islam gelişmeye manidir   

adana çık aradan

  1. osmanlı'nın çöküş döneminde onun çağından neden geride kaldığı sorusuna verilen cevaplardan biridir.bu anlayışa göre islam, osmanlı'nın ilerlemesine engel olmuştur.doğrudur,dini algıların bir etkisi olsa da aslında bilinmesi gereken engelin islam değil islamı yanlış ve kafalarına göre yorumlayanlar olduğudur.ve bundan çok daha göze batan sebeplerin varlığı da su götürmez.işte kazım karabekir paşa,karşısında bu fikri savunanlara şöyle demiştir:

    "bu yabancı fikri şiddetle reddederim.geri kalmaklığımıza amil olan şey,bir değildir.fütuhatçılık,temsil kudreti gösterememek,avrupanın ilim ve irfan cephesiyle temazsızlık,idarede istibdat gibi mühim sebepler vardır.aynı yanlışlıkları yapan hristiyan devletlerin de yıkılıp gittiğini bilmez değilsiniz.bir zelzelenin hakiki sebebini araştırmayıp onu gülünç bir sebebe bağlamak kadar,bu islamlık terakkiye manidir fikrini,garip bulurum."

    kaynak:13-16 kasım 1970 yeni istanbul gazetesi.kazım karabekir hatıraları
    (dünya koca bir yalandı gördüm, 10.08.2008 14:01)
  2. islamdan ve öngördüğü yaşantı biçiminden bihaber kişilerin söyleyebileceği cümle. islam kendi özünde gerici değildir ancak onu bugüne kadar gerici olarak yansıtan ağ kafalılar yüzünden öyle algılanmaktadır. günümüzde yaşatılan "islam" kuran-ı kerim'in öngördüğü islam anlayışından oldukça uzaktır.
    (sphinks, 10.08.2008 14:16 ~ 15:50)
  3. (bkz: din gelişmeye engeldir)
    (ahmak ı hayal, 10.08.2008 14:20)
  4. devlet dini olarak islam, kişilerin, mülk edinmesini, artı değer elde etmesini engelleyen bir yapıda olmasından; kısmen doğru bir önermedir...
    (orochimaru, 10.08.2008 14:27 ~ 14:29)
  5. islam her zaman ilerlemeyi,insanlara hizmet etmeyi,iyilik yapmayı,çalışkanlığı emreder..yobazlığı reddeder..o yüzden bu cümle duyduğum en saçma sapan cümledir..4 tane kadınla evlenmekle ilgili olan ayeti herkes bilir..ama nedense okuyan bi allahın kulu onunla ilgili diğer ayetleri okumaz..her eşine aynı sevgiyi aynı ilgiyi aynı bakımı eşit ve adil bir şekilde gösterebilirsen serbest kılmıştır..ve devamındada bunu yapamayacağını,çünkü hiç bir insanın bu kadar kudretli olamayacağını sadece ve sadece allahın sahip olduğunu kuranda bulabilirsiniz..böyle bi şeyin yazma sebebinin 4 eş almaya iznin olduğunu söylemek için diildir.allahın büyüklüğünü adaletini kudretini anlatmak için yazılmıştır..şahsen ben aynı muameleyi 4 kişiye yapabilecek olsaydım 4 tane eş alırdım...ama yapamam.bu kapasiteye sahip değilim..kimse değil..

    velhasılkelam; namaz kılmaya oruç tutmaya üşenmiş,içki yasağını içemiyeceği için reddetmiş,bu yüzden ateist olmaya karar vermiş ve nedeni sorulduğunda yunan mitolojisinden bahseden 3-5 tane çapulcu,1400 yıllık bi dine bir kültüre inanan bikaç milyar insandan kendini daha zeki hissetmesin...onlara ben dahil çoğu müslüman gülüp geçiyoruz..bazılarıda saygı gösteriyolar.işte asıl müslüman onlar...(çelişkiye gel.beyin çalıştırın bakalım biraz.).islam dini yukarıda dediğim gibi gelişmek için çok iyi bir araçtır..kullanmasını bilirsen.neyin kime yarayacağı adil bi şekilde bildirilmektedir..ne şu anki gibi adaletsiz,ne parça parça olacaktır..herkes gelişecektir,herkes bu gelişimden ilerlemeden faydalanacaktır...
    (xprozacx, 10.08.2008 14:35)
  6. dünyanın en gelişmiş ülkelerinin hıristiyan olduğu ve islam'ın da hıristiyanlığın teolojik olarak aynı tek tanrıcılığın devamı olduğu düşünüldüğünde saçma bir yargı. günümüzde algılanan ve yaşanan ortaçağ islam'ı gelişmeye engeldir, denilirse bu konu üzerinde yorum yapılabilir.
    (otantik, 10.08.2008 14:47)
  7. terbiyesizliğin daniskası..

