okullarda karne dağıtılmadan önceki son hafta boş geçen derslerin zevkli hale gelmesini sağlayan oyun. başka da bi zaman oynanmaz niyeyse, yani en azından benim çevremde öyle.
sıkıcı anorganik kimya dersinde hocanın gözünün içine baka baka oynandığında, veya arkadaşlardan oluşan bir toplulukla kar yüzünden bir otobüste mahsur kalındıysa 12 saatlik yolculuk esnasında pek bi eğlenceli gelen, ilkokuldan kalma oyun
üniversitede bile oynanabilen geyik oyun.
isim-şehir-hayvan-bitki-eşya-oyun-marka-ülke-ünlü** başlıkları altında oynayarak eğlence sınırları genişletilebilir.
ünlü 1 - alaattin keykubat
ünlü 2 - alaattin keyhüsrev**
bir de bunun kim kiminle nerede ne yapıyor versiyonu vardı ki bu oyunla nefret ettiğiniz herkişiyi beter durumdan beter duruma sokup kafa bulma rahatlığına erebilirdiniz.yaşlandık artık...
ilkokulda oynamaya başladığım, lise yıllarında çocuk oyunu diye kimsenin oynamadığı, bir üniversite öğrencisi olarak hala oynamaktan zevk aldığım oyun.
en az iki kişiyle oynanır. bir kategoride iki kişi farklı terim yazarsa onar puan, aynı terimi yazmışlarsa beşer puan kazanırlar. bir kişi bilemeyince sıfır puan alırken diğerleri yirmişer puan kazanır. tabela tutulmaz. oyunun oynandığı kağıtlardaki puanlar oyun sonunda toplanarak galip belirlenir. puanların toplanması esnasında ufak çaplı sahtekarlıklar ve gerginliklerin yaşanması oyunun doğasındandır.
üniversite yıllarında başlıkları bölüme uyarlandığında çok eğlenceli olabilecek aktivite. türk dili ve edebiyatı bölümü öğrencileri için osmanlıca kelime/türkolog/divan şairi/akım/eser başlıkları tavsiye edilir. en zevkli kısmı ise türkolog bölümüne lisedeki edebiyat hocanı bile yazıp "abi türkolog sayılır işte" diye mızıkçılık yapmaktır.*
bir de bu oyuna başlamadan hemen önceki kısımda diğer harflere göre bariz sesli şekilde "a" denirdi ve dbdıfvdfcccvvvoııı şeklinde umarsızca sayılırdı, tartışırdık yanlış harfi söyledin diye, küçüktük.
'ı' harfiyle başlandığında 'i' de olsun mu, 'c' ile başlandığında 'ç' de olsun mu... diye oyunun ortasında illa ki sorulan soruya sahip oyun.hatta 'sen bana hayvanı söyle, ben de sana bitkiyi söyliyim' diye bi pazarlığa da girişilir.bazen bi harften iki tane şehir ismi yazılır ki diğerleri senden önce okuduğunda onlarınkiyle aynı olanı çaktırmadan silip fazladan puan alabilesin.kafadan ünlü ismi sallanır sonra da milleti inandırmak için en az izlenen bir televizyon kanalında bilmem ne programını sunduğu iddia edilir.hatta 'evet biliyorum ben onu' diyenler bile oluyo.benim için oyun işte tam o anda başlamış oluyo.
hala çok zevk aldığım bi oyun.
bir zamanlar okuduğumuz öküz (şimdiki hayvan) adlı dergide gani müjde'nin yazdığı bölümün adı idi. oyunun mantığı ile kesişen fakat yazılanlara uzaklara gitmenizi sağlayan yazılardı. eğlenirdik, kafa dağıtırdık, hüzünlenirdik aydan aya. güzel yazıların esin kaynağı idi.
derste bir gün çok sıkılmışız,elimize almışız kağıt kalemi arka sıradakileri oyuna davet etmişizdir.kabul üzerine hemen yazılır;
isim-şehir-hayvan-bitki-futbolcu*-artiz* ...
isim şehir hayvan geçilir , bitki-futbolcu arasında hocanın da gözlerini bizlere dikmesiyle bi kargaşa yaşanır.bizde futbulcu aklımıza gelmemiş sallamışızdır.
-eric , sizinki? (eric diye bi futbolcu vardır mutlaka)
+bizim de enginar*