ve yaşattığı islam'a da ayrı bir kelime uyduralım ki farklı şeyleri tartışmak isteyen insanlar birbirirlerini incitmeden tartışsınlar.
- islamda kadın-erkek eşitliği vardır, fakat bazı konularda bu kadın-erkek ilişkileri eşitlik değil denklik üzerine kurulmuştur.
http://www.kidap.com.tr/...
modern dünyanın iş ilişkilerini incelediğinizde de aynı ilişkiyi görürsünüz, inşaatlarda, ağır beden gücü gerektiren alanlarda kadın-erkek eşitliği aranmaz, erkeklere tam öncelik verilir... kadınların bu alanlarda istihdam edilmesi durumunda ise bir eşitlikten ziyade adaletsizlikten söz edilebilir.
kısaca adalet.
|