    kişilerin böyle düşünmeye hakları yoktur ve eğer düşünürlerse terbiyesizlik yapmış olurlar demek istemiyorum.. ama fikirlerini kanıtlamak için geliştirdikleri argümanların hem o çok yücelttikleri mantık çerçevesi içine girmesi hem de dedikodu, hakaret ve yalandan uzak olması gerekir.. aksi takdirde tıpkı kendileri gibi fikirleri de terbiyesizlikle itham edilebilir..

    misal, arabistan coğrafyasında ve ikliminde insanların nasıl bir biyolojik gelişimden geçtiğini ve aynı zamanda 6. yüzyıldaki sosyolojik durumu dikkate almadan islam peygamberini çarpık ilişkilere meyilli olarak yaftalarsanız; evvela izan, insaf, mantık ve de en mühimi terbiye yoksunu olduğunuzu kabul edeceksiniz, sonra da bu argümanınızın "gelişme" denilen şeye nasıl bir mani teşkil ettiğini kanıtlayacaksınız..

    aksi takdirde saygısız ve terbiyesiz olduğunuz kadar; mantıksız, cahil ve de postmodern yobaz olduğunuz konusunda şüpheye mahal kalmaz..
    (acibadem, 10.08.2008 14:53)
  8. teoride yanlış bi iddia bile olsa pratikde "genel" bir doğrudur..nitekim "allah allah" diyerek sadece inanışlarından haz etmedikleri için insan yakanları gördük,

    4 hatunla evlenebilirsin ayetini okuyup ve aynen sizin de savunduğunuz gibisinden devamını okumayarak 4 hatunla evlenen,onlardan birsürü çocuk yapan ve o çocuklara sokaklarda mendil sattıran

    zatlar gördük,zira islamın birsürü güzel yanı olabilir kötü yanları olduğu gibi,ama uygulayamadıktan sonra,filtre edemedikten sonra isteyen istediği kadar savunsun bu başlığın yanlışlığını ama bu

    başlığı yine doğru kılan insanlardır maalesef..dine inanmayan bir insan olarak,kurandaki çoğu ayetin güzele yönelttiğini düşünüyorum(kuranı okudum) ama ne yazıkki "aklı" yüzünden dünyanın

    kendi için yaratıldığını düşünen insan yine aynı "aklını" kullanmayarak binlerce cahil,binlerce cani eylemde bulunmuştur,sadece islam amaçlı(ki aslında araçlı)..

    uzatmadan,4 hatunla evlenebilme izni erkeğe gelirken kadına ne gelmiştir,huriler erkek içinken kadına ne vardır cennette,kendi yarattığı varlıklara bu eşitsizliği yüce allah neden yapsın?

