ramses'in gayri meşru çocuğunun annesi.onu elde etmek için ramses'in düşmanları ile birlikte nefertari'ye tuzak kurmak isteyen sonra sevgisinin büyüklüğüne yenilen kadın.
hakiki adı isetnofret'tir. ancak isisnofret olarak da bilinir. ramses'in nefertari ile birlikte mısırlı iki resmi eşinden biridir. sonradan anlaşma gereği hititli resmi eşler de olacaktır. christian jacq'nun fantastik kurgusuna karşın kendisi ramses'e veliaht veren tek resmi eş değildir. zira nefertari de erkek çocuklar doğurmuştur. bunların bir kısmı genç yaşta ölmüş bir kısmı da yönetim dışı işlerle ilgilenmiştir.
ölümünden epey sonra oğullarından merenptah tahta geçer ve firavun olur.
uyuyor ise bunun için aynı saatleri tercih ettiğimizi düşündüğüm. tesadüfi konuşmaya başladığım ama pişmalığım yoktur. bir yolunu bulup konuşulması tavsiye edilen yazar.
ramses serisinde güzel iset olarak tanıtılan,ramsesin gençlik aşkı,ihtiraslı kadın. nefertarinin ölümünden sonra kısa bir süre kraliçelik de yapıyordu sanırım.
ayrıca yazar olanı için de;hoşgelmiş. *
yağmurlarda ıslandığım, sinemada sevgili koltuğuna birlikte oturduğum, her seferinde güzel bir cappucino içmeyi hayal edip, sürekli sabunlu su içtiğim, dert ortağım, kader arkadaşım, akşam yürürken yıldızlara baktığımda "ne bakıyorsun ki daha yıldızlara, senin yıldızın benim" diyen insan, yanımda hep sevgilim olduğunu hayal ederken kafamı her çevirdiğimde bana sırıtan o güzel yüz.
wondrous statüsüne zeval vermesin. 15 dakikadır gözüm gönlüm açıldı dünya tatlısı miranda kerr için eklediği görsellerle. hiç yazmasa bile amme hizmetiyle faydalı yazar.
çok az bir zamandır tanıyorum bu kızı ve üzülmeme sebep oluyor bu, keşke daha öncelerde tanısaydım keşke daha fazla şey paylaşmaya zamanım olsaydı diye düşündürtüyor bana. ama olsun geç olsun güç olmasın diyorum yinede.*
bir sürü şey yapıcaz daha, biloperat a ezginin günlüğü çaldırıcaz, gizli gizli biz bize zirveler yapıcaz bol bol çikolata yicez falan oo daha neler yapıcaz.
iyi insan hemen fark ettiriyor, bir de böyle sevdiği insana sıcak davranıyor ki hemen ısınıyorsunuz fark etmeden sevdiriyor kendini. sevdim ben de, çok hemde.
üzülmek var bu zamanlarda hayatımızda. çekemeyen insanlar var, kıskananlar, hayatımıza burnunu sokanlar, laf edenler, bilip bilmeden hakkımızda konuşanlar var arkadaşım, olsunlar.. onlar olmadan da tadı olmuyor ya işte en güzel zamanların.
dön sen yine. sen yaz okuyalım biz, güzel şeyler okuyalım, güzel insan tanısın insanlar. saklama kendini insanlardan, esirgeme.
bir de üzülme sen gül hep, çok yakışıyor çünkü.
delidir, deli.
çikolata delisi hemde. nasıl bir çare bulucaz bu duruma bilmiyorum ama onu böyle seviyorum. böyle sevdiriyor o kendini. çikolata gibi bağımlılık yapıyor kimi zaman da. çok tatlı oluyor sütlü çikolata gibi bazen de çok acı oluyor sütsüz çikolata gibi. öyle de farklı biri. acısıyla tatlısıyla seviyorum ben onu.
