eti daha rahat ve hızlı kesebilmek için yatay eksende değil de düşey eksende çevirmeyi ilk akıl edenin adı neydi hatırlayamıyorum şimdi. iskenderoğlu sülalesinin dedelerinden biri olsa gerektir. ama
iskender kebap da, tıpkı
pideli köfte,
inegöl köfte ve
cantık gibi, ticaret hayatı süratli
bursa çarşısından çıkma, bize özgü bir
fast food ürünüdür.
çarşı'ya gerek kent içinden, gerek çevre ilçe ve köylerden, gerekse çevre kentlerden, kumaş, iplik, mücevher, ahşap işi ve daha türlü çeşitli mal alış-verişi için akın akın insan gelir(miş). çarşı'da hareket hiç bitmez. ancak bunca insanı ve ayrıca esnafı doyurmak için çabuk, pratik ve ucuz bir beslenme düzeni gerekir. ama bu aynı zamanda temiz ve lezzetli de olmalıdır; çünkü gösterişten hazzetmemekle birlikte, keyfine de düşkündür bursa esnafı.
harlı ateşte döndüre döndüre pişirilen et-kıyma karışımı, tamamının pişmesi beklenmeden, uzun bir bıçakla ince ince kesilir. büyükçe bir tabakta hafif bayatlamış pide parçaları üstüne konur. lezzet vermek için salçalı sos ve kızgın tereyağı eklenir. iç baymasını engellesin diye yoğurtla birlikte servis edilir. yanına da daya kuru üzüm
şırasını, al sana hem doyurucu, hem lezzetli, hem de pratik bir esnaf yemeği.
bugün yemekte olduğumuz iskender kebap ise, ne yazık ki, arada kalmış bir yemektir. ne eski zamanların harcıalem esnaf besini olarak kalabilmiş, ne de -fiyat olarak çağ atlasa da- istendiği gibi elit bir yemek çeşidi olabilmiştir.