    o en adaletlimiz değilmiydi?
    (shilo micron, 10.08.2008 15:03)
  9. çok sığ ve dar bakış açılı bir önermedir, gelişmeye islam değil onun nasıl yorumlanıp uygulandıgı mani olabilir. çok klişe olmakla birlikte gayet yararlı bir bıçak örneği vardır elimizde, hem günlük bir çok ihtiyacımızı karşılayabilen aynı zamanda da insanların birbirlerine insanlık dışı işler yapmasına olanak saglıyan. eger islam gelişmeye mani olsaydı tarihin hiçbir dönemindeki bir islam devletinin en büyük güç (güçten ne anladıgınıza baglı olarak değişebilir) olamaması lazımdı ama tarih bilgilerimiz bunu da yalanlamakta.
    (bkz: osmanlı imparatorluğu)
    sonuçta fikirler onları uygulayan insanların nasıl uyguladıgına göre tanınırlar, ortadogudaki ya da dünyanın bir çok bölgesindeki geride kalmış, islamın bir şekilde yaşandıgının iddia edildiği ülkelere bakarak özde islam ilerlemeye manidir demek, bir ruh hastasının bıçagı cinayet için kullandıgına şahit oldugumuzda bıçakların yokedilmesini istemek kadar geri kafalılıktır. asıl ilerlemeye mani olan cehalettir. bu cehalet kavramı televizyon izleyip izleyip, sözlüge kusmayıda kapsar.
    ayrıca bu giriden islamı savundugum anlaşılmasın ama yanlış yere eleştrilmesine de karşıyım.
    ayrıca bunu diyenler şunu da yaptı,
    (bkz: youtube a erişim yasağı)
    (a horse a horse my kingdom for a horse, 10.08.2008 15:17)
  10. sıçılmış ama bir türlü sıvanmamış boktur..

    islam gelişmeye manidir.. neden, niçin ve nasıl?
    mesela, uygun şartlar altındaki çok eşlilik izni "gelişme" mefhumuna nasıl bir engel teşkil etmektedir?

    cevap bekliyorum.. çünkü leş gibi koktu buralar..
    (acibadem, 10.08.2008 15:30)
  11. kitabında bununla ilgili herhangi bi açıklama olmamasına rağmen bir süre sonra inananların düşünce tarzını sabitleyerek doğrulaşan düşüncedir..
    (tyler durden, 10.08.2008 15:43)
  12. evet tabi ya islam gelişmeye manidir. misal seyyid hüseyin nasr'ın islam ve bilim kitabını fırlatsak bu cümleyi kuranın kafasına tüm gelişmesi durabilir (varsa tabi) , ağır bi kitaptır zira.
    http://www.flickr.com/...

    hem ortaçağ'ı da hristiyanlar yerine müslümanlar yaşayıp da ortaçağ'ı da onlar mı kapattı ki ? ne münasebet efendim. son cadı kaçta yakılmıştı yaf 1950 mi? hani anneyle kızı çoraplarını çıkartıp fırtınaya sebep olmuştu hı?

    (bkz: karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı)
    (bkz: islam bilim teknoloji tarihi müzesi)
    http://www.haber34.com/...
    (ctrl z, 10.08.2008 15:43)
  13. tanrının ve evrenin mahiyetini,inayetini anlama ve algılamada aslında herşey sınırlayıcıdır.dinler,peyamberler..vs zamandan mekandan kopamayan,çağın ve kültürün etkilerinden soyutlanamayan her ide gerçeği örtmektedir ve kendice başka bir gerçek ve algılama biçimi ortaya koyar.yani hem sınırlayıp anlam daralmasına neden olur,hemde yeni bir anlam kazandırır.burda akla gelecek soru gerçek nedir?tabi ki düşünsel anlamdaki gelişmeden,özgür düşünceden bahsediyorum,agnostik kalıplardaki gelişmelerin kaynağı da odur.mıy mıy edip örnek yığmaya gerek yok.düşünceye açık olma,kurani bir tabirdir,yasin süresinde geçer,"zikre tabi olanları uyar"özgür düşünebilen,üretebilen,fikir sahibi olabilen insanlar..

    bu konjektürde islam dini,hz muhammedin vefatına kadar,gelişmeye en açık din olmuştur.bir çok örnek verilebilir.ama düşünmek için şu yeterli.islamın ana kaynağı olarak bildiğimiz kuranı kerim,peygamber zamanında kitap haline gelmemiştir,bu bir tesadüf olabilir mi sizce?pek hala diyebilirdi,toplayın bunları ve gelecek nesillere aktarın,bu kitaba uysunlar,ne kuranı yazılı bir metin haline getirip iki kapak arasına sıkıştırmıştır,ne hadislerini yazdırmıştır.islam tarihini az çok bilenler bu tarihsel gelişimi de bilirler.