kendisini istanbul üniversitesi'ni kazanan her yazar az çok bilir. bilmiyorsanız bence tanışmalısınız. esasında bu kadar iddalı değil kendisi . fakat kayıt konusunda , üniversite konusunda, eve çıkma , yurtta kalma konusunda 10 numara bilgili. dahası hiçbir yardımdan kaçınmıyor. hani şöyle diyim öss şeysini açtınız. baktınız istanbul üniversitesinde herhangi bir bölüm. bence alta direk kyk nın adresinin yanına ufak bir iset butonu koymalılar. her türlü konuda 10 numara yardım alabilirsiniz.
umarım azıcık büyüdüğümde onun gibi olur da millete yardım ederim. zira benden aldığı hayır duasıyla cennetin kapıyı araladı. öyle diyim.
ayrıca muhabbeti de hoş lan. böyle nasıl desem sözlük kızlarından çok farklı. mesela bişi yazıyosun di mi ? en fazla 20 sn bekletiyo cevabını. öyle işte. valla istanbula vardığımda bize bi şehir turu ayarlasın. sağı solu göstersin. yoksa kaybolur gideriz vallahül azim.
tanışmamızın üzerinden neredeyse yıl geçmiş ve açıkça söylüyorum ki utanıyorum, kendisi için birşeyler yazmamışım henüz. oysaki yazılacak onca güzel yönü, onca güzel yanı var iken böyle aymazlık yapmışım ben. kendimi kınıyorum burdan.
iset, herkesin hayatında bulunmasını isteyebileceği bir insan öncelikle. doğuştan geldiğini düşündüğüm anlayış yüklü bakışları onu her daim iyi bir insan olarak hatırlamanızı, aklınıza düştüğünde 'aaa şimdi iset te burada olsaydı' demenize sebebiyet veriyor. o kadar iyi niyetli ve etrafındaki, hayatındaki insanları öylesine detaylı bir şekilde düşünüyor ki, bazen şaşırıyorsunuz bu durum karşısında. herkeste göremeyeceğiniz şekilde bir tevazuyu da bunların yanında taşıyor kendisi. konuşmasını, yazmasını, dinlemesini biliyor, paylaşmayı seviyor. onunla birşeylerinizi paylaştığınızda ise mutlu olduğunu hissettiriyor. gerçekten öyle iyi bir insan ki, bu gülüşüne, duruşuna ve her hareketine yansımış vaziyette. onu tanıyanlar benimle aynı görüşte olacaktır eminim ki, duruşunda ki doğallığı çok azımız çoz az insanda görmüştür. bu sebeple ki şanslıyız onu tanıdığımız için.
isterim ki üzülmesin bu tatlı arkadaşım, gülüşü yüzünden eksilmesin ama hayat her zaman hep istediğimiz gibi gitmiyor. zor dönemleri oluyor hepimizin. onun da öyle dönemleri oldu ama güçlü o, ben biliyorum. hepsini atlatabilecek güçte. hayatına gireceği erkeği mutlu edeceğinden şüphem yok benim. o benim için aşk meşk defteri kapandı dese de, hayatın önüne getireceği durumlara kayıtsız kalamayacağından nedense adım kadar eminim. ya içime doğuyor ya da aptala malum oluyor, bilmiyorum * .
mutluluğu giyse en çok ona yakışacak eminim bundan. yüreğiyle, dostluğuyla, samimiyetiyle, içtenliği ve yakınlığıyla dört dörtlük tatlı ve kendi katılmasa da o şirkette çalışabilecek kadar güzel bir arkadaşım. seviyorum kendisini*.!:
antalya'da bir zirve esnasında tanışılmış, hoş sohbet, sevimli mi sevimli bir de zeki insan yazar şeysi. birilerinin kuzeni olduğunu öğrendik sonradan. bir sonra ki zirveye katılamayıp beni ziyadesiynen üzüp, süzmüştür kendileri. pek bir hanım hanımcık duruyordu bir de. böyle nasıl oturup, kalkması gerektiğini iyi bilen bir arkadaşım. kendilerini yeniden aramızda görmek dileğiynen esen kalsındır. *
beni itü sözlükle tanıştıran, her türlü zırvalamamı dinleyen, sabırlı, bana akıl vermekten bıkmayan, her zaman destek olan, bir abla gibi kollayandır. ilk gördüğüm andan itibaren sevdim, seviyorum ve hep seveceğim bilsin.
elimde olsa ona ice tea fabrikası alırdım. ama bir koli getiricem ona. hemi de şeftali.*
antalya' da monopoly cafe' de bir zirve sonucu tanıştığım ice tea şeftali hastası yazar. hafiften çatlak, tevazuyu elden bırakmayan, olgun bir bünye işte. türkiye' nin en iyi üniversitelerinden birisinde okumakta. bir de garip bir şey, hani bir insanla konuşurken etrafına ışık yayar ya; kendisinde bu ışığı fark etmemeniz olanaksız.
girizgahtan sonra gözlemlere geçelim.