    sorun biraz sistemler üstü,hz muhammed genel bir mantalite,anlayış kazandırmak istemiştir,hz ömer gibi bu anlayışı yakalamış insanlar mevcuttur ama ne yazikki o toplumda siyasi anlamda başka şahsiyetler çıkmamıştır,ilerleyen süreçte de siyasetçilerin şekillendirdiği islam diye tabir edilenzihniyet,gelişimi engellemiştir.bu tarihi bir gerçektir.islam dünyasının nerde olduğuna bakmak yeterli.

    sonuç olarak bütün dinler temelde bir dogmatiklik barındırır,hatta din olmasına da gerek yok,bütün düşünce sistemleri kendince kalıplarla gerçeği sadece ve sadece kendince algılar.bu da bir dogmadır sonuçta.ve dinler tarihi incelemesi yapıldıgında öz itibariyle bu düşünsel gelişimi sağlayan ve en uç noktalara çıkaran din islamdır.tabi gelişimi tanımlarken ki asrımızın paradigmlarını kaldırmak gerek.bunun içinde biraz düşünmek gerek.
    (mecaaz, 10.08.2008 15:44 ~ 15:51)
  14. dünyanın gelişmiş ülkelerine baktığımıza abd, almanya, ingiltere, fransa vs. hepsi hıristiyan toplumlardır. müslüman ülkelere baktığımız zaman hepimizinde gördüğü gibi çok büyük bir geri kalmışlık vardır. örneğin arabistan bugün ayaktaysa yatsın kalksın altından çıkan petrole dua etsin yoksa açlıktan ölmüştü hepsi. bu gün müslüman olupta gelişmiş bir ülke sanırım yok. bence bunun en büyük nedeni bu ülkelerin sanata ve bilime önem vermeyişi hatta onları şeytanla özeştirmeleri.

    müslümanlığa baktığımızda ise din bize bilime önem vermemizi düşünmemizi ve gelişmemizi emrediyor. yada bana böyle öğrettiler. belkide ben yanlış biliyorum neyse şimdi bir dine bakıyorum bide bu dine inanan toplumlara bu nasıl tezattır böyle din ileri gidin dedikce hayla geri gitmeye çalışanlar var ve bu insanlar müslüman olduklarını idda ediyorlar bu nasıl müslümanlık. üstelik bu insanların sayısı o kadar çokki belki müslüman nüfüsünun 3 te 2 sini bunlar oluşturuyordur.

    işin aslı gelişmeye engel olan islam değil onu kendi çıkarlarına göre yorumlayıp din tüccarlığı yapan yobazlardır. bu insanlardan korkulur bunlar ben müslümanım der teröristlik yapıp adamda öldürür ben müslümanım deyip kadınlara tacizdede bulunur ben müslümanım deyip ülkesini çıkarları uğruna satar müslümanım deyip gelişmenin günah olduğunuda söylerler.

    atatürk kurtuluş savaşı sırasında bunlar için çok güzel bir söz söylemiştir:
    "eğer gelecekte bu ülke gerçek dindarlarla din tüccarlarını biririnden ayıramazsa bu günleri tekrar yaşamak zorunda kalır"
    (gvz, 10.08.2008 15:46 ~ 15:55)
  15. islamdan ziyade dini öğelere gereğinden fazla ağırlık veren medeniyetlerin zaman içindeki gidişhatlarından daha sağlıklı bir sonuca varılabilecek yargı.

    öte yandan poligamiye ayrı bir parantez açmak gerekirse dünya çapında hala bir tartışma konusudur. belki de resmi olarak poligamiyi benimsemiş ülkelerin dünyadaki bilimsel, ekonomik ve siyasal güçlerini değerlendirmek, poligaminin "gelişme" mefhumuna etkisi konusunda bir fikir verebilir.

    işte o ülkeler: (bkz: http://upload.wikimedia.org/...)

    kabul etmek gerekir ki çoğu afrika ülkesi de atletizmde çok gelişmiştir.
    (togisama, 10.08.2008 15:49 ~ 15:55)
  16. islama özgü olmayan, ilahi dinlerin hepsinde bir dönem görülen bir durumdur. örnek olarak ortaçağ avrupasında hristiyanlığın etkisi incelenebilir. büyük ihtimalle islam da bundan kurtulacaktır. geçici bir dönem olması da sorunun sadece dinlerde değil, onları yorumlayanlarda da olduğunu göstermektedir.
    (bulletproof, 10.08.2008 15:51)
  17. saçma sapan bir iddiadır.zira islam dini insanları bilimle uğraşmaya,gelişmeleri yakından takip etmeye teşvik eder ;

    “hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (zümer sûresi,9)
    “eğer bilmiyorsanız, zikir (ilim) ehline sorun” (nahl sûresi , 43)
    “beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.”
    “her şeyin bir yolu var. cennetin yolu ilimdir.”
    “ilim çin’de bile olsa, gidiniz, alınız, tahsil ediniz.”(beyhaki, şuabu’l-iman, beyrut, ıı. 254 )
    “hikmet müminin yitik malıdır. nerede bulsa alır.” (tirmizi, ilim 19)
    “kadın ve erkek her müslüman’a ilim öğrenmek farzdır.” (ibn mace, mukaddime, 17)
    (vamişkunan, 10.08.2008 16:10)
  18. (bkz: lekum dinikum veliye din)
    (fitne fesat, 10.08.2008 21:52 ~ 21:53)
  19. islam'a gelmeden önce, gelişmeye asıl mani olan şeylerin genelleme takıntısı ve ön yargılar oldugunu hatırlatan önermedir.

    bir inanışı -ister a olsun adı ister b- asıl "engelli" kılan kendi düşüncelerini başkalarının inançlarına saygı duymaktan vazgeçerek, ya da onları görmezden gelerek savunmaktır.
    (blg, 10.08.2008 22:03)
  20. özüyle mani değildir ama , içtihat kapısının kapatılmasıyla mâni hale gelmiştir...
    (ninatta, 14.08.2008 15:12)
  21. devletleşme sürecinin ne kadar seküler olduğuna bağlı olarak değişken bir önermedir.
    (neathien, 14.08.2008 15:14)
  22. islam imiş devlete pabend-i terakki
    evvel yok idi iş bu adet yeni çıktı

    beytiyle ziya paşa’nın cevap verdiği önermedir..yeni değildir bu söz..belki yüz yıldır ülkemin entel jargon geliştiren yalancı münevverleri icad etmişlerdir..

    islam gelişmeye manidir diyen kişinin beynini bir umumi tuvalete bıraktığını(anladın sen) düşünmemek elde değil..zerre kadar beyni olan tarihe bakar ve anlamaya çalışır..

    kız çocuklarını toprağa gömen, çalan çırpan ve rezilce yaşayan bir coğrafyada bir yetim çocuğun diliyle dünyaya geldi islam..çığ gibi büyüdü..çocuğuna merhamet etmeyi bilmeyen bir halka medeniyet zerk etti..

    o islam devletinin ulaştığı yerlere bakınız..gözünüze bir örümcek ağ yapmadıysa farkedersiniz ki avrupa “rönesans” denen şeyi islamın gösterdiği ufuk çizgisinde yapmıştır..

    endülüs..yakılan ve harab edilen kütüphanelerinden arta kalanlarla avrupa medeniyetine insanlığı öğretmiştir..

    ne diyor akif:

    “bir zamanlar biz de millet hem ne milletmişiz
    gelmişiz dünyaya medeniyet nedir öğretmişiz”

    tuvalet denen şeyi bilmeyen adamlar islamın anlattığı tahareti uygulayan milletimizden öğrendiler temizliği..

    bütün bunlar islamın ışığı altında gelişti..

    kitleler islamı kabul etmemiş olabilir..kabul etmemesi ondan hiçbir şey öğrenmediği manasına gelmez..

    ne giydiğinize, neyi nasıl yediğinize, tuvalette nasıl temizlendiğinize bir bakın..islamın neye mani olduğunu, neyi geliştirdiğini görürsünüz..

    ruhunuza yuva yapmış bir örümcek yoksa tabii..

    anlayışa giden yolda kolaylıklar dilerim..
    (gölgeningücü, 14.08.2008 15:40)
  23. gün geçtikce doğruluğu artan tez. çok basit bir örnekle; dünya haritasını elimize alalım, islam coğrafyasına bakalım ne kadar geniş bir yere dağılmışlar değilmi? ancak bu coğrafyanın dolayısıyla dinin kendine has ve diğerlerinden ayrılan bazı özellikleri bulunmaktadır.

    1- dünyadaki en fazla çocuk ölümü bu topraklar üzerinde olmaktadır.
    2-en fakir ve en zengin arasındaki uçurumun en fazla olduğu topraklardır.
    3-kadına 2. sınıf insan/1. sınıf hayvan muamelesi yapılan topraklardır.
    4-ilk getirildiği toplumun kültürü sanki dinin gereğiymiş gibi kangren olarak yayılmış topraklardır. (bkz: araplaşmak)
    5-tecavüzün, ırza geçmenin, kalpazanlığın ve bilimum topluma zararlı eylemlerin hatsafhada olduğu topraklardır.
    6-savaşın hiç bitmediği topraklardır.
    7-lokal ve güncel bir örnek vermek gerekirse yanyana bulunan camii ve kütüphaneden kütüphanenin yıkılıp camii bahçesi genişletilmesi. (bkz: sivas), ayrıca (bkz: sivas olayları)
    8-türkiyede camii sayısının okul sayısından ikiye katlaması.
    9-okuma yazma bilmeyen kadınların kuran okuyabilmesi.
    10-muhafazakar kesimden çok az sayıda bilim adamı çıkması.
    11-kafasındaki türbanı takmasını özgür kılan insanları bir zararı olmayacaksa sevmemesi
    12-türkiye için; doğar doğmaz dini islam yazılması.
    13-en önemlisi ilgili dinin yargılama ve sorgulamaya kapalı olması.

    bu maddeleri uzatmak mümkündür. lakin imkansız olan bunları sıkılmış kafalara sokmaktır.
    (unrshe, 14.08.2008 16:00)
  24. nobel ödüllü bir yazarın, vaktiyle epey ses getiren bir kitabını okuyorum. hermann hesse 'in siddhartha sı. hayatına bir brahman olarak başlayan daha sonra çileci samanaların arasına katılan daha sonra kamala adlı hayat kadınından sevişmenin inceliklerini öğrenen, kumara batan, bir zamanlar küçümsediği ticaretin kölesi olmuş, dünyaları kazanmış bir adam siddhartha. parası, evleri, uşakları varken, birşey eksik; ruhunun boşlukta savrulurken farketmediği bir yoksunlukla günden güne eriyor, kavruluyor siddhartha. susuzluk. ve bir kayıkçının yanında buluyor huzuru. nehrin sesini dinliyor hergün. zaman diye birşey olmadığını öğreniyor ordan, iyi bir insanla cinayet işleyen birinin farklı olmadığını, varlığa değer vermesi gerektiğini öğreniyor. siddhartha nın çocukluk arkadaşı budist rahip govinda onu alnından öpüyor kitabın sonunda. ve binlerce çehre, binlerce nesne görüyor. hepsi bir olmuş. tüm evren yaşlı bir kayıkçının zihnini gösteren şeffaf alnında çözümleniyor.
    şimdi bunları neden anlattım. çünkü kişisel anlamda gelişim her zaman güç, para, statü değildir. realizmden uzak bulabilirsiniz ama benim fikrim bu maddi nicelikler kadar manevi niteliklere de ihtiyaç duyar insan. ve bazı insanların bunu sağlama yolu islam' dır.
    islam dini ise gelişmeye, bilime, çalışkanlığa teşvik eden bir dindir. kur'ânı kerîm'in ilk ayeti oku kelimesi ile başlamaktadır. islâm müfessirlerine göre; " oku " kelimesi üç anlamda izah edilmektedir. 1) kur'ânı oku, 2) insan kitab'ını oku, 3) evren kitab'ını oku. aynı şekilde; zümer 58/9 : " ... hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? ... hz. muhammed in " ilim, çinde dahi olsa, onu bulunuz” ve " ilim her müslüman erkek ve kadın üzerine farzdır. " sözleriyle kastedilen pozitif bilimdir.
    ortaçağda avrupanın yaşadığı karanlık çağ yüzünden hristiyanlık gibi müslümanlığın da toplumları geriye götürdüğünü düşünenler şu gerçeği gözden kaçırıyorlar; hristiyanlik dünya görüsü, yunan medeniyetinde oldugu gibi gözlemleri yorumlama, rasyonel akil yürütme gayretleriyle ortaya çikmamistir. o tarihi açidan judaizm (musevilik) geleneginden dogmustur ama judaizm'den farkli olarak onda insanin maddi yönünü bütünüyle ihmal eden, sadece ruhsal, manevi ve duygusal yanini vurgulayan görüsler hakimdir. vücut temizligi degil, ruh temizligi önemlidir. ıdeal insan bu dünyaya degil melekler alemine aittir. melek gibi olanin süfli dünya isleri olmaz. bu yüzden rahiplere ve rahibelere evlenmek yasaklanmistir. ınsanlar bu dünyaya günahlarini ödemek için gelir. her dogan insan günahkar olarak dogar. çünkü herkesin adem ile havva'nin cennetten atilmasina sebeb olan o ilk günahtan hissesi vardir. kurtulus ısa'yi veya onun yeryüzündeki temsilcilerini tanimak ve teslim olmakla mümkündür. görüldügü gibi, kozmik sorulara cevaplar üreten bu temel prensipler, bilimsel gelenekle bagdasamaz durumdadir.
    ınsanin maddi yani ıslamiyette ihmal edilmez. kim olursa olsun her dogan günahsiz dogar. kurtulus için insanlarin hiristiyanlikta oldugu gibi bir araciya ihtiyaçlari yoktur. akil (rasyonel düsünme) ve kalp (duygular ve sezgi) insanin iki rehberidir. ınsanlarin aklina ve kalbine hitap eden, yani evrendeki olgu ve olaylara dikkat çekip insanlari bakmaya, düsünmeye, duygulanmaya ve sonuçta yorum yapmaya sevkeden ayet ve hadisler burada sayilamayacak kadar çoktur.
    800'lü yillarda tercümelerle baslayan bilimsel faaliyetler, müslümanlarin orijinal katkilariyla 12. yüzyila kadar faal ve çok üretken bir dönem yasadi. ıslam dünya görüsü isiginda gelisen bilimsel gelenek, ayni sekilde 12. yüzyilda arapçadan latinceye tercümelerle ıspanya ve ıtalya kanaliyla bati hiristiyanlik dünyasina ulasti. cabir bin hayyan'in simyasi, harizmi'nin cebiri, ıbni sina'nin kanun'u (tibbi ve felsefesi), ıbni heysem'in optigi ve öklit, arsimet ve batlamyus gibi yunanli yazarlarin orijinal eserleri arapçadan latinceye çevrilen eserlerden sadece bir kaç tanesidir. batili düsünürler yunan gelenegini, özellikle aristotle'i toplumlarina kabul ettirebilmek için farabi'nin, ıbni sina'nin, ıbni rüsd'ün fikirlerini kullandilar, eserlerinden yararlandilar. descartes dahil, bir çok batili düsünürün gazali'den etkilenmiştir
    ancak yakin dönemde ıslam dünya görüsünün, yukaridaki degerler sisteminin etkisiz kaldigini görüyoruz. bunun sebebi olarak ıslam aleminin bilim ve teknolojiyi ihmal etmesi, böylece maddi gücün batililara geçmesi, müslümanlarin yozlasmasi, batidaki gelismelerin sonuçlarinin tahmin edilememis olmasi günümüzün baslica tartisma konulari içindedir. onsekizinci yüzyildan itibaren batili dünya görüsünden kaynaklanan emperyalist emellerden ıslam alemi de etkilenmeye basladi. böylece, ıslam alemi bilim ve teknolojideki ihmalinin bedelini ödemekle karsi karsiya kaldi.
    sonuç olarak gelişimde bir gerileme ya da yetersizlik söz konusuysa bile bu islamdan değil islam aleminin ihmalinden kaynaklanır.
    yazarın notu: yazının bazı kısımlarında www.hidayetsohbeti.net ten alıntılar mevcuttur.
    (leda, 17.08.2008 00:09)