1- tabu oyununda ciddi anlamda bilgi sahibi olduğunu göstermişti. sanırım anlattığımız noktalar uyuşuyor; gak desem bildi, guk desem bildi anlattığım kelimeyi*
2- ciddi anlamda düzgün konuşan bir insan. sanki diksiyon dersi almış gibi.
3- ses tonu ve üslubu insana güven veren türden. al karşına sen konuş o dinlesin. enteresan tabi.
4- bir de muhabbeti süper gerçekten. sabahlara kadar konuşulur kendisiyle. aferin.
şimdi dostlar, bu kardeşimizin karakterini tahlil etmişsin ancak kötü bir huyunu bulamamışsın derseniz eğer; henüz göremedim öyle bir huyunu derim ben.* garip bir durum ama böyleyken böyledir efendim.
en zor anımda bilgisayarını vermiş yardımsever yazardır kapı komşumdur . kendi bilgisayarından sana nick altı giriyorum bunu kim bilir ne zaman okursun onu bilemiyorum tabi.
eline bir kandil al. düş sokaklara, yollara... yıllarca aşk'ı ara. senin için yaradılanı, sana ait olanı ya da alnında yazanı. bir sürü insan çıksın karşına, bir sürü insanla tanış. kadınlarla ya da adamlarla. binlerce insanın yüzüne tek tek bakarak, yılların geçsin. ömür tüket. asla böyle bir yüz, asla böyle bir yürek, asla böyle bir karakter bulamayacaksın. o yüzden vazgeç, arama...
o eşsiz bir dost, o eşsiz bir kardeş, arkadaş, kader ortağı, yaren ve daha nicesi... ben tüm bunlara kısaca iset diyorum işte.
bir küskün, bir barışık.
onunla ilişkimiz bu şekilde. son zamanlarda birçok kişiyle böyle olsam da bu iset kişisiyle aramızdaki durum daha bir farklı.
ha bir de şu var. biz küsüşüyor, uzun aralardan sonra tekrar konuşuyorz ve tekrar muhabbet ilerledikten sonra geçmişe yönelik kalıplarımız var. "haklıymışsın".
ağzıma sıçarken öyle demiyordun ama...
bir de benle dalga geçtiğin günleri de unutmadım. kafa-beyin-kulak-göz-el koordinasyonumun daha iyi olduğu bir zamanda ağzına sıçar bir giri gireceğim, ama şimdilik küs kalmayı beceremediğimiz insan diyerek geçiştiriyorum. bozukluğu anlamadan öncesine dayanır tanışıklığımız ve biz daha çok isimler devireceğiz. ha bir de tribini yesinler senin.
kendisiyle bir oyunumuz var bizim. birbirimize verdiğimiz sözleri hiçbir zaman tutmamazlık etmeyeceğiz. mesela o ömründe bir sefer bile olsa midye yiyecek benim için. ben de onun yanına koşup gideceğim taa antalya' dan istanbul' a. tutulamayacak sözler verilmeyecek mesela. geçmiş ve orada kalmış olanlar, yaşanılanlar, yapılan hatalar hepsi unutulacak. bundan sonrası tertemiz bir sayfa olacak ve o sayfayı beraber dolduracağız. eski liseli ergenlerin geyiği gibi değil ama gerçekten bembeyaz bir sayfa olacak önümüzde.
mayıs ayında tam yirmi iki yaşında oldum. yirmi iki koca sene geçmiş ve bundan sonra kaç sene yaşarım bilmiyorum. sadece şunu biliyorum: